Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   Selahattin Demirtaş’a Açık Mektup   İLGİLİ HABERLER ve SINIRÖTESİ KÜRT DÜŞMANLIĞI   Faiz Cebiroḡlu:Hasip Kaplan demeci üzerine bir not..   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mustafa Elveren:HDP’yi İtibarsızlaştırmak İsteyenler Boşa Çıkarılmalı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Bülent Tekin:Selahattin Demirtaş'ın yeniden aday olmaması   Abschiebung nach Pakistan verhindern   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

08) Ali ERDO?AN: Bu vah?etin hesab?n? kim verecek?-23.04.2011




08) Ali ERDOĞAN: Bu vahşetin hesabını kim verecek?-23.04.2011





Türkiye, diğer devletlerde olduğu gibi, kurumları vardır. Polis teşkilatı, YÖK, TRT.... ve Yüksek Seçim Kurumu (YSK) gibi. Bu kurumlar, vatandaşa hizmet etmek için varlar. Bizdeki kurumlar, yapma çiçek gibidirler. Gerçek kurumlara benzerler ama başkalarının direktifleriyle hareket ederler. Hizmet yerine, acı ve ıstırap çektirirler vatandaşlarına.

Polis teşkilatına bakalım. Vatandaşın huzur içinde yaşaması için kurulmuştur. Görevi: Suç işlediği sanılan kişileri yasa kuralları gereği, kişiyi incitmeden yakalamak ve adalete teslim etmektir. Bilir ve bilmesi gerekir ki, mahkeme kararı olmadan herkes masumdur. Yasalarımıza göre soruşturma savcılarca yapılır. Ama, bizde polis yapar. Sorgu yöntemini de günlerce sorguda kalanlar daha iyi anlatır sizlere...


Bizim polise öyle emirler yağdırılır ki, normal zamanda yakalayacağı, savcıya götüreceği kişi ve kişileri, devletlerin yaşamında nadiren görülecek yakalama biçimini bizde normalmış gibi sabaha karşı kişinin kapısını kırarcasına, içeri dalar, huzuru korumakla görevli olduğunu unutur, evin içinde çocukların yanında terör estirir. Çocukların Psikolojisi üzerinden bırakacağı tahribatı da bir Psikoloğa sormak gerek.


Ülkemizde bir de YSK’mu diye bir kurum var. Onun da görevi: Ülkede yapılacak seçimin yasalara uygun bir tarzda yaptırmaktır. Bu kurum yasalara göre bağımsız olup, kararları kesindir.


Her ülkede genel bir uygulama var: Yasaları bilmemek mazeret sayılmaz. Örneğin: Bir lokma baklava çalan 4 yıl ceza alır(!) diyorsa. Bunu çalan, “ben bu yasayı bilmiyordum” diyemez.


Ülkemiz bir seçim atmosferine girmiş. Bazı partiler, adaletli(!) seçim barajından sıyrılmak için bağımsız aday olarak aday oldular. Bu seçimin ülke için farklı bir yanı var. Oluşacak meclis yeni bir anayasa yapacak. Şayet Emek, Özgürlük ve Demokratik Bloğu 45-50 Milletvekiliyle meclise girerse, kilit parti olup Demokratik bir anayasanın çıkması için zorluyacak. Bu nedenle bazı kişilerin kulağına su kaçmış ki, YSK’na şikayette bulunmuşlar, bağımsız adayların yasal engeli var diye. Sözde şikayeti alan YSK’da yasal araştırma yapmadan veto kararını vermiş.


Oysa ki, 5237 sayılı Adli Sicil yasasının ilgili maddesine göre: Suç işleyipte seçme ve seçilme hakları ellerinden alınan kişiler, suçun işlemiş tarihinden 3 yıl sonra kişinin tüm hakları iade ediliyormuş deniliyor. Veto edilen adayların engelleri 3 yıldan çok önce işlenmiş. Bazılarının ise 30-40 sene önceymiş.


Bu durumu araştırmak YSK’nun görevi, vatandaşın değil. Bazıları YSK’una direktif vermiş olsa gerekir ki, YSK’da Kürtlerin önüne bir zarf attı, yerlerse ne ala. Nasıl olsa YSK’nun kararları kesindir.


Atalarımızın “el mı yaman, bey mi? Elbette ki el yaman” özdeyişini bilmezden geldiler. Kürtler eski Kürtler değil. Cin şişeden çıkalı yıllar oldu. Uyandılar Kürtler. “Alavare, dalavare Kürt Memo nöbete gitmeyecek” artık. Öle, öle ölüm korkusunu da yendiler. Türkler gibi onurluca tüm halklarla birlikte Türkiyeli olarak yaşamak istiyorlar. Her türlü bedeli göğüslemeye hazırlar. Bu nedenle Kürtlerin yaşadığı her alan birer ‘TAHRİR MEYDANI’ne dödü ve döner de. Hesaplar buna göre yapılmalı...


Bu kanunsuz engeli aşmak için, halk meşru tepkisini silahsız olarak gösterdi. Dağa çıkanlara terörist diyorlar. Barış için dağdan dönenleri cezaevine koyuyorlar. TBMM’ine girmek istiyene yasak diyorlar. Legal politika yapanlara (ki bunlar ömründe eline silah bile almamışlar) KCK’lı terörist diyorlar. Vatandaşın taşlı tepkisine silah, slogana biber gazı kullanılıyorlar. Ey aklı başında olan yurttaşlar, Kürtlere ne öneriyorsunuz şu 21.yy’da?


Ölümün, kanın, barutun, biber gazın, işkencenin, tutuklamanın, gözyaşlarının ve öfkenin hakim olduğu Kürdistan’da ortam son derece gergin. Ve Bismil’de lise öğrencisi Halil İbrahim Oruç polis kurşunuyla öldürüldü. Öğrenci öldürüldükten sonra, polis hıncını alamamış ki, cenazeyi tekmeliyor ve dişlerini kırıyor. Cenaze kaldırılınca yerdeki dişler görüntüleniyor.


Şimdiye kadar eklenen olmadiyse, Türkiye genelinde 50 yaralı, 224 gözaltı var. Yapılan ve yapılmakta olan işkencenin de çetelesini tutma olanağımız yok şimdilik. Yapılan bu saldırıları haklı bulmuşlar ki, bu satırların yazıldığı ana kadar bir yetkili, öldürülen çocuğun ailesine başsağlığı dilemedi. Sayın Başbakan suskunluğunu sürdürüyor, 23 Nisan Bayramı için yurda gelen yabancı çocuklara gülücükler yolluyor. Halil İbrahim’in bayram yapma hakkı yok Başbakana göre. Çünkü o bir Kürt çocuğu. Ne zaman Kürt çocukları bayram törenlerine kabul edildiler ki? Yanılmıyorsam, Diyarbekir’li çocuklar, özel giysileriyle Amerika’ya gitmişlerdi bir festival için. Dödüklerinde çocuklar soruşturmaya uğramışlardı. Maksat çocuk yaşta onları hırpalamak....


Sizlerinde bildiği gibi, Bu kez haksızlık Bağdat’tan değil, halkın onurlu mücadelesi sonucunda, YSK yaptığı yanlıştan döndü. Bu süre içinde akan kanın, yapılan liçn girişimlerin, işkencenin ve tek kelimeyle maddi ve manevi kaybın hesabını kim ve kimler verecek? Ülkede onurlu savcıların olduğunu görmek istiyoruz.


Son olarak ölen gencin ailesine başsağlığı dilerken, başta AHMED HALKI OLMAK ÜZERE İNSANLIK ONURUNA SAHİP ÇIKAN KÜRT HALKINA ve BİLEŞENLERİNİ SELAMLIYOR; ÖNLERİNDE SAYĞI İLE EĞİLİYORUM!!!

Ali Erdoğan

elbistanliali@fsmail.net











Copyright © KURDISTANA BAKUR-BIJI KURDISTAN Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2011-06-01 (757 Okuma)

[ Geri Dön ]



Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution