Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.






Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM-30.11.2011

BÖLÜM (1)



BİR; ABDULLAH ÖCALAN NIN SURİYE DEN ÇIKARILMASI İLE TÜRKİYE YE GETİRİLMESİ VEYA ANLAŞARAK GELMESİNE KADAR GELİŞEN SÜREÇ

Abdullah Öcalan ve PKK nin diğer kurucuları hakkında,198O darbesinden sonra açılan ve Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde devam eden toplu bir dava vardı.Ancak faşist,sömürgeci,emperyalist Türk devleti söz konusu davanın çok sanıklı olması, iddianamesinin sonraki yılların olaylarını kapsamaması ve bazı sanıklarının da yakalanmamış olması nedeni ile henüz ifadelerinin dahi alınmamış olması karşısında,bu davayı kısa sürede bitirilmenin olanaksızlığı yanında, esasen söz konusu dava üstünden Apo nun tutuklanması halinde,

Ankara da yargılamasının yapılmasının da zorunlu olacağı nazara alınarak, 1988 yılının Eylül ay başında, Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde hakkında yeni(ikinci) bir dava açıldı.Bu dava sadece Apo hakkında açıldığından, TC nin kendisini Suriye den çıkartma yada getirme konseptini devreye soktuğunu,öte yandan süratle sonuçlandırılacak bir davayı hedeflediklerini göstermekteydi.Bu nedenle 16 Eylül 1988 tarihinde dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş,Hatay ın Reyhanlı ilçesinde yaptığı konuşmada Suriye yönetimini tehdit ederek,Apo nun sınır dışı edilmesini veya teslim edilmesini istedi.Cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ise, Türk Meclisinin açılış yıl dönümü olan 1 Ekim 1988 tarihindeki konuşmasında,Suriye yi daha açıktan ve daha sert bir dille tehdit etti.Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ise, aynı akşam Meclis'in açılış kokteylinde yaptığı açıklama ile TC nin tavrını bir daha ortaya koydu Başbakanı durumundaki Mesut Yılmaz ise, "Suriye'ye karşı Birleşmiş Milletler yasasının 51. maddesi bize meşru müdafaa hakkı vermektedir" sözleri ile Demirel gibi Suriye ye karşı savaş başlatacaklarını açık bir dille ortaya koydu. Yirmi yıla yakındır Apo Suriye de bulunmasına rağmen,Türk devletinin yetkililerinin ilk kez savaş tehdidine dayanarak; teslim edilmesini yada Suriye nin dışına gönderilmesini istemelerinin bir nedeni;2OO1 yılının başında açıkça somutlaştığı üzere,savaşın Türk hazinesini boşatması,ağır bir borç yükü altına sokması ve devam eden savaş durdurulmaksızın ekonomilerinin kendisini toparlama ihtimalinin de bulunmamasıydı.Ekonominin bu durumunun içerde sosyal patlamalara ve siyasi krizlere de yol açacağı açıktı.Zaten gerilla savaşı ile hiçbir devlet tarih sahnesinden kıldırılmamış,ancak her gerilla savaşı ekonomik siyasi ve sosyal krizleri doğuran patlamalara yol açarak hedeflerine gidebilmişti.Toparlanmak için savaşı bir şekilde durdurmak gerekiyordu.


Yunanistan'daki siyasi çevrelerle ilişki kurabilmesi için Rozerin kod adını kullanan Ayfer Kaya nın görevlendirilmiş olduğu, Apo nun TC ye getirilmesinden sonraki süreçlerde yapılan açıklamalardan anlaşıldı.Yunanistan daki PASOK milletvekili Kostas Baduvas Şam'a davet edildi. Ayfer Kaya nın açıklamalarına göre;6 Ekim 1998'de Şam'a gelen Baduvas ile bir görüşme yapıldı.Ayfer Kaya nın açıklamalarına göre; Kostas Baduvas,hükümetlerinin Apo nun Yunanistan a gelmesini kabul ettiğini ve gelmesi halinde Atina havaalanında karışlayacaklarını söylemişti.Nuseyri ağırlıklı Suriye Baas Hükümetinde, bir suni olarak cumhurbaşkanı yardımcısı durumunda bulunan,ancak daha sonra Esad tarafından tasfiye edilen Abdulhalim Haddam, Hürriyet Gazetisinin mensubu olan Muammer Elveren e vermiş olduğu 29 Nisan 2O11 tarihli röportajında;”Apo, Suriye de iken Türk askeri ataşesi ile aynı apartmanda kalıyordu” dedikten sonra, Türkiye nin yetkilileri ile savaş tehdidinde bulunması üzerine, kendisi ile bizzat görüştüğünü ve “Senin için Türkiye ile savaşamayız” demesinden sonra da, Abdullah Öcalan nın Suriye yi uçakla terk ettiğini açıkladı.Abdullah Öcalan, Suriye-Şam Havaalanı'ndan 9 Ekim 1998 tarihinde Atina'ya hareket etti.Öcalan'a, Ayfer Kaya'nın yanı sıra Suriye İstihbarat Teşkilatı Muhaberat üyesi olan iki kişi daha eşlik ediyordu.


Ancak aynı gün, yani 9 Ekim 1998 de Apo nun içresinde bulunduğu uçak Atina havaalanına indiğinde ise, havaalanında karşılama sözü veren PASOK milletvekili Baduvas ortalıkta yoktu Kostas Baduvas'ın yerine, Yunan İstihbarat Servisi olan EYP Başkanı Albay Haralambos Stavrakakis ile yardımcısı Binbaşı Sava Kalenderides vardı.Yunanistan da Simitis hükümeti Öcalan ı istemediğinden Kostas Baduvas karşılamada yoktu.Bunun üzerine aynı günde Öcalan, Kalenderides ve diğer refakatçileri ile birlikte Moskova'ya doğru hareket etti.O dönem PKK nin Rusya sorumlusu durumunda bulunan ve örgütün Merkez Komite üyesi durumunda olan Mahir Welat(Numan Uçar), Rüstem Broyi ile Rus Liberal Demokrat Partisi Başkanı Vladimir Jirinovski ve Duma Jeopolitik Komisyonu Başkanı Aleksey Mitrafanof Öcalan ve beraberindekileri karışladıktan sonra,kendisini önce Jirnovsiki nin,evine, sonra Moskova'nın 15 kilometre batısında Odinsovo'daki Rusya istihbaratına ait özel bir eve, ve en sonda Aleksey Mitrafanof evine yerleştirmiş oldukları anlaşılmaktadır.Öcalan,Rusya'dan siyasi sığınma talebinde bulundu.Duma'nın Jeopolitik Komitesi önce Öcalan'a yönelik izlenen politikayı kınayan bir karar alarak,söz konusu karar Mitrafanov tarafından basına açıklamasından sonra, 4 Kasım'da Duma nın 298 milletvekili yeni bir karar daha alarak, Rusya'nın Öcalan'a siyasi sığınma hakkı tanınması için bir karar tasarısını onaylamış oldular.Ancak ABD dışişleri bakanı Madline Albirght ın adına sözcüsü James Rubin yaptığı açıklamada; bu duruma sert tepti göstererek,hiçbir ülkenin sığınma hakkı tanımasını kabul etmeyeceklerini dile getirerek;Rusya hükümetinin Abdullah Öcalan ın ülkelerinde bulunup bulunmadığını araştırdıktan sonra,iade etmesini, yada sınır dışı etmesini istedi.Mitrafanof, Rusya Başbakanı Yevgeni Primakov ile görüşerek,Öcalan'ın ülkelerinde kalması için izin vermesini istediyse de,red yanıtı alındı.Bu nedenle olmalıdır ki; Rusya İçişleri Bakanı Sergei Stepaşin,Avrupa Konseyi'nde düzenlediği basın toplantısında, Duma'nın aldığı kararın hiçbir öneminin olmadığını belirtti. Öcalan ı,Moskova'ya geldiğinde karşılayan ve evinde konuk eden Jirinovski nin yanında, Mitrafanof ve Rusya nın güvenlik ve istihbarat yetkililerinden Heba Çili hep birlikte Öcalan'ın kaldığı eve geldiler.Öcalan a, Rusya yı terk etmesini söylediler.Rusya hükümetinin de Öcalan için ABD ve Batılı ülkeler ile var olan siyasi ilişkilerini gerginleştirip bozma sürecine sokmayacağı açıktı.Türkiye nin Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mehmet Ali İrtemçelik in başbakan Mesut Yılmaz ın mektubunu Moskova ya götürüp temaslarda bulunmasından sonra,Rusya defteri kapanmıştı. Bunun üzerine Belarus (Beyaz Rusya) yetkilileri(Dışişleri Bakanı, Parlamento Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Juri Aleseviç ve Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko'nun Özel Kalemi'nden bir yetkililer) ile Ekim ayının sonlarına doğru bir görüşme yapılarak,Öcalan nın sığınma talebini içeren mektubu sunulmuş ve ilk etapta Devlet Başkanı Lukaşenko, talebe olumlu yaklaşım gösterir gibi olmakla birlikte,10 Kasım'da İçişleri eski Bakanı İsmet Sezgin in Belarus'u ziyaret etmesi üzerine;Rusya nın kararlarını uygun bulmadığını gerekçe göstererek, kapılarını kapatmış oldular.Ruslar,Abdullah Öcalan nın Yunanistan a veya Kıbrıs a gitmesini istiyordu Öcalan,henüz Moskova'da iken, Yunanistan Parlamentosu'ndan 109 milletvekili, kendisini Yunanistan a davet eden bir bildiri yayınlamışlardı.Bildiriyi imzalayan kişiler içinde 1997 yılında bir grup milletvekili ile birlikte Öcalan'ı Şam'da ziyaret eden ve Yunan parlamentosu başkan yardımcılına gelmiş olan Panoyotis Sguridis de vardı. Ancak İtalya da Massimo D'Alema hükümetinde koalisyon ortağı olan partilerin Ekim ayı sonlarında, Öcalan a sığınma hakkı verilmesi ve ülkelerinde kabul edilmesi için bir açıklama yapmış olmaları göz önünde bulundurarak,İtalya da olanak araştırılması istendi.O dönem ERNK nin İtalya yetkililerinden olan Ahmet Yaman nın,İrfan Doğan a, “Uluslar arası Komplo” isimli çalışması için yaptığı açıklamalardan anlaşılacağı gibi,kendisi İtalyan hükümetinin başbakanı Massimo D'Alema ile görüştükten sonra,pek gönüllü olmasa da Öcalan nın ülkelerine gelmesini kabul etmişti.Bunun üzerine de Yeniden Yapılanma Komünist Partisi Milletvekili Romana Montavani ile birlikte Moskova'ya, Öcalan'ı almaya gittiklerinde; havaalanında Rus İstihbaratının yetkililerince karşılanmalarından sonra, Öcalan, Ayfer Kaya, Mecit Mamoyan ve Yeniden Yapılanma Komünist Partisi milletvekili Romana Montavani ile birlikte, 12 Kasım 1998 gününde uçakla Roma ya gelmiş oldukları anlaşılmaktadır. Öcalan, İtalya'ya geldikten sonra. davasını aynı zamanda Yeşiller Partisi'nden milletvekili olan Luigi Saracini, Demokrat Sol Parti'den milletvekili olan Giuliano Pisapia üstlendi. Massimo D'Alema hükümetinde koalisyon ortağı olan partilerinden iki milletvekilinin Öcalan a Rusya dan çıkarken eşlik etmesi ve vekilliğini üstlenmeleri bir tür güvence gibi görülüyordu.Ancak İtalya da Apo hakkında tutuklama kararı alındı.Bununla birlikte D'Alema,Öçalan nın ölüm cezası olan bir ülkeye(TC) iade edilemeyeceğini,kendi kanunlarına göre bir yargılama yapabileceklerini açıkladı.Bu durum karşısında Türkiye de, İtalyan mallarını boykot etme süreci başlatılarak, iç ve dış kamuoyu İtalya ya tepki göstermeye yönlendirildi.Bunun üzerine de İtalyan işadamları Apo nun iade edilmesini talep eden açıklamalarda bulunmaya başladı.O gün muhalefete bulunan Forza İtalia Partisi lideri Silvio Berlusconi de, Apo nun barındırılmasına tepki gösteriyordu. Bu durum bazı hükümet üyelerin de çatlak sesler çıkarmasına yol açmaya başladı.Bu baskılara rağmen D'Alema; Öçalan nın,(Ad Hoc mahkemesinde, yani sadece Öcalan'ın kişisel durumunu ele alacak bir mahkemede) davasının görüşülmesini,veya uluslararası bir mahkemenin kurulmasını,yahut da Apo'nun bir Avrupa ülkesine verilmesini seçenek olarak sunuyordu.


Bu süreçte ABD Dışişleri Bakanlığı Birinci Yardımcısı Strove Talbott, Roma'ya gelerek,mevkidaşı İtalyan Dışişleri Bakanı Lamberto Dini ile görüşerek,”PKK terör örgütüdür,Abdullah Öcalan ya Türkiye ye iade edilmeli, yada sınır dışı edilmelidir” görüşü ile baskı kurmaya başladı.ABD, İtalya ve Almanya nın kendi görüşleri ve bağımsız inisiyatifleri ile herhangi bir seçenek geliştirmelerine karşıydı.Türkiye de Cumhurbaşkanı Demirel,Uluslararası Kriz Grubu nun Sheraton Oteli'nde gerçekleştirdiği toplantıya sorunun uluslararası bir mahkeme ve konferansa konu edilmesi ihtimalini ortadan kaldırmak için,Özel Kalem Müdürü Rafet Ergünay aracılığı ile mesaj gönderdi.



İtalya Başbakanı Massimo D'Alema, Bonda, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder ile yaptıkları görüşmeden sonra, Türkiye nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini,ancak soruna bir çözüm bulabilmek açısından da uluslararası bir mahkeme tertiplenmesi gerektiğini açıkladılar.Bonn daki bu toplantı sonrasında, Almanya Dışişleri Bakanı Joska Fisher ile İtalyan meslektaşı Lamberto Dini, söz konusu toplantının devamı niteliğinde görüşmeler gerçekleştirdi.Roma da çalışmalarına devam etmek üzere, uzmanlar grubunu görevlendirdiklerini açıkladılar.Ancak Roma'da kurulan Almanya-İtalya ortak hukuk komisyonu, sadece üç gün çalışabildikten sonra fesh edildi.Bu çerçevede Almanya ve İtalya nın sorunun çözümünde başı çekerek etkili olma amaçlıda olsa kurdukları komisyon,Öcalan ı yargılayacak bir uluslararası mahkeme kurulmadı ve bunun sonucunda da sorunu görüşebilecek konferans planlaması da pratiğe geçemedi.

“Öcalan, İtalya daki Palestrina Hastanesi'nde gözetim altında iken, Almanya, Öcalan hakkındaki uluslararası tutuklama emrini, amacı iade olmayan yeni bir tutuklama emri ile değiştirdi. Alman hükümet sözcüsü Uwe-Karsten Heye, Bonn'da yaptığı basın toplantısında, Almanya'nın iade talebinden vazgeçtiğini açıklıyordu.Almanya'nın bu tutumu İtalya'nın da tutumunu değiştirmesine neden oldu. Almanya, bir anlamda İtalya'yı bu konuda yalnız bırakmış, elini taşın altına uzatmamıştı. Bunun üzerine, 20 Kasım 1998'de İtalya Adalet Bakanı Luciano Diliberto, Roma İstinaf Mahkemesi Başkanı Andreas Vella'dan, Abdullah Öcalan hakkındaki tutuklama kararını kaldırmasını istedi. Adalet Bakanlığı'nın istemini kabul eden İstinaf Mahkemesi, Öcalan'ın, Roma dışına çıkmamak kaydıyla bir evde ikametine karar verdi.”(Yenişafak online com(yenisafak com tr) yayımlanan;”Mit in 13O Günlük Apo Kovalamacası” başlıklı yazı dizisi)

Yenişafak online com(yenisafak com tr) yayımlanan;”Mit in 13O Günlük Apo Kov
alamacası” başlıklı dizi yazısında;”Öcalan'nın Roma'ya gelmesinden bir gün sonra,kendisini ziyarete giden Sürgünde Kürt Parlamentosu Başkanı Yaşar Kaya nın;“Öcalan bana dedi ki: Hoca, galiba bu gidişin sonu Türkiye'dir." Şeklinde açıklamada bulunduğuna atıf yapılmaktadır.


Türkiye ve ABD ile İtalya daki iç muhalefetinin baskısına daha fazla dayanamayan D'Alema hükümeti, Öcalan'ı üçüncü bir ülkeye göndermek için arayışlara girdi.İtalya Dışişleri Bakanı Lamberto Dini, bu amaçla Moskova'ya bir ziyaret gerçekleştirdi. Rusya Başbakanı Yevgeni Primakov ve Dışişleri Bakanı İgor İvanov ile bir görüşme gerçekleştiren Dini, Öcalan'ın tekrar Moskova'ya dönmesi teklifinde bulundu. Dini, görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında, görüşmede Öcalan'ın da durumunu ele aldıklarını ifade ettikten sonra şunları söylüyordu; "Moskova'ya ziyaretimin amacı bu konu değildi. Ancak bu mesele ile ilgili olarak görüş teatisinde bulunma imkanı oldu." Oysa, Dini'nin Moskova temasları ile ilgili İl Giorniale gazetesinde yayınlanan bir haberde görüşmenin merkezinde Öcalan'ın olduğu yazılıyordu. Gazetenin haberinde, Dini'nin Rusya'ya, "Öcalan'ı geri alın, size IMF'nin bloke ettiği 1998 yılı yardımının ilk bölümü olan 8 milyar dolarlık krediyi açtıralım" dediği ileri sürülüyordu.Öcalan ve ERNK temsilcileri Kani Yılmaz, Şemse Kılıç ve Ahmet Yaman'ında bulunduğu sekiz kişi ile kaldıkları evde; Senegal, Finlandiya ve Avusturya seçenekleri üzerinde de durdular.Ancak sonuç olumsuzdu..16 Ocak günü Öcalan, İtalya'dan ayrılmak üzere evden çıkarıldı.Öcalan evden çıkmadan önce, özel harekat timleri evin bulunduğu sokakta konumlanmış olan gazetecilere oyun oynayarak çıkarılma işlemini gerçekleştirdi. Öğlen vakti saat 12.00 sularında Via Male(cehnem sokağında) sokağından içerisi görünmeyen özel camlı bir araç. Önünde ve arkasında birer araçla sirenler çalarak ayrılır.Abdullah Öcalan 66 gün önce ayrıldığı Rusya'ya tekrar geri dönüyordu.Champigno havaalanından 16 Ocak 1999 tarihinde öğleden sonra kalkan uçak, içinde Öcalan ve yandaşları olduğu halde Rusya'ya geri dönüyordu.Öcalan'a, Ahmet Yaman'ın yanı sıra Kıbrıs ERNK yetkilisi Nucan ve ERNK üyesi Mehmet Balcı ile Mecit Mamoyan isimli Rusyalı bir Kürt şahıs eşlik ediyordu.Tarihler 16 Ocak 1999'u gösterdiğinde, Öcalan ve yanındakilerin taşıyan uçak Moskova yakınlarında eski adı Gorki olan Nijnongrudi havaalanına indi. Öcalan burada, sözde Sürgünde Kürt Parlamentosu üyesi Cemal, Mahir Welat, Rüstem Broyi ve Aziz Cevo ile Rus milletvekillerinin de aralarında bulunduğu bir grup tarafından çiçeklerle karşılandı”( Yenişafak online com(yenisafak com tr) yayımlanan;”Mit in 13O Günlük Apo Kovalamacası” başlıklı yazı dizisi)

Bu çiçekli karşılama kısa bir süre sonra tutuklamaya dönüştü.Rusya başbakanı Pirmakov,Öcalan nın izlenmekte olduğunu ve ABD dışişleri bakanın Rusya ya yakında geleceğini göz önünde bulundurarak,ülkesinden çıkarılmasını istedi.Öcalan,20 Ocak günü Aziz Cevo ile birlikte askeri bir uçağa bindirilerek Tacikistan'a götürüldü Bunun üzerine Öcalan, Ayfer Kaya ile diyaloga geçerek; Atina ya geri dönmek istediğini,olanak yaratılmasını söyledi.Ayfer Kaya, Amiral Andonis Naksakis ile görüştü.Bunun üzerine Amiral Andonis Naksakis,Öçalan nın Rusya dan Atina ya getirilmesi için özel bir uçak kiralayıp St Petersburg a giderek aynı gün kendisini burada alıp akşamleyin Atina daki uluslararası havaalanına inerler.

“Fakat Yunanistan İsithabarat Servisi EYP'nin her şeyden haberi vardır.Naksakis ve Öcalan havaalanından ayrıldıktan sonra Naksakis'i arayan EYP yetkilileri, nerede olduklarını sorarlar. Durumu anlayan Naksakis, Öcalan'ı ilk önce havaalanı yakınındaki bir tanıdığının yanına oradan da yazar Vula Damainako'nun Nea Makri'deki evine götürür.Naksakis, 46 yıllık arkadaşı olan Dışişleri Bakanı Theodoros Pangalos ile görüşür ve Öcalan'ın Yunanistan'da kalması için izin vermesini ister. Pangalos ise Öcalan ile görüşmek istediğini söyler. Öcalan bu görüşme talebine sevinir fakat Pangalos görüşme öncesinde Başbakan Kostas Simitis'in yanına giderek, "Elimizde bir bomba var, ne yapalım?" diye sorar. Simitis de Öcalan'ın ülkeyi terk etmesini ister Naksakis, ikinci gün öğle vakti Vula'nın evine giderek, Öcalan'ı Pangalos ile görüşmesi için kendi evine götürür. Fakat Pangalos yerine EYP Başkanı Stavrakakis çıkagelir ve Öcalan'ı oradan alarak gider. Yunanistan'da kalma izni verilmeyen Öcalan, bu sefer Hollanda'ya gitme önerisini sunar. Ancak, Yunan yetkililer, Hollanda'nın bir Avrupa ülkesi olduğunu, aralarında Şengen Anlaşması olduğunu belirterek, Öcalan'ın buraya gitmesi durumunda Atina'ya iade edileceğini belirtiyor ve bu nedenle de Minsk'i seçtiklerini söylüyorlardı.Uçak, 31 Ocak 1999 günü saat 18.00'de Minsk Havaalanı'na iner, fakat Lahey'e gideceği söylenen uçak gelmez. Öcalan'ın özel bir uçakla Hollanda'ya geleceği CIA tarafından bu ülkeye bildirilir. Bunun üzerine saat 21.00'dan itibaren Hollanda hava sahası ulaşıma kapatılır. Uçakta bulunun Sava Kalanderides'i telefonla arayan Stavrakakis, Öcalan'ı orada bırakıp geri dönmelerini söyler. Fakat bu mümkün olmaz. Çünkü uçakta bulunan Öcalan ve Melsa Deniz uçaktan inmez. Kalenderides, durumu Stavrakakis'e bildirince, Stavrakakis geri dönmelerini söyler .”(Yenişafak online com(yenisafak com tr) yayımlanan;”Mit in 13O Günlük Apo Kovalamacası” başlıklı yazı dizisi)

Av. Medeni Ayhan

ayhanmedeni@hotmail.com

DEVAM EDECEK










Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2011-11-30 (918 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution