Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.






(60) Bölüm (17) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (17)




Faşist sömürgeci ve emperyalist Türk Egemenlik sisteminin birinci kanadı İttihatçı Kemalist-orducu kanat ile liberal muhafazakar ve yeni Osmanlıcı kanadı devletlerinin sistemi içresinde iktidar mücadelesi verirken,bunlar ile kesin kopuş çizgisini esas almayan ve çelişkilerinden yararlanmayan,ancak işbirlikçi ilişkilenmeyi ve kullanılmayı bilebilen Apo ve Kemal Burkay gibi Türkiyeli çizginin sahipleri dinlenmemelidir.Kemal Burkay kendi işbirlikçiliğine çare bulmazken,televizyonlarda;”Abdullah Öcalan nın Milli İstihbarat Teşkilatı ile ilişkisi aydınlatılmadan,Kürt sorunu çözülmez” demektedir.Kelam Burkay,Apo nun Mit ilişkisine dair bildiği bütün olgu ve delilleri ortaya koymalıdır.Ayrıca işbirilikçi bir çizgi temelinde Türk egeminlik sisteminin diğer kandının kulandığı bir kişilik olmaktan çıkmalıdır.Apo nun PKK sinin Demokratik Özerklik çizgisini dillendiridği ve Burkay ında Haber Türk Televizyonunda katılıdğı programda;”Bazen Özerklik,federasyondan da daha iyi sonuç verebilmektedir” diyerek aynı çizgide olduğu görülmektedir.Burkay nın,Mesut Tek in PSK sinin temsilcilerinin ve desteklediklerini söyledikleri Hakpar ın genel başkanı Bayram Bozyel in,eski DDKD li olup şu anda kendilerini Devrimci Demokratlar olarak isimlendirenlerin yanında kendisini fesh etme kararı alan Tev Kurd aktivistlerinin,tek kişilik partinin sahibi Şierafettin Elçi nin, Diyarbakır da DTK ve BDP nin temel düzenleyicisi olduğu söz de konferasa katıldığı ve aynı sonuc bildirisine imza atarak,Apo yu kendi görüşmecileri ve bir anlamda da liderleri olarak ilan edip,bu görüşmelerin sürdürülmesini istedikleri de açıktır.Bunların Apo ve PKK nin kabul etitği çözüm yada idelojik politik içzgi ile bir sorunları yoktur, temel sorunları Apo nun bazı şahsi niteliklerine yöneliktir.Sonuçta onlarda Türkiyeli dir,büyük ölçüde de Türk solculuğunun fideliğinden gelenlerdir.İttihatçı Kemalist kanada Apo yu kulanırken,Liberal Muhafazakar ve yeni Osmanlıcı Akp ise Kemal Burkay ı çağrırarak zkulanmaya başlamış bulunmaktadır.Kesin kopuş startejisi ve bağımsızlık çizgisini esas almayan her aydın ve siyasetiçi Türkiyelidir,Iraklıdır Süriyeli dir ve İranrlıdır.Bu durumdakiler fedarasyonu dahi savunsalar;ülkemiz Kürdistan açısından bölünmüş ve parçalanmış bir satütünün savunucularıdır.Nihai hedef olarak demokratik cumhiyeret demokratik özerklik,özerlikl idari fgfederalizim,konfederasyon ve federasyonu savunanlar,ülkemizsin koşulalıanda gericiliğe ve işbirilikçiliğe açıktır.Bu çözüm tarzlarının bütünü Kürdistanı ülkesi ve ulusu ile bölünmüş tutuan,ululsarası kurmkalarda özene olmayı sağlamayan,sömürgeci devletlerin merkezi yapısından koparmayan çözümlerdir.Bu çözümlerin hiç birisi sömürgeciliğin uzun süreli kurumsal tahribatlarını tam olarak silmeye ve Kürdistandaki emek ile yer altı yer üstü zengeinliklerini tam anmamı ile ulusumuzu izin kulanmaya da engeldir.Çoğrafi bir federasyon nihai hedef olmamak koşulu ile bağımsızlığa gidişte bir ön kavşak ve şıçrama zemini olarak düşünüldüğü zaman ilerici bir niteliği olacaktır.Çoğrafi federasyon dahi nihai hedef olarak ileri sürülmdüğünde ülkemiz Kürdistan nın koşullarında gericidir.


Kürt Çalışma Grubu 25 12 2005 tarihinde Diyarbakır da 400 aydın ve siyasetçinin katıldığı toplantıda,alternatif bir örgütsel yapı kurmak üzere kurulmuş ve 40 kişilik meclisinin içindene de 9 kişilik yürütme kurulunu seçtikten sonra,toplantı yaptığı her şehirde;”parti mi,kongre mi,parlamento mu,Konsey mi” kurmalıdır diye tartışma açtırarak,amacın bu yapılardan birinde karar kılmak olduğunu deklere etmekteydi.Ben yürütme kurulunun bir üyebsi olarak altenatif olarak yurtsever devrimici çizgide ulusal stratejiyi esas alan bir zkongerinin kurulabileceğini,ancak kitle dayanaklarımızın kongre kurmaya imkan vermemesi durumnda da,hersekin geçiş aydiyletini kişisel tarih sayarak ulusal bir programı olan bir partiyi yeni bir gelenek olarak örgütleyip altenatife dönüştürme mücadesini vereceğini ortaya koyuyordum.Ancak bütün şehirleri gezdikten sonra, yürütme kurulundaki dier 8 kişi aynı tas aynı hamamdı.Bir örgüt yerine TEV Kurd adında her il ilçe ve belde de örgütlenmeyecek,bir iki metropolde sadece temsilcileri olabilecek,genel başkan ve teşkilatları olmaylacak,ancak ayda bir basın açıklaması yapamak üzere bir sözcüsü olabilecek sivil bir yapının oluşturlmasında anlaşıverdi.Bende Tev Kurd adı ile kurulacak bu tür bir yapının içinde yer almayı red ettim.Mahalle mahale her yerde birim ve teşkilatları ile örgütlenmeyecek bir örgüten yerine sivil bir yapının ihitayç olmadığını,İhtiyaçları tartışıp tükettiklerini,kendilerini ve toplantılara çağırdıkları insanları aldattıklarını,Avrupa daki alışkanlıklarını Kürdistana getiridklerini,bir tartışma ve çarşıda gözükme külübü oluşturmak istediklerini,hiçbir ihtilyaca yanıt vermeyen eğilimcilerini paratik mücadeleden kaçmak için bir sığınma korunaüğı olarak görmelri ve yaartıkları aletlerin kölesine dönüşmelri ile mücadele adamı olma özeliklerini kaybetmelri karşısında söz konusu sivil modele de sığındıklarını,mücadele için gerekili idelojiyi,sinerji enerji ve iradeyi taşımadıklarını,aileye ve işe bağımlı olduklarını,anacak gerçekleri ile yüzleşmediklerini,yenilmiş tarzlarını dayatmaktan kurtulmadıklarını,lideri olan,kırcal damarlar teorisine göre her zeminde örgütlenen ve adında da Kürdistan barındıran bir örgütün esas ihtiyaç olması karşısında da Tev Kurd te yer almayacağımı hem söylerdim,hem de yazdım.Ayrıca Tev Kurd ün yenilmiş eğilimcikler açısından kendisini var etmenen bir kulanmı aracı olduğunu,kimileri için çarşıda gözükme ve sahte de olsa vicdan rahatlama aleti olduğunu,kesinlikle bu sivil oluşumun da bir süre sonra fesh edileceğini,ihtiyaçları üreten ve karşılayanı esa alma yerine Kürdistan ulusal mücadelisinin ihtiylaçlarını tüketme tarzının esas alndığını,Tev Kurd un çalışmasına katılacakların amacının da bir siyasak örgütleme yaratmak olmadığını,alternatife duyalan ihtiyaç nedeni ile toplantıya gelenleri denetim atına alıp sermayeye dönüyştürerek,PKK nin ve Perala örgütünün kendilerine kapı açması için kulanmayı amaçladıklarını da hem yazıdım ,hemde söyledim.PKK ile bu örgüte yakın duran örgütler taahmüszüdü,bu kişyileri sürekli dıştalayan ve teşhir eden bir tarza sahipti.Bu kişi ve eğilimcikler,topladıtkkları bir kalabalık ile PKK nin ve yakınına düşen yapıların kendilerini kabul eder duruma gelmesini umut ediyollardı.Kişisel konuşmalarda Apo ve pkk ile yakını olan yapılara yöneltikleri sert sözlere kendileride inanmıyordu.Bu tespit ve analizlerim yönünaden o yıllarda yazdığım “Kürt Çalışma Grubu Kürdistan Ulusal Kongerisin İlan Etmelidir” ve Tev Kurd ün Eleştirisi” ne ilişkin yazılarımı hala asılı olması sebebi ile www.kurdistana-bakur.com sitesinden analiz edilebilir.Nitekim bu yazılarımda belirtiğimi gibi;onların idda etiğinin tersine Tev Kurd bir örgüt değil sivil yapı olduğundan örgüt olamdığı gibi,yine daha önce tespit etiğim gibi kendisini fesh etme kararı aldı.Yine o yazılarada baelieritğim gibi Demokratik Cumhuriyetçilerin idelojik politik çizgilerinde bir değişiklik olmamasına rağmen,sırf imajı bozulmuş Apo yu ve işbirilikçi idelojilerini herkesin kabulüne dönüştürmek ve ulusumuda başka düşünce yokmuş gibi bir yanılsama yaratmak için,taktik icabı bir parça tahamülsüzlüklerini aşıp, bunlara küçük baş parlmakları ile “gel” dediklerinde de hep birilkte,Diyarbakır daki toplantılarına atlayarak aynı osnuç bildirisine imzada koydular.Yani Kürt Çalışma Gurubunun yürtme kurulu toplantısında ve atıf yaptığım iki yazımda belirtiğim bütün eleştiri ve tespitlerim ispatlandı.


25 12 2005 tarihinde 400 aydın ve siyasetçinin alternatif bir parti yada kongre oluşturmak için Diyarbakır’da yaptıkları toplantının açış konuşmasında;Birinci dünya savaşı sonucunda İngiltere ve Fransa nın Ortadoğu da yeni devletlere yol açarak oluşturdukları harita ve statükoda Kürtlerin bulunmadığını,ABD nin bu statükoyu kendi ihtiyaçları için değiştirme stratejisi izlediğini, bu ülkenin müttefikleri ile Çin ve Rusya nın önünü almak,anlaşmalar sonrasında enerjiyi kendisine bağlamak için bu bölgedeki statükonun korunmasından yana stratejisini değiştireceğini,Irak ın üçe bölüneceğini,Suriye ve İran türü totaliter ve sömürgeci devletlerinde ortada vadede dış müdahale yapılması da iç ayaklanmalar neticesinde çözüleceğini,ve eğer bir hava bombardımanı üzerinden dış müdahale gelişirse bölünme sürecinin hızlanacağını,ancak hava bombardımanın bir savaşa yol açacağını,hatta Çin yada Rusya nın bombardımana karşı pratik tavır koyması halinde de üçüncü dünya savaşının ortaya çıkacağını,sonuç itibari ile de Suriye nin de federal yapılanmadan sonra üçe bölüneceğini ve İran nın da Huzistan Arapları,Kürdistan,Doğu Azerbaycan,Belucistan ve Farisistan(İran) şeklinde asgari beşe bölüneceğinin analizini yaptım.Dünya savaşı durumda İran,Hamas Hizbullah.,El Kaide,Suriye Basçılarına ve İttihatçı Kemalistlere Rusya ve Çin nin katılacağını,buna karşın.AKP nin ABD ve AB nin desteği ile İttihatçı Kemalist ve orducu kanadı iyice geriletmesi halinde ise,Türkiye nin ABD Kanada,İngiltere,Avustralya İsrail Fransa gibi devletlerin oluşturacağı kanada katılma ihtimalinin olduğunu söyleyerek,Kürdistanlıların bu günden sözünü etiğim sürece göre tutulmalarını geliştirmeleri gerektiğini, ve oluşacak durumdan yaralanmayı esas almaları gerektiğini söyledim.Ortadoğu uzmanı olduğu söylenen Faik Bulut,benim konuşmamı kast ederek,”Acaba bilmediğimiz bir şey mi var” diyerek değerlendirmelerimin olası olmadığını söylemekteydi.Faik Bulut


Ortadoğu yu bilmekle birlikte,analiz kabiliyeti zayıftır.Geleceği de okuyamamaktadır.Ordadoğu yu bilmekle birilikte,bu bölgeye dünya ile birilikte değerlendirme anlayışından yoksundur. O gün herkes için soyut olan analiz ve tespitlerim ise, bugün için çok somuttur.Ferhat Sağnıç ise,”Bence Medeni Ayhan biz toplantıdakileri tokatladı” diyerek bilinçlerini uyarıp harekete geçirdiğimi ifade etmeye çalıştı.05 11 2007 tarihli ve ;”Bölgesel Savaş ve 3 dünya savaşı sürecinde Çatışma Merkezlerinden Kürdistan da Yurtsever-Devrimcilerin Temel Görevleri” başlıklı uzun makalemde ise,bu analizlerimi gerekçe ve detayları ile ortaya koyarak,Yurtsever Devrimcilerin nasıl konumlanması gerektiğini ortaya koydum.Okuyucularımızdan isteyen arkadaşlar,www.google.com sitesinin arama motorundaki sayfaya adımı ve makalenin başlığını yazarak,www.pwdnerin.com ile pek çok sitede yayımlanan söz konusu analizi inceleyebilir.Bu analizlerimde İttihatçı Kemalist Orducu Türkçülerin ABD nin işbirlikçisi iken 2002 yılında karşı kutup olan Şengay devletleri ile ittifak(Rusya,Çin vs) kurmaya yöneldiklerini,bu nedenle AKP nin desteklenerek bunların deşifre edilip tasfiye edilme sürecine sokulduğunu da belirtmiştim.Irak Suriye ve İran nın bu şekilde çözülme sürecine girmesi ile Türk devletinin de Kürt siyasal iktidarları ile çevrelenmiş hale geleceğini,Apo yu kullanmaya devam etse dahi 30 milyonluk Kuzey Kürdistanlıları kendi denetim ve kontrolünde tutamayacağını,Amasya Antlaşmasının,Kasri Şirin antlaşmasının ve emperyalist bir antlaşma olan Lozan antlaşması ile Sento,Cennto ve Sadabat Paktı nın tarihin çöplüğüne karışacağını yazmıştım.


23 11 2011 tarihli Vatan Gazetesinin birinci sayfasındaki;”Rus Gemileri Suriye de “ başlıklı haberde Rusya nın üç savaş gemisini Suriye ye yolladığı” s-300 füzelerini de vereceği” yazıldıktan sonra;”Rus Moskovski Komsomolets ise;”Rusya Suriye yüzünden savaşa mı giriyor” başlığını kullandı” denilmektedir.Ayın haberin altında Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu nun Suriye sınırındaki askeri birilikleri denetlemek için Şanlıurfa ya gitmiş olduğu;”Sınıra Sürpriz Ziyaret başlığı altında verilirken,yine aynı gazetenin aynı sayfasında Cumhurbaşkanları Abdullah Gül ün;”PKK Suriye den sızarsa gireriz” demecine yer verilmektedir.Bütün bunlar 2005 yılında yaptığım değerlendirmelerin, o günün koşullarında başkalarına soyut gelmesine rağmen,bugün için somut hale geldiğini göstermektedir.Rusya ve Çin bazı tavizler,güvenceler ve vaatler ile ikna edilmedikçe,ABD nin başını çektiği uluslararası güç odağının ya hava bombardımanından vazgeçmek zorunda kalacağı yada üçüncü dünya savaşının fitilinin ateşlenmiş olacağı açıktır.Türkiye nin de,Suriye nin çözülmesi sürecinde Güney Batı Kürdistan daki Kürtlerin siyasal haklarını elde etmelerini engellemek için bir taraftan Basçıların Arap muhaliflerini Ankara da kucağında tutarken,diğer taraftan da Suriye nin egemenliği altında kalmış Kürdistan topraklarını da her hangi bir bahane ile işgal edip tampon bölge oluşturmak için pusuya yatmış bulunmaktadır.Türkiye nin derdi çevresindeki statükonun korunmasıdır.Çevresindeki ülkelerde ve dolayısı ile Kürdistan nın diğer parçalarında statükonun her değişim sürecinin Kuzey Kürdistan da da statükonun değişme süreci anlamını geldiği aşikardır.Sömürgeci Türkiye federasyonu arayıp ta bulmayacağı bir sürece girmektedir.

ayhanmedeni@hotmail.com










(60) Bölüm (18) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (18)




Bütün sömürgeci devletlerin kuvvetlerinin Kürdistan ın her yerinde bulunduğu bilinmektedir.Dünya ve Ortadoğu savaş sürecindedir,dünya da her millettin elinde de silah bulunmaktadır.Ortadoğu kültüründe önemli tarihsel sorunların çözümünde her zaman zor aygıtının tarihsel rol oynağı da sır değildir.Türkiye nin İran nın çözülme sürecinde bugüne kadar hiçbir haklarını savunmadığı Azerbaycanlıları, sınırdaki zengin şehrimiz Ürmiye yi elde etmek bahanesi ile Doğu Kürdistanlılara saldırtacağını,buna karşın İran nın Farslarının ise, Kirmanşah a saldırıya geçeceklerini,Irak taki Maliki hükümetinin, yada yerine geçebilecek diğer bir Arap hükümetinin Anayasalarının 140. maddesini işletmeyeceğini,nüfus sayımı ve referandum yaptırarak Kerkük ün ün siyasi ve idari statüsünü belirleme,Diyala,Şengal,Hanikin,Mendelli,Musul un bir bölümü gibi durumu netleştirilmemiş alanlara sahiplenme çizgisi izlemesinin savaşlara yol açacağını da ortaya koydum.Suriye devleti çözülme sürecindedir,Güney Batı Kürdistan nın Kürtleri silahlanmadıkları takdirde,Basçılar dışındaki bir Arap hükümeti gelse dahi zırnık alamayacaklarını bilmek zorundadırlar.Söz konusu Kürdistan olduğunda,sömürgeci devletlerde iktidar mücadelesi veren ezen ulusun burjuva yada dinci temsilcilerinin faşist temsilcileri gibi yaklaşacağından kuşku duyulmamalıdır.Bu nedenle sömürgeci devletlerin çeşitli kanatları ile ilişkilenmenin her zaman hayal kırıklığı ve uşaklığa götüreceği pek açıktır.Küçük idari ve siyasi talepler yerine kesin kopuş stratejisi ve Kürdistan yurtseverliği üzerinden bir ulusal strateji oluşturarak iç birliğini sağlaması gereken Güney Batı Kürdistan eğilimlerinin karakollardaki silahları herkesten önce ele geçirme stratejisi izlemesi gerekmektedir.Güney Kürdistanlı güçlerin,Güney Batı Kürdistan’daki eğilimlere örtük olarak silah transferi yapması zorunludur.Açığa çıkarılacak Güney Batı Kürdistan,Güney Kürdistan ile birileştirilmeli,denize çıkmalıdır.Bu nedenle kimi Kürtlerin, kimi Kürtlere silahsızlanma ve aşamalı olarak teslim olmak yönünden yaptıkları çağrı ve çabalarının; işbirlikçi, beyinsiz Kürtlerin çağrı ve çabaları olarak okunmalıdır.Yurtsever Devrimci Kürdistanlıların çağrısı ise,sömürgeci devletlerin kabul referans ve istemlerini esas alarak işbirlikçi demokratik cumhuriyetçilik ve demokratik özerklik çizgisini savunan Apo ve PKK nun işbirlikçi konum ve çizgilerini terk etmeleridir.


Abdullah Öcalan nın Avukatları aracılığı ile gönderdiği son Görüşme Notlarında” ise,Baas yönetiminin ve statükosunun devamı için Beşar Esad ın PKK ve Kürtler tarafından desteklenmesini talimata dönüştürüyordu.PKK nin de bu talimat çerçevesinde Güney Batı Kürdistan daki Kürtleri baskı ve yönlendirme altına almaya çalıştığı bilinmektedir.Türkiye nin üzerinde oturduğu sömürgeci statüko aynı zamanda Irak İran ve Suriye devletlerinin üzerine oturtulduğu sömürgeci statükodur.Türkiye nin resmi ideolojisini güncelleyip gündemleştirerek güçlendirmek,aynı zamanda bir kopyası durumunda olan Baascı ideolojik politik çizgiyi güncelleyip yenileyerek yeniden ürütmektir.Apo bu işlerin bir aracısı olarak kullanılmaktadır.Bu ideolojilerin ve korudukları statükonun devamı için konuşturulan bir piyon durumundadır..Kendilerini sosyalist olarak tanımlayıp çeşitli eğilim ve geleneklere liderlik eden Türkiye solcuları,(İbrahim Kaypakkaya istisna olarak dışarıda kalmak üzere) aslında Kemalist burjuva ideolojisinin bir çöplüğü durumundaydılar/durumundadırlar.Kızılbaşlarımız(Alevilerimiz), Karahanlılar Türkmen devletinin kendilerine MS 999 yılında yaptığı ilk soykırımdan sonra her zaman(sistematik olarak) Türk egemenlik siteminin ve en sonda Kemalizm’in soykırımlarına uğramış olmalarına rağmen,hepsi olmasa da nüfuslarının önemli bir bölümü Kemalist çizginin çarpık bir taşıyıcısı ve soykırımcılarının aşığı durumundaydılar/durumundadırlar.Aynı zamanda Çerkez,Laz Arap,Sebatay türü aidiyetlerden gelmelerin tümü olmasa da büyük bölümünün Kemalizm’in ve statükolusunun bir uşağı durumda oldukları da açıktır.Kürdistan Hareketinde ise, sadece 1997 li yıllar nazara alınsa 8 örgütten sadece bir tanesinin(PSK) reformist ve Türkiyeli çizgide olduğunu,diğerlerinin ise,reddiye çizgisi ile kesin kopuş çizgisini esas aldığı bilinmektedir.İşbirlikçi Apo ise PKK si kanalı ile Kürdistan yurtseverliğine ve devrimine dayanan çizgiyi tasfiye ederek,Kürdistan ulusunun kendi soykırımcılarının aşığı ve uşağına dönüştürmek istemektedir.Bütün devrimlerin esas mücadelesi ise, faşist sömürgeci sistemlerin hem kurbanı,hem de payandası olanları,sistemin payandası ve kurbanı olmaktan çıkarma mücadelesidir.Apo,üretilip kulanım tarihi çoktan dolmuş Kemalizm’in ve Baaşcıılğın bir piyonu ve payandası olduğundan,bu çizgileri yenileyip güncelleyerek, Kürdistan a ve ulusumuza şırınga etme görevcini yerine getirmeye çalışmaktadır.Eğer PKK ile PKK den farklı bir gelenek olan diğer Kürt eğilimlerinde birazcık akıl var ise,işbirlikçi tekinleri çöplüğe atarak,bugüne kadar ki çizgilerinden dolayı öz eleştiri verip,özür dileyerek,kesin kopuş çizgisini alırlar,ulusal bir strateji oluştururlar.Güney Batı Kürdistan daki halkımız ortaya çıkan olanaklardan yaralanmalıdır,işbirlikçi Apo yu ve PKK sini dinlememelidir.PKK da Apo yu dinlemeyi bırakmalıdır.Apo ve PKK si emperyalistlerin kucağında yaratılıp büyütülüp ve istikrar adına darbeler ile ayakta tutulan faşist sömürgeci Kemalist ve Basçı çizgilerin payandası kaldıkları sürece, Türkiye solculuğunda olduğu gibi, kurbanları da olacaklardır.Sömürgeci Egemenlik siteminin her eğilim ve kanadını red etmek gerekirken,aksine en gerici kanadı ile işbirlikçi ilişkiye girip devam ettirerek,mazlum olan ulusumuzu kayb edecek atlara oynattırmak aptallık değil de, nedir?


Kürdistan nın bir parçası için diğer parçaları kullanmak yada feda etmek yerine,her parçanın geleceğini kesin kopuş stratejisi üzerinden belirleyerek birleştirmek esastır.Kürdistan nın bir parçasını yada yöresini içerden savunmak yerine,Kürdistan ülkesinin bütün parçalarını hep birlikte savunmak esastır.Kürdistan nın bir paracısını, yada yöresini içerden savunmak ile sınırlı bir konumlanma yerine,her parçasını değer parçalarından savunmak esastır ve zorunludur.İdeolojik Politik açıdan çöplüğe dönüşmüş Kürt siyasi eğilim ve partilerinin Türkiyelilik,Iraklılık,İranlılık,Suriyelilik anlayışı üzerine oturtulan demokratik cumhuriyetçilik,demokratik özerklik,eyalet sistemi,siyasi ve idari özerklik,idari federalizim,federasyon,konfederasyon yerine,kesin kopuş stratejisine dayanan bağımsızlık temelinde yurtsever devrimci bir çizgi ve Kürdistanlılığı esas alarak mücadele etmek esastır.Bu nedenlerle de acilen bir ulusal konferans yapılarak,bu çerçevede bir ulusal strateji oluşturulmalı,bu ulusal stratejiyi temel kabul edecek olan Kürdistan ulusal Kongresi kurularak,temel konularda sevk ve idare edeci,hukuk söyleyici,uluslararası güç ve kurumlara karşı muhatap olan birilik mekanizması olarak vücut bulmalıdır.Bu çerçevedeki bir çizgi ve birlik mekanizması üstünden etnik ile dinsel bütün Kürdistanlıların yanında,ulusal stratejiyi benimseyen siyasi eğilimlerin iç birliği sağlanmadan,Kürdistanlılar açısından birinci dünya savaşından bile daha iyi bir olanak sunan bu konjonktürden kazanarak çıkmaları olanaklı değildir.Kürdistan ulusal konseptini ve Kürdistan ulusal paradigmasının yokluğunu nazara alarak hızla oluşturmak mecburiyetimizdir.


YEDİ;APO VE PKK SİNİN İŞBİRLİKÇİ DEMOKRATİK CUMHURİYETÇİ VE DEMOKRATİK ÖZERKLİKSTRATEJİSİ


Apo ya, devlet tarafından cezaevinde keşifi yaptırılan “büyük buluşlarından Demokratik Cumhuriyet,Demokratik Özerklik,Demokratik Komala Sistemi, Demokratik Ekolojik Sistem,Demokratik Konfederalizim” türü kavramalarının başına demokratik kelimesini getirmiş olmasının nedeni,işbirlikçi bir pisliği süsleyerek yedirme ihtiyacından kaynaklandığı gibi,anti demokratik kişilini ve sistemini de perdeleme isteminden kaynaklanmaktadır.Belli bir süreçten sonra bu kavramlardan bir tanesinin aralıklar ile ortaya atılması ise,daha önce ortaya attığı kavram ile bir süre oyaladıktan sonra,pratik hayatta bir karşılığının anlamının değerinin olmadığının görülmesi ve hiçbir anlam yüklenmemesi karşısında kendilerini boşlukta bulan bireylere yeni bir havuç verme amaçlıdır.Bu kavramlar altında belli bir sisteme oturmayan siyaset bilimde de karşılığı olmayan ve ulus sorunlarının çözümü açısından da bir şey ifade etmeyen uydurmalarının tek bir ortak özeliği vardır.Demokratik Cumhuriyet,Demokratik Özerklik,Demokratik Komala Sistemi,Demokratik Ekolojik Sistem,Demokratik Konfederalizim türü kavramaları altında sorunun toprak sorunu olmadığı vurgulanarak,ülke olarak


Kürdistan red ve inkar edilip ulusumuzun altından çekilerek satışa çıkarılmaktadır.Bu kavramların ikinci ortak yanı ise,sorunun siyasal iktidar sorunu olmadığını dile getirerek,devlet ev siyasal iktidar ile topraktan bağımsız sömürgeci devletin içresinde bir sivil örgütlenmeyi esas aldıklarını formüle etmesidir.Bu karamlar altında ifade edilen üçüncü ortak yanı ise;ulusun kolektif hakları yerine,bireysel haklar yada azınlık haklarından bahsedilmesidir.Yani Kürtlerin ayrı bir ulus ve Kürdistan nın da ayrı sömürge bir ülke olarak inkar edilmesi ve siyasal iktidar istemenin de gericilik diye yaftalanarak yasaklamış olmasıdır.Ülke olarak Kürdistan ve ulus olarak da Kürdistan ulusunun kolektif hakları ile siyasal iktidar olan bağımsızlık üçlüsüne dayanan Kürdistan ulusal konsepti üzerinden ideoloji ve siyaseti kurmak ülkemizin ve ulusumuzun temel ihtiyacı iken,bu ihtiyaçlar tüketilmektedir.Kürdistan ulusal ve siyasal mücadelesinin temel ihtiyaçları işbirlikçi bir Kemalist buluş ile tüketilirken,devletin faşist sömürgeci düzenini ihtiyaçları Kürdistan siyaseti içresinde yeniden üretilmiş olmaktadır.Bu yeniden üretim ve uşaklık ise,Kürdistan nın dört parçası ve dünya çapında savunulacak büyük keşif diye yutturulmak istenmektedir.Devletin istem ve ihtiyaçları ve ideolojik politik referanslarının yeniden üretmi mahiyetindeki bu uydurmalar dışında Kürdistan toplumunda başka bir düşünce bulunmadığının yansıtılmasının esas olması gerektiği ise; Oda tv deki belgelerde ortaya çıkmaktadır.Aynı zamanda diğer kanadın savunucusu Tayip Erdoğan da,herkesin Apo nun geldiği nokta iye düşüncelerine uymasını temeni ettiğini,ancak Kandil de uymayanlar çıkabileceğinden kaygılıların ortaya koyduğunu da herkes bilmektedir.Sömürgeci Türkiye nin statükosununa çakılımış Apo ve PKK si aynı zamanda Süriye deki basçıların İrandaki Mollaların sataküko ve istemlerine de çakılmış olmaktadır.Apo nun,Görüşme Notlarında Tasyife edileceği açık olan Süriye Başçılığının desteklenmesini savlamış olması,Kürtlerin kaderini soykırımcılarına bağlamak istemesinden ve Kürdistan nın dört paraçasındaki statükonun bağlantısı ile ihtiyaçlarının aynı olmasından kaynaklanmaktadır.Apo, doğan uygun koşullarda dahi Kürtlere kayıp ettirmek istemektedir.Kürtler birinci ve ikinci dünya şavaşlarından sonra bu sürecin de kaybedeni olmak istemedikleri sürece,birlik mekanizmaları olarak Kürdistan Ulusal Kongresini oluşturarak,bağımsızılıkçı bir ulusal startejide karar kılmak zoruundadırlar.


Apo nun söylediklerinin mahiyeti ve amacı bir tarafa, kavramaları dahi kendisine ait değildir.Yalçın Küçük; Demokratik Cumhuriyet kavramının kendisine ait olduğunu ileri sürüp,” Demokratik Cumhuriyetçilik diskurunu hazırlandım” demekteydi.Demokratik Cumhuriyetçilik kavaramı 1997 yılında eski Yargıtay başkanı Sami Selçuk un Hukukun Üstünlüğü adlı kitabında çokça kullanılmış bulunmaktadır.Ayını zamanda önceki tarihlerde eski CHP milletvekili ve anket şirketinin sahibi Tarhan Erdem in çalışmalarında kullanılmıştır.Sonuç itibari ile Apo nun Türk burjuva devletinin adamalarının kavramlarını kullandığını,ancak mürtlerinin başka bir kaynak okumamaları ve düşünmemesi nedeni ile işbirlikçiliğini kamufle etmek ve kişisel kültüne hava basmak için söylemlerini“buluş” diye ilan etmiş oldukları aşikardır.


Apo nun demokratik bir kişiliğe,tarza ve sisteme sahip olup olmadığının anlaşılması açısından,birey olarak kendisini ülkenin,ulusun,siyasal iktidar hakkının,partinin,kongrenin üzerine koyup koymadığına,kendisini kurallara bağlı sayıp saylamadığına,keyfi,ölçüsüz bir kişilik olup olmadığına bakmalıdır.Mehmet Şener in talepleri çerçevesinde PKK nin 4 kongresinde kararlar alınınca,”Kongreyi ve bu kararları tanımıyorum” diyerek,yeni bir kongreyi beklemeden kararları gayrimeşru ilan eden Apo dur.Lenin,Rusya Sosyal Demokrat Partisinin adının değiştirilerek,Rus kavramının çıkarılmasını önermişti.Bu partinin merkez komitesinde yapılan oylamada karsının dahi oyunu alamamıştı.Kendi önerinse sadece kendisi oy verebilmişti.Ancak çıkan kararı tanımadığını söyleme yerine, ideolojik-politik çerçevede mücadele ve analizlerini ortaya koyarak,daha sonra çoğunluğun kabulünü sağladı.Apo, Kenya dan anlaşmalı olarak gelmeden on gün önce PKK kongresi yapılarak dünya ile Ortadoğu ve Kürdistan nın yeniden tahlili temelinde kararlar alınmıştı.Apo bu kongrenin yapılışından on gün sonra İmralı ya konulması üzerine, yeni bir kongre yapılarak devletin kendisine dikte ettirdiği ifadeler çerçevesinde kararlar alınması gerektiğini bildirdi.Bu çerçevede İmralı daki söylemleri ile aykırı düştüğü PKK programının da dikte ettirilmiş söylemlerine paralel bir manifesto yapılması açısından talimat verdi.Devletin ve Apo nun istemleri çerçevesinde PKK nin programı ortadan kaldırılarak yeni bir program yapılmış oldu.Ayrıca 2004 yılındaki kongrede,”madem ideolojik politik çizgimiz ve taleplerimiz demokratik cumhuriyetçilik çizgisinde ifade edilenlerdir, o zaman savaşmamıza gerek yoktur” şeklinde karar alındı.Ancak Apo, kamptaki kongreye gönderdiği bir avukatı ile bu duruma müdahale etti.Avukat kongrede kameraları kapatarak;”Ben irade olan Başkan Apo yu temsilen söylüyorum.Bu savaş çıkacak” dedi.Bir siyasi talep içermeyen ve özünde Türk devletinin projesi olan söylemler için savaş da çıkartarak,söz konusu kongrenin iradesine de avukatı aracılığı ile tek başına müdahale ederek kongrenin iradesine aykırı olarak karar aldırmış oldu.Apo ,PKK ye yerleştirdiği sistem ve kültü yanında şakşakçı-mürit borazanları ve devletin dışardan vermiş olduğu destek sayesinde PKK yi ve PKK lileri rehin almıştır.Kürtler içerisinde en fazla tutsak olan ve özgürlüğe ihtiyaçları bulunanlar PKK nin üyeleridir.Benim çabalarımın amaçlarından bir tanesi de; PKK lileri Apo nun sisteminden ve işbirlikçi çizgisinin tutsaklığından kurtarıp, özgürleştirmektir.Apo örgüt üyesi olamayan bir avukatını,”İrade adına geldim” diyerek bütün PKK lilerin vekaletten komutanlığını yürüten liderlerine dönüştürmüş oldu.Örgütsel yapıda bir sistem dahilinde herkesin kişiliği öğütüldüğünden,avukatı tokatlaya tokatlaya İstanbul a kadar kovalama yerine,ideolojik politik bir hedefi olamamasına rağmen savaşa yeniden başlama istemi kabul edilmiş oldu.İttihatçı-Kemalist-Orducu kanat,Apo nun şahsında PKK nin ideolojik-politik çizgisini ve değer yargı sistemini ortadan kaldırıp hiçleştirirken,2004 yılında APK nin kendileri ile girdiği iktidar mücadelesinde savaşı gerekçe göstererek Kemalist ordunun sömürgeci devletteki yönetiminin devamı açısından ise,savaşın çıkarılmak istendiği aşikardı.İdeolojik politik çizgisinin hiçbir siyasal talep içermemesi karşısında savaşmanın dayatılması nedeni ile de PKK nin kullandığı araçlar ile işbirlikçi ideolojisi gerillanın bir bölümünün çelişki yaşamasına ve örgütten koparak çözülmenin yaşanmasına yol açıyordu.Apo nun İmralı daki söylemlerinden beş dakika önce, herhangi bir başkanlık konseyi üyesi dahi aynı şeyleri söyleseydi, PKK nin program ve kongre kararlarına aykırı konuşması ve ajan olması gerekçe yapılarak,teşhir edilerek öldürülecekti.Ancak Apo,İtalya daki;”Avrupa ya çıkmakla devletleşiyoruz” söylemine de, yaklaşık on gün önce yapılan kongredeki kararlara ve örgüt programına rağmen, devletin istemelerini savunmasına rağmen,içinden tepki duyan,inanmayan,değer yargı sistemine ve dağa çağırılış ve bedel ödeme gerekçelerine aykırı bulanlar dahi söz alıp eleştirememekteydiler.Çünkü kongre kararlarına ve parti programına tümden aykırı, keyfi ve işbirlikçi söylemleri tutuklu olduğu cezaevinde söylese de,PKK ye yerleştirdiği sistem gereğince eleştirenin örgütsel konumunun alınarak, teşhir edileceği ve aynı tutumda ısrar etmesi halinde de ajan ve ya hain ilan edilerek öldürüleceği, yada “kaza kurşunu ile öldü,kalp krizi geçirdi ”denilerek bir şekilde ortan kaldırılacakları açıktı.PKK deki Apo sistemini herkes biliyordu.İstisna da olsa yurtsever çizgide kalarak eleştiri yapabilen aydın ve siyasetçilerimizin, Apo nun ideolojik politik çizgisi ve sistemi yerine; sadece şahsi nitelikleri ve davranışları üzerinden yaptıkları değerlendirmeler ise, yeterince açıklayıcı olmaktan uzaktır.Hasan Sabah,bir askeri lider olduğu gibi batini inancının şeyhi durumundaydı.Suni Müslüman olan Selçuklu Türkleri tarafından kalesi kuşatılıp, teslim olması için de Türklerin sultanı tarafından kaleye bir temsilci gönderildiğinde;bir müridine kaleden atlamasını diğer bir müridine de kılıcını karnına saplamasını emir etmiş ve emirler elçinin gözleri önünde aynı şekilde yerine getirildikten sonra,fedaileri ile temsil olmayacağını göstermişti.Oysa Apo devletin Ergenekon dan yargılananların ifadesini alırken sorduğu her soruya yanıt vermiş,istemleri çerçevesinde ideolojik-politik inkara giderek PKK nin çizgisini ve değer yargı sistemini laçkalaştırmış bir itirafçıydı.Kendisi direnme iradesi göstermezken,devletin kendisin idam etmemesi için PKK illerin kendisini feda etmesi emrini vererek,ölümü halinde kaosun doğacağına ilişkin bir mesaj veriyordu.Ayrıca kendisini yakma olayları ile sarsılan imajını ayakta tutmaya çalışarak,PKK nin kendisine ve işbirlikçi çizgisine ölümüne bağlı olduğunu ispatlamış olacaktı.Apo nunu sisteminin ve ideolojik politik çizgisinin birlikte değerlendirilmesinden sonra kişiliğinin de anlaşılacağı aşikardır.Apo nun cezaevinde bulunduğunda dahi,örgüt adına müzakereleri ben yürütürüm demesi,örgütün stratejisini ve politikalarını belirlemesi,sarsılan imajını düzeltmek ve kültünü büyütmek için;”Hasan Sabah ın, Alamat kalesindeki fedaileri gibi fedaileşin” diyerek 70 insanın kendisini yakarak tüketmesine yol açması, ve daha sonrada bu tür eylemlerin çağrısını yapmamış gibi;”Bu tür eylemler karşıyım,artık yapılmasın “ demesi,”Benim doğum günüm kutlanırsa nasıl olur” diyerek ilgiye ve şefkate aç büyütülmüş bir çocuğun pişişik bozukluğunu ortaya koyması, ve kült büyütme çalışmasına devam etmesi,ülke ulus siyasal iktidar değerleri yanında, parti ve kongre iradesini kendi kişisel kültünün altına indirdikten sonra, tümden tüketerek hiçleştirmesi ise, bu sahsın hiçbir zaman demokratik olmadığını ve olmayacağını da kanıtlamaktadır.Bu sistem Kürdistan da iktidara getirilse,Türk egemenlik sisteminin Kürtlere uyarlanmış bir biçiminden başkaca bir şey olmayacağından,bir süre sonra Kürdistanlıları ayaklanmaya sevk edeceği açıktır.Apo demokratik bir sistem ve anlayış ile kişiliğe sahip olmadığını bildiğinden,aldatıcı bir kamuflaj aracı olarak bu kelimeyi sık sık kullanmaktadır.Ayrıca pis bir işbirlikçiliği güzel kavramlar altında yutturmak daha rahat olmaktadır.

ayhanmedeni@hotmail.com





(60) Bölüm (19) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (19)




Apo nun Cumhuriyeti ise,Kürdistan Cumhuriyeti değil,Türkiye Cumhuriyetidir.Kemalist Türkiye Cumhuriyetini Kürdistan da yeniden üretmenin bir aracı olarak işlev görmektedir.Apo nun anlayış ve kişiliğinde cumhuriyetçilik de en ilkel hali dahi bulunmamaktadır.Apo nun anlayış ve yaklaşımlarından Cumhuriyetçiliğin a, b ve c sinin yani Cumhuriyetin ilk harfi yerine geçmek üzere C nin bulunup bulunmadığına bakmak için,Cumhuriyetin ilk tarihsel değerinin ne olduğuna bakmak gereklidir.Cumhuriyet;feodal sosyo ekonomik formasyondaki gibi yönetimi kan bağına göre babadan oğula,yada oğul olmadığında ise kardeşine geçirme(yani kan bağını esas alama) olgusunu ortadan kaldırarak,yetenek,liyakat ölçülerine ve halkın oylamada belirginleştirdiği tercihine göre belirlemeyi esas alan bir değer olarak burjuvazinin devrimci rol oynadığı süreçte ortaya çıktı.Yani bir hanedan ailesinin kan bağını esas alarak karlığı yada sultanlığı oğluna yada oğlu bulunmadığında kardeşine bırakmasının terk edilmesi Cumhuriyetçiliğin C si(yan ilik harfi ) olmaktadır Apo nun İmralı ya konulmasından sonra ise,kardeşi Osman Öcalan nın örgütün politikalarını daha iyi bildiğini gerekçe göstererek,başkanlık konseyinde dahi bulunmamasına rağmen,sırf kardeşi olması nedeni ile kendisine vekil tayin etmek üzere talimat gönderdiği bilinmektedir.Bunun üzerine Osman Öcalan,Apo dan sonra PKK yi birinci elden yöneten kişisi durumuna getirilmiş oldu.Osman Öcalan nın,Apo nun gönderdiği talimat çerçevesinde toplu gruplar şeklinde silahsızlandırıp teslim etme sürecini başlatmak için acele etmesinin doğurduğu tepki ve kişisel olarak yaşamındaki zaaflar karşısında örgütsel konumunu da yitirmesi sonrasında, PKK den ayrılması üzerine,İmralı cezaevine gönderdiği haberde;kalanlar içresinde,” Murat Karayılan ortada durmaya çalışarak makul gözükmeye çalışıyordu” demekteydi.Apo,kardeşi Osman Öcalan dan sonra herhangi bir akrabasının kalmamsı üzerine,Urfalı olması nedeni ile hemşerisi Murat Karayılan nın kendisinin yerine vekillik etmesini istedi.Murat Karayılan başkanlık Konseyi denilen yapının başkanı haline getirildi.Bu durumda örgütsel yönetimi önce kardeşine ve yakın bir akrabasının örgütte kalmaması üzerine de hemşerisine geçirterek feodal toplum hata kalan topulu davranışları ile harekat ettiği,örgütsel çıkarı dahi düşünmeden İmralı dan iktidarını nasıl devam ettireceğini hesapladığı aşikardır.Apo nun örgüt programına ve kongre karalarına aykırı keyfi imaları dahi talimat sayıldığından,söylediği ve ima etiği her şey tartışılmaksızın yerine getirilmektedir.Bu Apo nun PKK deki sisteminin diğer bir özeliliğidir.Apo nun kardeşinden sonra hemşerisi Murat Karayılan ı başkanlık Konseyi nin ve dolayısı ile PKK nin başına getirmesinin nedeni sadece kardeşi Osman nın tasfiye edildikten sonra gönderdiği haberde Karayılanı işaret etmesinde kaynaklanmamaktadır Hemşeriliğini nazara almaktadır Ayırca köylü kökenli olması ve ideolojik açıdan bir derinliğinin bulunması nedeni ile söylemlerinin hiç sorgulamadan sorunsuz uygulayacağını düşünmüştür.Osman Öcalan,1999 ile 2OO4 yılları arasında Apo dan aldığı talimatlar çerçevesinde PKK Başkanlık Konseyinin başkanı olarak yönetmiştir.Başkanlık Konseyinin üyesi dahi değilken,Apo nun cezaevinden yerine vekillik etmesini istemesi üzerine,Bakanlık Konseyine alınıp,başkan da yapılmış oldu.Oysa Osman Öcalan nın yetenekleri,partideki pratiği,yaşam tarzı,sicili ve teorik birikimi nazara alındığında en geri ve en zaaflı birey durumundaydı Tek özelliği Apo nun kardeşi olması ve aynı soyadını taşıması nedeni ile İmralı dan kendisinin vekillik etmesinin istenmiş olmasıydı.Osman Öcalan nın konuşmaları ve nadiren yazmış olduğu yazıları analiz edildiğinde entelektüel bir birikimden yoksun olduğu,sadece ilişkiye girdiği güçlerin siyasetine paralel söylemleri tekrarlamayı bildiği görülmektedir.Örgütteki pratiğine bakıldığında ise,hiçbir zaman savaş cephesine gitmediği,sürekli geri cephe olan Güney Kürdistan da bulunduğu görülmektedir.Yaşam ve kişiliği nazara alındığın da örgüt ortamındaki yaşayışı ve cinsel ilişkileri nedeni ile iki ayrı dönemde teşhir edildiği görülmektedir.Doksanlı yalıların başında, Güney Kürdistan daki Lolan kampında gerillaları hareketli bir birim ve yaşam tarzından çıkararak, çadırlarda yerleşik yaşama geçirtip,bahçecilik yapması ve ağabeyi Apo ya da özenerek yaşamından ev soyadını paylaşmaktan aldığı cesaret ile bayanları çadırlarına alması sonrasında ortaya çıkan tepkiler üzerine; sorgulanıp idama mahkum edildiyse de,bu cezası bir süre rütbesiz uygulamada kalmaya dönüştürülerek,diğer Öcalan tarafından af edilmişti.Yani Osman Öcalan nın yaşam tarzı,kişiliği ve pratiksizliği ile sicili de olumsuzdu. Bütün bunlara rağmen, Apo nun örgütün kendi içresinde bir seçim yaptırmadan,yetenek liyakat sicil,pratik,yaşam tarzı,idelojik politik birikim gibi kıstasları dahi nazara almadan kardeşi Osman Öcalan ı talimat vererek PKK nin başına oturtması,ve cezaevinden de PKK nin ideoloji ve stratejisini değiştirtip belirlemesi,kongrelerde katılmadığı karaların çıkması halinde kongreleri dahi tanımaması göz önünde bulundurulduğunda,Apo türü kişiliklerin içselleştirdikleri ve temsil edebildikleri bir demokrasi ve cumhuriyet olmayacağı açıktır.Bu durumdaki kişilikler sadece komployu ve çarpıtmayı çok iyi bilmektedir.Apo nun ve müritlerinin yaptığı da budur.


Demokratik Cumhuriyetçi Apo ve müritleri;Ulusumuzun ağır bedelleri,acıları ve umutları peşinden duygusallığından,eğitimsizliğinin doğurduğu bilinç geriliğinden,kurumların,paranın,medyanın kendileri ile işbirlikçisi oldukları devletin elinden bulunmasından,başka bir alternatifin yokluğundan,birey bazında da istisnalar olmakla birlikte genel anlamda Kürt aydınlarının,siyasetçilerinin kimliksiz yapıda olmasından yararlanmaktadırlar.


Apo,başta Selim Çürükkaya olmak üzere,Çürükkaya ailesini de;”ajan hain işbirlikçi ve provaktör” olarak ilan etmişti.Çürükkaya ailesinden bire bir karşılaştığım ve tanışabildiğim hiç kimse olmadı.Ancak basından kendilerini izleme imkanım olmuştu.Çürükkaya ailesinden sadece Selim Çürükkaya nın 2OO4 yılında bana açtığı bir telefondan sonra birde 2011 yılında da bir iki kez sohbetimiz olduğundan, yüz yüze görüşme imkanımız olmadıysa da tanışmış olduk.Silim Çürükkaya,bana telefon açtığında,tanışma faslından sonra,ortaya çıkan olgulara göre PKK nin Beka kampından kaçmasından önce; “Mehmet Şener in cezaevinde tasfiyeciliğini görmemem siyasi körlüktür” diyerek, Apo nun PKK deki sistemine oportünistçe teslim olduğunu,ancak sistemin daha sonra kendisine yönelmesi üzerine örgütten kaçmak zorunda kalarak, örgütsel ortamın dışına çıkabildikten sonra eleştiri götürebildiğini,kendisinin tasfiye edilmesinden sonra ise, kardeşi Sait Çürükkaya ya ağabeyi olmasına rağmen aleyhinde analiz yapması istenerek yayımlandığını,ancak bir süre sonra Sait Çürükkaya nın da tasfiye edildiğini ve bu defada kendisine ilişkin değerlendirmelerin de yakın arkadaşlarına yaptırılarak,birinin diğerine teşhir ettirildiğini söyledim.Eleştirim üzerine,Selim Çürükkaya;”Benim Mehmet Şener i desteklememem alacaklıktı” dedi. Daha sonra da www.kurdistan-aktüel.com sitesinde Mehmet Şener in PKK deki tutumunun değerini ortaya koyan yazıları yayımladı.Bu yazıları ve tutumunu Apo nun sisteminin tahribatını ve işbirlikçiliğinin ortaya çıkışını daha önce görerek,tasfiye edilenlerin tersine örgüt içerisinde ve örgütsel olarak mücadele etme yürekliliğini göstermiş olması karşısında; bir özür dileme ve özeleştiri olarak kabul etmek gerekmektedir.Apo yu ve ailesinin bireylerini,Selim Çürükaya ve ailesinin bireyleri ile karşılaştırarak, Apo nun siteminde birilerinin teşhir edilmesi için kullandığı çamurun gerçeklik ile bir bağının bulunup bulunmadığına bakalım.


Selim Çürükkaya 198O darbesinden sonra Diyarbakır cezaevinde vahşeti aratmayan sistematik işkence sürecinde direnen kadrolar içerisindedir.Bunu cezaevi direnişini anlatan kitabından anlıyoruz.Apo nun ise, yakalandığında hiçbir direnişi yoktur.1991 yılında Cezaevlerinden tahliyeler gerçekleşip PKK nin ilk kadrolarından pek çok kişi tahliye edildikten sonra Beka kampına gidenlerin katılımı ile Zindan konferansı düzenlenmişti.O süreçten ve o süreçten sonra Mehmet Şener ve arkadaşlarının teorik birikiminden korkuyordu.Teorik açıdan kendisine güvensiz,yetersiz ve tahammülsüzdü.Bu nedenle zindan da direnenlerin hiçbir bilinci,tercihi ve iradesi yokmuş gibi;”Cezaevinde direnen siz değilsiniz,benim ideolojimdir” demişti. Daha doğrusu 1970 lil yıllarda 8 Kürt örgütünden 7 sinin bağımsız Kürdistan’ın kuruluşunu radikal araçlar ile savunması karşısında,alternatif olmak açısından bu örgütlerin çizgilerine paralel bir söylem tutturarak, etkili olmaya çalışmak dışında bir seçenek de yoktu.PKK nin programın da aslında Hayri Durmuş yazmıştı.Oysa kendisi cezaevine alındığında ise, ne kendisi nede ideolojisi direnebildi.Kendisi de bunun farkında olduğundan;”Ben kaba bir direnişçilik yapmıyorum” demektedir. Oysa Apo nun, ne kaba,nede ince hiçbir direnişi vardır.Teslimiyetçiliği,tasfiyeciliği ve işbirlikçiliği dışında hiçbir şeyi görünmemektedir.Eğer Apo Türk devletinin kabul ve referansları ile ihtiyaçlarını talimata dönüştürüp PKK nin programına ve siyasetine dönüştürmeyi ince direniş sayıyorsa, bunu yaptı kesindir.Ancak bu durumunun direnişin hiçbir türü ile ilişkisi yoktur,işbirlikçilik ile ilişkisi vardır.Bunun dışında tartıştırdığı bir şey varsa o da cezaevindeki kişisel koşulları ve öldürülmemesi ile aşamalı olarak tahliyesinin sağlanmasıdır.PKK nin “Başkan Apo ya devletin yaklaşımı Kürt halkına yaklaşımıdır” gibi abartılı ve uydurmadan ibaret bir söylem kullanarak,Kürdistan sorununu Apo nun kişisel koşulları ile istemelerine indirgenmesi utanç vericidir.İmralı da Apo ya çok iyi davrandıkları zaman,Kürdistan halkına da iyi davrandıkları ve sorunu çözmek istedikleri anlamına mı gelmektedir?Bu tür safsatalar ile yapılan yaklaşımlar hem devletin kullanmasının önünü açmaktadır,hem de sorunun saptırılmasını sağlamaktadır.Uluslar ve Ülkeler lider de olsa bireyler için tüketilemez.Lider adam gibi liderse, zaafları üstünden siyaset yapmayacak,tavizsiz durmayı bilecektir.Bu şekilde direnecek irade kişilik ve cesaretten yoksun ise,özeleştirisi alınarak,örgütsel konumu alınmalıdır.Apo nun hem hiçbir direnişinin olmadığı hem de işbirlikçi bir çizgi temelinde faaliyet yürüttüğü de açıklığa kavuşmuştur.Buna karşın


Selim Çürükkaya nın cezaevinde işbirlikçi bir çizgiyi kabul ettiğine ilişkin bir bulgu yokken,Apo yönünden ise bu yönden çeşitli olgu ve bulgular vardır.Apo nun kardeşi Osamn Öcalan nın zaaflı yaşamına ilişkin sicili bilinmekle birlikte, ve hiçbir zaman ön cepheye çıkmamasına rağmen,Selim ve kardeşi Doktor Sait Çürükkaya nın bu tür zaaflı bir sicilleri olmadığı gibi,Sait ön cephede görev almaktaydı.Apo nun eşi Kesire Yıldırım Öcalan nın babasının kadrolu Mit görevlisi olduğu ortaya çıkarken,PKK den ayrılan Selim Çürükkaya nın eşi Aysel Çürükkaya nın bu tür bir durumu görülmemektedir..Selim Çürükaya nın kardeşlerinden Hasan Çürükkaya devlet tarafından öldürülürken,Apo nun kardeşi Mehmet Öcalan a ise, fiske vuran olmamıştır. Mehmet Öcalan, çocukları ile Yunanistan’a kacak göçmen olarak gitmek istediğinde dahi, televizyon haberlerine yansıdığı kadarı ile emniyette yemekleri verilip salı verildiler.Selim Çürükkaya nın kız kardeşi Aysel Çürükkaya devletin kontraları tarafından vahşi bir işkence ile öldürülürken,Apo nun kardeşi Hava Keser e fiske vuran yoktur ve Çukurova da yaşamaktadır.Selim Çürkkaya nın, PKK den ayrıldıktan sonra Türk kontrgerillası olan jitem ile çalışan bir akrabası yokken,Abdulkadir Aygan, Apo nun bir akrabası olduğunu,Jitem de kadrolu olarak çalıştığını itiraf ederek, Jitem den ayrılmak istediğinde de Apo ya haber gönderdiğini, ancak;”Şimdilik bulunduğun yerde kal” dediğini www.nasname.com sitesinde açıklamış bulunmaktadır.Bu olgulara göre kimin hain ve ajan pratik içersinde olup olmadığını değerlendirmek gerekmektedir.Çürükkaya ailesini bu olgulara rağmen,sırf Apo yaftalıyor diye ajan ve hain ilan etiğimizde,toplum olarak vicdanlarımız ile ahlakımızın buharlaşacağı açıktır.Sırf Apo istiyor diye her aileyi,her siyasi kadro ile aydınımızı, siyasetçimizi ajan ve zaaflı ilan edip,herkesi tüketip de bakiyede sadece Apo yu bırakamayız.Apo ve müritlerinin istediği gibi tarihimizi Apo ile başlatıp,Apo ile bitiremeyiz.Bütün kadroları öğütme ve tasfiye etme sisteminin savunucuları olamayız.Kadro öğütme sisteminin kaynağında düşünceyi ve insan iradesini tüketme,iç demokrasiyi zere kadar işletmeden keyfi davranma, ve hiçbir şeye tahammül gösterememe kişiliği yatmaktadır.

ayhanmedeni@hotmail.com












Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2011-12-26 (1065 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution