Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.






57) Bölüm (7) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM





Şemdin Sakık,PKK nin suikast ile kendisini öldürmesinden korkmakta olduğu gibi,tümden amaçsız duruma düştüğünden,TC tarafından öldürülmemek ve pişmanlık yasası çerçevesinde bir süre sonra tahliye edilmek vaadi ile Türkiye ye gelmiş gözükmektedir.Şemdin Sakık ın da,Albay Mithat Işık ın da bir operasyon ile yakalayıp getirilmişliğe ilişkin söylemleri gerçeği yansıtmamaktadır. Faşist-sömürgeci ve emperyalist Türk devletinin 1996 yılında hazırlayıp,ancak suikast öncesinde olayı bazı elemanları kanalı ile Apo ya bildirerek sonuçsuz bıraktığı Mercedes ile suikast olayı esasen PKK yi silahsızlandırmasını,aksi takdirde Suriye de güvencede olmayacağını yansıtmak içindir.Aynı zamanda bazı elemanları kanalı ile öldürme amacı taşımayan bu olayı kendisine bildirerek,güvenini sağlama,kendilerine bağlamak içindir 198O darbesinden 4 ay önce MİT ten ilişkili olduğu kişilerin artık hüküm ettikleri sınırlar içerisinde korumasını sağlamanın imkansız olduğunu,ayrıca darbenin geleceğini çıtlattıktan sonra,Suriye nin hakimiyeti altındaki topraklara geçirilirken,gelinen aşamada güvenliğinin Suriye de sağlanmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile getirilmiş görünmektedir.Abdullah Öcalan bu olaydan sonra PKK deki ordulaşmayı ve savaşı tasfiye etme çalışmalarına başladıysa da,örgütsel yapının kısa sürede bu duruma alıştırılıp getirilebilmesi ise,mümkün değildi.Ardı arkası kesilmeyen ve her zaman bir istihbaratçının kanlı ile iletilen istem çerçevesinde, kamuoyunun önünde çift tarafın kabulüne dayanmayan ve denetleyici olarak uluslararası bir arabulucuyu de gözetmeyen dış yönlendirme ve kullanılmışlığa dayalı sahte ateşkesler yoğunlaştırıldı.

Ayrıca Apo tarafından,savaş pratiğinin en başaralı elemanı olarak gözüken Şemdin Sakık,her tülü eleştiri çerçevesinin dışında kameraların önünde aşağılanıp kişiliksizleştirilme sürecine alınarak,yaptığı işe ve mücadelesine yabancılaştırılıp,inancı tüketildi.Bir muhabir dahi Şemdin in karşısına oturtulup kendisini aşağılamaktaydı.Şemdin Sakık ölüm korkusu karşısında ses bile çıkaramamaktaydı PKK bir tür Apo nun kişisel malı olarak algılandığından,istediği kişiyi istediği konuma sokabilme keyfiliği içindeydi.Bu nedenle her kadroya potansiyel olarak ajan olabilecek kişilik olarak bakılırken,bütün şüphelerini ve soruların dışında tutulup yüceltilen tek kişi Apo almaktaydı Kadroların bütün bir gün ajan provaktör veya başka bir şey ile suçlanıp kirli pabuca dönüştürülüp tecrit edilmiş düz asker rütbesine indirilirken,sisteme ve APO ya teslim olduğunda ise,güçlendiği ve hatlarını bilince çıkardığı savlanarak jet hızı ile en üst yetkilerle donatılmaya başlanırdı. Bir gün asker, öbür gün komutan ve bir sonraki gün ajan diye yansıtılan her kadro kişiliksizleştirilme sürecinden geçirilmekteydi.En makbul özeleştiriler;”Ben alçaklık yaptım,düşkün durumundayım,ajan pratik yaşadım” gibi kavramlar ile kendisini ağır derecede aşağılayarak,hem bütün grubun daha ağır cümlelerine maruz kalmanın önüne geçmek,hem de yanlışlarını bilince çıkardığını da bu yolla kısa yoldan ispatlamış olmaktı.Çünkü sistemin eleştiri özeleştiri kıstası, bunu istemektedir.Çeşitli zaman ve kavşaklarda farklı kişiler,ama toplam zamanda da bütün şahıslar bu süreçlerde geçirilmiş olduğundan,özneden çıkarılıp nesneye dönüştürüldüğünden tahrip edilmemiş tek bir kişilik bırakılmamıştır.Bu sistemin sahibi Apo,sadece kendisini bu uygulamanın dışında bırakmıştır.Bu süreçlerinden geçirilen Şemdin Sakık,Apo nun talimatı ile bütün alanları gezerek;savaşın çare olmadığı ve gereksizleştiği konusunda konuşması sağlandı.Ayrıca Apo tarafından suçlu konuma sokulup aşağılanma ve sorgulanma süreçlerinden sonra,kendisinin öldürüleceği hissi verilerek örgütten kaçması sağlandı.Apo nun kaçırtma taktiği,örgütte ve halk arasında belli bir etkinliği olan ve tanınan kadroları direk öldürerek yöntemlerini tartıştırma yerine,onları öldürebileceğine ilişkin hissi vererek,veya verdirerek, örgütten kaçırttırdıktan sonra,örgüt hukukunda ;”katli vacip” sonucuna yol açmaktı.Apo nun yaratığı bu tablo neticesinde Şemdi Sakık da örgütten kaçırtılmış ve PKK nin örgütsel tarzında;”katli vacip” olmuştu.

Apo,Şemo yu bu şekilde kaçırtırken,patiği ve etkinliği ile örgütteki diğer kişileri sindirmiş bir kişiden kurtulacağı gibi,sömürgeci devlete de;”Şavaş ı adım adım tasfiye etme görevimi parça parça yerine getiriyorum,işte en çok savaşan komutan hiçleştirip, bütün alanlarda da savaşa karşı gezdirdikten sonra,önünüze atmış olmakla samimiyetimi ortaya koyuyorum.” diyordu.Kişilik olarak bitirme ve kaçırtma işleminden sonra ya Apo PKK lerden birilerine öldürtecekti,yada devlet öldürtecekti.Yani Şemdin Sakık ın kaçırtılması sömürgeci Türk devletine aynı zamanda bir göstergeydi.Apo,Şemo nun ideolojik-politik ve örgütleme açısından bir özeliğinin bulanmadığını, ve örgütten kaçırtıldıktan sonra ya PKK nin bir suikastı ile öldürüleceğini,yada suikast ile öldürülme korkusu nedeni ile teslimiyete gideceğini de öngörebilecek durumdaydı.Apo ve Şemdin birbirlerini iyi tanıyorlardı.Yani Apo,Şemdin Sakık ın Türkiye ye itilmesinde rol sahibidir.Şemdin Sakık da bazı vaatler karşılığında Türkiye ye gelmeyi kabul ettikten sonra,itiraf ve anlatımları ile Apo nun Türkiye ye taşınması sürecine katkısını sundu. İfadelerinde Apo nun çok iradesiz olduğunu,kişilik olarak zayıf ve zaaflı olduğunu,yemeği yarım saat geciktiğinde dahi kıyamet koparan bir tip olduğunu beyan etti,kişilik özelliklerini anlattı.Şemdin Sakık, Türkiye ye öldürülmemek, ve bir süre sonra da pişmanlık yasası çerçevesinde yararlanmak vaatleri karşılığında anlaşmalı olarak geldikten sonra,Türklerin hapishanelerindeki mahkumlar içinde leptopu olan ve interneti kullanma olanağı bulunan tek mahkum oldu.Pişmanlık yasası çerçevesinde başvuruda bulunmuş bir itirafçı olarak,yazılarında gönüllü ve zora dayalı sevişmelerini,aşklarını anlatıp kendisine acındırma çalışmaları yapmaktadır.On yaşındaki Küçük Emrah tiplemesini 5O li yaşlarda oynamaktadır.Sanki 18 yıl o dağların zor koşullarında savaşan o değil de,bir ilizyon ve yansımaydı.

Şemdin Sakık,PKK den kaçtıktan bir süre sonra, BBC ye verdiği röportajında;”Benim bir hatam varsa,o da Apo yu tanrılaştırmamdır” derken, Apo da gazetesi kanalı ile verdiği cevapta;”Tamam da kendini de peygamberim ilan ettin” demekteydi.Gerçekte bunlar PKK nin tanrısı ve peygamberiydi,ancak ikisi de uçağa bindikten sonra;”devlete hizmete hazırım,devlet fırsat verirse hizmet edeceğime de inanıyorum” demişti. Bu kadar zavalı bir duruma düşen kişiliklerden tanrı ve peygamber çıkmayacağı açıktı. Ancak bu durum PKK de kadro olmadığını, çevre ve süreçler ile sınırlı koşullandırılmış şartlandırılmış birey olduğunu ve değişen koşullar ile şartlar altında tam tersi bir kişilik olarak gerçekleştiklerini,sistemin öğütmesi nedeni ile iki kişilikli iki düşünceli,ve iki ruhlu olduklarını ortaya koymaktadır Bu durumları ikisinin de gerçek tanrı ve peygamberlerinin sömürgeci devletleri Türkiye ve Mustafa Kemalizim olduğunu, ve bu tanrılarını hiçbir zaman beyin ruh ve kişiliklerinden çıkaramadıklarını da göstermektedir.Yani bunlarda Kürdistan dan yana hiçbir şey içselleşmemiştir,içsel kalan Türkiye dir.Kaidesiz kuralsız ilkesiz ve keyfi olup kendi ölçülerine bile bağlı olmayan her birey,gücü ele geçirdiği anda bulunduğu alanın tanrısı rolüne bürünerek despotik veya diktatör kişilik olur.Ancak her despot kişilik ve diktatör. daha büyük diktatör ve despotun yanında kişiliksizleşmeyi kabul ederek hükümsüzlüğünü kabul ederek,bulunduğu alandaki hakimiyetine cevaz verilmesini sağlayarak,taklitçisi olmaya çalışır.Feodalite de her ağa; bulunduğu alan veya yörenin bir tür tanrısıdır,muhitindeki halka karşı da amansızdır;keyfidir,ölçüsüzdür,kuralsızdır.Ancak lokal yerde hükmü olan her ağa daha büyük güce sahip olan ve daha geniş alana hüküm eden ağanın ise yanaşması durumundadır,hükümsüz olduğunu kabul ederek yaşamayı tercih etmektedir.Apo ve Şemo nun PKK nin dışına düştükten sonra, Türk devletini tanrı olarak kabul etmeleri ve zavallı bir kişilik durumuna düşerek görüntüye çıkmaları,bir ölçüde bu ağa ve despot tiplemesinde özetlediğim kişilikleri ile ilgilidir.Ayrıca tanrıları olarak da, Türk devletini beyin, ruh ve kişiliklerinden silmemiş olmalarıdır.

PKK nin programında son iki yüzyıllık süreçte dört sömürgeci devlete karşı kırka yakın ve sadece Türk egemenlik sistemine karşı 29 ayaklanma çıkaran Kürt ulusu,”düşürülmüş” olarak nitelendirilerek,”utanç verici” durumda bulunduğu vaz edilmekteydi.Eğer somut bir düşürülmüşlük örneği görülmek isteniyorsa;Abdullah Öcalan,Osman Öcalan ve Şemdin Sakık gibilerin düştüğü duruma bakılmalıdır.Eğer somut bir düşürülmüşlük görülmek isteniyorsa,Demokratik Cumhuriyet-Demokratik Özerklik kavramları altında devletin Apo ya kabul ettirdiği işbirlikçi çizgiyi tekrar ederek,bedel ödeme gerekçesi yapılmış hedefleri,çizgi bağımsızlığını,hareket özgürlüğünü ve değer yargı sistemlerini red ve inkar ederek, siyasi yozlaşma sürecinin aleti ve ortağı olan PKK nin başkanlık Konseyi nin üyelerine bakılmalıdır.Uluslararası ve bölgesel koşullar ile konjöktür her zamankinden daha fazla bağımsız bir devlet kuruluşuna gitmek için var iken,ulusal bir stratejiden ve kesin kopuş çizgisinden soyutlanmış olup,Türkiye nin AB ye girişine bağlı olarak gerçekleşebilecek kişisel dil kültür haklarına ve siyasi yetkiler hariç olmak üzere sınırlı bazı yetkilerin Vali ve Kaymakamların vasiyet denetimine tabi Belediyelere ile devletin memurlarından oluşan İl Özel İdarelerine aktarılması ve af için fit olmaya hazır olanların bütünü durum ve anlayışları utanç vericidir.Türkiye nin Avrupa Birliğine irişi sürecinde yapılacak bazı yasal değişiklikler çözüm ise,PKK ye hiç ihtiyaç yoktu,ayrıca mücadeleleri sonrasında devletin her alanda yaptığı hak ihlalleri olmasaydı,daha erken AB ye girmiş olacakları da açıktı. Mücadeleye başlamalarından önce bir af sorunu da yoktu.Dağdakilerin ve liderlerinin af dilemesi;kendilerinin gayrimeşru ilan ederken,sömürgeci devleti meşru görmektir.Ancak Çankırı E Tipi Cezaevinde bulunduğum sırada Abdullah Öcalan nın PKK yi tasfiye etmek için;”Devlet pişmanlık yasasını yada topluma kazandırma yasasını çıkarsın,isterse pişmanlık yasası desin,buna karşın PKK de bu aftır der,gelir yararlanır” demekteydi.Bu söylemi cezaevlerine ve her yere dağıtıldı.Ancak örgüttekilere buna hazır olmadığından sindirilemedi.AB ye girişteki kimi yasal değişiklikler çözüm ise,burada PKK nin bir iradesi yoktur,çünkü önce sömürgeci devletin girmek istemesine bağlıdır,daha sonra da Fransa ve Almanya nın girişlerine onay verip vermeyeceğine bağlıdır. AB ye giriş şartı olan kimsi yasal değişiklikler çözüm ise,bu PKK nin dışında başlayıp devam eden bir süreç olduğundan,bu örgütün bütün dünya devletleri gözünde hem kendisin hem de diğer Kürt örgütlerini gereksiz anlamsız modunda ve kodunda yansıtmaktadır.Buda uluslararası meşruluk bulmaya engeldir.Sömürgeci devletin ideolojik politik tarihsel kabul referans ve ihtiyaçları üzerine oturtulmuş bileşik bir çizgi ve yapının gereksiz ve anlamsız modunda ve kodunda yansıyacağı tartışmasızıdır.

BEŞ;ABDULLAH ÖCALAN NIN,TÜRKİYE NİN PROJESİ OLAN AVRUPA BİRLİĞİNİN KİŞİSEL HAKLAR KONSEPTİ ÇERÇEVESİNDE ÇÖZÜM BULMAK VAATLERİ KARŞILIĞINDA GELMEYİ KABUL ETMESİ,GÖTÜRÜLÜŞ(ÇIKIŞ) VE GELİŞ SÜREÇLERİNDEKİ İLİŞKİLERİ

Bu durumda tartışılması gereken diğer bir husus da;gerçekte Öcalan yakalanıp getirildi mi,yoksa Türkiye ye teslim edileceğini öngörmesine rağmen,dağı ve savaşı tercih etmemesi nedeni ile bazı vaatler karşılığında Türkiye ye teslim olmak üzere bazı vaatler karşılığında geldi mi? Eğer bazı vaatler karşılığında gelmiş ise,gelişinin hangi süreçte,kimler aracılığı ile hangi vaatler karşılığında gerçekleştiğini,ilişkilerinin Türk Egemenlik sisteminin hangi çizgisinin elemanları üstünden geliştiğini, davasının Yargıtay da sonuçlanmasından sonra çeşitli tarihlerde ortaya çıkan evraklar,açıklamalar ve olgular üzerinden tartışmak gerekmektedir.

Abdullah Öcalan, Avrupa da olduğu ortaya çıktığında ve özelikle de Türkiye ye taşındığında ortam olabildikçe gerdirilmişti, Kürtler yönünden ise duygusal bir ortam yaratılmıştı, Abdullah Öcalan, 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya nın Nirobi kentinde yanında bulunan refakatçiler gibi direnme yerine,bu kentteki Yunan büyükelçilik konutundan çıkıp, kapıda bekleyen cipe binerek teslim olma sürecini pratik olarak başlatmayı tercih etmişti.Ancak özelde biz avukatların ve genelde Kütlerin o günün koşullarında bunu tespit etme ve bilebilme imkanları yoktu.Bu olgu Abdullah Öcalan nın yanında bulunan refakatçilerinin konuşmalarından,mahkemesi başladıktan sonra gün yüzüne çakmaya başlayan ifade ve savunmalarından ve kimi devletlerin yetkililerinin açıklamaları ile devletin kabul ve referanslarına uygun şekilde savunmalar vererek,Türkiye ye taşınmasından bir hafta on gün önce yapılan kongre karalarının geçersiz olduğunu savlayarak, savunmalarına (İşbirlikçi Demokratik Cumhuriyetçilik çizgisine) paralel şekilde yeni bir kongre yapılmasını ve devletin istemelerine göre PKK nin programının da değiştirilmesini istemesi yanında,Ergenekon ve Mit ile diyaloglarını gösteren bulguların ortaya çıkmaya başlaması ile ortaya çıkmış oldu.

Abdullah Öcalan,16 şubat 1999 tarihinin ilk saatlerinde İstanbul daki Atatürk havaalanına uçak ile taşınıp uçağa yakıt ikmali yapıldıktan sonra, Bandırma daki hava üssüne getirildi. 16 Şubat 1999 tarihinde sabaha doğru İmralı ya getirilmiş gibi yansıtılmış olmakla birlikte,gerçekte İmralı ya getiriliş tarihi 18 Şubat 1999 sabahıdır.Bu durumda aradaki iki günde nerde olduğu dava dosyasında belirsizdir.Bir kısım yazarı Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu olan Oda tv.com sitesinin 2O11 yılındaki yazı ve iddialarına göre,Bandırma hava üssüne getirildikten birkaç saat sonra,uçak ile Ankara ya götürülerek,Ordunun Özel Harb Dairesine bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığının Seferberlik ve İstihbarat Birimi bölümünde, belirsiz görülen bu iki gün boyunca Albay Engin Alan nın içinde bulunduğu 11 kişi tarafından sorgulanma ihtimali yüksek görünmektedir..Ankara da Özel Kuvvetler Komutanlığındaki sorgulamaya ilişkin ifade tutanakları dava dosyasında yoktur,gizli tutulmaktadır.İmralı daki sorgusunda ise,Apo Suriye de bulunduğu süreçte, kendisinin kaldığı apartmanın bir üst katında Türkiye nin askeri ataşesi olarak kalan ve Ergenekon davası belgelerine göre Kürşat ismini de yer yer kullanan albay Atilla Uğur ile albay Cemal Temizöz bulunmaktaydı.2O11 yılında Suriye nin eski Başbakan yardımcısı Hadam, Hürriyet Gazetesi muhabirine verdiği röportajda, Abdullah Öcalan nın ülkelerinde bulunduğu sırada Türkiye nin askeri ataşesinin bulunduğu binada ikamet ettiğini açıkladı.Abdullah Öcalan ın ciple hava alanına gittikten sonra, bindiği uçaktaki Türk komutanlardan birisi albay Levent Göktaş idi.Buna karşın o dönemde Bursa havalisinin tümünden sorumlu orgeneral ise, Hürşit Tolon du.O dönem İmralı nın da tabi olduğu Bursa ilinin Jandarma Komutanı ise,Tuğgeneral Levent Ersöz idi.Bu komutanların bütünü Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanmaktadır.Bunlar,Cemal Paşa Talat Paşa ve Enver Paşa nın temsilcisi olduğu İttihat ve Terakki çizgisinin kendisi ve davamı olan Mustafa Kemal in Kemalist çizgisinin ve dolayısı ile katı merkezi devlet yapılanmasının temsilcileridir.

İttihatçı-Kemalist Orducular, ABD ile işbirliği içinde iken,ABD nin Ortadoğu daki statüko da değişiklik yapmaya dönük bir politikaya gelmesi üzerine, 2OO2 yılında Rusya-Çin eksenine kaydıklarından dolayı, Amerika tarafından deşifre edilerek, sistemin dışına atılanlardır Bir anlamda ABD oyunun ortasında kural ve taraf değişikliğine tahammül göstermemiştir.Bu nedenle de Türk egemenlik sistemi içerisinde yüz yıldan fazla bir süredir bulunup,esasen Prens Sabhattin nin önderlik ettiği liberal ademi merkeziyetçi çizgi ile başlayan, Menderes ve Turgut Özal dan sonraki temsilcisi AKP üzerinden devam eden kanada destek vererek, iktidarda bulunun kanadı tasfiyeye yöneldi.Uluslararası sermaye,katı merkeziyetçi ve totaliter devlet yapılanmalarını bizzat kurup, istikrar adına yüz yıla yakın bir süredir darbelerle ayakta tutmasına rağmen, gelinen süreçte bu yapılanmaların sermayenin dolaşımı ve yatırım akışı ile istikrarı açısından verimli olmadığı sonucuna varıldığından,ayrıca emekçi devrimlerin tetikleme özeliği daha fazla olduğundan,her yerde liberazisyonu gerçekleştirmek için tasfiyeye yönelmiştir.Abdullah Öcalan nın,Türk ordusunun Özel Harb Dairesine bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığının elemanları ile bağlantılı olduğu ve Demokratik Cumhuriyetçilik diskurunun da bunlar tarafından kurgulanıp,Apo ya kabul ettirdiği anlaşılmaktadır. Bunların bir bölümü cezaevlerinde de olsa, orduda güçlüdürler. Bunlar tümden tasfiye olduğunda, ve Türk egemenlik siteminin tek temsilcisi olarak, yeni Osmanlıcı liberal muhafazakar AKP çizgisi kaldığında ise,Apo nun bunlara da payanda olacağından kuşku duymuyorum.

Av. Medeni Ayhan:

ayhanmedeni@hotmail.com

DEVAM EDECEK (7)











Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2011-12-18 (882 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution