Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.






58) Bölüm (12 Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (12)





Şahin Dönmez de, Kesire Yıldırım Öcalan ve Abdullah Öcalan ile Pilot Necati Kaya gibi Ankara ekibi içresindedir.Üç kişilik merkez yürütmenin ikinci adamıydı.Örgütteki bir arkadaşını ajan olmak ile suçlayarak Ağrı da diri diri gömerek öldüren kişidir.Bu tür tüyler ürpertici yöntemler ile militanlığını ve inancını ispatlamaya,yansıtmaya çalışmıştır.Ancak bu tür eylemler aynı zamanda kişinin inançsızlığını yansıtan bir kompleks ve kamuflaj olmaktadır.



Nitekim yakalandığında;”devlete hizmete hazırım” diyerek sorulan her soruyu yanıtlamış ve istenen her bilgiyi vererek itirafçı olmuştur.Bilahare de PKK tarafından öldürülmüştür.


Avni Özgürel üç makalesi ile televizyondaki konuşmalarında;”Ben 1993 te Panorama Dergisinin yazarı olarak Beka kampına gitmiştim.Apo yu görünce de, ben bu yüzü daha önceki süreçlerde görmüştüm diye baktım.Bu esnada Apo yanıma geldi ve bana eğilerek;”Öğrencilikte gittiğimiz yeri ben söylemeden, sen açıklamayasın.Ben açıklayacağım ”dedi.Bunun üzerine öğrenci olduğumuz süreçte Apo nun Milli İstihbarat Teşkilatının bir kuruluşu olan Fikir Ajansında, çaycılık ve götür getir işi yaptığını ve bursumu almaya giderken kendisini hep orada gördüğümü hatırladım” demişti.Yazar Özgürel nin makalesine ve televizyondaki konuşmalarına yansıyan bu açıklamasına rağmen,APO nun henüz bu hususta bir açıklama yapmadığı bilinmektedir.Yine Abdullah Öcalan nın,Suriye nin eski başkan yardımcısı Hadam ın, röportajında;kendisinin Türk askeri ataşesi ile aynı binada ve bir alttaki dairede kaldığını açıklamasına rağmen bir açıklama yapmamaktadır.


Faruk Mercan nın, eski cumhuriyet savcısı Baki Tuğ ile 27.10.2003 tarihinde yaptığı,ve Aksiyon Dergisi yanında, www.aksiyon.com sitesinde yayımlanan röportajında,”Uğur Mumcu eğer 24 Ocak 1993 günü öldürülmeseydi, üç gün sonra 12 Mart 1971 döneminin askeri savcısı Baki Tuğ ile randevusu vardı. İki gün önce, Baki Tuğ’un Meclis’teki odasında bir araya gelmişlerdi,ve Tuğ’a, “Abdullah Öcalan’ın MİT’le ilişkilerini ortaya çıkardım” demişti. Baki Tuğ, o tarihte DYP Ankara Milletvekili ve Meclis Milli Savunma Komisyonu Başkanı’ydı. Mumcu’ya, “Bana bir hafta zaman ver. Dosyalarıma bakıp sana cevap vereyim” dedi…….Abdullah Öcalan ve PKK’yı konu alan geniş bir kitap çalışması yapan Mumcu’nun Baki Tuğ’a başvurmasının sebebi açıktı. 1972’de, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) 1. sınıf öğrencisi olan 22 yaşındaki Abdullah Öcalan, fakültede bildiri dağıtmak ve dersleri boykot etmek suçundan gözaltına alındığında, Askeri Savcı Baki Tuğ’un önüne getirilmişti.Tuğ, soruşturmasını bitirdiğinde, boykotçu öğrenciler içinde en ağır cezayı Abdullah Öcalan ve iki arkadaşı için isterken, dava sırasında mahkemede görüş değiştirmişti ve Öcalan üç ay hapis cezası ile kurtulmuştu. …..Mumcu’nun ölümü ile yarım kalan ve “Kürt Dosyası” ismi ile yayınlanan kitabı, işte bu olayla başlıyor. Son olarak eski milletvekili Abdülmelik Fırat’ın “Mezopotamya Sürgünü” ismiyle yayınlanan anıları Öcalan’ın öğrencilik yıllarını yeniden gündeme getirdi.Melik Fırat anılarında, gazeteci Avni Özgürel’in kendisine, “Öcalan öğrenci iken MİT’te ofis—boy’du” dediğini öne sürdü.Bunun üzerine Avni Özgürel, o tarihlerde Öcalan’ı MİT’in bir yan kuruluşu Fikir Ajansı’nda ofis—boy’luk, yani getir götür işleri yaparken gördüğünü söyledi…..Mumcu’nun ölümü ile yarım kalan ve “Kürt Dosyası” ismi ile yayınlanan kitabı, işte bu olayla başlıyor. Son olarak eski milletvekili Abdülmelik Fırat’ın “Mezopotamya Sürgünü” ismiyle yayınlanan anıları Öcalan’ın öğrencilik yıllarını yeniden gündeme getirdi.Melik Fırat anılarında, gazeteci Avni Özgürel’in kendisine, “Öcalan öğrenci iken MİT’te ofis—boy’du” dediğini öne sürdü. Bunun üzerine Avni Özgürel, o tarihlerde Öcalan’ı MİT’in bir yan kuruluşu Fikir Ajansı’nda ofis—boy’luk, yani getir götür işleri yaparken gördüğünü söyledi…..” açıklamalarına yer verdikten sonra,Baki Tuğ a kendisine Apo nun Mit ile bağlantılı olduğuna ilişkin bir bilgi gelip gelmediğini sorması üzerine;” Abdullah Öcalan, Ali Yıldırım’ın kızı Kesire ile evlenmişti. Bizde bulunan bilgi bu kadardı. Ben o konudaki bilgileri derledim, toparladım, ama Uğur Mumcu’nun ömrü vefa etmedi. Bana gelip gitmesinden iki gün sonra da öldürüldü. Ben de kendisini ziyaret edecektim” yanıtını vermiştir..Faruk Mercan nın; o dönem Savcı olan Baki Tuğ un iddianamesinde Ceza kanunun 142, 153, 159, 311 ve 312. maddelerinden Apo nun cezalandırılmasını isterken,duruşma sırasında ise görüş değiştirip sadece bildiri dağıtmaktan dolayı 3 ay ile sınırlı olarak cezalandırılmasına karar verdirerek tahliyesi yönünde mütalaa vermiş olması nedeni ile;”Görüşünüzü değiştirirken şu gerekçeye dayanmışsınız; Öcalan aleyhine ifade veren tanığın aslında Ramazan Özcan isimli bir öğrenciyi kastettiğini, ancak daktilo hatası ile Ramazan Özcan yerine Abdullah Özcan yazıldığını, Abdullah Özcan’ın da iddianameye Abdullah Öcalan olarak yanlışlıkla geçtiğini belirtiyorsunuz.”sorusuna karşılık olarak, Baki Tuğ;”Orada bir daktilo hatası vardır. Katip yazarken Ramazan Özcan yerine Abdullah Özcan yazmıştır. İddianamede de Abdullah Öcalan olmuştur. Bu maddi hatadır. Ondan sonra da daktilo ile üzeri vurulmuştur (karalanmıştır). Bu maddi hata nedeniyle başka şeyler düşünmenin manası yoktur.” Şeklinde cevaplamaktadır.


25 03 2011 tarihli Taraf Gazetesinde ve aynı gün bu gazeteyi kaynak gösteren www.kurdistan-report.com sitesinde Neşe Düzel in gazeteci Avni Özgürel ile;”Apo nun Mit İlişkileri” başlığı altında yayımlanan röportajındaki bazı ilginç soru ve yanıtları aşağıya alıyorum:
NeşeDüzel: Bu yayınların size devletten geldiğini biliyor muydunuz?


Avni Özgürel: Tabii. Bu yayınları veren kuruluşlardan biri de Refik Korkut’un Fikir Ajansı’ydı. Bu tür neşriyatı dağıtmak için kurulmuştu. Ankara’da İzmir Caddesi’nde bir binanın bodrum katındaydı.


NeşeDüzel:Siz oraya niye gidiyordunuz?


AvniÖzgürel: Hem dağıtacağımız neşriyatı almaya gidiyorduk, hem de bildirilerimizin çoğaltma işini orada yapıyorduk. Bizim yaşlarda bir genç vardı. Ajansa gittiğimde onu orada görüyordum. 1966, 1967 yıllarında ajansta gördüğüm o genç, hayal meyal hafızamda kalmış. Yıllar içinde Abdullah Öcalan’ın resimlerini medyada gördüm ama insanlar yaşla birlikte değişiyor tabii. Ancak 1993′te Öcalan’la yüz yüze geldiğimizde bende birtakım çağrışımlar oldu.
NeşeDüzel:Bu yerin MİT’e ait bir yer olduğunu nereden biliyorsunuz?


Avni Özgürel: Biliyoruz. O dönem sadece bu ajanstan değil, başka kurumlardan da bu nevi yayınları alıyorduk. Milliyetçi gençliğe her biri farklı amaçla el atmış başka kuruluşlar da oldu o dönemde. Mesela Türkiye Çiftçi Teşekkülleri Federasyonu gibi birtakım kuruluşlar kuruluyor ve bunlar komünizme karşı özel yayınlar çıkarıyordu.
NeşeDüzel: Daha sonra Öcalan’la, o PKK’nın başındayken karşılaştınız mı?


Avni Özgürel: 1993′e kadar hiç karşılaşmadım. 1993′te gazetecileri Bekaa’ya basın toplantısına davet etti. Panaroma’nın genel yayın yönetmeni olarak ben de gittim. Bizimki haftalık dergi olduğundan, basın toplantısından sonra Öcalan’la dergi için özel söyleşi de yaptım. O özel görüşme sırasında kendisine sordum. ‘Ankara’da İzmir Caddesi’nde Fikir Ajansı diye bir yer vardı. Yanlış hatırlıyor olabilirim ama birden bir şey çağrıştırdı. Bende seni orada gördüm gibi bir his uyandı’ dedim. Bana, ‘Yoo, doğru hatırlıyorsun. Ama ben bunları bir müddet sonra açıklayacağım’ dedi.


NeşeDüzel: Peki o ajansta bulunan biri mutlaka MİT elemanı mıdır?


Avni Özgürel: En azından MİT’le irtibatlıdır. Türkiye’de güvenlik birimlerinin kurduğu bir organizasyonun içine, bir insan, hangi amaçla olursa olsun gelip gidiyorsa ve onun orada oturup kalkmasına kimse ses çıkarmıyorsa, o insan ya güvenilir biridir ya da görevli biridir. Başka ne olabilir ki? Başka şey olamaz.
Neşe Düzel: Öcalan, eski eşi Kesire’nin babasının MİT’le ilişkisi olduğunu söylemişti. Öcalan’ı siz MİT’le irtibatlı bir büroda gördüğünüzü söylüyorsunuz. PKK’nın kuruluşunda rol alan pilot Necati’nin MİT ilişkisinden gene Öcalan söz etmişti. PKK’nın kuruluş aşamasında bu kadar çok MİT bağlantısından söz edilmesini nasıl açıklıyorsunuz?


Abdullah Öcalan ideolojik formasyonu zayıf biri. Ama Türkiye’de o dönemde İbrahim Kaypakkaya diye ideolojik formasyonu çok güçlü biri de vardı. Eğer Kürt hareketi düşünce planında onun gibi radikal bir kadronun kontrolünde olsaydı, Türkiye’de çok ciddi sıkıntı yaşanırdı. Onunla mücadele etmek zorlaşırdı. Oysa Öcalan her türlü işbirliğine gelen pragmatik biri. Onun, Kürt hareketinin başında olması bizim devletin de işine geldi.


AvniÖzgürel: Uğur’la Ankara’da evlerimiz çok yakındı. Bekaa’dan döndükten sonra Uğur’a gitmiştim. ‘Öcalan’ın MİT’le irtibatlı olabileceğini öteden beri yazıyorsun, bende de böyle bir bilgi var, bunu da bil’ dedim. Uğur’daki bilgi, Öcalan’ın iki bağlantısına ilişkindi. Biri Kesire’nin ailesiyle alakalıydı. Eski eşinin ailesinin MİT’le ilişkisini Öcalan da kabul etmişti. Diğeri, Öcalan’ı Ankara’dan Diyarbakır’a götüren pilot Necati’nin MİT ilişkisiydi. Ki bu ilişkiyi Öcalan da daha sonra açıkladı. Hatta Uğur’un öldürülmesinden sonra bir söyleşisinde Öcalan, MİT’in parasıyla devlet aleyhine bir eylem hazırlanmasını komik bulduğunu bile anlatmıştı. ‘Düşünün’ demişti, ‘Onların parasıyla, onlara karşı PKK hareketi… Adamların parasıyla, adamların elemanlarıyla yaptığım politikaya bakın”

( Uğur Mumumcu),Ölmeden önce, Yaşar Kaya'ya, "Kimlerle işbirliği yaptığınızı açıklayacağım" diyor. Yine TRT'de birlikte programa çıkacağı Erdal İnönü ve Ahmet Türk'e bir dosya getireceğini söylüyor. Program Salı günü yapılacaktı, Pazar günü Uğur öldürüldü. Bu dosyayı verecek ve Ahmet Türk'ü "PKK istihbarat güçlerinin güdümünde" diye uyaracaktı, "Barış marış sağlayamazsın bunlarla" diye…..MİT’in, Jitem’in, Emniyet’in irtibat kurduğu insanların önemli kısmı sonradan kontrolden çıktı.Çatlı ve Ağca böyledir. Öcalan da belki bunlardan bir tanesidir. Bilemezsiniz… Kontrol edeceklerini zannetmişlerdir, ama hiçbirini kontrol edememişlerdir.”


Mehmet Bozkurt un www.blogcu.com sitesinde 11 11 2010 tarihinde;”PKK yi Mit kurdu” başlığı ile yayımlanan yazının ise, www aydınlık.com.tr sitesinden alınmış olduğu ve bu sitenin de Aydınlık Dergisinin 18 11 2007 tarihli sayısını kaynak göstererek oradan alarak tekrardan yayımladığı anlaşılmaktadır.www.aydınlık.com.tr sitesinde yayımlanan bu yazıda,”Aydınlık'a ulaşan çok önemli bir bilgi, PKK'nın kuruluşuyla ilgili soruya hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yanıtlıyor. Söz konusu bilgi, 3 Haziran 2000 tarihinden hemen önce yapılan bir görüşmenin bant çözümü.Görüşme Abdullah Öcalan'ın avukatlarından D. E.(Öcalan ın avukatları içerisinde adında bu harfleri barındıran Doğan Erbaş tır) ile Genelkurmay'a bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli bir üsteğmen arasında geçiyor. Üsteğmen görüşmenin bir yerinde Avukat D. E.'ye MİT'le PKK arasındaki bazı ilişkilerden söz ediyor ve şu çarpıcı sözleri söylüyor: "Başından beri girdiği ilişkileri biliyoruz. Örgütü kursun diye Öcalan'a 10 milyon lira verildi"!......"Yıl 1972. Günlerden 31 Mart Cuma. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde yapılan boykotta gözaltına alınanlar arasında Urfalı bir öğrenci vardı. Adı Abdullah, soyadı Öcalan'dı. Türkiye İhtilalci Komünist Partisi'nin "Şafak Bildirisi"ni SBF'de dağıtmak suçuyla 7 Nisan günü gözaltına alınmış ve 27 Nisan günü tutuklanmıştı."Askeri Savcı, 22 öğrenci hakkında dava açtı. En ağır ceza, Abdullah Öcalan ve Metin N.Yalçın'a istenmişti…" İddianamede Öcalan'a Şafak Bildirisi'ni dağıtmak suçundan Ceza Yasası'nın 142, 153, 159, 311 ve 312. maddelerinin uygulanmasını isteyen Askeri Savcı Baki Tuğ, duruşma sırasında görüş değiştirdi. Savcı Tuğ, Öcalan'ın "Şafak bildirisi dağıtmak suçundan aklanmasını, boykota katılmak suçundan cezalandırılmasını" istedi... Abdullah Öcalan sadece boykota katılma suçundan üç ay hapis cezası aldı."….27 Mayıs'ta, dönemin Başbakanlık Müsteşarı Salih Korur'un kasasından çıkarılan Örtülü Ödenek hesabının kayıtlarında, Fikir Ajansı Sahibi Refik Korkud'a 1959 yılının Ağustos ayında 28 bin lira ödendiği saptanıyor.....Abdullah Öcalan'ın Fikir Ajansı'da "ofis boy" olarak çalıştığı yıllar, Ankara Tapu-Kadastro Lisesi'nde okuduğu dönem. 1969 yılının 30 Temmuz'unda diplomasını alıyor ve bir ay içinde Diyarbakır Tapulama müdürlüğüne atanıyor, iki yılını doldurmadan, 1970 Ekiminde torpille İstanbul'a tayin oluyor. Bakırköy Tapulama Müdürlüğü'nde çalışırken İstanbul Hukuk Fakültesine giriyor. Bir yıl sonra da Ankara SBF'ye yatay geçiş yapıyor... 71 Kasım'ında Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'ndeki görevinden istifa ediyor...21 yaş sınırına rağmen, 22 yaşında kendisine burs bağlanıyor.....Uğur Mumcu'nun "Kürt Dosyası" kitabında ayrıntısıyla anlatılan, "askerliğin ertelenmesi" hikâyesi de ilginç Öcalan'ın."Şafak Bildirisi" nedeniyle cezaevindeyken SBF dekanlığının gönderdiği yazılarla askerliği erteleniyor. Halfeti Askerlik Şubesi, bir yıl sonra yeniden soruyor.Öcalan'ın askerlik durumunu.


Dekanlık’tan 30 Ocak 1973 günü "1. sınıfta bütünlemeye kaldı" yanıtı veriliyor. 10 Ağustos 1973 günü SBF Dekanlığı'ndan Askerlik Şubesi'ne gönderilen yazıda ise.Öcalan'ın 2. sınıftan 3.sınıfa geçtiği bildiriliyor…..Abdullah Öcalan'ın askerliği böyle böyle 1978'e kadar erteleniyor. Öcalan'ın okuldaki kaydı da 1984'e kadar silinmiyor……Abdülmelik Fırat: MİT Öcalan'ı kullandı


Şeyh Said'in torunu olan eski milletvekili Abdülmelik Fırat'ın hatıraları, gazeteci Ferzende Kaya tarafından "Mezopotamya Sürgünü" adıyla kitaplaştırıldı. Anka Yayınları tarafından yayımlanan kitapta, Abdullah Öcalan'ın MlT'le bağlantısına dair iddialar da yer alıyor. Fırat, bu konuda şunları yazıyor:”Derin devleti çok iyi bilen bir gazeteci olan Avni Özgürel, bir iki sefer benimle röportaj yaptı. Bir gün bana şu anekdotunu aktardı: 'Öcalan'ın Bekaa'da yaptığı ve dünyanın bir-çok yerinden gazetecilerin katıldığı basın toplantısına ben de gittim. Karşımdaki adamı başka bir yerden tanıyordum; ama çıkaramadım. O da anladı; yanıma gelerek dedi ki: Ben açıklama yapmayıncaya kadar, sen yapma. O zaman anladım ki, ben onu MİT' ten hatırlıyorum.Biz öğrenciyken, oraya yardım almaya gidiyorduk, o da oradaydı.' Ondan sonra Öcalan, istihbarat ajanı çıkan eşi Kesire'den, Pilot Necati'den söz etmeye başladı…..Abdullah Öcalan'ın 24 Mayıs 1978 yılında evlendiği karısı Kesire Yıldırım'ın MİT'le bağlantılı olduğu biliniyor. Bu durumu sonradan Abdullah Öcalan da dile getiriyor. Uğur Mumcu, Kesire Yıldırım'ın babası Ali Yıldırım'ın yaşam öyküsünü ve şeceresini çıkardığı (Kürt dosyası adlı) kitabında, Yıldırım'ın Korgeneral Abdullah Alpdoğan'la Dersim ayaklanması sırasında ve sonrasında sık sık görüştüğünü anlatıyor…" Abdullah ve Kesire Öcalan, evlendikten üç ay sonra Diyarbakır'a yerleşirler. Onları Ankara'dan Diyarbakır'a götüren "Pilot Necati" ordudan ayrılmış ve Diyarbakır'da kum ticareti yapmaktadır. Diyarbakır'da Abdullah Öcalan'ın iki yakın dostu daha vardır. Biri Enver Polat adlı Huruçlu adlı bir eski astsubay. Diğeri, yedek subaylığını Eskişehir'de yaptıktan sonra Diyarbakır'a yerleşen Ferhat Tomutay……Mesut Yılmaz döneminde MlT Müsteşarı olan Atasagun, 27 Kasım 2000 günü, dört büyük gazetenin Ankara temsilcilerine önemli açıklamalar yaptı. Kürtçe TV'yi savunan Atasagun, "Apo'yu getiren de biziz, aşılmaması için büyük mücadeleyi veren de biziz" diyordu, "Apo'yu nasıl kullandıysak, Kürtçe'yi de kullanırız." Dedi…..3 Ocak 2007 tarihli Hürriyet'te "PKK'nın gizemli ismi Pilot Necati'nin mezarı Ankara'da bulundu" başlıklı bir haber yayımlandı…..Bir dönem güvenlik kuvvetlerince öldürülen THKP-C lideri Mahir Çayan'ın yakın arkadaşı olarak anılan Yüzbaşı İlyas Aydın'ın da aslında Pilot Necati olduğu iddia edilmişti.
Mezarlıkta bulunan 6 Necati Kaya'dan biri olan Pilot Necati'nin 1956 doğumlu Ferzende oğlu olduğu ve 9 Eylül 1982 tarihinde öldüğü anlaşılıyor. Bir dönem devletin, terör örgütü içindeki en kilit ismi olduğu iddia edilen Ağrılı Pilot Necati Kaya'nın mezarının ise oğlu İlker Kaya tarafından yaptırıldığı mezar taşında not olarak bulunuyor…..İlk idam kararı Antep'te uygulanır. Apo'ya muhalefet eden Bozan Aslan ve Ali Yaylacık pusuya düşürülüp öldürülür.İkinci idam kararı Celal Aydın hakkındadır. Apo, Celal Dönmez, Ali Gündüz ve Aytekin Tuğluk adlı kişileri bu işle görevlendirir.Aytekin Tuğluk,Malatya'ya gönderilerek "toplantı var" bahanesiyle önce Elazığ'a, oradan da Karakoçan'a getirilir... Celal Aydın'ın yalvarmaları sonucu değiştirmez! Daha sonra sıkıyönetim ilan edildiğinde diğer Apocular yakalanırken, Celal Aydın'ı öldürtenlerden Elazığ sorumlusu Metin Gürgöze ortadan kaybolur” açıklama ve saptamalarına yer verilmektedir.


Av. Medeni Ayhan:

ayhanmedeni@hotmail.com

DEVAM EDECEK (12)

58) Bölüm (13) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (13)




Zeki Özçınar ve Bayram Kaya nın 18 10 2011 tarihli www.zaman.com.tr sitesinde yayımlanan,”Şamil Tayar dan Ses Getirecek İddia” başlıklı haberlerinde;“AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, bu hafta piyasaya çıkacak olan 'Kürt Ergenekonu-Derin PKK'nın Gizli Kodları' adlı kitabında;."1978'de ortaya çıkan örgüt, bugün Kürt sorunundan uzaklaşan, varlığını korumayı önceleyen, 36 ülkede örgütlenmiş,


çok sayıda gizli servisin mutfağında yemek pişiren çokuluslu şirket hüviyetindedir. Tohumları, derin devletin kontrolü altında atıldı. PKK'yı kurmadan önce MİT içindeki bazı unsurlarla içli dışlı olan Öcalan, aynı çevrelerin desteğiyle 1979'da Suriye'ye kaçtı. 12 Eylül askerî darbesiyle (MİT'ten) özerkliğini ilan etti."….. "1972'de, Öcalan gözaltına alınmıştı. 3 ay hafif hapis cezasıyla kurtuldu. İddia, MİT'in devreye girdiğidir. İlişkiyi tespit etmek üzereyken öldürüldüğü iddia edilen gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun PKK-devlet ilişkisine dair aradığı belgelerden biri budur. MİT'in gizli arşivinde Öcalan'la ilgili çok özel bilgiler mevcuttur. Öcalan'ı Suriye'ye kaçıran irade, eski bir PKK'lıya göre, 'Abdullah artık dışarı çık, seni koruyamıyoruz' diye kulağına fısıldamıştı…..Ergenekon operasyonu kapsamında sanık Hikmet Çiçek'ten ele geçirilen 3 Haziran 2000 tarihli ve 'Provokasyon Mektubu' başlığını taşıyan belgeye göre, Abdullah Öcalan'ın avukatı ile görüşen Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndaki bir görevli, PKK'nın kuruluşunda Öcalan'a Pilot Necati aracılığıyla 10 milyon lira verildiğini, Öcalan Türkiye'ye getirilirken uçakta gözünü açınca kendisine 'memlekete hoş geldin' diyen görevlinin Pilot Necati olduğunu söyledi….Olay şöyle gelişti: "1980 öncesi terör eylemleri artınca Ali Yıldırım, Ankara'ya taşınarak MİT'teki çalışmalarını burada sürdürdü. Tanıdığı Şevket Özcan Ankara'ya gittiğinde Yıldırım'ı MİT binasında buldu. Sohbet sırasında içeriye Abdullah Öcalan girdi. Yıldırım, 'Bizim Kesire'nin nişanlısı' dedi. Şevket Özcan, 'Apocular' olarak tanındığında fotoğrafını görünce, arkadaşlarına, "Yahu ben bu adamı MİT'te gördüm." diye anlattı”.denilmektedir.


Ülke TV de 2O11 yılında yayımlanan;”Gazeteci Milleti” adlı programa konuk olarak katılanlardan Gaziantep milletvekili Şamil Tayar;”Öcalan ın Şam da kaldığı evde görüştüğü askeri ataşe nin Hasan Atilla Uğur olduğu yazıldı,çizildi. Öcalan nın da görüştüğünü teyit ettiği kişi MHP den Adana Milletvekili olan Kürşat Atılgan.Bir Mercedes operasyonu vardı.MİT in düzenlediği bir operasyon,o operasyonun birileri tarafından engellendiği hep konuşuldu.Ankara dan Şam ı arayarak operasyonu bilgi verenin İstihbarat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Soner olduğu konuşuluyor.Konuştuğu kişinin de Kürşat Atılgan olup olmadığının ortaya çıkmasını istiyorum.” derken, milletvekili Kürşat Atılgan kendisinin Suriye de böyle bir görevde bulunmadığını ve konuşulan kişinin de kendisi olmadığını söylüyordu.Apo nun Suriye de bulunduğu sırda,kaldığı binadaki dairenin bir üstünde ise, Türk askeri ataşesinin ikamet ettiğini,sadece PKK den kopmuş bazı PKK lilerin internet sitelerine 2O1O ve 2O11 yıllarında yansıyan demeçlerinde dile gelmedi.Aynı zamanda Suriye nin tasfiye edilmiş Başkan yardımcısı Hadam da, 2O11 yılında Hürriyet Gazetesi muhabiri ile yapmış olduğu röportaj da,Abdullah Öcalan nın Türk askeri ataşesi ile aynı binada ikamet ettiğini belirtti.Bu durumda Apo nun Türk askeri ataşesi ile aynı bina da ikamet ettiği tartışmalı değildir.Tartışmalı olan konu ilgili Askeri Ataşe nin kim olduğudur.Ergenekon davasında kendisinin Jitem in kurucusu olduğunu ve daha sonra bu cinayet örgütünü Veli Küçük e devir ettiğini söyleyen Albay Arif Doğan nın ifadeleri incelendiğinde;Albay Hasan Atilla Uğur u,Albay Kürşat adı ile tanıdığını,birlikte çalışmadıklarını,ancak ekli olduktan sonra kendisi ile bir kez konuşmuş olduklarını belirttiği görülecektir.Bu durumda Apo ile aynı binada kalan Türk askeri ataşesinin Hasan Atilla Uğur olduğunu tespit ederek,askeri ataşesinin adı konusundaki tartışmaya noktayı koymuş oluyorum.Çünkü askeri ataşenin adı albay Kürşat ta olsa,Hasan Atilla Uğur da olsa aynı kişiye çakmaktadır.Albay Hasan Atilla Uğur aynı zamanda İmralı da da Apo nun kolluk ifadesini alan kişiler arasındadır.Öte yandan Apo her yeni bir şey söylemek istediğinde de, 2OO2 yılına kadar en çok çağırıp görüşmek istediği kişiler arasında albay Hasan Atilla Uğur gelmektedir.Bu durum da gösteriyor ki,Ergenekoncu Özel Kuvvetler,kendilerini Apo ya canını kurtarmış kişiler olarak kabul ettirmiş bulunmaktadır.


Apo,örgütü kurarken para aldığını söylediği ve örgüt üyelerinin tümünü beslediğini iddia ettiği pilot Necati Kaya nın ajanlığını 1990 lı yılların başında Uğur Mumcu araştırmaya ve tartışmaya başladı.Bunun üzerine Apo,Necati Kaya nın” örgütte beslemediği kişi yok” diyerek bütün örgüt üyelerini aynı suça ortak etti.Nede olsa büyük bölümü ölmüş, bakiyede kalan birkaç kişi de sisteme teslimiyetini uzun süredir ilan etmiş,konuşabilecek durumda değildir.İlk üç kişilik merkez yürütmedeki yardımcısı Şahin Dönmez de itirafçı ve ajan.Seksenli yıllara kadar Apo dan daha çok inisiyatif kullanan karısının da devletin resmi bir ajanın kızı olduğu ortaya çıktı.Kardeşi Osman Öcalan kişilik özelikleri ve pratikleri itibari ile ajandan beterdir.Apo nun devlet ile girdiği diyaloglar ve yaptığı bütün ateşkeslerde ajanları ile girdiği diyaloglar üzerinden gelişmiştir.Kaldığı binada bile bir üst katta Türk istihbarat ataşesi var.Şamdan çıktıktan sonrada bir devletin istihbarat elemanları tarafından diğer bir devletin istihbarat elemanlarına teslim edilmektedir.En son İngilizlerin istihbarat üssünün bulunduğu Kofru adasındaki istihbarat üssüne getirilmektedir.Kenya dan sonra da Ankara daki Özel Kuvvetler Komutanlığının istihbarat üssüne getirilmiş olmaktadır.Kesire Yıldırım ile evlenmeden önce de babasının ajan olduğunu bildiğini söylemesine rağmen,başka bir kişi ile nişanlı olan bayanı elde etmek için örgütü dağılma noktasına getirmeden dahi çekinmeden hatta bu duruma başkaldıran en eylemci birimi örgüt tarihlerindeki ilk toplu katliam eylemi ile öldürerek,nişanı bozdurarak o güne kadar örgütsel yapıdaki tek bayan olan Kesire ye sahip olmayı tercih etmektedir.Apo İmralı da Avukatları aracılığı ile verdiği bir mesajda, ”Temel şeyleri Mahir Kaynak ın yazılarından öğreniyorum” demekteydi.Mahir Kaynak da bir televizyonda,devletin süreci iyi yönettiğini,ideolojik politik açıdan çizgi ve değerlerini başkalaşıma uğratmanın başarıldığını,dağılmanın da bir ölçüde gerçekleştiğini ve hedefsizleştirilmenin gerçekleştirildiğini söylemekteydi.Apo İtayla da iken, Cia nın eski ajanı Grahm Fuller i görüşmeye davet etmişti.Ancak İtalya dan yeniden Rusya ya geldiğinde ve Rusya da bir daha kapı dışarı etiğinde ise, uçakta Grahm Fullere mektup yazarak;görüşmeyi yapmadan İtalya yı terk etmek durumunda kaldığından dolayı özür dileyerek ikinci bir davet ve görüşme mektubu gönderdiği söylenmektedir.Apo yu istihbaratçılar dışında hiç kimse muhatap almamaktadır.Bu olgular ışığında şu tablo ortaya çıkmaktadır: Apo nun aşık olduğu kadın ajan,para aldığı kişi ajan,Şam daki komşusu ajan,tek taraflı ve bir uluslararası bir kurumun arabuluculuğuna dayanmayan ateşkesleri kendinse ilan ettirmek için gelen gazeteci kılıklılar ajan,yolculuklarının tümünde yanında bulunan yabancılar ajan,düşünsel gıdasını aldığı kişiler ajan.Bu tür bir kişilik olmasına rağmen,PKK de oluşturduğu sistem gereğince,her gerilla ölene kadar potansiyel ajandır,öldüğünde ise kahraman ilan edilecek kişidir.Buna karşın sistem gereğince Apo hakkında ise hiçbir bireyin ortaya çıkmış bu olgulara rağmen hiçbir soru sormaması öte yandan tutukluluk sürecinde de olsa parti manifestosuna ve kongre karalarına tümden ters söylemlerine rağmen harfiyen kendisini esas almak zorunluluktur.İşte, bizde kendilerini modern ve demokratik örgüt ve kişilikler şekelinde sunanlarda, bunlardır.



Bu makaledeki bütün veriler nazara alındığında;12 Eylül 198O darbesinden önce uyarılmış olması sonrasında,Apo nun 2 Temmuz 1979 da Suriye nin egemenliğindeki topraklara gittiği,bunun üzerine de doğrudan denetimin dolaylı denetime dönüştüğü,devletin ekonomik buhranının derinleşmeye başlaması karşısında da Şam dan çıkarıldığı,gerek PKK nin içerisindeki alternatif kadroların tasfiye edilmiş olması ve gerekse de alternatif bir Kürt hareketinin kalmamış olması nazara alınarak; Şam da iken Demokratik Cumhuriyet denilen işbirlikçi konsept planlanarak,Kürtler açısından yaratılan duygusal bir atmosfer eşliğinde,Türkiye nin Avrupa Birliğine giriş konsepti sınırları içindeki sahte bir çözüm,idam edilmemek ve koşulları oluştuğunda da tahliye edilebilmek için,anlaşmalı hareket ettikleri ortaya çıkmaktadır.


ALTI;APO NUN PKK NİN DİPLOMATIK,ÖRGÜTSEL VE ASKERİ YAPISINI TASFİYE SÜREÇLERİ

Apo, yirmi yıla yakındır Suriye de bulunmasına rağmen,Türk devletinin yetkililerinin ilk kez savaş tehdidine dayanarak; teslim edilmesini, yada Suriye nin dışına gönderilmesini istemelerinin bir nedeni;2OO1 yılının başında açıkça somutlaştığı üzere,savaşın Türk hazinesini boşatması,ağır bir borç yükü altına sokması ve devam eden savaş durdurulmaksızın ekonomilerinin kendisini toparlama ihtimalinin de bulunmamasıydı.Ekonominin bu durumunun içerde sosyal patlamalara ve siyasi krizlere de yol açacağı açıktı.Zaten gerilla savaşı ile hiçbir devlet tarih sahnesinden kıldırılmamış,ancak her gerilla savaşı ekonomik siyasi ve sosyal krizleri doğuran patlamalara yol açarak hedeflerine gidebilmişti.Toparlanmak için savaşı bir şekilde durdurmak gerekiyordu.Abdullah Öcalan nın sorgulanmasına ilişkin belgeler ile mahkemedeki beyanları yanında,ortaya çıkan yeni olgular bir bütün olarak nazara alındığında;kendisi Suriye de iken PKK yi silahsızlandırması istenmiştir.Ancak örgütteki dengelerin ve örgütsel yapının buna kısa sürede uydurulması zor olduğundan,gecikmişti.Türk devleti,her uçağın bir operasyondaki kalkış fiyatının bir fabrika fiyatı olduğunu ve savaş harcamaları nedeni ile hazinesinin boşaldığını ayrıca borcunun olabildikçe yükseldiğini ve uzun süreye yayılan savaşın daha da devam etmesi halinde ekonomiyi toparlamaya imkan olmayacağını,bunun da Türkiye metropollerinde ayaklanmalara,kriz ve bunalımlara yol açarak,kendilerinin Kürdistan Ulusal sorunun da bir siyasal çözümü kabul etmek durumunda kalacaklarını öngörecek durumdaydı.Zaten gerilla hareketlerinden hiç birisi,mücadele ettiği ülkeyi tümden yıkıp tarih sahnesinden silmemiş,ancak ancak bütün gerilla hareketleri ekonomi temel olmak üzere,yaratıkları sosyo ekonomik bunalım ve krizler neticesinde hedeflerini kabul ettirmişlerdi.Nitekim Türk devletinin his etmeye başladığı bu büyük kiriz, 2OO1 yılının başında somutlaştı.Türk devleti Apo yu yakalayarak, hem bu krizi beklediğinden daha düşük düzeyde yaşadı, hem de ateşkesler sayesinde toparlanarak krizini aştı. Buna karşın Kürdistan da dört bir köy yakılıp yıkılmış,dört milyon insan göçertilerek kır ekonomisi çökertilirken,sömürge metropollerin de ucuz işgücüne dönüştürülüp asimilasyona tabi tutulmuş, 125 bin faili meçhul olarak isimlendirilen siyasi cinayet,yaralama ve kundaklama olayı neticesinde ulusumuz sindirilmek istenmiş,kırk bin gerilla yaşamını yitirmiş,bütün ormanlık ve bağlık alanlar da operasyonlarda defalarca yakılmıştı.Şimdi bu ağır bedeller hangi hedefler için verildiyse,söz konusu hedeflerden de vazgeçilmesi isteniyordu..Bu ağır bedeller ile dört ayrı devlet kurulabilecekken,hiçbir şey kurulmadığı gibi,ideolojik politik açıdan dahi söz konusu hedeflerden vazgeçilmesi istenmekteydi. Devletin bu istemi Apo nun istemi oluyordu,Apo nun istemi de PKK nin istemi oluyordu.Geriye kalan Devletin Apo nun ve PKK sinin işbirlikçi istemini mevcut alternatifsizlik ortamında bütün Kürtlerini istemine dönüştürme yada herkesin istemiymiş gibi sahtekarca bir yanılsama yaratmaktı.


T.C. Apo nun Suriye de kaldığı evinin yanında patlayıcı dolu mersedesi patlatmadan önce,önlemini alması için kendisine bildirimde bulunmuştu.Mersedesi patlatanlarda,önceden uyarıp haber verenlerde devletin aynı çizgisindeki kişilerdi.Bunlar bu olay neticesinde kendisini kurtardıklarını hissettirerek,kendilerine sığınmasının,güvenmesinin ve ölüm korkusunu his ederek can derdine düşmesinin koşullarını oluşturmak istediler.Aynı zamanda kendisine; “Artık Suriye Senin için güvenli değil.Biz Seni orada koruyamayız” mesajını vererek,dolaylı denetim ve yönlendirmelerini, doğrudan denetimi ve yönlendirmeye dönüştürmek istiyorlardı.Çünkü Apo nun, kendi canını yitirmekten korktuğu kadar hiçbir şeyden korkmadığını,ve kendi kelesinin derdine kapılacak bir kişilik olduğunu tahlil edebilmişlerdi.Bir gerilla lideri gibi yaşamadığını,konformist bir kişilik olduğunu izlemişlerdi.Apo nun her defasında Türk devletinin ajanı olan istihbaratçılar ile görüşerek,istemlerine uygun olarak tek taraflı,herhangi bir uluslar arası kurumun denetmenliğine ve siyasal taleplere dayanmayan ateşkesler ilan etmesi,PKK de dikkatin dağılmasına,sahte beklentilere düşmeye,oyalanma,devletin düşen gardını almasına,hazırlıksız yakalayacağı saldırılara girişmesine,savaş gücünü zamana yayarak tasfiye etmeye ve parça parça savaş psikolojisinden uzaklaşmaya yol açmaktaydı.Bu ateşkesler bahane edilerek devletin istihbarat elemanları ile süreklileştirilen diyaloglar Apo üstünde dolaylı olarak devam eden denetim ve yönlendirmenin doğrudan denetim ve yönlendirmeye dönüştürülmesini sağlamaktaydı..Çift taraflı bir niteliği bulunmaması ve uluslararası bir kurumun denetimini içermemesi ile siyasal taleplerin tartışılma süreci olmaması karşısında; esasen ateşkes olmayan söz konusu sahte ateşkesler özünde PKK deki silahlı askeri gücü tasfiye etmenin ilk adımdır.


Bu ateşkesler dışında,askeri açından PKK nın en yetenekli komutanı olarak bilinen Şemdin Sakık ın,önce Abdullah Öcalan tarafından sorguya alınarak,eleştiri ile ilişkisi olmayacak tarzda aşağılanması,kişilik ve gururunun tüketilmesi,hatta MED TV adına röportaj yapan bir kişinin(muhabirin) dahi kendisini azarlayarak soru sorması süreçleri sonrasında inancı tüketildi.Bir gün asker, bir gün komutan ve öbür gün uygulamaya alınarak kişiliği öğütülen en ağır hakaretler ile hiçleştirilen bireylerden kadro çıkmayacağı açıktı.Bu sistemden şartlandırılmış ve koşullandırılmış insan çıkabilirdi.Söz konusu koşullandırılmışlıkların alan ve zemininden çıkıldığında ise,kadro diye gözüken bireyler dahi hiçleştirilmiş oldukları şekilde,birer hiç olacaklardı.Şemdin Sakık(Şemo) bu süreçler ile yaptığı işe yabancılaştırılıp,savaşa inancı tüketildikten sonra,Apo nun talimatı ile bütün cephe ve alanlarda gezdirilerek, savaşın bitirilmesi gerektiği konusunda konuşmalar yapması sağlandı.Savaşı tasfiye çabalarına,en çok savaşmış kişiyi bütün alanlarda gezdirip,savaşın gereksizliğini ve zararlarını anlattırmak ile hızlandırılmaktaydı.Kişilik olarak tüketilip bu işte de kullanıldıktan sonra,Şemdin nin PKK de gereksiz olduğu görülmekteydi.En çok savaşmış olan bu kişiliği kaçırtarak ve daha sonrada öldürerek yada teslim olmasına yol açarak,sömürgeci devlete PKK nin savaş gücünü tasfiye etmede ne kadar samimi olduğunu ispatlamanın bir göstergesi olarak da sunulabilecekti.Bu nedenle Şemdin Sakık a, Apo tarafından öldürülebileceği kendisine his ettirilerek,örgüt karşısında kaçak ve suçlu duruma sokularak,“katli vacip kişilik” durumuna sokulmak istendi.Sonuç olarak,18 yıl dağda başarılı şekilde savaşmış olduğundan dolayı örgütsel yapıda etkinlik kuran ve hatta diğer üst düzey kadroları sindiren Şemdin Sakık,Sömürgeci devlete savaşı tasfiye etmenin ciddi ve samimi bir göstergesi olarak tasfiyeye götürüldü.Aynı zamanda Apo sonrasında savaşı yeniden dayatacak bir unsur bırakılmamış oldu.Şemdin nin kişilik ve ruhi açıdan tüketilmesi,savaş karşıtına dönüştürülerek alanlarda gezdirilmesi ve daha sonrada örgütten kaçırtılması,tek taraflı sahte ateşkeslerden sonra,Apo nun PKK yi silahsızlandırmasının,teslimiyete götürmesinin ve dağıtmasının diğer bir olgusu ile sürecidir.



Av. Medeni Ayhan:

ayhanmedeni@hotmail.com

DEVAM EDECEK (13)


















Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2011-12-26 (879 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution