Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.






58) Bölüm (09) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (09




Abdullah Öcalan nın 2OO8 Ekim ayı başındaki Avukatlar ile Görüşme Notlarına bakıldığında;”Atilla Uğur,Emre Taner(bugünkü Mit müsteşarı) ayrı ayrı İmralı da ilk dönemde benimle görüşmüşlerdi” dediği görülmektedir. Abdullah Öcalan nın 2OO8 yılının Temmuz ayının ikinci haftasındaki Avukatları ile Görüşme Notlarına bakıldığında ise;” Ergenekoncularla görüştüm,,,,,,
Operasyon(onlara yönelik operasyon)Amerikan nın doğrudan operasyonudur Buraya gelenlerden biride tutuklanmış.”Ben onlarla defalarca görüşmüştüm. Bunlar radikal bir gruptu.Aslında bana bir şeyler söylemek istiyorlardı,biraz farklıydılar.2OO2 den sonra buraya gelmediler.” Demektedir.Bu görüşme notlarından bir hafta önce tutuklanan kişi Albay Atilla Uğur du. Asılında Abdullah Öcalan Türk egemenlik sisteminin hangi kanadı ile bağlantılı olduğunu ortaya koyarken, bir ölçüde de bunlardan medet beklemekte, ve bunlar en gerici olmasına rağmen, daha farklı olduklarını savlamaktadır.Apo nun bunlar ile defalarca görüştüğünü açıklamaya başlaması ise,Ergenekon davasında görüşmelerine ilişkin bazı kayıtların ortaya çıkması ve AKP medyasını da bunu işleyebileceği düşüncesinden kaynaklı olarak yapılmış bir açıklamadır.


Abudullah Öcalan nın Suriye den çıktığı tarihten itibaren,Türkiye nin istihbaratı(Mit) yanında,İsrail in istihbaratı(Mosad) ve ABD nin istihbaratı(Cia) nın hem filli ve hem de teknik takibine alacağı sır değildir Buna rağmen pek çok kaynak Abdullah Öcalan nın sürekli uydu telefonlarıyla pek çok yer ve kişi ile uzun uzun konuşarak,bulunduğu yeri belli ederek,izlenmesine ve yakalanmasına yol açtığını ortaya koymaktadır.Hürriyet Gazetesinin Waşigton muhabiri Kasım Cindemir in,ABD nin Nasa görevlilerinden eski ajan olan Wayne Madsen ile yaptığı ;”NSA nın Türkiye de 2 Gizli Üssü Var” başlıklı röportajında; ‘Öcalan, çok geveze biri, cep telefonundan konuşmadan edemezdi ve biz de nerede olduğunu hemen belirlerdik.Rusya’dan başlayarak, Korfu Adası dahil her noktada dinledik. Öcalan’ın izlenmesinde İsrail’in de katkısı oldu.Öcalan, çok aptalca davrandı. Dinleneceğini bilmesi gerekirdi’ demektedir.Apo bu şekilde Suriye yi terk ederken, her gerilla liderinin tersine, gittiği her yere izini bırakmak için uçak ile gittiği,sürekli uydu telefonu ile konuşmalar yaptığı ve bir ülkenin istihbarat elemanlarınca diğer ülkenin istihbarat elemanlarına teslim edildiği anlaşılmaktadır.


1998-1999 yıllarında PKK nin Rusya temsilcisi durumunda bulunan ve Merkez Komite üyesi olduğu anlaşılan Mahir Welat ın www.kurdistan-post.com sitesinde yayımlanan röportajında ise;Abdullah Öcalan nın yerinin tespit edilmesinin ve yakalanmasının nedenin uyarılarına rağmen,uzun uzun telefon görüşmeleri yaparak bulunduğu noktayı deşifre etmesi olduğunu ortaya koymaktadır.Hülya Yetişen nin, 1O O4 2O11 tarihinde Mahir Welat(Numan Uçar) ile yaptığı ve Kürdistan –post sitesinde;”Mahir Welat ile Röportaj” başlığı altında yayımlanan röportajında ise;”Öcalan, Jirinovski ye ait eve yerleşti Bir kaç gün sonra Öcalan,”telefon konuşması yapabilirmiyim?” diye sordu.Ben, telefonda konuşmasına karşıydım. “Kıyamet kopuyor Başkanım, biraz bekleyelim” dememe rağmen, Jirnovski,”Her türlü çalışmanı yapabilirsin, Suriye de yürüttüğün çalışmaların aynısını burada da yapabilirsin” dedi O da bana,”Bak adam diyor hiçbir sorun yok Ama sen bana konuşma,diyorsun” dedi Ben de Jirinovski işin ciddiyetinde değil,dedim,telefonda uzun bir konuşma yapınca da; Mosad ve Cia yerimizi tespit etti.” Demektedir.Nitekim Mosad,Apo nun Rusya ya gidişinin dördüncü gününde,Rusya da bulunduğunu açıkladı.Ancak Abdullah Öcalan,kendi eylemlerinin bütün sonuçlarını dahi hata yapmaz bir kişilik görünümünde kalmak için, her zaman başkalarına yüklemeyi tarz edinmiş bir kişilik olduğundan,esasen kendisine güvensiz ve sorumluluğunu dahi almaktan kaçan bir tip durumunda bulunduğundan, yakalandıktan sonraki sürçlerde sorumluluğu Mahir Welat e yükleyerek,kendisini ajan ilan ederek,meseleden sıyrılmaya çalıştı.Apo nun temel tarzlarından bir tanesinin;”Ali yaptı, Veli yaptı, Meli yaptı” diyerek, gerçeği kamufle ederek sıyrılmaya yönelmesidir.Apo nun Suriye den çıkışından, Kenya da yakalanışına kadar,sürekli uçaklar ile seyahat ettiği ve gittiği her yerde de bir ülkenin istihbarat elemanlarınca,diğer bir ülkenin istihbarat elemanlarına teslim edildiği,sürekli uydudan telefon görüşmeleri de yaptığı aşikar ve ispatlı olarak ortaya çıktığından, bilinçli olarak izini bırakarak hareket ettiği ve kendisini kamufle etmek istemediğini açığa çıkarmaktadır.Bu da Apo nun hem izlenmesine, hem de gittiği her ülkeden istenmesine imkan vermektedir.


Abdullah Öcalan nın üç kıtada çeşitli ülkelere uçak ile yolculuklar yaptığını düşünmüyordum.Ya Kürdistan nın herhangi bir parçasında kırda saklandığını, veya kendisine güvence veren bir ülkede inkar edilen ve bilinmeyen bir noktada saklanabildiğini düşünüyordum. İtalya nın Abdullah Öcalan ı gözaltına aldığı ve daha sonrada idam cezasının Türkiye de var olması nedeni ile iadesini kabul etmeyeceklerini açıklamaları üzerine ise,Avrupa ya gittiği açıklığa kavuşmuştu.Ancak yinede üç kıtada pek çok ülkeye istihbarat elemanları eşliğinde yolculuklar yaptığını bilmiyorduk. Abdullah Öcalan,Avrupa da bulunduğu süreçte,Medya(Med) Tv de yayımlanan programa telefon ile bağlanmıştı. Apo bir taraftan “Ankara dan Kürdistan a gelerek partileştik,Ortadoğu ya çıkarak ordulaştık,Avrupa ya gelerek devletleşeceğiz.” Diyordu. Diğer taratanda Med Tv deki bu programda;”Bizans hükümdarı Diyojen, Selçuklu Sultan ı Alpaslan ile yaptıkları savaşta; Alpaslan a yenildi.Diyojen yenilince, teslim oldu.Alpaslan da bazı koşullar karşılığında, Diyojeni af etti. Kendi ideolojilerinden kaynaklanan faşizmlerini aşıp tarihlerine bakarlarsa, bu tarihlerinde de var” şeklinde konuşmaktaydı.Abdullah Öcalan nın, Kenya dan taşındığı tarihten bir hafta- on gün önce yapılan PKK kongresinde ise;Apo nun raporuna uygun olarak,bağımsız Kürdistan hedefi doğrultusunda mücadelenin her alanda yoğunlaştırılıp, daha geniş alana yayılması,kurtarılmış bölgelerin ilan edilmesi kararları alınmıştı.Ayrıca PKK nin programında nihai hedef bağımsız Kürdistan dı, programda yerinde duruyordu. Bu resmi belgeler karşısında, Abdullah Öcalan nın Diyojen nin savaşı kaybedip teslim olması ve af edilmesi ile ilgili yaptığı açıklamada ki amaç; Türk devletinin faşizmine atıf yaparak;devletin harekete geçirtip yükselttiği ırkçılık ve saldırganlığı bir nebze olsun dindirmek miydi.? Yada Abdullah Öcalan Kürtlere ve örgütüne ayrı bir mesaj,buna karşın devlete ise, tam tersi bir mesaj mı veriyordu.? Yani Apo bazı vaatler karşılığında teslim olmayı mı dillendiriyordu? Abdullah Öcalan nın demeç ve konuşmalarındaki bu çelişki karşısında, o anda kendime bu soruları sormak ile birlikte,PKK nin programı ve Apo nun raporu ve istemi çerçevesinde kendisinin Türkiye ye getirilişinden bir hafta on gün önce yapılan kongrede bağımsız devlet hedefini içeren kararlar alınmış olması karşısında, teslimiyet ve işbirlikçiliği tercih etmesi şeklinde bir anlama götürmedim.


Türkiye ye getirildikten sonra,devletin istemlerine uygun olarak PKK programını ortadan kaldırıp yeni bir program yapmaları,kongre karalarını da tam tersi ile değiştirmeleri,ulus sorununu inkara giderek toprak isteminden ve siyasal iktidar talebinden bağımsız bir sorun varmış gibi saptırmaları,ifadelerinde çözülmüş bir itirafçı durumunda olduğunun açıklığa kavuşması,Yaşar Kaya nın, Apo daha İtaya da iken, “Bundan sonraki Durak Türkiye” dediğini davanın bitmesinden çok sonra açıklamış olması karşısında,”Diyojen nin teslim olduktan sonra bazı koşullar karşılığında af edilmesi” söyleminin Türk faşizmine vurgu yapmak amaçlı olmadığı, aslında Apo nun ülkesi Türkiye ye dönmesindeki pazarlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.Yani aslında Apo, “öldürülmemek,idam edilmemek karşılığında teslim oluyorum” demekteydi.Tarihsel materyalist bakış,gelinen noktada ortaya çıkan olgu ve veriler miktarı üstünden geçmişe yeniden bakarak değerlendirebilmenin ürünüdür.Bu durumda Abdullah Öcalan nın asgari daha İtalya da bulunduğu süreçte,savaş ve silahı,örgütsel anlamda PKK yi ve siyasal iktidar istemli ideolojik politik çizgiyi tasfiye etmek,idam edilmemek(öldürülmemek),koşulları oluştuğunda aşamalı olarak tahliye edilmek ve Avrupa Birliğinin Bireysel Haklar olan dil kültür hakları ile Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Yasasındaki özerklik şartı çerçevesinde; bazı merkezi devlet yetkilerinin belediyeler ile il özel idarelerine verilmesi hududunda kalmak kaydı ile sömürgeci devlet Türkiye nin AB ye giriş sürecindeki taahhütleri referans olmak üzere,Apo nun gelmede anlaştığı anlaşılmaktadır.Bu özerklik; siyasal statü içeren bir özerklik değildir,sadece kısmi ve önemsiz bazı merkez yetkilerinin valinin ve kaymakamların vasiyet denetimi altındaki Belediyeler ile İl Özel İdarelerine aktarımıdır.Sömürgecilik statükosu ile statüsünde hiçbir değişiklik olmamaktadır.Yani Türkiye 1963 te imzaladığı Ankara Antlaşması gereğince,Avrupa Birliğine giriş sürecinde Avrupa Biriliği müktesebatını kendi devlet politikası çerçevesinde kabul etmiş olduğundan,giriş yolu üstünde yapılacak yasal değişiklikler esas olmak üzere(devletin kabul ve referansları esas olmak üzere) sahte bir çözüm ile ayak bağı olan Kürdistan sorunundan kurtulmayı öngörmüştür


PKK Başkanlık Konseyi üyelerinin,”tümden hedefsiz gözüktüğümüz için artık gerillalar ayrılmaktadır,bu gidiş ile kimseyi tutama imkanız kalmaz” diyerek Demokratik Özerkliği dilendirmesi karşısında dahi,Apo nun bunun “zamansız bulduğunu deklere etmesi” ve üstelik “Demokratik Özerkliliğin siyasal bir talep içermediğini” bir daha belirtme ihtiyacı duyması da açıkladığımız olguların bir yansımasıdır.Kolektif ulusal haklara,siyasal iktidara ve ülke topraklarının istemine dayanmayan sahte bir çözüm ile Kürtleri aldatma, ve mücadelelerinin hedefini saptırma çalışması yapmaktadır.Kürdistan nın dört ülke arasında bölünmüş olması yeterli gelmemiş olmamış olmalı ki,Kürtlerin yakalarının bir daha bir araya gelmemesi için Türkiye nin denetimi altındaki Kuzey Kürdistan nın 7 idari bölgeye ayrılmasını bir buluş olarak ortaya atacak kadar işbirlikçidir,ajan pratik içindedir.

Av. Medeni Ayhan:

ayhanmedeni@hotmail.com

DEVAM EDECEK (09

58) Bölüm (10 Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (10



Abdullah Öcalan,Suriye de bulunduğu sırda bir planlama dahilinde ve Demokratik Cumhuriyetçilik denilen çerçevede anlaşma kurulduğunun, ve sürdürülen dolaylı denetimin de doğrudan denetime dönüştürüldüğünün kanıtlayıcı olgularından bir tanesi;Suriye Baas Hükümetinde, bir suni olarak cumhurbaşkanı yardımcısı durumunda bulunan,ancak daha sonra Esad tarafından tasfiye edilen Abdulhalim Haddam, ın,
Hürriyet Gazetesi nin mensubu olan Muammer Elveren e vermiş olduğu 29 Nisan 2O11 tarihli röportajında;”Apo, Suriye de iken, Türk askeri ataşesi ile aynı apartmanda kalıyordu” demiş olmasıdır.Ayrıca Apo nun korumalığını yapmış olmak ile birlikte,daha sonra örgütten ayrılıp 2O1O yılı içerisinde www nasname.com gibi Kürt internet sitelerine açıklama yapan bazı eski PKK liler de Türk askeri ataşesiyle aynı binada ikamet ettiğini açıkladılar.Türk askeri ataşesi ve Apo, Suriye de kalacak başka bina mı bulamamışlardı.? Gerek PKK içerisindeki alternatif kadrolar, ve gerekse bu örgütün dışındaki bağımsızlıkçı siyasal örgütler tümden tüketildikten sonra,Demokratik Cumhuriyet denilen çizginin duygusal bir seremoni sonrasında kabul ettirilmesinin planlandığı anlaşılmaktadır.Apo nun askeri ataşe ile ilişkilenmesinden önceki süreci ise;kendilerini sosyalist olarak nitelendirmelerine rağmen, birer ittihatçı-Kemalist-orducu-sömürgeci burjuva devletlerinin sosyalizmi kirleten unsurları olarak; Yalçın Küçük,Doğu Perinçek ve bu sıfatları ile ölen Mihri Belli ve diğer bazı gazeteciler mi hazırlamıştı? Çünkü Yalçın Küçük;”Şimdi tam zamanı” diyordu.Bir süre sonra da atletizmdeki tavşan koşucunun misyonunu üstlenmiş gibi,Apo dan önce Avrupa dan çıkıp,Cumhuriyetin ilan edildiği günde devlete mesaj verircesine teslim olmaya geldi.Atletizmde tavşan koşucu,gerçekte koşma ve yarışı kazanma gibi bir amaç taşımamak ile birlikte,başka bir koşucuya kazandırmak için önce ve süratle çıkar,yarışçıların ve yarışın dengesini bozarak,dikkatleri dağıtarak,adına koştuğu kişiye ise beklediği mesaj verir.


Yalçın Küçük e düşüncelerinden dolayı verilen cezanın infaza verilmesine birkaç hafta kala,cezaevinde bir süre yaşamaktan kaçarcasına;” Süleyman Demirel in Cumhurbaşkanı,Tansu Çiler in başbakan ve Manukyan nın da vergi şampiyonu olduğu bir ülkede yaşamak istemediğim için Türkiye yi terk ettim” şeklinde yazmaktaydı.Ancak geldiğinde de Demirel Cumhurbaşkanı idi,ayrıca Yalçın nın döndükten sonraki yazılarında daha önce yazılarında sık sık yer verdiği;“katır sülo” kavramlarına hiç yer vermediği,ağzı hipo suyu ile yakınmış gibi sürekli;”Süleyman Bey Hazretleri” söylemini kullanmıştı.Öte yandan Yalçın, 1993 yılında dedesi ve babasının 1937 yılına kadar Hatay da Fransızların adamı olmasından miras kalan Fransız vatandaşlığına dayalı olarak bu ülkeye gidişinden önce; Gündem gazetesindeki makalelerinde sürekli Tansu Çiler in “kalçalarının deforme olduğunu” yazacak kadar müstehcen ve seviyesiz bir dille eleştirirken,faili meçhul siyasetine karşıymış gibi bir görüntü çiziyordu. Yalçın,1999 yılının başında Avrupa dan jet hızı ile döndükten sonra ise,Yeni Harman gazetesinde yayımlanan röportajında ise;”Biz Çiller e mecburuz, Çileri arıyoruz” demektedir.Yalçın Küçük,Apo nun davasının bitmesinden bir süre sonra yayımlanan “Aydınlık Zindan” adlı kitabına düştüğü dipnotta;”PKK kamplarına keşif kolu olarak gittim” demektedir. Yalçın nın bir köçek dansçısına taş çıkartacak hızda, sürekli birbirine ters taraflara kalça kırmadaki yeteneği karşısında Mankuyan ile bir karşılaştırmasını yapmak, hem yanlıştır, hem de adaletsiz olacaktır.Yalçın Küçük pek çok konuşmasında ise,”Demokratik Cumhuriyet kavramı bana aittir,Demokratik cumhuriyet diskurunu ben hazırladım” dedi.Keşif kolu kavramının ne olduğu yetirence açıktır.devletinin bir unsuru olarak gittiğini yanıtlamak istemektedir.Gelinen noktada konum ve durumunu açığa vurmaktadır.Mevcut ortamda bu konum ve durumun açığa vurarak her zamankinden daha fazla ittihatçı-Kemalist ve orducu bir söylem tutturarak hareket alanını genişletti.Yalçın;”Yazı ve konuşmalarında sürekli;”Biz büyüyemezsek küçülürüz,Musulu almazsak Diyarbakır ı kaybederiz” diyerek emperyalist ve sömürgeci devletinin yayılmacı ve saldırgan niteliklerini kaşımaya çalışıyordu.Bu yol ile Beka ya gidişlerini Türk ırkçıları açısından da devlet bürokrasisi gözünde de meşrulaştırıp,konjoktürel olarak daha da yükselen faşist atmosferde ilgi çekmeye çalıştı.Şimdi Ergenekonculuktan tutuklu bulunmaktadır.Askeri ataşe albay Hasan Attila Uğur da Ergenekon ve balyoz davalarından tutuklu bulunmaktadır.Albay Hasan Atilla Uğur,Öcalan nın İmralı ya alındığı süreçte sorgusuna giren kişilerden biri olduğu gibi,daha sonra da pek çok kez bu şahıs ile görüşme istemini bildirdiğinden,kendisiyle çeşitli görüşmeler yapmıştır.Apo nun ziyaretine gazeteci kılığında giden diğer bir kişi de Ergenekon davasından tutuklu olan Doğu Perinçek tir,Ergenekon davasında verdiği ifadelerde,Beka kampına Kemalizmi telkin etmek ve bölücülük düşüncesinden vazgeçirmek için gittiğini beyan etmektedir.PKK nin, Suriye nin denetimindeki Lübnan nın Beka kampına giden diğer bir kişi de;İttihatçı-Kemalist-orducu olan, ve Güney Kürdistanlı güçleri “emperyalizmin işbirlikçisi” diye yaftalarken,emperyalist ve sömürgeci ve de faşist devletini maruz gören, hatta resmi ideolojisi ile birleşen ve bir Ergenekon şakşakçısı olarak toprağa giden Mihri Belli idi.Bunların dışında sömürgeci Türk devletinin günlük gazetelerinden giden gazetecilerde vardı.


Mehmet Şener in Apo nun PKK sinden ayrılmasından sonra kurduğu PKK Vejin örgütünün belgeleri ile Mehmet Şener in o dönem cezaevinde bulunan Mustafa Karasu ya yazdığı mektup; 2009 ve 2010 yıllarında www.sosyalist-kurt.com,www.nasname.com ve www.kurdistan-aktüel.org gibi sitelerde yayımlandı.Mehmet Şener in 1991 yılında Zaho dan yazdığı anlaşılan mektupta; 4 kongreyi yaptıklarını,ancak Apo nun kongre karalarını dahi kabul etmediğini,kişisel iradesini kongre iradesinin üstüne çıkardığını,kardeşi Osman ile hiçbir pratik mücadele sürecine katılmadıklarını,örgütün bir üyelik sistemi ve bütçesinin bulunmadığını,parti kurumsallaşmasının istenmediğini,her şeyde keyfiliğin esas alındığını,Apo ile birlikte merkez komite içinden seçilen üç kişilik merkez yürütmede olmasına rağmen,gazeteci kılığında gelen kişiler ile görüşürken kendisini dahi dışarı çıkartarak tek başına görüştüğünü,Basçı Saddam ın Kürdistan nın güneyindeki halkımıza saldırırken,savaşmalarına izin verilmediğini,Beka kampına gelen bu gazetecilerin çantasında devletin istem ve planlamasının bulunduğunu yazarak,bu nedenler ile ayrılmak durumda kaldıklarını belirtmektedir.Olgu ve bulgular Mehmet Şener i doğrulamış gözükmektedir.Mehmet Şener 4 Kongre de istediği kararların çıkmasını sağlamıştı.Kongre kararlarını Cemil Bayık ve Osman Öcalan kendisine götürdüğünde ise;”Bu kongreyi kabul etmiyorum,bunlar partiyi ele geçirmiş” diyerek Mehmet Şener i uygulama neden ile sorgulama sürecine aldırdı.Mehmet Şener in mektup ve yazılarından anlaşıldığı kadarı ile Apo nun işbirlikçiliğini ve devlet ile olan gizli ilişkilerini ve örtük olarak geliştirilen işbirlikçilik ve tasfiyeciliği üç kişilik merkez yürütme kurulunun bir üyesi olarak his etmiş olup,sorumluk içinde önel almaya çalışmaktadır.Belki Mehmet Şener in gördüğü ve hissettiklerini gören ve his eden kadrolar fazlaydı.Ancak ajan veya hain şeklinde teşhir edilip fiziksel açıdan da öldürülmemek için sisteme teslim oldukları anlaşılmaktadır. Mehmet Şener in yurtseverliğini, dürüstlük ve samimiyeti ile yiğitliğini taşıyabilecekler onunla yürüyebilirdi Bu özelikleri taşıyanlar sınırlı olduğundan,aslında Mehmet Şener yalnızdı Apo nun kendisini sorgulama sürecine aldırmasından sonra,her zamanki gibi Mehmet Şener ve arkadaşlarına da öldürülebilecekleri kendilerine his ettirildiğinden ve bir kaçış kapısı da açık bırakıldığından,ayrıldılar.Bu yolla PKK hukukundan kaçan kişiler olarak suçlu ve “katli vacip” kişilikler durumuna getirilmiş oldular. Ancak buna rağmen Mehmet Şener,Sarı Baran(Hüseyin Cihangir) gibi bazı arkadaşları ile Güney Kürdistan da bulunduğu süreçte PKK-vejin örgütünü kurduğunu açıkladı .


Alternatif bir yapının ortaya çıkma durumunun var olduğunu gösteriyordu.Bu nedenle Mehmet Şener ile bağlantı kurularak,uzlaşıp anlaşmak için bir araya gelmeyi önerdiler.Mehmet Şener bunun bir komplo olacağını hesaba katmadan Kamışlı ya gitti Bulunduğu eve gelen PKK liler tarafından arkadaşları ile birlikte katıl edildi.Bu katliamda Türk İstihbaratının ve Suriye istihbaratının da yer alıp almadığının,yardım verip vermediklerinin araştırılması gerekmektedir.Çünkü sömürgeci devletlerinin Kemalist ve Basçı devletleri Apo yu kendi konseptlerini uygun bulduğundan,kendilerinden bağımsız hareket edebilecek alternatif bir Kürdistani çizgi istemiyorlardı.Nitekim 1982 yılında bağımsız Kürdistan programına sahip olup,Türkiye metropollerin de zemininde ortaya çıkmak yerine, Kürdistan zemininde ortaya çıkan ve kendisini Kürdistan tarihinin ikonlarına dayandırıp KUK ile birlikte büyük bir tabana ulaşmış olan KAWA örgütünün merkez komite üyeleri silahlı mücadele sürecini başlatmak için toplandıkları evde Türkiye ve Suriye nin kontrgerillaların ortak operasyonu ile bir baskın neticesinde toplu katliama maruz bırakıldılar.Eğer KAWA ,PKK den bir gün önce silahını patlatmış olsaydı,hiç kuşkusuz daha küçük bir tabana sahip olan ve daha çok Kürdistan ın sınır kentlerinde var olmaya çalışan PKK olmayacaktı.Çünkü PSK hariç geri kalan 7 Kürt örgütü bağımsız Kürdistani kurmak için silahlı mücadeleyi esas alan programlara sahip olduklarından ve 1937 den sonra da Kürt ulusu yeniden sinerji kazanmış olduğundan,kısa bir sürede her örgüt yüz binlerce kişilik tabana ulaşabilmiş olduğundan,bütün örgütlerin tabanını kendinde toparlama imkanına kavuşacaktı.Merkezinde sömürgeci devletlerin istihbaratı ile ilişkili kimsenin bulunması nedeni ile bu yapının imha edilmemesi halinde yükselen sinerjiyi kendi denetim ve kontrolleri altında sonuçsuz bırakılmaları ,konsept ve paradigmalarına uygun bir çizgiye taşımaları da mümkün olmayacaktı.Bu nedenle KAWA ya operasyon yapılırken,Apo ve PKK sine oluşum aşamasında hiçbir operasyon yapılmadığı gibi,Beka da ve Şam da yerde verildi Bu makaledeki değerlendirmelerimizden PKK üyelerinin ve gerillanın ajan olduğunu söylediğimiz sonucuna varılmamalıdır.Çünkü PKK deki gerillalar bağımsız bir Kürdistan kuruluşu için dağa çağırılarak kendisini feda etmeye çağrıldı.Ancak dağa çağırılış nedenlerine ihanet edildi Devletlerin istihbaratları bir örgüte yaklaşırken,tümünün ajan olmasını şart koşmazlar,kilit noktadakilerden bazıları ile ilişkilerinin bulunup bulunmadığına ve bunlar aracılığı ile de örgütü denetim ve kontrol altına alarak yönlendirme durumlarının bulunup bulunmadığına bakarlar.PKK de de daha çıkış aşamasında Abdullah Öcalan,eşi Kesire Öcalan,Pilot Necati Kaya ve ilk kuruluş kongresinde merkez komite içerisinden belirlenen üç kişilik merkez yürütmedeki Şahin Dönmez ile var olan ilişkileri denetleyip yönlendirmek için yeterlidir.Ancak örgütün kitle dinamiklerine bakıldığında 2 milyonun üzerindeki oy göz önünde bulundurulduğunda halk dinamikleri olduğu tartışmasızıdır.Demokratik Cumhuriyetçilerin tümünün ideolojik politik yozlaşma sürecinden kurtulması mümkün değildir,ancak üzerinde oturdukları kitle dinamikleri ve geçmişte bedel ödemeye çağırış gerekçelerinin bir noktadan sonra da bunların yakasına yapışıp kendilerini Kürdistani bir çizgiye çekebilme olasılığı vardır.Buna karşın Türkiyeli bir çizgide,yani sömürge devletten kesin kopuşu içermeyen bir çözümün temsilcisi olan diğer eğilimler ile kişilerin ise dönüşme olasılığı dahi yoktur,çünkü bunların üzerinde oturduğu kitle dinamiği ve bedel yoktur.


Mehmet Şener,işbirlikçi çizginin kendisini örtük olarak ortaya koyduğu süreçte bu çizgi ile dayandığı sistemi ortadan kaldırıma mücadelesinde yenilmiştir.Kurduğu örgüt PKK-vejin fesih olmuştur Mehmet Şener in yenilmesinin nedeni ise,kendisinden sonra PKK den tasfiye edilenlerin,öldürülenlerin kendisine ve tavrına sahip çıkma ve güç verme cesaretinden yoksun olması ile kendisini yalnız bırakmış olmalarıdır. En yakın arkadaşlarından da destek beklerken,siteme ve korkularına teslim olmaları karşısında hiçbir yerden destek alamamıştır.Mustafa Karasu ya yazdığı mektup nazara alındığında,gördüğü gerçekleri anlatarak cezaevinden destek almaya çalışmıştır.Ancak alamamıştır.Nişanlısı Sakine Cansız dahi destek vermek yerine,onursuz bir duruşu tercih ederek,sisteme teslim olmayı, korkularının tutsağı olmayı ve sistemin dişleri arasında kişiliksizleşmeyi tercih ettiği anlaşılmaktadır.Ne kadar sisteme ve korkularına teslim olduysa da,sistem kendisini öğütüp bitirdikten sonra, kenara bıraktı. Şu anda PKK den ayrılmış ve Avrupa da yaşamaktadır.Sakine Cansız dan, özeleştiri ve Mehmet Şener değerlendirmesi istenmişti.PKK ya paralel yayın organlarına yansıdığı kadarı ile;”İki tane Mehmet Şener tanıyorum. Birincisi;dürüst samimi devrimci olan ve nişanlım olarak kadınlığımı verdiğim Mehmet Şener,ikincisi ise sonradan farkına vardığımı ve önderliğin(Apo nun) tarif etiği Mehmet Şener” demekteydi.Tabi Apo nun tarif etiği Mehmet Şener,PKK merkez yürütme de bulunan üç kişiden biri olmakla birlikte;”Tasfiyeci,provaktör,ajan,hain ve gerilla bayanların çayına dahi ilaç koyup uyutarak,yada uyuşturucu vererek birlikte olan kişiliksiz bir tip” olarak yansıtılmaktaydı.Mehmet Şener in düşüncelerinin tartışılması için,imajının iftira ve kokuşmuş yalanlar ile konuşulmasının sağlanmak istiyorlardı. En yakın arkadaşlarından Selim Çürükkaya ise;”Mehmet Şener in tasfiyeciliğini cezaevinde görmemiş olmam siyasi körlüktür” diyordu.Ancak kısa bir süre sonra sistem kendisin de üstüne gitmiş,uygulamaya alınmış ve PKK den kaçarak ayrılabilmişti.Bu defada Apo nun sistemi Sait Çürükkaya dan ağabeyi Selim Çürükkaya nın kişilik özeliklerinin aşağılanmak kaydı ile ortaya konulmasını istemiş olmalı ki;5 yaşından itibaren Selim Çürükkaya nın kişiliğini analiz ederek,”çocukken pis boğazdı” diyerek aşağılıyordu.Bir insan dier bir insanın 5 yaşındaki durumunu nasıl hatırlayabilir,5 yaşında hiç pis boğazlık yapmamış kaç çocuk olmuştur,5 yaşında pis boğaz olup olmamanın kırk yaşının üstündeki bir kadronun siyasi örgütteki durumu ile ne kadar ilişkisi kurulabilirdi ki? Bu süreçler yaşanırken hem Özgür Halk Dergisinin Ankara Temsilcisiydim,hem de hukuk fakültesi öğrencisi olarak yirmili yaşın başındaydım.O dönemde fazla bir politik derinliğim ev olgunluğu olmamak ile birlikte,yinede kendi kuşağım içresinde olaylar yönünden olgu arayarak tanımlamaya çalışan,bilimsel bir şüphecilikle tarafsız yaklaşarak gerçeğe ulaşmaya çalışan bir niteliğim de vardı.Ancak tasfiye edilenlerin düşüncesinin ne olduğunu bilmiyordum,bildiğiz tek şey; en yakın akraba ve arkadaşlarının da Apo yu doğrulayarak konuştuklarıydı.Bu nedenle de Mehmet Şener olayını dahi o yıllarda anladığım,önemsediğim,hakikatinin farkına vardığım söylenemez.Anlaşılan Apo un sisteminde tasfiyeciliğinin anlaşılmaması ve kabul görebilmesi için, her tasfiye sonrasında tasfiye edilenin en yakın akraba ve arkadaşları istendiği şekilde konuşturulduktan sonra,kendileri de hem kişiliksizleştiriliyor,hem de tasfiye ediliyordu.Çünkü sistem daha sonra Sait Çürükkaya nın da üzerine giderek,kendisini de sistemin dışına attı.Apo nun sistemine teslim olup,Mehmet Şener e destek vermeyen,ancak bizzat kendileri tasfiye edilip de PKK nin alanın dışında yaşamaya başladıklarında ise; Mehmet Can Yüce,Şükrü Gülmüş ve Selim Çürükkaya nın kurdukları internet sitelerinde Mehmet Şener in belgelerini yayımlamaya başlamaları üzerine,söz konusu belgeleri öğrenme imkanına kavuşunca, gerçeğin ne olduğunu da anlamış olduk.Mehmet Can Yüce,Şükrü Gülmüş ve Selim Çürükkaya nın bu çalışmalarını geçmişe ilişkin oportünist tutumlarından dolayı Mehmet Şener den bir özür dileme olarak kabul etmelidir.Mehmet Can Yüce nin bunun dışında da bir özre, ve özeleştiriye ihtiyacı olduğu kesindir,oda 1999 yılında;”Doğudan Yükselen Güneş” adıyla bir kitap yazmış olmasıdır.Bu tutum Apo ya kült oluşturma ve bu kültü yeniden üretme çalışmasının bir aktivist olduğunu göstermektedir.Güneş simge olarak tanrı ile özdeştir.Ancak bu güneş İmralı da sırdan bir sempatizanın bile düşmeyeceği kadar utanç verici bir duruma düştükten sonra,Mehmet Can Yüce,Bursa Cezaevindeki Sabri Ok a;”Öcalan a sahip çıkmaya devam edelim,yalnız bırakmayalım,ama söylediklerini de tartışalım” şeklinde yazması ve bu beyanın Apo ya bildirilmesi üzerine;”Mehmet Can Yüce,bundan sonra düşüncelerini bir aydın olarak söylesin” diyordu.Bu cümlenin anlamı; bundan sonra örgütsel ilişkisi ve herhangi bir konumu yoktur,demekti.Çünkü PKK bütün üyelerin örgütü yada kurumu olmaktan öte,Apo nun kişisel malıydı,yeni gördüğü bir kişiyi komutan yapmak,yada merkez komite üyelerinin örgütsel konum ile ilişkisi kesmek sadece bu yönlü bir cümlecik söylemesine bağlıydı.Mehmet Can Yüce nin koparılış süreci de özce böyledir.Tabi sistem gereğince, bu cümleler ile ilişkisi kesilmiş Mehmet Can Yüce ye sert karşılık verilmeden ve hatta hakaret ve küfür etmeden sistemde kendisini korumak zor olduğundan,birlikte çalıştıkları cezaevi
EKSÄK VAR

Av. Medeni Ayhan:

ayhanmedeni@hotmail.com

DEVAM EDECEK (10

58) Bölüm (11) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (11)




PKK ye mensup olanlar kategorilere ayrıştırılacak olursa;demokratik cumhuriyetçilik ilan edildikten sonra da örgüt ortamında muhalefet etmeden duranları, müritler ve iki dinli iki ruhlu ve iki kişilikli şeklinde iki farklı kategoriye ayırmak mümkündür.Buna karşın Apo ve sistemi ile çelişkiye düşüp ayrılanları da üç kategoride değerlendirmek mümkündür Birincisi PKK den ayrılıp köşesine çekilerek ve kamuoyuna
açık şekilde hiçbir eleştiri yapmadan canın bağışlanması ve yalan ile iftiralara dayalı dedikodular ile manevi saldırılar yanında fiziki saldırılara maruz kalmama korkusu ve esası ile yaşayanlardır.Bunlar gerek demokratik cumhuriyet çizgisinin ilanından önce ve gerekse daha sonra ayrılmış olan binlerce eski PKK li den oluşmaktadır.Demokratik Cumhuriyetçiliğin ilanından sonra binlerce PKK li,dağa çıkış ve mücadele gerekçeleri ile ilişkisi olmayan bu çizgiye inanmadıkları için ayrılmış olmalarına rağmen,hiçbir eleştiri getirmeden Güney Kürdistan daki inşaat ve çeşitli iş alanlarında veya Avrupa da yahut Türkiye de sesiz sedasız yaşamaktadırlar.Bunlar hiçbir anlam ifade etmeyen, örgütün dışında dahi sisteme teslim yaşayan, sorumluluk duyguları işlemeyen kişiliklerdir.Bunların dışında PKK kamplarında veya cezaevinde,yani PKK ortamında öldürülmek,yada teşhir edilmek korkusu ile gerek Apo nun çizgisine ve gerekse sistemine herhangi bir eleştiri getirmemiş,tutum almamış olmalarına rağmen(yani o süreçte oportünist olmalarına rağmen),hiç olmazsa dıştalandıktan,yada ayrıldıktan,yahut kaçmak durumunda kaldıktan sonra Avrupa ya ulaştıklarında tahripkar yanları açıklayıp eleştirme cesareti göstererek, yurtsever çizgide kalabilenler de vardır.Bunlar sınırlı sayıdadır,yayımladıkları belgeler ve yaptıkları açıklamalar ile Apo nun ve PKK de kurumsallaştırdığı sisteminin deşifre olması açısından çabaları olmuştur.Bu kategoridekilere örnek olarak Selim Çürükkaya,Şükrü Gülmüş,Mehmet Can Yüce ve Sait Çürükkaya yı göstermek mümkündür.


2OO4 yılına kadar PKK yönetiminde bulunup, Demokratik Cumhuriyetçiliği de bu tarihe kadar savunmalarını rağmen,ideolojik politik değerlerin farklılığından öte,iç sorunlar ve iktidar mücadelesi neticesinde 2OO4 yıllında koparak PWD yi kuran Osman Öcalan,Nizamettin Taş,Halil Ataç,D Ali Küçük,Hıdır Yalçın,Şehnaz Altun,Faysal Dunlayacı (Kani Yılmaz),Hasan Atmaca,Selahattin Gün,Hıdır Sarıkaya,Ümit Beyazdağ,Sevda Çelik,Tahsin İnanç,M.Kobal Aryali,Sabri Tori,Hüseyin Kaytan, ve diğer arkadaşlarının da,PKK nin alanından çıkabildikten sonra Apo nun ideolojisine ve sistemine bazı eleştirileri dile getirdikleri bilinmektedir.PKK nin yönetiminde iken ayrılıp PWD yi kuranlar,Türk genelkurmayının Apo dan istemi çerçevesinde bütün gerillaları Türk devletinin hakimiyeti altındaki topraklardan çıkartıp,Güney Kürdistan a çekmeyi kabul etmişlerdi Ancak Türk devletinin bazı unsurları Apo dan 5OO gerillanın içerde kalmasını istedi.Çünkü istedikleri zaman bir operasyon yapma gerekçesi elde etmek,arada bir zayiat verdirmek,savaşı da Odunun siyaset ve hükümet üstündeki vesayetinin devamı için kullanmak,ayrıca gerillanın operasyon sonrasında sınırı geçerek Güney Kürdistan a geçiş sağladığını gerekçe göstererek,istendiğinde buraya yayılıp müdahale etmek,tehdit aracı olarak kullanmak açısından 5OO kişini kalmasını istiyorlardı.Buna karşın gerillanın büyük bölümünün dışarı çıkarılmasını istemelerinin nedeni ise,mevzilerini allak,girmedikleri alanlardaki stratejik noktalarda karakollar kurup termal kamera ve diğer ağır silahlar ile donatmak,bu çerçevede gerillanın araziye dönüş ve yayılma imkanını ortadan kaldırmak,lojistik değiştiğini kesmek,ordulaşmayı dağıtmak ve anlamsız kılmak amacı ile istiyorlardı.Apo nun gerillanın Kuzey Kürdistanı terk etmesini istemesi üzerinde bu hedeflerinin tümüne ulaştılar Ayrıca Türk askerleri çekileceklerini bildikleri gerillanın çekiliş güzergahındaki noktaları tutarak 5OO gerillanın yaşamına son verirken,bir o kadarını da yaralayıp sakatlama imkanını elde ettiler. 2OO4 yılında yapılan PKK kongresinde ise Demokratik Cumhuriyet olarak tarif edilen ideolojik politik çizgileri için savaşın gerekmediği sonucuna varılmıştı.Çünkü Demokratik Cumhuriyet diye ifade edilen sahte çözüm tarzı Türkiye nin Avrupa Birliğine girişi sürecinde yapmak zorunda olduğu şartlardan oluşmaktaydı.Yani eğer çözüm bu ise,PKK nin varlığına dahi gerek yoktu.Ancak Türkiye nin Avrupa Birliğine giriş projesi üzerine oturtularak devletin istem ve kabullerine dayalı bu sahte çözüm ve ideolojik politik çizgiye rağmen,2OO4 Yılında yapılan kongreye Apo tarafından gönderilmiş bir avukat kameraları kapatıp;”Ben İrade Apo adına söylüyorum Bu savaş çıkarmak zorundadır” demektedir Yani Apo efendi bir dahi tek başına kongre de oluşan kararı tek başına ve gönderdiği bir avukat kanlı ile değiştirmektedir. Tabi örgüt Apo nun kişisel malı olduğundan ve örgütteki bütün kişiler istendiğinde atılabilecek kiracı olduğundan,örgüt yönetiminde bulunanlar söz konusu avukatın gelip iradelerine terbiyesizce müdahale etmesi karşısında,İstanbul a kadar tokatlaya tokatlaya getirmeyi tercih etmeleri gerekirken,önce isteneni kabul edip boyun eğmişler, ve daha sonrada iç sorunlardan ve patlayan iktidar mücadelesinden dolayı ayrılıp PWD yi kurmuşlardır.Ancak PKK den ayrılarak PWD yi kuranlar da demokratik cumhuriyetçilik denilen işbirlikçi çizgiyi altı yıl savunma şerefine(I) sahiptir.PKK de bulundukları sürece bu işbirlikçi çizginin yanında Apo nun örgütte kurduğu her değeri hiçleştiren,anti demokratik,keyfi ve ölçüsüz sisteme de hiçbir eleştiri götürmemişlerdir PKK den ayrılıp Güney Kürdistan da PWD yi kurduktan sonra ise,kısmı olarak bazı eleştirileri olabilmiştir.Ancak Apo ve PKK sini eleştiren her kişinin doğru çizgi ile değerlere sahip olduğunu düşünmemelidir.Osman Öcalan gerek değerleri ve gerekse politik yaklaşımları itibari ile ağabeyi Abdullah Öcalan dan farksızdır,bir taklitçisi olduğundan fotokopisi olarak düşünülmelidir.Nitekim PWD de bile barınamamış ve tek başına kalmıştır.Bu durumda koşulları oluşursa yeniden PKK ye dönüş imkanına bakacaktır Daha doğrusu Osman Öcalan Türkiye ye döndüğünde Apo tarafından legal alandaki partinin başına oturtularak sisteme tekrardan alınacaktır


Resul Atınok,Dilaver Yıldırım ve Mehmet Şener ise,PKK nin Beka kampında Apo daki ideolojik politik sapmayı önce gördüklerinden,anlayışına,sistemine ve kendisine örgütsel ortamda tavır alan yurtsever devrimci tutumun sahibi olanlar vardır.Dilaver Yıldırım cezaevinde dirinmiş,gerek direnişi gerekse birikimi ve kişiliği ile insanların saygısını kazanmış bir kadro olarak tahliye edildiği gün askeri alındığından,firar edip Bulgaristan sınırından içeri girdikten sonra aldığı kurşun darbeleri neticesinde yaralanmış ise de,söz konusu ülkedeki bir hastane ye yetiştirilmiştir.Apo,PKK nin aranabilecek lideri olduğunu nazara almaksızın,Türk devletinin operasyon yapmayacağından ve teslim edilmeyeceğinden de emin olarak; bizzat Bulgaristan a gelerek ağır yaralı bulunan Dilaver Yıldırım ın;”önderliğin(yani kendisinin) sistem ve çizgisine tam biat edip etmediğini” sormaktadır.Anlaşılan Apo,Dilaver Yıldırım ın direnişçiliğinden,birikimden bilincinden lider özeliklerinden,saygınlığından ve etkileme gücü ile sitemi ile çatışabilmesinden çok korkmaktadır.Birikimli ve lider özeliği olan kadrolardan çekindiğinden dolayı da,Dilaver Yıldırım Bulgaristan daki hastaneden çıkıp Beka kampına gittiğinde de,kendisini uygulama denilen suçlanma,sorgulanma ve cezalandırma sürecinde bulmaktadır.Buna rağmen Apo nun sistemi ve daha önceden gördüğü anlayışı ile uzlaşmadığından,öldürülmüştür.Resul Aktınok un hakkında internet sitelerinde çıkan yazılardan;”PKK deki her sorunun kaynağında Abdullah Öcalan ve eşi Kesire Yıldırım Öcalan vardır” değdi anlaşılmaktadır.Apo nun Duran Kalkan ve Ali Haydar Kaytan aracılığı ile kendisini ağır işkenceli sorgu süreçlerinden geçirtmesine rağmen,bu söyleminden taviz vermemiştir.Çırılçıplak soyulup cinsel organına yaş sopa ile her vurulduğunda da;”Yaşasın Kürdistan” demesine rağmen,kaıl edilmiştir.Ölen ve öldürülen sadece Resul Altınok değildir,Apo nun talimatları çerçevesinde işkence yaparak bir insanımızı öldüren ve bu yolla da suç ortakları durumuna gelen Duran Kalkan ve Ali Haydar Kaytan da kişilik olarak ölmüşlerdir.Mehmet Şener ise,tohumlarını gördüğü işbirlikçi anlayışı red etmekten de öte,örgütsel olarak yurtsever devrimci çizgiyi dayatabilmiştir.Bugün dahi PKK içinde birden fazla PKK den bahsetmek mümkündür.Birden fazla PKK tarih yazımı da vardır.En bilim dışı ve gerçek dışı olan PKK tarih yazımı Apo nun söylem ve yönlendirmelerine göre yazılmış tarih yazımlarıdır.Haki Karer,Kemal Pir Mazlum Doğan,Ferhat Kutay,Mahsum Korkmaz,Hayri Durmuş,Mehmet Karasungur,Resul Atınok,Dilaver Yıldırım ve Mehmet Şener aynı çizgi ve değerlerin temsilcileridir.Bunlardan kimisini devlet ve kimisini de Apo ile şürekası katıl etmiştir.Buna karşın Kesire Yıldırım Öcalan,Osman Öcalan,Pilot Necati Kaya,Şahin Dönmez ve Abdullah Öcalan, ile demokratik cumhuriyetçi ideolojik politik çizgisini kabullenip merkez komite ve başkanlık konseyi üyesi olanlar ise,işbirlikçi PKK nin temsilcileridir.


Bu durumda Apo nun PKK nin henüz bir çekirdek olarak örgütlenmeye başladığı anda bile,sömürgeci devletin İttihatçı-Kemalist kandı ile ilişkili olduğunu söylemek mümkünmüdür ?Kesin olmamak ile birlikte, gelinen noktada ortaya çıkan bazı veriler vardır,daha fazla araştırmayı gerektirmektedir.Eğer Apo nun daha öğrenci bulunduğu süreçte devletin içindeki bazı unsurlar ile ilişkili olarak harekete geçirilmiş olduğu kesin olarak ispatlanırsa,sömürgeci Türk devleti ile birlikte kült oluşturarak ve Apo dışında hiçbir mekanizma bırakmayarak,içerde ve dışarıda bütün alternatifleri tükettikten sonra,Kürdistan ulusunun yükselen enerjisi ve kabaran öfkesinin denetim ve kontrol altında dağın en yüksek noktasına çıkarıldıktan sonra,çukura boşaltılarak sonuçsuz bırakma sürecinin geliştirildiğini söylemek mümkündür.Bu durumda Türk derin devletinin elli yılık bir süreci kurgulayıp planlayarak, yönlendirme ve ağır tahribat ile sonuçlandırmayı başarmış olduğunu kabul etmek gerekecektir.Bu son ihtimal açısından ise,Resul Altınok un işkenceli sorguda ölmesine kadar sürekli;bütün problemlerin sorumluluğunun Apo da ve eşi Kesire Öcalan da bulunduğuna ilişkin söylemi bir veridir.

Av. Medeni Ayhan:

ayhanmedeni@hotmail.com

DEVAM EDECEK (10

58) Bölüm (11 Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (11




Abdullah Öcalan nın davası bittikten sonra Avrupa Mahkemesine gönderdiği,”Sümer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine Doğru” başlıklı savunması 2OO1 yılının Ekim ayında Mem yayınevi tarafından yayınlanmıştı.Apo nun Avrupa Mahkemesine gönderip 2 ciltlik kitap olarak basımını yaptırdığı bu kitap,kendisinin teorik yüzeyselliğini,formasyonsuzluğunu ortaya koyduğu gibi, bir iki kitabı okuyup
Kürdistan koşullarına indirgeme dışında hiçbir özeliğinin bulunmadığını göstermektedir.Onlarca kez tekrara dayanan ve bir sistematiği dahi olmayan kitap yazımından bilgilerin dahi bir iki kitabın eklektik özeti olduğunu göstermektedir.Ayrıca upuzun olan bu çalışmada bazen kendisini mitolojik tanrılar ile bazen Hz.İbrahim,Hz. Musa ve bazen de Hz. İsa ile eşitleyip öderleştirmesi tuhaf bir durumdur.Çünkü en sırdan ve zavallı bir sempatizanın dahi girmekten utanacağı bir duruşun sahibidir. Bununla birlikte hala kült oluşturma ve büyütme çalışması yapmaktadır.Kitaplaştırdığı bu savunmasında,uzun uzun örgütten kopmuş,yada öldürülmüş veya tefsiye edilmiş, yahut ta hala örgüt yönetiminde bulunan kişilerden ve özeliklerinden bahs etmesinin nedeni nedir? İmralı da kolluk olarak alınmış ifadesinde sakladığı bir şey yok. Ancak Türkiye ye getirildiği ilk iki gün,İmralı da değil Ankara da Özel Kuvvetler Komutanlığında sorgulandığından ve buradaki sorgulamaya ilişkin ifadeleri gizli bırakıldığından,ilerde ortaya çıkması halinde;”savunmamda da biraz değinmiştim,zayıflıktan söylemedim” demek içindir.Apo nun davası başladıktan sonra,her şeyi öttüğünün çeşitli yetkililerce medyaya demeç olarak verilmesi sonrasında,Apo nun Hürriyet Gazetesine yansıyan demecinde ”Bu şekilde etkili olmaz” diyordu.Yani devlete işbirlikçilik yapan,”hain” duruma düşen kişi olarak yansıtmanız,birlikte Kürtlere uygulayacağımız ideolojik politik çizgiyi etkisiz kılar,boşa çıkar demek istemekteydi.


Bu savunma ve kitabının 2 cildinin 178 sayfasında;”Kesire nin gruba dayanması,dur işareti anlamına geliyordu,adeta ”Kürt sorunu ,sol sorunu,benden sorulur,sahibi biziz ”dercesine bir havası sezilebiliyordu,,,,,,,Ailenin durumu yeni koşullarda bir avantaja dönüştürülebilirdi,,,,,,,erkenden bir evlilik düşünce ve teklifi geliştirdim.Konu hassastı.Tarihin zembereğinin acıyla çalındığı anlardı.Bu eğilim büyük bir çekişmeye dönüştü,,,,,Tam bu sırda,”ya benimle,ya grubun başka bir öğesiyle nişanlan” sürecine girilmesi,grubu dağılmayla yüz yüze bırakmıştı.Bir ara grubu bırakma duygusallığına girdiğimi hatırlıyorum,,,,,Bir alanımıza mal olan yapay bir nişanlanma,süreç içi tam bir provokasyondu.Kürt inadı veya namus diyebileceğimiz tortu özellikler,ben vazgeçmemeye zorladı.Yapay nişanı bozdurup,işi bilinen evlilikle sonuçlandırdım. Yıl 1987 idi. Ardından Diyarbakır e ilk uçuşla inme,aynı yılın sonlarında resim PKK ilanı için Fis Köyü toplantısı gerçekleşti,,,,,,Kesire nin babası Ali yıldırım tecrübeli bir devlet hizmetçisiydi” demektedir.Aynı kitabının aynı cildinin 181 sayfasında ise;”Pilot Necati Kaya,ordunun ilk defa devreye girmesine örnek teşkil edebilir.Beslemediği grup üyesi yok gibidir,,,,,,,,,Bu dönemin gözde militanı ise,Şahin dönmezdir,yardımcılığıma oynuyordu,,,,,,,Büyük ihtimalle devletin Kesire ve Necati yoluyla grubu,ve en çok beni denetime almak istediğinden,geleneksel yöntem olan kadın ve para yoluyla bunu sağlamaya çalıştığı söylenebilir” demektedir.


Abdullah Öcalan nın kitaplaştırdığı savunmasından alıntı olarak bir üst paragrafa aldığım cümlelerini biraz araştırdım.İsmet,örgütün ilk çekirdeğinde yer alan kişilerdendir, aynı zamanda örgütsel yapıda öne çıkan biridir,Kesire ile de nişanlı olduklarından aynı evde yaşamaktadırlar.Apo;Kesire ile nişanlı oldukları için aynı evde yaşayan örgütteki arkadaşı İsmet e, nişanlısı ile nişanını bozmasını istemektedir.İsmet tin bu duruma tepki göstermesi üzerinde,örgütte bir ahlak krizi ortaya çıkmaktadır.Örgütsel yapı bunun ahlaki olmadığı gerekçesi ile kazan kaldırmaktadır.Apo nun deyimiyle örgüt dağılma noktasına gelmektedir.Ancak buna rağmen Apo o ana kadar örgütteki tek bayan olan kadın, başkasının nişanlısı durumunda olsa da,nişanın bozulmasını ve kendisi ile evlenmesini istemektedir.Apo nun ihtiraslarının ahlaki kaide,yoldaşlık ilişkisi, yada örgütte yol açacağı dağılmayı dahi dinlemediği görülmektedir.Bu da daha başlangıçta bile, kendi kişisel ihtiyaçları için üzerinde tasarrufa gitmeyeceği,herhangi bir değer yargı sisteminin olmayacağını göstermektedir.O dönem Gaziantep birimi en eylemci birim olduğundan,kendilerine güvenmeleri nedeni ile de en fazla kazan kaldıranlardır. Apo, buna da örgütü sindirerek sonuç alma yaklaşımını geliştirir.Ankara dan gönderilen birkaç kişi,Örgüttün Gaziantep biriminde bulunanlara yoldaşça olarak konuşmak üzere,şehrin dışındaki araziye çıkmayı önerirler.Burada komplo neticesinde öldürülürler.Bunun üzerine kazan kaldıran ve susmayan herkes sindirilirmiş ve susturulmuştur.Yani kendi özel ihtiraları için, sadece yoldaşının nişanlısını isteyen bir tip değildir,bu durumu eleştirip kabul etmeyen en eylemci yoldaşlarını da komplo neticesinde öldürtmüştür.Bu olay sonrasında İsmet te örgütten ayrılmıştır.Apo bu yolla Kesire ile evlenmiştir.Apo, Kesire Yıldırım Öcalan,Pilot Necati Kaya birlikte olmak üzere,partiyi kurmak için uçak ile Diyarbakır a gitmişlerdir.O tarihte uçakların yolcu kayıtları tutulmaktadır,ancak otobüslerin yolcu kayıtları tutulmamaktadır.Apo, devletten emin olmalı ki gözlemi ve denetimi altında parti kurmaktan, öte yandan toplantı yapmaktan kaçınmamaktadır.


Diyarbakır ın Fis köyündeki parti kuruluş toplantısına sadece bu üç kişi birlikte olmak üzere uçak ile gitmiştir.Türk basının da uzun süredir, Apo nun karısı Kesire Yıldırım, Öcalan nın Türk istihbaratının kadrolu elamanı olduğu ve Pilot Necati Kaya nın da askeri istihbarattan olduğu tartışılmaktaydı.Gazeteci Uğur Mumcu, Abdullah Öcalan nın askerlik durumunun 8 yıl süre ile 1979 kadar ertelenmesi,bursunun kesilmemesi,ayrıca 1984 yılına kadar Siyasal Bilgiler Fakültesinden kaydın silinmediği gerekçesi ile Mit ile ilişkisi olup olmadığını araştırmaya başlamıştı.2O11 yılında Aksiyon Dergisinin o dönemin savcısı Baki Tuğ ile yapılmış röportajdan Uğur Mumcu nun, Apo nun Mit ile ilişkisine dair soruyu kendisine de sorduğu ve iki gün sonrada öldürüldüğü anlaşılmaktadır. Baki Tuğ, iddianamede Abdullah Öcalan nın Doğu Perinçek in örgütünün üyesi olması nedeni ile örgüt üyeliğinden cezalandırılması için dava açmış iken,duruşmada sadece bildiri dağıtmaktan dolayı 3 ay ile cezalandırılmasını, ve içerde kaldığı süre nedeni ile de tahliyesini istemektedir.Ayrıca Ramazan Özcan ile Abdullah Öcalan isminin daktilodaki yazım hatası nedeni ile de karıştığını söylemektedir.Abdullah Öcalan yukarıya aldığımız cümlelerinde karısı Kesire nin devletin ajanı olduğunu bildiğini de ortaya koymaktadır.Ayrıca da devletin para ve kadın ile kendisini ve örgütü denetlemek için Kesire nin kendisi ile evlendirildiğini ve Pilot Necati nin de para verdiğin söylemektedir Pilot Necati nin örgütteki herkesi beslediğini söylemektedir.Oysa Abdullah Öcalan ı yoldaşlarının nişanlarını bozup boşa çıkarılan bayan ile de evlenme isteminde bulunması üzerine, örgüttün dağılma noktasına geldiğini söylerken,ayrıca en eylemci yoldaşlarını ördürterek,bir diğerini de örgütten kaçırtarak ihtiraslarının kölesi olan bir kişiliktir Devlet onu bu eylemlere zorlamadığına göre devletin kendisini kadın ile denetim altına almak istediğini iddia etmesi anlamsız kalmaktadır.Bunları kendisi istemiş olmasına rağmen, devletin kendisini ve örgütünü ajan olan kadın ile denetlemek istediğini söylemesinin bir anlamı var mıdır? Eğer ille de bir alamı var olacaksa,devletin istihbaratı ile baştan beri ilişkili olan Apo ile Kesire nin evlenmesini istemiş olduğu, ve örgütü daha parti kurulmadan önce, ilk katliamın doğurduğu dehşetengiz iç infaz nedeni ile de denetimlerine aldırdığı düşünülebilir.Örgüttün her bireyini Pilot Necati beslediğine göre,Apo bu beslenmeyi neden kabul etmektedir.Neden Pilot Necati ve Kesire ile birlikte parti kuruluşu için uçak yolu ile Diyarbakır a gitmektedirler.


Kesire Yıldırım Öcalan 198O yıllarda PKK de Abdullah Öcalan dan daha fazla inisiyatif sahibiydi.Daha fazla etkiliydi.Apo nun ideolojik politik formasyonunun zayıf olması karşısında Kesire nin güçlüydü.Kesire Yıldırım Öcalan, Apo nun da yukarıda belirttiği gibi ”her şeyin sahibi benim,tek karar verici ben olacağım” noktasına gelince, ikili arasında iktidar mücadelesi başlamış görünmektedir.İktidar mücadelesini de Abdullah Öcalan kazanmıştır Apo,iktidar hırsı ve ihtirası ile yüklü bir kişilik olduğundan,iktidar mücadelesi yapama niyeti ve koşulları zere kadar olmayanları dahi, kendisinin konum karşısında bir tehdit olarak gördüğünden hep öldürtmüştür.Kesire öldürülmemiştir.Ancak açık iktidar mücadelesine rağmen, Avrupa ya giderek yaşaması ve her hangi bir açıklama yapmaması ile eleştiri götürmemesi karşılığında anlaşma kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır.Kesire Yıldırım 25 yıldır hiçbir eleştiri ve açıklama yapmamaktadır.Basın da Kesire Yıldırım Öcalan nın kardeşi olduğu söylenen Hüseyin Yıldırım,2O11 yılı yazında Avrupa dan Türkiye ye döndü.Bir iki ay önce katıldığı bir televizyon TVNET Televizyonunda bayan sunucu;”Siz Avrupa dan gelmenden önce,Eğer Kesere konuşursa Apo biter” dediniz,Niçin konuşmuyor.Apo yu bitirecek şeyler nedir” diye sorunca,herhangi bir cevap veremedi Sunucu bir daha soruyu yelemense rağmen yine bir yanıt gelmedi.Bunun üzerine yayını yarısında kesip kapattılar.Hüseyin Yıldırım, kız kardeşi Kesire Yıldırım Öcalan nın eşi Abdullah Öcalan nın ilişkileri hakkında konuşması halinde biteceğini bildiğine göre,APO yu bitirecek olan bu hususların ne olduğu da kendisine söylenmiştir.O zaman Yıldırım kardeşler neden susmaktadır?Hüseyin Yıldırım,bağımsız Kürdistan dan yana olduğunu söyleyerek yurtsever olduğunu yansıttığına göre,yetmiş yaşına yakın bir kişi olarak kız kardeşi ile birlikte hala öldürülmek korkusu ile mi konuşmamaktadırlar? Gerçek bir yurtsever için saldırıya uğrama korkusu,Kürdistan ulusunun geleceğin tahrib eden bütün durumlar ortaya koymamanın gerekçesi olur mu?Bu durumda konuşmayan kişiler o tahribatların bir parçası değil mi? Yoksa konuşmaları sonrasında sadece Apo değil, bileşik kaplar misali aile olarak kendilerinin de toplumda teşhir olup biteceklerinden mi çekinmektedirler? Yoksa kişisel olarak iktidar mücadeleleri çözümlenmiş olmaları nedeni ile konuşmak devletin çıkarına aykırı düştüğünden dolayı mı konuşulmamaktadır?Yani konuşmamak;Kesire nin devlete karşı gönüllü bir görevi, veya zorunluluğumudur?


Mustafa Kemal in 1921 yılında Sakallı Nurettin Paşayı Sivas a göndermesi üzerine,Kürt Kızılbaşlarının(Kürt Alevilerin) 3OO köyü yakılıp yıkılır,bunun yanında kadın, çocuk, yetişkinler katıl edilir. Kaçabilenler ise, zorunlu olarak Sivas tan kaçar ve dağılmak durumunda kalır.Nurettin Paşa, gelip bu katliamlara başladığından,Sivas Valisi olan Tepeyran,Mustafa Kemal e Nurettin Paşa nın talimatlarına uymadığını, ve sürekli katliam yaptığını yazarak,ya kendisinin Sivas tan alınmasını, yada başka bir yere naklinin yapılmasını ister.Mustafa kemal de Tepeyran ı Trabzon a göndererek,Nurettin Paşa ya katliama devam işareti vermiş olur.1937 de ise, Nurettin Paşanın oğlu Abdullah Alpdoğan, yine Mustafa Kemal tarafından devletin merkezi otoritesine bağlanmamış Dersim in, bağlı hale ettirilmesi için hareket yapılmak üzere görevlendirilir.M Kemal in manevi kızı Sabiha Gökçen, Ermeni soykırımdan arta kalmıştı.Osmanlı da aileden koparılıp saraya getirilen, yani anne ve babasını bilmeyen çocukların devlete bağlı olması için devlet yöneticisi,yada sadrazam veya komutan olarak yetiştirilirdi.Sabiha Gökçen de bu nitelikte bir devşirme olarak devlet kucağında yetiştirilmiş ve Müslümanlaştırılmış olup, Atatürk ün manevi kızı ve ilk pilot olarak Dersim deki halkı bombalamak üzere görevlendirilirken,manevi babası tarafından kendisine bir tabanca da hediye edilir.Uçağı düşüp de ele geçme durumu ortaya çıktığında,intihar edebilsin diye.Mustafa Kemal,harekat başladığında, Trabzon a gelerek talimatlarını buradan verir, ve harekatın aşamaları konusunda sürekli bilgi alır.Trabzon a gelmeden önce de Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayını toplu imha sürecinde yer alması için görevlendirir.Sabiha Gökçen harekatın nedenini açıklarken;”Atatürk oraları çağdaşlaştırmak istedi” demekteydi.Yani makineli tüfekle taramkının uçaklar ile bombalamanın ve zehirli gazlar atmanın nedeni çağdaşlaştırmak olmaktadır.Dersim Soykırım sürecinde çıkarılan kanunlar ve Dersim lilerin evlerinin nasıl yıkılacağı konusunda çıkarılan yönetmelikler de çoluk çocuk kadın ve yaşlı demeden 80 binin insanın toplu imha sürecinden geçirilmesinin ve geride kalanların da göçertilmesinin merkezi devletin planlayıp tasarlayarak soykırım yaptığını göstermektedir Bu soykırımda Atatürk başta olmak üzere İsmet İnönü,Celal Bayar ve diğer devlet yöneticileri sorumludur.Anti Kemalist Alevilere hiçbir diyeceğim yok.Aleviliğin tarihi kültürel ve felsefi niteliklerine değer de veriyorum.Kürt ve Kürdistan nın ulusal inancı olan Zerdüştülüğün kendisi ve devamı durumdaki Ezidilik Alevilik Kakailik(yarisani),Dürzilik,Mazdikilik,Manilik ülke ile ulusu kültürümüzün özünü oluşturur.Bu ininçların bütünü Kürdistan sınırları içiresinde doğmuş ve istisnasız bütün Kürtler tarafından yaratılmıştır.Ancak Kemalist olan Alevilerin köydeki ağanın tecavüzüne uğradıktan sonra,direnme yerine tecavüzcüsüne sığınıp tecavüzün tekar edilmesi karşılığındaki bir yaşamı tercih etmesine benzer bir durum ile kendi tecavüzcülerini sığındıkları görülmektedir.Bu durumları nedeni ile de, Cumhurbaşkanı olan Mustafa nın iki yıl boyunca bütün gazetelerin gün gün yazdığı bir katliamdan habersiz olduğu yalanını düşkünlükleri nedeniyle söyleyebilmektedirler.Bunu söylemeksizin sistem içersinde kendilerine bir yer edinmeleri,yada soykırımcının soykırımcı partisinde yer alıp avanak avni gibi kullanmaları mümkün olmazdı.Bir Kürt ulusal önderi olduğu kadar, alevi inancının bir piri olan Şey Rıza nın asılacağı gün Elazığ’a gelir ve soykırımcılarını kutlar.Asılanda bu hakaretler 1915 yılındaki Ermeni,Pontuslu Rum,Asuri(Kildani Nasturi,Suryani) ve Kürt Ezidilerin soykırımdan geçirilmesinin bir devamıydı.Çünkü İttihatçılığını kendisi ve devamı olan Kemalizimin temsilcileri etnik alamda Türk ve dini anlamda da Müslüman olan faşist bir ulusal devlet kurmak istiyorlardı.Türkler; ticaretin,zanaatkarlığın,esnaflığı ve tarımın dışında olduğundan ve Türk olan bir burjuvazi yaratılmak istendiğinden,ayrıca 13 milyonluk nüfus içinde Türk nüfusu 3 milyona yakın olması nedeni ile de azınlıkta olduklarından,ideolojik politik çizgilerinin bir sonucu olarak devlet çarkı üzerinden soykırımları kararlaştırıp bugüne kadar geliştirdiler.1937 deki Dersim soykırımı sürecinde Mustafa Kemal in görevlendirdiği Abdullah Alpdoğan nın istihbaratçısı ise,Kesire Yıldırım Öcalan nın babası Ali Yıldım dır. Kesire Yıldırım Öcalan nın babası Ali Yıldırım, Kürt Alevilerin soykırımında devletin bir ajanı olarak çalıştığından,hem insanlığına,hem de etnik anlamda Kürtlüğüne ve öte yandan da inancı açısından da alevi aidiyetine ihanet etmiş bir tiplemedir.

Av. Medeni Ayhan:

ayhanmedeni@hotmail.com

DEVAM EDECEK (11

58) Bölüm (12 Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM











Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2011-12-26 (936 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution