Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.






(60) Bölüm (14) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (14




Zeki Özçınar ve Bayram Kaya nın 18 10 2011 tarihli www.zaman.com.tr sitesinde yayımlanan,”Şamil Tayar dan Ses Getirecek İddia” başlıklı haberlerinde;“AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, bu hafta piyasaya çıkacak olan 'Kürt Ergenekonu-Derin PKK'nın Gizli Kodları' adlı kitabında;."1978'de ortaya çıkan örgüt, bugün Kürt sorunundan uzaklaşan, varlığını korumayı önceleyen, 36 ülkede örgütlenmiş, çok sayıda gizli servisin mutfağında yemek pişiren çokuluslu şirket hüviyetindedir. Tohumları, derin devletin kontrolü altında atıldı. PKK'yı kurmadan önce MİT içindeki bazı unsurlarla içli dışlı olan Öcalan, aynı çevrelerin desteğiyle 1979'da Suriye'ye kaçtı. 12 Eylül askerî darbesiyle (MİT'ten) özerkliğini ilan etti."….. "1972'de, Öcalan gözaltına alınmıştı. 3 ay hafif hapis cezasıyla kurtuldu. İddia, MİT'in devreye girdiğidir. İlişkiyi tespit etmek üzereyken öldürüldüğü iddia edilen gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun PKK-devlet ilişkisine dair aradığı belgelerden biri budur. MİT'in gizli arşivinde Öcalan'la ilgili çok özel bilgiler mevcuttur. Öcalan'ı Suriye'ye kaçıran irade, eski bir PKK'lıya göre, 'Abdullah artık dışarı çık, seni koruyamıyoruz' diye kulağına fısıldamıştı…..Ergenekon operasyonu kapsamında sanık Hikmet Çiçek'ten ele geçirilen 3 Haziran 2000 tarihli ve 'Provokasyon Mektubu' başlığını taşıyan belgeye göre, Abdullah Öcalan'ın avukatı ile görüşen Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndaki bir görevli, PKK'nın kuruluşunda Öcalan'a Pilot Necati aracılığıyla 10 milyon lira verildiğini, Öcalan Türkiye'ye getirilirken uçakta gözünü açınca kendisine 'memlekete hoş geldin' diyen görevlinin Pilot Necati olduğunu söyledi….Olay şöyle gelişti: "1980 öncesi terör eylemleri artınca Ali Yıldırım, Ankara'ya taşınarak MİT'teki çalışmalarını burada sürdürdü. Tanıdığı Şevket Özcan Ankara'ya gittiğinde Yıldırım'ı MİT binasında buldu. Sohbet sırasında içeriye Abdullah Öcalan girdi. Yıldırım, 'Bizim Kesire'nin nişanlısı' dedi. Şevket Özcan, 'Apocular' olarak tanındığında fotoğrafını görünce, arkadaşlarına, "Yahu ben bu adamı MİT'te gördüm." diye anlattı”.denilmektedir.


Ülke TV de 2O11 yılında yayımlanan;”Gazeteci Milleti” adlı programa konuk olarak katılanlardan Gaziantep milletvekili Şamil Tayar;”Öcalan ın Şam da kaldığı evde görüştüğü askeri ataşe nin Hasan Atilla Uğur olduğu yazıldı,çizildi. Öcalan nın da görüştüğünü teyit ettiği kişi MHP den Adana Milletvekili olan Kürşat Atılgan.Bir Mercedes operasyonu vardı.MİT in düzenlediği bir operasyon,o operasyonun birileri tarafından engellendiği hep konuşuldu.Ankara dan Şam ı arayarak operasyonu bilgi verenin İstihbarat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Soner olduğu konuşuluyor.Konuştuğu kişinin de Kürşat Atılgan olup olmadığının ortaya çıkmasını istiyorum.” derken, milletvekili Kürşat Atılgan kendisinin Suriye de böyle bir görevde bulunmadığını ve konuşulan kişinin de kendisi olmadığını söylüyordu.Apo nun Suriye de bulunduğu sırda,kaldığı binadaki dairenin bir üstünde ise, Türk askeri ataşesinin ikamet ettiğini,sadece PKK den kopmuş bazı PKK lilerin internet sitelerine 2O1O ve 2O11 yıllarında yansıyan demeçlerinde dile gelmedi.Aynı zamanda Suriye nin tasfiye edilmiş Başkan yardımcısı Hadam da, 2O11 yılında Hürriyet Gazetesi muhabiri ile yapmış olduğu röportaj da,Abdullah Öcalan nın Türk askeri ataşesi ile aynı binada ikamet ettiğini belirtti.Bu durumda Apo nun Türk askeri ataşesi ile aynı bina da ikamet ettiği tartışmalı değildir.Tartışmalı olan konu ilgili Askeri Ataşe nin kim olduğudur.Ergenekon davasında kendisinin Jitem in kurucusu olduğunu ve daha sonra bu cinayet örgütünü Veli Küçük e devir ettiğini söyleyen Albay Arif Doğan nın ifadeleri incelendiğinde;Albay Hasan Atilla Uğur u,Albay Kürşat adı ile tanıdığını,birlikte çalışmadıklarını,ancak ekli olduktan sonra kendisi ile bir kez konuşmuş olduklarını belirttiği görülecektir.Bu durumda Apo ile aynı binada kalan Türk askeri ataşesinin Hasan Atilla Uğur olduğunu tespit ederek,askeri ataşesinin adı konusundaki tartışmaya noktayı koymuş oluyorum.Çünkü askeri ataşenin adı albay Kürşat ta olsa,Hasan Atilla Uğur da olsa aynı kişiye çakmaktadır.Albay Hasan Atilla Uğur aynı zamanda İmralı da da Apo nun kolluk ifadesini alan kişiler arasındadır.Öte yandan Apo her yeni bir şey söylemek istediğinde de, 2OO2 yılına kadar en çok çağırıp görüşmek istediği kişiler arasında albay Hasan Atilla Uğur gelmektedir.Bu durum da gösteriyor ki,Ergenekoncu Özel Kuvvetler,kendilerini Apo ya canını kurtarmış kişiler olarak kabul ettirmiş bulunmaktadır.


Apo,örgütü kurarken para aldığını söylediği ve örgüt üyelerinin tümünü beslediğini iddia ettiği pilot Necati Kaya nın ajanlığını 1990 lı yılların başında Uğur Mumcu araştırmaya ve tartışmaya başladı.Bunun üzerine Apo,Necati Kaya nın” örgütte beslemediği kişi yok” diyerek bütün örgüt üyelerini aynı suça ortak etti.Nede olsa büyük bölümü ölmüş, bakiyede kalan birkaç kişi de sisteme teslimiyetini uzun süredir ilan etmiş,konuşabilecek durumda değildir.İlk üç kişilik merkez yürütmedeki yardımcısı Şahin Dönmez de itirafçı ve ajan.Seksenli yıllara kadar Apo dan daha çok inisiyatif kullanan karısının da devletin resmi bir ajanın kızı olduğu ortaya çıktı.Kardeşi Osman Öcalan kişilik özelikleri ve pratikleri itibari ile ajandan beterdir.Apo nun devlet ile girdiği diyaloglar ve yaptığı bütün ateşkeslerde ajanları ile girdiği diyaloglar üzerinden gelişmiştir.Kaldığı binada bile bir üst katta Türk istihbarat ataşesi var.Şamdan çıktıktan sonrada bir devletin istihbarat elemanları tarafından diğer bir devletin istihbarat elemanlarına teslim edilmektedir.En son İngilizlerin istihbarat üssünün bulunduğu Kofru adasındaki istihbarat üssüne getirilmektedir.Kenya dan sonra da Ankara daki Özel Kuvvetler Komutanlığının istihbarat üssüne getirilmiş olmaktadır.Kesire Yıldırım ile evlenmeden önce de babasının ajan olduğunu bildiğini söylemesine rağmen,başka bir kişi ile nişanlı olan bayanı elde etmek için örgütü dağılma noktasına getirmeden dahi çekinmeden hatta bu duruma başkaldıran en eylemci birimi örgüt tarihlerindeki ilk toplu katliam eylemi ile öldürerek,nişanı bozdurarak o güne kadar örgütsel yapıdaki tek bayan olan Kesire ye sahip olmayı tercih etmektedir.Apo İmralı da Avukatları aracılığı ile verdiği bir mesajda, ”Temel şeyleri Mahir Kaynak ın yazılarından öğreniyorum” demekteydi.Mahir Kaynak da bir televizyonda,devletin süreci iyi yönettiğini,ideolojik politik açıdan çizgi ve değerlerini başkalaşıma uğratmanın başarıldığını,dağılmanın da bir ölçüde gerçekleştiğini ve hedefsizleştirilmenin gerçekleştirildiğini söylemekteydi.Apo İtayla da iken, Cia nın eski ajanı Grahm Fuller i görüşmeye davet etmişti.Ancak İtalya dan yeniden Rusya ya geldiğinde ve Rusya da bir daha kapı dışarı etiğinde ise, uçakta Grahm Fullere mektup yazarak;görüşmeyi yapmadan İtalya yı terk etmek durumunda kaldığından dolayı özür dileyerek ikinci bir davet ve görüşme mektubu gönderdiği söylenmektedir.Apo yu istihbaratçılar dışında hiç kimse muhatap almamaktadır.Bu olgular ışığında şu tablo ortaya çıkmaktadır: Apo nun aşık olduğu kadın ajan,para aldığı kişi ajan,Şam daki komşusu ajan,tek taraflı ve bir uluslararası bir kurumun arabuluculuğuna dayanmayan ateşkesleri kendinse ilan ettirmek için gelen gazeteci kılıklılar ajan,yolculuklarının tümünde yanında bulunan yabancılar ajan,düşünsel gıdasını aldığı kişiler ajan.Bu tür bir kişilik olmasına rağmen,PKK de oluşturduğu sistem gereğince,her gerilla ölene kadar potansiyel ajandır,öldüğünde ise kahraman ilan edilecek kişidir.Buna karşın sistem gereğince Apo hakkında ise hiçbir bireyin ortaya çıkmış bu olgulara rağmen hiçbir soru sormaması öte yandan tutukluluk sürecinde de olsa parti manifestosuna ve kongre karalarına tümden ters söylemlerine rağmen harfiyen kendisini esas almak zorunluluktur.İşte, bizde kendilerini modern ve demokratik örgüt ve kişilikler şekelinde sunanlarda, bunlardır.


Bu makaledeki bütün veriler nazara alındığında;12 Eylül 198O darbesinden önce uyarılmış olması sonrasında,Apo nun 2 Temmuz 1979 da Suriye nin egemenliğindeki topraklara gittiği,bunun üzerine de doğrudan denetimin dolaylı denetime dönüştüğü,devletin ekonomik buhranının derinleşmeye başlaması karşısında da Şam dan çıkarıldığı,gerek PKK nin içerisindeki alternatif kadroların tasfiye edilmiş olması ve gerekse de alternatif bir Kürt hareketinin kalmamış olması nazara alınarak; Şam da iken Demokratik Cumhuriyet denilen işbirlikçi konsept planlanarak,Kürtler açısından yaratılan duygusal bir atmosfer eşliğinde,Türkiye nin Avrupa Birliğine giriş konsepti sınırları içindeki sahte bir çözüm,idam edilmemek ve koşulları oluştuğunda da tahliye edilebilmek için,anlaşmalı hareket ettikleri ortaya çıkmaktadır.
ALTI;APO NUN PKK NİN DİPLOMATIK,ÖRGÜTSEL VE ASKERİ YAPISINI TASFİYE SÜREÇLERİ


Apo, yirmi yıla yakındır Suriye de bulunmasına rağmen,Türk devletinin yetkililerinin ilk kez savaş tehdidine dayanarak; teslim edilmesini, yada Suriye nin dışına gönderilmesini istemelerinin bir nedeni;2OO1 yılının başında açıkça somutlaştığı üzere,savaşın Türk hazinesini boşatması,ağır bir borç yükü altına sokması ve devam eden savaş durdurulmaksızın ekonomilerinin kendisini toparlama ihtimalinin de bulunmamasıydı.Ekonominin bu durumunun içerde sosyal patlamalara ve siyasi krizlere de yol açacağı açıktı.Zaten gerilla savaşı ile hiçbir devlet tarih sahnesinden kıldırılmamış,ancak her gerilla savaşı ekonomik siyasi ve sosyal krizleri doğuran patlamalara yol açarak hedeflerine gidebilmişti.Toparlanmak için savaşı bir şekilde durdurmak gerekiyordu.Abdullah Öcalan nın sorgulanmasına ilişkin belgeler ile mahkemedeki beyanları yanında,ortaya çıkan yeni olgular bir bütün olarak nazara alındığında;kendisi Suriye de iken PKK yi silahsızlandırması istenmiştir.Ancak örgütteki dengelerin ve örgütsel yapının buna kısa sürede uydurulması zor olduğundan,gecikmişti.Türk devleti,her uçağın bir operasyondaki kalkış fiyatının bir fabrika fiyatı olduğunu ve savaş harcamaları nedeni ile hazinesinin boşaldığını ayrıca borcunun olabildikçe yükseldiğini ve uzun süreye yayılan savaşın daha da devam etmesi halinde ekonomiyi toparlamaya imkan olmayacağını,bunun da Türkiye metropollerinde ayaklanmalara,kriz ve bunalımlara yol açarak,kendilerinin Kürdistan Ulusal sorunun da bir siyasal çözümü kabul etmek durumunda kalacaklarını öngörecek durumdaydı.Zaten gerilla hareketlerinden hiç birisi,mücadele ettiği ülkeyi tümden yıkıp tarih sahnesinden silmemiş,ancak ancak bütün gerilla hareketleri ekonomi temel olmak üzere,yaratıkları sosyo ekonomik bunalım ve krizler neticesinde hedeflerini kabul ettirmişlerdi.Nitekim Türk devletinin his etmeye başladığı bu büyük kiriz, 2OO1 yılının başında somutlaştı.Türk devleti Apo yu yakalayarak, hem bu krizi beklediğinden daha düşük düzeyde yaşadı, hem de ateşkesler sayesinde toparlanarak krizini aştı. Buna karşın Kürdistan da dört bir köy yakılıp yıkılmış,dört milyon insan göçertilerek kır ekonomisi çökertilirken,sömürge metropollerin de ucuz işgücüne dönüştürülüp asimilasyona tabi tutulmuş, 125 bin faili meçhul olarak isimlendirilen siyasi cinayet,yaralama ve kundaklama olayı neticesinde ulusumuz sindirilmek istenmiş,kırk bin gerilla yaşamını yitirmiş,bütün ormanlık ve bağlık alanlar da operasyonlarda defalarca yakılmıştı.Şimdi bu ağır bedeller hangi hedefler için verildiyse,söz konusu hedeflerden de vazgeçilmesi isteniyordu..Bu ağır bedeller ile dört ayrı devlet kurulabilecekken,hiçbir şey kurulmadığı gibi,ideolojik politik açıdan dahi söz konusu hedeflerden vazgeçilmesi istenmekteydi. Devletin bu istemi Apo nun istemi oluyordu,Apo nun istemi de PKK nin istemi oluyordu.Geriye kalan Devletin Apo nun ve PKK sinin işbirlikçi istemini mevcut alternatifsizlik ortamında bütün Kürtlerini istemine dönüştürme yada herkesin istemiymiş gibi sahtekarca bir yanılsama yaratmaktı.


T.C. Apo nun Suriye de kaldığı evinin yanında patlayıcı dolu mersedesi patlatmadan önce,önlemini alması için kendisine bildirimde bulunmuştu.Mersedesi patlatanlarda,önceden uyarıp haber verenlerde devletin aynı çizgisindeki kişilerdi.Bunlar bu olay neticesinde kendisini kurtardıklarını hissettirerek,kendilerine sığınmasının,güvenmesinin ve ölüm korkusunu his ederek can derdine düşmesinin koşullarını oluşturmak istediler.Aynı zamanda kendisine; “Artık Suriye Senin için güvenli değil.Biz Seni orada koruyamayız” mesajını vererek,dolaylı denetim ve yönlendirmelerini, doğrudan denetimi ve yönlendirmeye dönüştürmek istiyorlardı.Çünkü Apo nun, kendi canını yitirmekten korktuğu kadar hiçbir şeyden korkmadığını,ve kendi kelesinin derdine kapılacak bir kişilik olduğunu tahlil edebilmişlerdi.Bir gerilla lideri gibi yaşamadığını,konformist bir kişilik olduğunu izlemişlerdi.Apo nun her defasında Türk devletinin ajanı olan istihbaratçılar ile görüşerek,istemlerine uygun olarak tek taraflı,herhangi bir uluslar arası kurumun denetmenliğine ve siyasal taleplere dayanmayan ateşkesler ilan etmesi,PKK de dikkatin dağılmasına,sahte beklentilere düşmeye,oyalanma,devletin düşen gardını almasına,hazırlıksız yakalayacağı saldırılara girişmesine,savaş gücünü zamana yayarak tasfiye etmeye ve parça parça savaş psikolojisinden uzaklaşmaya yol açmaktaydı.Bu ateşkesler bahane edilerek devletin istihbarat elemanları ile süreklileştirilen diyaloglar Apo üstünde dolaylı olarak devam eden denetim ve yönlendirmenin doğrudan denetim ve yönlendirmeye dönüştürülmesini sağlamaktaydı..Çift taraflı bir niteliği bulunmaması ve uluslararası bir kurumun denetimini içermemesi ile siyasal taleplerin tartışılma süreci olmaması karşısında; esasen ateşkes olmayan söz konusu sahte ateşkesler özünde PKK deki silahlı askeri gücü tasfiye etmenin ilk adımdır.


Bu ateşkesler dışında,askeri açından PKK nın en yetenekli komutanı olarak bilinen Şemdin Sakık ın,önce Abdullah Öcalan tarafından sorguya alınarak,eleştiri ile ilişkisi olmayacak tarzda aşağılanması,kişilik ve gururunun tüketilmesi,hatta MED TV adına röportaj yapan bir kişinin(muhabirin) dahi kendisini azarlayarak soru sorması süreçleri sonrasında inancı tüketildi.Bir gün asker, bir gün komutan ve öbür gün uygulamaya alınarak kişiliği öğütülen en ağır hakaretler ile hiçleştirilen bireylerden kadro çıkmayacağı açıktı.Bu sistemden şartlandırılmış ve koşullandırılmış insan çıkabilirdi.Söz konusu koşullandırılmışlıkların alan ve zemininden çıkıldığında ise,kadro diye gözüken bireyler dahi hiçleştirilmiş oldukları şekilde,birer hiç olacaklardı.Şemdin Sakık(Şemo) bu süreçler ile yaptığı işe yabancılaştırılıp,savaşa inancı tüketildikten sonra,Apo nun talimatı ile bütün cephe ve alanlarda gezdirilerek, savaşın bitirilmesi gerektiği konusunda konuşmalar yapması sağlandı.Savaşı tasfiye çabalarına,en çok savaşmış kişiyi bütün alanlarda gezdirip,savaşın gereksizliğini ve zararlarını anlattırmak ile hızlandırılmaktaydı.Kişilik olarak tüketilip bu işte de kullanıldıktan sonra,Şemdin nin PKK de gereksiz olduğu görülmekteydi.En çok savaşmış olan bu kişiliği kaçırtarak ve daha sonrada öldürerek yada teslim olmasına yol açarak,sömürgeci devlete PKK nin savaş gücünü tasfiye etmede ne kadar samimi olduğunu ispatlamanın bir göstergesi olarak da sunulabilecekti.Bu nedenle Şemdin Sakık a, Apo tarafından öldürülebileceği kendisine his ettirilerek,örgüt karşısında kaçak ve suçlu duruma sokularak,“katli vacip kişilik” durumuna sokulmak istendi.Sonuç olarak,18 yıl dağda başarılı şekilde savaşmış olduğundan dolayı örgütsel yapıda etkinlik kuran ve hatta diğer üst düzey kadroları sindiren Şemdin Sakık,Sömürgeci devlete savaşı tasfiye etmenin ciddi ve samimi bir göstergesi olarak tasfiyeye götürüldü.Aynı zamanda Apo sonrasında savaşı yeniden dayatacak bir unsur bırakılmamış oldu.Şemdin nin kişilik ve ruhi açıdan tüketilmesi,savaş karşıtına dönüştürülerek alanlarda gezdirilmesi ve daha sonrada örgütten kaçırtılması,tek taraflı sahte ateşkeslerden sonra,Apo nun PKK yi silahsızlandırmasının,teslimiyete götürmesinin ve dağıtmasının diğer bir olgusu ile sürecidir.

(60) Bölüm (15) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (15)




Apo nun henüz Suriye de iken de bir palan dahilinde ve yukarıda açıkladığımız çerçevede, uyduruk vaatler karşılığında Türkiye ye gelmeyi tercih etmiş olması ihtimal dahilindedir.Türk medyasında Ergenekoncular olarak bilinen ve esasen Türk egemenlik sisteminin İttihatçı-Kemalist kanadını temsil eden odak ile birlikte, Kemalizmi güncelleme ve güçlendirme konseptini açıkça pratiğe almaya başlayacaklardı.Gerek devletin saldırıları neticesinde ve gerekse Apo nun PKK sinin tasfiyeci eylemleri sonrasında, Kürdistan Ulusal hareketinin içerisindeki eğilimlerin tasfiye olması,ve ayrıca PKK içresindeki alternatif kadroların çeşitli yaftalamalar ve bahaneler ile tasfiyesi sonrasında,bütün alternatifler tüketilmişti.İç dengeler ve gerilla yapısı hala hızla tasfiye olma önünde engeldi.Buna rağmen gerek sömürgeci Türk devleti ve gerekse uluslararası stratejik ortakları, Apo nun askeri yapıyı tasfiye etme konusunda verdiği sözlerde samimiyetinden de şüphelenir konuma gelmişlerdi.Bu nedenle artık dolaylı denetim ve dış yönlendirme yetmiyordu,doğrudan denetim ve yönlendirme zorunluydu.Bu uluslararası sermayenin her alanda dolaşım ve yatırım akışının istikrarı açısından da gerekli görülüyordu.Apo nun kültü dışında örgütsel yapıda hiçbir şey bırakılmaz duruma getirildiği açıktı. Aynı zamanda; PKK içinde alternatif çizgi açabilecek bir kadro olmadığını ve alternatif bir örgütün de kalmadığını görüyorlardı. Yaklaşık yirmi yıldır Suriye de bulunmasına rağmen,iadesi savaş nedeni yapılmayan Apo nun,Türk devleti tarafından savaş nedeni yapılarak,Kürtler açısından dramatik bir seremoniye dönüşecek sahte kaçışlar sonrasında teslim olması gerçekleşecekti.Yaratılan duygusal atmosferde ise, gerek PKK ye ve gerekse genel anlamdaki Kürt kamuoyuna her şeyin daha rahat kabul ettirilebileceği düşünülmüştü.Bu çerçevede Apo nun Türkiye ye teslim olup gelmesinden önce,ana çerçevesi kabul ettirilmiş işbirlikçi Demokratik Cumhuriyetçilik çizgisi çerçevesinde konuşturulacaktı.Apo nun içersinde bulunduğu koşulların zorluğu ve duygusallığı da örgüt içerisinde işlenerek,silahsızlandırma,teslimiyet,dağılma ile yozlaşma hızlandırılacaktı.


Apo nun tek taraflı(çift tarafa dayanmayan) ve bir uluslararası kurumun arabuluculuğuna dayanmayan her ateşkesi bir istihbaratçının girişimi ile başlatıldıktan sonra,bir tahribatın zemini olarak kullanılmasına rağmen,aynı ahmaklığa devam edilmiştir.1993 yılındaki tek taraflı ateşkesi;köye yakıp boşaltma ve dört milyon kürdü göçertme ile faili meçhul olarak isimlendirilen siyasi cinayet yaralama ve kundaklama oylarlarının başlaması için kullanıldı.Apo nun 1996 yılındaki ilan ettiği tek taraflı ateşkes, mersedesi kaldığı evinin yanında patlatmadan önce haber verdirerek,kendilerine sığınmasını sağlama,güven verme ve demokratik cumhuriyetçilik sürecini hazırlamanın zemini yapıldı.Apo ya, artık Suriye de korunmasının mümkün olmadığı hissettirilirken,bu olay da kült büyütme çalışmasında kullanıldı.1998 yılındaki ateşkesi ve Şemdin Sakı kın tasfiyesi devlete savaşı tasfiye etmenin göstergeleri olarak sunuldu.Geri de savaşabilecek, yada diğerlerini sindirdiği için alternatif olabilecek kimse bırakmak istemiyordu.1998 yılındaki ateşkes Apo yu anlaşmalı olarak Türkiye ye getirme ve Demokratik Cumhuriyet planlamalarını devreye sokmak için kullanıldı.Daha sonraki ateşkes,gerillaların Türkiye nin hakimiyeti altındaki topraklarından çıkarılması ve toplu imha sürecinden geçirilerek,bütün mevzilerin alınması,lojistik ve istihbarat desteğinin ortadan kaldırılması için kullanıldı.Her ateşkes gerillayı bir ölçüde savaştan ve gerilla kişiliği ile ruhundan uzaklaştırma süreci yapıldı.


“Tek kurtuluş dağlarımızdadır “ diye Apo nun dağları tercih etmenin yerine üç kıtada bulabildiği her ülkenin kapısını çaldıktan sonra teslim olmasına gerekçe olarak başta” dağın yolu kapalıydı” demekteydi. Oysa Suriye istihbaratının elemanları ile uçağa binip diğer ülkelerin istihbarat elamanları ile yolculuklar yapma yerine,Suriye nin Şengal sınırından Irak ın egemenliğindeki Şengal e geçebilirdi.Yani Güney batı Kürdistan dan Güney Kürdistan a veya Güney Batı Kürdistan dan Kuzey Kürdistan a da geçiş yapabilirdi. Üç kıtalı değişik ülkelerin istihbarat elamanlarının eşliğinde ve gözetiminde gidebilmek,her ülkede de uydu telefonuyla konuşabilmek mümkün olabildiğine göre,dağların yolu niye kapılı olsun?Bu durum Apo nun silahı tasfiye teme çalışmasının bir parçasıdır Konformist bir yaşantısı olduğundan ve bir gerilla liderinin yaşantısına sahip olmadığından,savaş alanın adamı olmadığını bilmektedir Savaş koşullarını taşıma konusunda kendisine güvensizdir.Ölüm riskinin olduğu alanda da olmak istemeyen bir tipleme olduğu anlaşılmaktadır.Abdullah Öcalan,”dağın yollu kapalıydı söyleminin,üç kıtada pek çok ülkeyi gezmesinin ortaya çıkması karşısında uyduruk bir gerekçe olarak yansıyacağının farkına vardı.Bu nedenle;”Ben dağa gitseydim yük olurdum,yük olmak istemedim” uydurmasını geliştirdi.Bu söylemini de atıf yaptığımız iki ciltlik ”Sümer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine Doğru” adı ile basılan kitabının 2. cildinde de söylememektedir.Eğer gerilla liderliği yapabilecek kalıba sahipse ve silahsızlandırma esliliğinde gerillayı tasfiye etmede anlaşmadıysa neden yük olacaktı ki? Kendi ordusun başında yirmi yıl aralıksız savaşan Mao Zendung,yada Fidel Kastro, veya Ceh Guhevara yük mü olmuştu?Mehmet Şener,1991 yılında Zaho da bulunduğu sırda Mustafa Karasu ya yazdığı mektupta;Abdullah Öcalan ve kardeşi Osman Öcalan nın hiçbir dönemde pratik savaş sahasına çıkmadıklarını,bundan kaçındıklarını yazmaktadır Kesire Yıldırım Öcalan nın da liderlik mücadelesi sonucunda tasfiye edilene kadar, hiçbir zaman pratik alana çıkmadığı bilinmektedir.Daha sonra ise,dağa gelmesi halinde,güneyli güçlerin(KDP ve YNK nin) kendilerini satacağını,ayrıca devletin savaşı tırmandırarak soykırım yapacağını gerekçe yapmaya başladı.Güneyli güçler bu güne kadar kimseyi teslim etmediğine göre Apo yu niye temsil edeceklerdi.Hiç olmazsa üç kıtada bulabildiği her devletin kapısını çalmasına rağmen,her kapının yüzüne kapandığını gördükten sonra Suriye ye dönüp dağa geçebilirdi.Yada Güney Kürdistanlı Güçler İtalya, Yunanistan, Rusya, Kenya, Tacikistan ve kapısını çaldığı Hollanda dan daha mı güvensizdiler.?Ayrıca Güney Kürdistanlı güçlerin yanında kalmak zorunda da değildi.Çünkü örgütünün gerillaları nasıl ki Kürdistan nın dört parçasındaki kırsal alanda üstlendiyse,kendisi de bir grup ile birlikte en güvenli gördüğü yerde üstlenir,teslim olma sürecini tercih etmezdi.Apo,Avrupa devletlerinin kendisine kucak açıp, bir vila da tahsis ederek, güvenliğini de alarak,üstelik de Türkiye ve müttefikleri ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini bozarak, kendisine rahatça siyaset yapma olanağı vereceklerinden emin olduğundan pek çok devletin kapısını çalmış değildir.Türkiye nin 1974 yılında Kıbrıs ı işgali sırasında dahi,savaşı göze alamayan,askeri ve siyasi bir gücü bulunmayan,doğrudan uluslararası sermayeye bağımlı olan Yunanistan nın,Arap devletlerine de dayanan ve göreceli de olsa uluslar arası sermayeden bağımsız olabilen Suriye den fazla savaşı göze alarak, kendisini sahiplenebileceğini düşündüğü için mi bu ülkeye gitmişti?Yunanistan ve diğer ülkelerin kendisi için Türkiye ile ,yada Türkiye ve müttefikleriyle siyasi,ekonomik,diplomatik ilişkilerini bozmayacağını bilmiyor muydu? Elbette biliyordu ve çıkarılmış kiriz politikası neticesinde teslim olacağını yada iade edileceğini de aynı şekilde bilmekteydi.Bütün kapılar yüzüne kapanmasına rağmen,ikinci kez İtalya ya ikinci kez Rusya ya ve ikinci kez Yunanistan a ısrar ile gidişinin nedeni neydi?Hiç kuşkusuz ya peşinen sömürgeci devletin İttihatçı Kemalist kanadının hazırladığı bir planlama ile anlaşmalı bir kizir politikası çerçevesinde Süriye den çıkarılmıştır,yada en azından İtalya da bulunduğu sırada anlaşarak gelmiştir.Yani ya daha Suriye deyken,Türkiye nin müttefikleri ile birlikte yaratacağı kiriz politikası sonrasında hiçbir devletin izin vermeyeceğini, ve sonuçta Türkiye ye iade edileceğini,yada teslim olacağını bile bile anlaşmalı olarak gelmiştir.Ancak yaratılan dramatik atmosfer ile iş anlaşmalı olarak gelme şeklinde yansımayacak ve yaratılan ortamında devletin konseptini daha rahat kabul ettirebilecekti.Zor koşullarda bulunma gerekçesi ile örgütte karşı çıkabileceklerde etkisizleşebilecekti.


Yaşar Kaya, Apo nun İtalya da bulunduğu sırda dahi;”Bundan sonraki durak Türkiye” dediğini açıkladığından,ayrıca Med TV deki konuşmasında;”Bizans hükümdarı Diyojen Sultan Alpasalan a yenildi.Bazı koşullar karşılında öldürülmedi,af edildi.Eğer faşizmlerini aşıp kendi tarihlerine bakarlarsa, bu Türklerin tarihinde var” cümlelerini de,Yaşar Kaya nın açıklaması ile birleştirdiğimizde durum açıklığa kavuşmaktadır.Bu durumda en iyi ihtimalle dahi, Apo nun asgari olarak İtalya da bulunduğu sırda Kürdistan nın herhangi bir paracasına giderek mücadele etmek yerine,idam edilmemek ve Türkiye nin 1963 te imzaladığı Ankara antlaşmasındaki AB projesinin sınırları içresindeki kişisel dil kültür hakları ve koşulları oluştuğunda da aşamalı olarak tahliye edilmek karşılığında anlaşmalı olarak gelmeyi esas aldığı kesindir.Yani Türk devletine bizzat teslim olmak, yada paketlenmiş olmak Apo nun tahmin etmediği bir şey değildir.Çünkü Apo nun, Kürdistan nın herhangi bir parçasında kalması halinde soykırım olacağı, ve bunun olmaması nedeni ile dağı tercih etmediği konusundaki söylemi de diğer gerekçeleri gibi uydurmadır.Çünkü dört bin köyün yakılıp yıkılması ,dört milyon insanın göçertilmesi,125 bin öldürme yaralama kundaklama olayının gerçekleşmesi ile Kürtler zaten bir soykırım yaşamıştı.Dünyada bu tür pratikleri yapma dönemi de kapanmıştı.Apo nun toplu imha pratiklerinden birilerini korumak için Kürdistan nın herhangi bir parçasına geçiş yapmadığına ilişkin söyleminin uydurma olduğunun diğer bir kanıtı da gerillayı Türkiye nin egemenliği altındaki topraklardan çekilme talimatı vermesi, örgütünün başkanlık konseyindeki diğer işbirlikçi körlerinde bunu uygulaması, ve yaklaşık 500 gerilla nın Türk devletinin askerilerinin geçiş noktalarında pusuya yatmaları, yada havadan bombalama faaliyetleri neticesinde yaşamını yitirmiş olmaları, ile yaklaşık 500 kişinin de yaralanıp sakatlanmış olmasıdır.Bu şekilde gerçekleşen toplu imhanın tek sorumlusu devlet değildir,Apo ve başkanlık konseyindeki bireylerde, bu toplu imha olayından sorumludur.Apo ve PKK başkanlık konseyi,sadece devlete sorumluluğu yükleyerek, kendilerini sorumluluktan sıyırmamalıdır.Ancak Apo nun talimatı sadece toplu imhaya yol açmadı.Aynı zamanda devlete giremediği her mevziiye girme olanağı verdi.Devlet en stratejik noktalara karakollar yapıp, havan topları, termal kameralar ve diğer ağır silahları yerleştirdi.Apo nun savaşı tuk aka etmesi ve “bana bir fırsat verilirse hazırım” dediğinin televizyonlara yansıması yanında,gerillanın her alandan çekilmesinden sonra,PKK nin 70 bin kişilik milis gücü dağıldı.İnsanlar;”Apo efendi hizmete hazırsa, ve bugüne kadar yapığımız işi tuk aka ediliyorsa,amaç da bağımsız bir Kürdistan değilse,neden ailelerimiz ile birilikte kendimizi heder ediyoruz” sorusunu sormaya başladı.Devletin,kırda her alana yerleşmesi üzerine de kimi milis güçleri devletin tarafına geçip ajanlaştı. Faili meçhul olaylar 1996 yılından sonra ekseriyet ile durmuş olmasına rağmen,sırf örgütle ilişkisini kesme adına da olsa, şehirlere taşınanlar oldu.Sonuç itibari ile PKK nin milis yapısı da dağıldı.Geçmişte köylüler en zor yerdeki PKK mevzisine istihbarat ve gıda götürürken,gerillalar herhangi bir köye galipte kapıları çaldığında, kapısını açan köylüyü bulamaz hale geldi.Bu nedenlerle de lojistik desteğini ve istihbarat kanalların da kaybetti.Daha önemlisi PKK gerillaları kandile sıkıştırılıp coğrafik açıdan alanlar ve mevziler devlete terk edilince,Kandil deki kamplar hem Güney güçlerini tehdit etmek için her zaman kullanıldı,hem de gerilla her araziye dönme denemesi yaptığında katliam gördü.Devlet termal kameraları her alana yerleştirdiğinden ve en stratejik yerlere karakollar kurmaya başladığından,örgütün milis ve lojistik imkanları ile istihbarat kanaları dağıtıldığından gerilla savaşı büyük ölçüde tasfiye sürecine sokulmuş oldu.Psikolojik üstünlük de kaybedildi.Herhangi bir uluslararası kurumun denetimine dayanmayan,hiçbir siyasi talep içeremeyen,çift taraflı olmayan ateşkesin sonucunun bu olacağı açıktı.


Dört parçadaki gerillaya,Kürdistan ulusuna,özel anlamda Güneyli güçlere, yada kendinse güvenmeyen Apo Avrupalı, Asyalı ve Afrikalı devletler ile Türkiye ye güvendiğinden,daha doğrusu bir kiriz oyunu ile gelmeyi esas aldığından,her kesin kapısında yerlerde sürünmeyi tercih etti.İdeolojik politik inkara gidilerek sömürgeci devletin ideolojik-politik değerleri,kabul,referans ve ihtiyaçları üstünden işbirlikçi bir çizgi esas alınmaya başlandı.Bu da ideolojik politik hedefsizliği anlamsızlığı hiçleşmeyi doğurdu.Moral motivasyon yok edildi.Diplomatik alandaki faaliyetlerde;”devletin hassasiyetleri nazara alınsın” denilerek durdurulup dağıtıldı.Gerillaya Türkiye nin egemenliğindeki topraklarından toplu çekilme talimatı verilip bu talimat uygulandıktan sonrada, ahmakça tek taraflı ve herhangi bir uluslararası kurumun gözetimine ve denetimine dayanmayan,herhangi bir siyasal talepte içermeyen ateşkeslere ilan edilmeye devam edildi.Devletin elinde tutuklu bulunan ve devlete hizmet etme amacı ile gelen Apo nun söylemleri talimat kabul edildiğinden,değer yargı sistemi,çizgi bağımsızlığı ve hareket özgürlüğü kalmadı.Siyasi,sosyal ve kültürel yozlaşma gelişti.Bu tahribatlar yanında,dağa çıkarma gerekçelerine ihanete edilmesi karşısında,mücadele etme gerekçelerine yabancılaşan on bin kişilik gerilladan yaklaşık 5000 kişi ayrıldı.5000 gerillanın ayrıldığını görmek isteyenler varsa, ya PKK nin bugünkü sayısın 4000 olduğuna baksınlar,yada Güney Kürdistanlı güçlerin kurmalarına veya inşatlar ile çeşitli iş alanlarında çalışıp çalışmadıklarına baksınlar.Ancak ayrılanlar,PKK nin kişiliklerine, yada yaşamlarına saldırı düzenleyebileceği korkusu altında suskun kalarak yaşamı geçirmektedirler.Buraya kadar özetlediğimiz bütün tahribatlar özelde Apo nun, ve genelde de başkanlık konseyi denilen yapının işbirlikçiliğinin ve kullanılmışlığının sonucudur.Bu tahribatların gerçekleşmediğini ve gelişen bu tahribatlarda da Apo nun ve başkanlık konseyinin birinci derecede sorumluğunun bulunmadığını söyleyebilen herkes, hem yalancı,hem de uşaktır.Çünkü bu olgular her kesin gözü önündedir.Gözünü kapamak istemeyen bir eşek bile bu tahribatların gerçek olduğunu ve Apo nun işbirlikçiliği ile kullanılmışlığının sonucu olduğunu görebilecek durumdadır.
ayhanmedeni@hotmail.com

(60) Bölüm (16) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (16)





Apo , 1999 yılında Çankırı E Tipi cezaevinde bulunduğum sırda,”Devlet bir pişmanlık yasası yada topluma kazandırma yasası çıkarsın, varsın pişmanlık yasasıdır desin,PKK de asılında af yasasıdır der, gelir temsil olur” diyerek mesajlarını dağıttırmaktaydı.Ancak bu söylem örgütsel yapıda sindirilemediğinden uygulamaya geçemedi.Zamana yayarak hazırlama esas alınmaya devam edildi.Barış gruplar adı altından bir gurup gerilla ve bir grup da Avrupa dan getirtilip teslim edilerek,Apo nun samimiyeti kanıtlanmak istendi.Örgütsel yapı hazırlanmak istendi.2004 yılında ise Abdullah Öcalan kardeşi Osman Öcalan a büyük gruplar ile temsil olmaya başlamaları için talimat gönderdi.Osman Öcalan ve şürekası da;demokratik Cumhuriyet hedefi için savaşa ve gerillacılığa gerek olmadığı tezi üstünden herkesin silahını bırakması için büyük gruplar ile teslim olmaya başlamasını, büyük bir acelecilik ile dayattı.Ancak örgütsel yapının önemli bir bölümü hala buna hazır değildi.Bu durum ile yaşamındaki konformizm Osman Öcalan nın tasfiyesi ile sonuçlandı. Aslında talimat Apo nun talimatıydı,uygulayan ise Osman dı.Ancak Osman örgütteki konumunu kaybedip ayrılmak durumda kalınca,Abdullah Öcalan nın kaybetmiş taşa oynaması mümkün değildi.Çünkü konumunu kaybetmiş ve örgütten ayrılmış kardeşine sahip çıkabilmesi için,taban olarak önemli bir gücü yanında bulundurması gerekirdi.Oysa başarmadığı gibi,önemli bir gücü de götürmemişti.Bu nedenle Apo;”Osman,mayın tarlasına sürülmüş eşektir,siyasi geleceğini bitirdi” demekteydi.


Apo nun savaşı, gerilla ile PKK yi tasfiye etme çabalarının diğer bir olgusu da 2002 yıllının Haziran ayına ait Serxwebun Dergisi dir. Apo, Derginin 2002 Haziran sayısında da yayımlanan Avukat Görüşme Notlarında,PKK nin dağ kadrosuna hitaben;”Rahip olmayın.Örgütteki kadın erkek ilişkisini Kesire yasakladı” demekteydi. Apo, o dönemde Kesire nin kendisinden daha fazla inisiyatif sahibi olduğunu anlatmak için bu cümleleri söylemiş değildir.Sadece her olup bitenin sorumluğunu birlerine yükleyerek sıyrılan bir tiplemedir,hiçbir sorumluluğunu kabul etmez.Kesire nin ayrılmasından,Apo nun tutuklanmasına kadar yaklaşık 15 yıl geçmişti.Bu yıllar boyunca aynı yasağı devam ettiren Kesire miydi?Kaldı ki Kürdistan nın ve savaşın koşulları nazara alındığında,disiplin değerlerinin kaybolmaması için cinsel ilişkilerin yasaklanması yanlışta değildir.Ancak bu tür bir kural olmakla birlikte,hata birbirini sevenler teşhir edilip cezalandırılmak ile birlikte Apo nun ve Osman Öcalan nın istedikleri kızı kullandıkları.anlaşılmaktadır. Nitekim Osman Öcalan, Keve ile hemen ilişkilenerek örgüt içinde Apo ya bir yeğen bile verdi.Örgüt yönetimindekilerin ekseriyeti bu tür ilişkilere başlayınca,diğerleri tepki göstermeye başladı.Örgüt içi tartışmaların Osman Öcalan ve arkadaşlarının tasfiyesi ile sonuçlanmasından sonraki Avukat Görüşme Notlarında ise,Abdullah Öcalan nın;”Yaşınız elinin üzerinde,kadına ne gerek var” demiştir.Apo,4 Murat kişiliği gibidir,içkiyi,kumarı uyuşturucuyu yasaklayıp,en sert şekilde bunların üzerine gitmesine rağmen,adı geçen Osmanlı Sultanının sadece kendisine yasaklamadığı bilinmektedir.2004 yılında Necdet Buldan nın;”Pkk de Kadın Olmak” adlı kitabında PKK li bayanlardan aldığı açıklamalar yanında,çeşitli Kürt internet sitelerindeki anlatımlar nazara alındığında,Apo,genel anlamda “yoğunlaşma grubu” yada “erkek yoğunlaşma grubu” şeklindeki adlar ile kimseyi bulunduğu ve almazken,dönemsel şekilde değişmek üzere 15 li gruplar şeklin de,güzel bayanları;”bayan yoğunlaşma grubu” adı altında yanına çekip,cinsel ihtiyaçları için kullandıktan sonra,kendilerini özgürleştirdiğini söylemekteymiş.Demek ki Apo Kürt kızlarını altından geçirmeden özgürleşmiyorlarmış.Mevcut sistemde de korkudan dolayı veya bir iftira sonrasında; ajanlık ile suçlanıp öldürülmemek nedeni ile de olsa,istemlerine boyun eğen bireylerin bütününü kirli anlayış ve emellerine alet etiği söylenmektedir.Bu gerçek olduğu ölçüde; gerilla bayanların ahlaklarına,kişiliklerine,ruhsal yapılarına tecavüz edildiğini söylemek zorundayız.Anlatılanların yüzde biri dahi doğru olsa,bunu yaşayan ve bilen kadınlar ile, bu durumları bilen erkek gerillaların kişiliksizleştiren bir sistemi yaşamamak açısından; filli ve özel bir durum yatarak,kendisinin de sonradan öldürülüp öldürülmeyeceğini, yada haksızca teşhir edilip edilmeyeceğini düşünmeksizin,Apo yu cezalandırmadıkları gerekirdi.


Osman Öcalan nın Güney Kürdistan daki Lolan kampında gerillayı yerleşik yaşama alıştırıp,istediklerini çadırına çekmesi sonrasında,gerillaların bir bölümünden gelen tepki üzerine,sorgulanarak hakkında idam kararı çıktıysa da,kardeşi Apo nun bu cezasını kısa bir sürede rütbesiz olarak uygulamada kalma şekline dönüştürdüğü ve uygulamadığı bilinmektedir.Oysa bu tür bir tek pratiği görülen herkes teşhir edilip öldürülmüştü.Aynı Osman Öcalan Apo dan gelen talimat üzerine,büyük bir acelecilik ile gerillayı toplu gruplar şeklinde silahsızlandırıp teslim etme sürecini başlatmak istediğinde ve gelişen muhalefet üzerine hem bu projeyi uygulama imkanını,hem de örgütsel konumunu kaybettiğinden PKK den kaçmıştı.PKK den ayrılanlardan Faysal Dunlayıcı(Kani Yılmaz) ve arkadaşı Sabri Tori örgüt tarafından öldürüldü.Kani Yılmaz ın öldürülmesinin sebebi,PKK den ayrılıp PWD yi kuranları sindirmekti.Özellikle Kani Yılmaz ın ilk vurulacak kişi olarak seçilmesinin nedeni ise,geçmişte PKK nin Avrupa sorumlusu olması nedeni ile yeni örgüt PWD yi uluslararası kurum ve güçlere tanıtabileceğinin düşünmüş olmasıdır.Osman Öcalan da öldürülecekti.Apo,Avukat Görüşme Notlarında;”Artık ayrılanlardan üst düzey yöneticiler öldürülmesin” diyerek,bunun önüne geçti.Apo,silah ve gerillayı tasfiye ederek,açık alan örgütü olarak çalıştırdığında,kardeşi Osman Öcalan ı yeniden sisteme alacağından kuşku duymuyorum.Nede olsa yüzlerce örneğinden bilindiği gibi,bir kavşakta “ajan hain provaktör,ahlaksız sapık ve hırsız “ şeklinde teşhir edilenlerin,diğer kavşakta yıkanıp boyanarak sisteme alındıkları ve buna karşın alternatiflerine aynı kavramların kullanıldığı bilinmektedir.Siste kendi döngüsü içresinde bu şekilde döndürülürken,kişiliği öğütülmüş bu bireylere bir işaret parmağı ile çağrı yapıldığında ise,aklanmaya koşmaktadırlar.Çünkü gururları ve ilkeleri yoktur,kişilikleri öğütülmüştür.PKK de muhalefete düşüp liderlik mücadelesi verenlerin bütünü silahlı saldırıya uğrarken,uğramayanları dahi hazırlık aşamasında kalırken,sadece Osman Öcalan ve Kesire Öcalan a herhangi bir saldırı yapılmadığı bilinmektedir.


ARGK ve Siyasi örgütlenme ile Diplomatik Mücadelenin mekanizması olan ERNK ortadan kaldırıldı.PKK ise rafa konuldu.Ancak daha sonra, PKK yeniden raftan indirildi.KADEK,KCK,KONGRA GEL,KNK,HPG,PJAK,PCDK kuruldu.Suriye nin egemenliği altındaki topraklarda DBP kuruldu.Onlara yakın çizgisi olan DTK ve BDP de var.Halklar Kongresi çalışması var.Ayrıca Çatı partisi çalışması var.Öte yandan yasal alandaki partileri var.Peki,bu kadar örgüt enflasyonu yaratılmasının nedeni nedir?Hiç kuşkusuz Apo ,PKK deki iktidarını kaybetmemek için örgütteki yönetimin ve kararların merkezileşmesinin önüne geçerek,değişik adlar altında örgütlerin kurulması talimatını vererek, her birinin başına da ayrı kişileri getirmektedir.Yani herhangi bir örgütteki bir yönetici Apo nun işbirlikçiliği nedeni ile talimatlarını kabul etmediği takdirde, değer örgütlerin başındakiler, hem kendi kişisel iktidarlarını korumak hem de Apo unun iktidarını devam ettirmek için birlikte hareket etmeyecektir.Hesaplanan budur PKK nin örgütsel yapısı ve birliği bozulmuştur.Bu aynı zamanda devletin de bir isteğidir.PKK içinden, birden fazla PKK nin ortaya çıkışı da bu çerçevede olmuştur.Yazarlarının bir bölümü Ergenekon davası nedeni ile tutuklu bulunan Oda,vt.com sitesinin belgeleri incelendiğinde;”Apo nun düşünceleri dışında bir görüşün PKK de ve genel anlamda da bütün Kürtlerde bulunmadığının yansıtılmasının esas alınması gerekmektedir” denilmektedir.Buna karşın Türk egemenlik sisteminin liberal muhafazakar ve yeni Osmanlıcı kanadını temsil eden Akp nin genel başkanı ve başbakan Tayip Erdoğan ise,gazetelere verdiği demeçlerde;”Korkarım Kandildekiler Apo uymayacak” demekteydi.Türk devletinin ve Türk egemenlik sisteminin iki kanadı da Apo ya kabul ettirdikleri çizginin,devletin AB ye giriş projesi içerisinde olduğunu bildiklerinden ve İmralı daki şahsı kullandıklarından, gerek PKK içinden ve gerekse PKK dışından alternatif bir çizginin ortaya çıkmasını istememektedirler.Apo,devlet için,”Hayırlı Evlat Ökkeş” olmuştur.Uçakta söylediği ilk cümlede olduğu gibi,kendisine fırsat verilmiş olup,hizmetini sunmaktadır.Bir malın değerinin Türk devleti açısından kullanma değerine bağılı olduğunu bilmektedir.


KCK da genel de PKK yi özelde de gerillacılığı tasfiye edip af veya af benzeri sayacakları bir düzenleme ile temsil olmanın mekanizması olarak da kuruldu.Aynı zamanda kadroları şehirlerde toplayarak,dağdakilerin otoritesinden çıkarmanın bir aracına ihtiyaç vardı.KCK türü bir yapı hem dağdaki PKK ve şehir örgütlenmesinin güçlenmesi ile denetimden çıkması karşısında bir engeldi,hem de el altında olacağından istendiğinde bütün örgütsel yapısı ile toplayıp zindanlara doldurarak kadrosuzlaştırmayı sağlayabileceklerdi.Nitekim KCK zindanlara toplandığı gibi,toplanmaya devam edilecektir.PKK kırdaki gerillası yada şehirlerdeki ayrı birikleri şeklinde örgütlenmiş olsaydı,bu şekilde karpuz toplar gibi tutuklama imkanlarının olmayacağı açıktı.Toplama devam edecektir.Devlet sayısı artan bir dağ kadrosu yerine tehlike olmayacak,sonuç almayacak,fazla rahatsız etmeyecek,ancak istediklerinde de egemenliklerinde bulundukları sınırlar içinde veya Güney Kürdistan da operasyon gerekçesi yapabilecekleri marjinal bir yapının devamını istemektedirler.Bu nedenle hem cezaevinden çıkanların dağa gidişinin engellenmesi, hem de yeni siyaset giriş yapabileceklerin şehirde tutulması için KCK kuruldu.Yeni alımların ve cezaevinden çıkanların dağa giderek,kırı güçlendirilmesi ise, devletin de Apo larının da istemi değildir.Çünkü sonsuza kadar işbirlikçilik, her kes için geçerli olmayacaktır.Dağdakilerden bir bölümünün yakalarına;dağa çıkma gerekçeleri,bedel ödeme nedenleri ve üzerine oturdukları kitle dinamiklerinin gerçek istemeleri yapışıp dönüştürebilecektir.Bu ihtimalin ortaya çıkması halinde ise,Apo nun işbirlikçi çizgisinin de, talimatlarının da en azından bir bölüm PKK li tarafından red edilerek, alternatif bir çizgi açılabilecektir.Bu alternatif çizgi ortaya çıktığında ya alternatif bir lider, yada kurallar ortaya çıkacaktır.O zaman da, Apo nun ile işbirlikçi söylemlerinin bir etkisi kalmayacaktır.Bu durumda da; devletin, PKK lileri kullanma ve yönlendirme imkanı ortadan kalkmış olacaktır.Dağı tasfiye etmek,teslim olma sürecine başlatmak,en azından 1993 te İran nın Güneyli Güçlere yaptıkları baskı sonrasında İran-Kürdistan Demokrat Partisini ve Komala Örgütünü nasıl dağdan indirip Süleymaniye bağlı Köysancak ta sivil kamplara yerleştirerek,kendilerini evli barklı ve işe bağımlı hale getirip göbekli birer vatandaşa dönüştürerek gerilla olmaktan çıkardılarsa,bir benzerini yapabilirler.Bu konseptin içinde başlangıç itibari ile Apo ve devlet vardı.Ancak gelinen aşamada bu süreci geliştirmek için KCK yapısının büyük bölümü yanında, PKK nin dağ kadrosundan da bir kısmını da cezb edebilirler..Yasal alanda faaliyet yürütenler ise, karar alma ve strateji belirlemede hiçbir zaman kala dahi alınmamıştır.Bunlar daha oportünist olduğundan,bu tür bir şeye dünden hazırdır.


PKK yi,savaşı,gerillayı tasfiye etmenin olguları arasında,sistematik ve yoğun şekilde her şehirde kepenek kapattırılarak,esnafa illelah çektirilerek, mücadeleye ve yurtseverliği karşıt bir noktaya getirilmek istenmesidir.Siirt te dört Kürt kızının PKK birimlerince öldürülmesi,Batman da bir kadının çocuğu ile öldürülmesi türü olaylar hem uluslararası palanda,hem de içerde gerillacılığı gayri meşru olarak mahkum etmek,Kürt halkını savaştan ilelah eder derecesine sokarak,karşıt noktaya getirme amacını gütmektedir.Siirt ve Batman olayları savaşmak isteyenlerin değil,savaşı tasfiye etmek isteyenlerin eylemidir.Devletin televizyonlarında bazı Kürt ve Trük aydınlarına gerilla savaşına karşı konuşmaları yaptırılması ve teslim olmalarından yana söylemler geliştirilmesi ile “Benim için ölme ,benim için öldürme” kampanyalarının da arkasında devlet ve Apo olacaktır.Diyarbakır da BDP,DTK,Hakpar ve Şerafettin Elçi nin Kürt konferansı adı altında yaptıkları toplantı,aslında bir Kürt ulusal konferansı değildir.Bir konferansın kürt konferansı olup olmadığının ölçüsü bazı Kürtlerin o toplantıya katılıp katılmadıkları değildir.Temel ölçüt;anlayış düzeyinde ulusal bir stratejilerinin bulunup bulunmadığı ve ulusal bir stratejiye göre pratikleşmenin esas alınıp alınmadığıdır.Çünkü her ulusal konferansa da bir ulusal strateji oluşturulup deklere edilirken,Apo nun işbirlikçi söylemleri, diğerlerinin de söylemine dönüştürülmüştür.Burkay ın;”Bazen Özerklik federasyondan da iyi olabilmektedir” demesinin sebebi bundandır.Bir işbirlikçi olarak Apo nun devletin istihbarat elamanları ile İmralı cezaevinde yaptığı görüşmelerini devamını hep birlikte kabul ettiklerinden,kendi liderleri ve iradeleri olarak hep birlikte kabul etmişlerdir.Toplantılarının sonuç bildirisinden bunun dışında bir anlam çıkmamaktadır.Bu toplantının diğer bir esas nedeni ise,gerillanın ve savaşın tasfiye edilerek teslim olmaları, yada Güney Kürdistan’a çekilerek 1993 yılından beri Koysancaktaki kamplarda aile bası olarak yaşayıp göbek bağlayan ve peşmerge olmaktan çıkıp tabanlarını da kaybeden İran Kürdistan Demokrat Partisi Komala türü bir duruma sokmak olmalıdır.KCK nın ve Apo nun devletin istemeleri çerçevesinde bu tür bir toplantının yapılmasını sistemlerinin nedenleri bunlardır.Teslimiyet ve dağılma çağrısı yapmak ve işbirlikçi bir çizgiyi bütün Kürtlerin çizgisi gibi göstermek ve üstelik işbirlikçi bir tutukluyu bütün Kürtlerin adına görüşme yapar duruma getirmek amaçlı olarak yapılan Diyarbakır toplantısının diğer bir amacı da vardır. O da; tek kişiden ibaret olmak ile birlikte parti adını kullanan Şerafettin Elçi nin ve üç beş kişiden ibaret olup seçimlerde liste dahi oluşturamayan HAKPAR ve PSK nin de katılımı ile Kuzey Kürdistan nın iradesini temsil ettiklerini,tek düşüncede anlaştıklarını ve başka bir düşünce ile irade bulunmadığını savlayarak,Selhattin Demirtaş,Ahmet Türk Serafettin Elçi ve Bayram Bozyel in kendileri gibi işbirlikçi çerçevede düşünenlerden oluşan bir listeyi Güney Kürdistan daki toplantıya götürmeye çalışarak,KDP ye karşı blok olarak oturtmaktır.Devlet,Apo ve KCK sı bu nedenlerle bu toplantının yapılmasını istemişlerdir.Kendilerini Kürdistanlı değil de,Türkiyeli olarak savlayan işbirlikçilerin Diyarbakır toplantısında ki almaçları bunlardır.Bu amaç toplantının bileşimine ve toplantının sonuç bildirisi metinine yansımıştır.Güney Kürdistan’daki konferansta,bağımsızlık merkezli bir ulusal strateji oluşturulmuyorsa,Kürdistan nın bütün parçaları ile diğer ülkelerdeki bütün Kürtleri kapsayan hepsinin üstünde bir semsiye niteliği taşıyan aynı zamanda eğilimler ve örgütler arasındaki sorunlarda hukuk söyleyen,uluslararası kurumlar ve güçlere karşı bütün Kürtlerin temsilcisi olarak muhatap olan,temel konularında sevk ve idare edici niteliği bulunan birlik mekanizması niteliğindeki Kürdistan Ulusal Kongresinin kuruluş çalışması karar altına alınmadığı sürece;yapılacak konferansı Türkiye ve İran gibi sömürgeci devletlerin konferansı olarak düşünmek gerekmektedir Bunlar yapılmadığı sürece ve bunlar için toplanmadığı halde,Güney Kürdistan da yapılacak toplantının esas amacının Türkiye nin baskıları ve yönlendirmeleri üzerine,PKK yi,gerillayı ve savaşı tasfiye kararının çıkarılıp Kürtlere kabul eğitileceği bir toplantı olarak gerçekleşeceği açıktır.Amaç bu olduğu ölçüde,konferansın Türkiye, İran, Irak ve Suriye konferansı olarak ilan edilmesi gerekmektedir Böylesi bir toplantıdan da tasfiyenin iki yönteminden birinin kabul edileceği açıktır.Birincisi,pişmanlık yasası veya af türü bir düzenleme ile silahları bırakıp devlete teslim olmaktır.Bir kısım yöneticinin başka bir ülkede tutulması yada tutulmaması esası değiştirmeyecektir.İkincisi de,İran nın Güney Kürdistanlı güçlere yaptığı baskı neticesinde,Kandili kullanan Komala ve İ-KDP nin 1993 yılında silahları ile birlikte bütün alanları terk edip,Süleymaniye nin Köysancak kazasındaki bir düzlükteki kampa yerleşerek,mücadeleden uzaklaşmaları,militan niteliklerini kaybetmeleri,işe,çoluk ve çocuğa karışmaya başlayarak mücadele adamı niteliğini kaybetmeleri,hatta tabanlarını dahi yitirmeleridir.
ayhanmedeni@hotmail.com










Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2011-12-26 (970 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution