Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.






(60) Bölüm (20) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

DEVAM EDECEK (20)




Burjuva ideolojisi olan anarşizmde,sosyalist,burjuva yada feodal(dinsel ideolojili) devletlerin tümünün yıkılması ile yönetim aygıtının olmadığı bir otoritesiz bir toplum hedeflenmektedir.Apo, anarşist değildir,çünkü sömürgeci devletler yerli yerinde kalırken,sadece ulusumuzun sömürgeci devletlerin sınırları içresinde sivil kurumlarında örgütlenmesini savlamaktadır.Ulusal burjuvazi,sömürge metropollere bağımlı olmak yerine,ülke topraklarında kendi pazarına hakim olma mücadelesi vermekte, ve sömürge statüsü yerine de, bağımsız bir devlet kuruluşunu hedefleyerek mücadele etmektedir.Apo ve PKK si bağımsız devlet, ve kendi pazarı ile yeraltı ve yer üstü zenginliklerine sahiplenmeyi esas almadıklarından,toprağa(ülke topraklarına) ve siyasal iktidara bağlı bir çözümü savunmadıklarından,ideolojik-politik çizgilerinin burjuva ulusal nitelikte olduğunu söylemek de mümkün değildir.Sosyalist ideoloji ve pratikte;her sömürgenin bağımsız olmasını savunmak, ve bunun için mücadele etmek, hem ezen ulus devrimcileri açısından hem de ezilen ulus devrimcileri açından ilke olarak konulmuştur.Ulus sorununun bulunduğu her ülkede; ulus sorunu baş çelişki haline gelir ve temel çelişki olan emek sermaye çelişkisinin dahi önüne geçer.Sosyalist teori ve pratikte;sömürge ve işgal edilmiş ülkelerde ulus sorunu çözülmeksizin sınıf sorunun çözülmeyeceği esas alınmaktadır.Sömürgelerde ve özellikle Polonya gibi birkaç devlet arasında bölüşülmüş ülkelerde Marks, ve Engels gerek Polonya meselesinde ve gerekse Hindistan meselesinde bağımsızlığı devrimci çözüm olarak ortaya koydular.Daha sonrada Lenin in Polonyalı olan Roja Lüksenburg un;” Polonya sorununda çözüm özerkliliktir” demesine karşılık,kendisine alaycı bir dille en ağır tarzda eleştirerek;”Polonya sorununun tek bir devrimci çözümü vardır;bağımsız birleşik Polonya “ demek ile de sosyalistlerin ulus sorununa bakışını ortaya koymuştur.. Marks ve Engels in; Hindistan ve Polonya sorunlarında ulus sorunun tek çözümünü bağımsızlıkta görmeleri ile Lenin de yaklaşımlarına katılmasının dışında; 1921 de Afganistan geri bir feodal sosyo ekonomik formasyonda bulunmasına rağmen, feodal bir bey olan Emanulah Han önderliğindeki islamik ve feodal önderlikli köylü hareketini desteklediklerini deklere ederek, bu ülkenin bağımsızlığını tanıyan ilk devlet başkanı olmuştur.Lenin,sömürgeciliğini sınıfları tahrip ettiğini,birbirine benzeştirdiğini ve sınıflar ile ekonomik gelişimi engellediğini bilmekteydi.Aynı zamanda sömürgelerde modern ve gelişmiş bir sanayinin ürünü olacak proletaryanın gürbüz olmayacağını da biliyordu.Gelişmiş bir sanayi ülkesinin koşullarını ve sınıflarını sömürgelerde aramıyordu.Sınıfsal devrimi,ulus devriminin sırtına yükleyip ikisini eşitlemiyordu.Sadece sınıfsal devrimler ile ulusal devrimler arasında bir bağ ve müttefiklik ilişkisi kuruyordu.Lenin Çarlık Rusya sına karşı bir Bolşevik olarak mücadele ederken,Rusya nın hakimiyeti altındaki Finlandiya nın bağımsızlığını savunmuştu.Bir süre sonra devrim yaptıklarında da bu tutumundan vazgeçmeden,Finlandiya da küçük bir burjuva hareketinin ulusal bağımsızlıkçı talebini nazara alarak,bağımsızlık mazbatasını bizzat vermişti.Diğer 29 halkın bir ulusal mücadelesi ve uyanışı olmadığından gönüllü birlik temelinde kurulan federasyon cumhuriyetlerinde siyasal iktidarlarını kurumsallaştırdı.Sovyetlerin sınırları içerisinde olmasına rağmen,üstelik Menşeviklerin protesto ve ağır suçlamaları karşısında dahi;”sosyalist devrimin içinde kalma mecburiyetleri yoktur” diyerek küçük çaplı Fin hareketinin liderine bağımsızlık mazbatasını sosyalistlerin ulus sorununa bakışının mutlak anlamda bağımsızlık olduğunu ortaya koymaktadır.Lenin, ulusal sorunda kültürel özerkliği savunan Bundçuların ise alçak olduğunu söylemektedir.Demokratik Cumhuriyetçilik Kültürel özerkliğin dahi gerisindedir. Lenin,mutlak eşitliği içermeyen hiçbir çözümün devrimci olmadığını, ve sınıf devrimlerine de hizmet etmediğini ortaya koymaktadır.Bu durumda Apo ve PKK sinin çözümü sosyalist ideolojiye de aykırıdır.O zaman Apo nun ve PKK sinin demokratik cumhuriyetçi ve demokratik özerklikçi ideolojik –politik çizgisi hiçbir idelojik kategoriye outurmadığına göre nedir?Bütün kavramlarının ortak özelilği ülkeye(toprağa),siyasal ikitidara(bağımsız devlet kurmaya) ve ulusun kolektif varlığı ile haklarının reddine,buna karşın bir azınlık ve birey olarak sömürgeci devletlerin içeresinde sivil kurumlarda örgütlenmeye dayandığından işbirilikçi-feodal komprodor bir anlayış ile sömürgeci devletlerin resmi idelojelirini Kürdistan da yeniden üretme ve güncellemeyi esas alan işbirilikçi bir burjuva ideolojisi olduğu aşikardır.Kemalizimin yeniden üretilerek Kürdiistana indirgenmesinden ibaret bir idelojik politik çöplük,”büyük keşif ve dünyanın yeni sistemi” diye sunulmaktadır.


Devlet;ulusun rolünü oynadığı,kendisini gerçekletirdiği tiyatro şahnesidir.Her Ulus; kuruluşunu,kurumşallaşmasını,iç düzenini,siyasal,kültürel,idari açılardan iradesini,yer altı ve yer üstü zenginliklerinden özgürce yararlanabilmesini,korunmasını,güvenliğini,devletler hukuku ve uluslararası ilişkiler açısından tüzelkişiliği yanında özneliğini bağımsız devlet mekanizması çerçevesinde gerçekleştirir.Devlet,sınıfların ortaya çıkış sürecinden itibaren bir sınıf mekanizması olarak vardır,sınıflarda var olduğu sürece; iktidardaki sınıf ve devletin biçimi değişmek kaydı ile mekanizma olarak var olacaktır.Köleci toplumda bir topluluk düzeyi vardır.Toplulukların devleti, köle sahiplerinin yönetimi altındadır.Fedal sosyo ekonomik formasyonda(toplumda) ise millileşme olgusu ortaya çıkmaya başlamaktadır, kral ve hanedan ailesi feodal sınıfın egemenliğinin temsilicisidir, devletin yöneticileridir. Kaptalizimde ise, sermaye aracılığı ile emeği de kontrol eden burjuva sınıf; devletin biçimini değiştirerek farklı bir sınıf olarak ulus adına bu mekanizmayı kurup, düzenleyerek yönetmektedir. Ulus; kaptalizmin olgusudur.Ancak sosyalizmde de ulus ve sınıf ortadan kalkmamaktadır.Burjuva sınıfı alt eden proleterya sınıfı ile diğer emekçi kesimler sosyalist devrim neticesinde sosyalist ulusu kurmaktadır.Sosyalist ulus devletinde, proleterya yönetim aygıtındadır,ulus adına hem üretmekte, hem de kolektif olarak yönetip, düzenleyerek ulusal temsili de gerçekleştirmektedir.Sosyalist ulus devletinde,gelişen sosyo ekonomik formasyon içinden bilurlaşan proleter aydın öncülüğünde komünizmin tek bir dünya devletine geçilmektedir.Sosyalist ulus devletinden,Komünist dünya ulusuna geçiş; dünyadaki sosyo-ekonomik kültürel ve teknolojik gelişmenin de doruğa çıktığı koşullarda, bir dilin bütün toplumların ortak anlaşma aracına dönüştüğü süreçle olabilecektir.Sosyalizmin üst aşaması olan komünizmde devlet sönmekte ve tek bir dünya devletine gidilebilmektedir Bugün yaşadığımız süreçte Apo nun savladığı gibi ulusal devlet ortadan kalkmamaktadır,önemini ve anlamını yitirmemektedir.Ulusal devlet modeli biçim ve giysisinini değiştirmeye başlyarak yoluna devam etmektedir.Diğer ulusal azınlıkları ve dinsel adiyetleri tanımadan veya eşitliğini kabul etmeden vücüt bulmuş totaliter ulusal devlet modeli,yerini içerisindeki bütün ulusal azınlıkları ile dinsel adiyetleri de tanıyarak sürdüren modele dönüşmüktedir.Bu anlamda Kemalist, Basçı ve Mollacı totaliter devlet medelleri tasfiye olmaktadır. Apo ve PKK si bir taraftan bu devletlerin iktidarını ve statükosunu yeniden üreterek devam etirmekten yana tutum alırken,Kürtleri ve Kürdistanı bu devletlerin hakimiyeti altında tutarak halkımızı bir kiracıya dönüştürürken,sadece sivil yapılarda örgütlenmesini salık vermektedir.Bu yolla Kürdistan ülkesi, Kürdistan ulusunun altından çekilip söz konusu sömürgeci devletlere satılmış olmaktadır.Kürdistan halkı, ülkesi Kürdistan da sömürgeci devletlerin şifai anlaşmaya dayanan bir kiracısı durumuna dünüştürülürken,ödenecek kira ücreti ise,ülkemizin Pazar olarak kulanılması,yer altı ve yer üstü zenginliklerinin sömürge metropollerine taşınması,halkımızın emeğinin de ucuz işgücü olarak ekonomilerine artı değer taransferinde kullanılması üzerinden ödenebilecekitir.Yani Kürdistan nın sömürge statüsünde bir değişiklik olmadan, statüko yeniden üretilerek sürdürülmüş olacaktır.Apo ve PKK sinin, sömürgeci devletlerin sattükolarının yeniden üretimi çerçevesinde sürüdürülmelerinin,buna karşın ülkemiz ve halkımızın bu devletlerin hakimiyeti altında, sadece sivil kurumlarda siyasal iktidarsız ve bölük pörçük olarak yer edinimesi konseptinin anlamı budur.


198O yılında dünyada sadece 25 devlet var iken, bugünkü dünyada 2O7 devlet olması nedeni ile, son 121 yıllda 182 devlet kurulmuştur.Kurulan bu 182 devletin tamamı ise; manda, işgal veya sömürge statüsündeyken,dinsel içerikli, yada burjuva içerikli, veya sosyalist içerikli hareketlerin öneriliğinde bağımsızlık ile sonuçlanmıştır.Bu yıl kurulan Güney Sudan dahil, hiçbir ezilen halk bağımsızlık dışında bir çözümü tercih etmemiştir.Apo ve PKK si ezilen hakların tecrübe ve pratikleri ile türdeş olan istemleri de rerd etmektedir. Kürdistan ulusunu diğer uluslardan farklı olarak kendine özgü,kategori dışı ve türdeş olmayan özlemlere sahipmiş gibi göstermeye çalışmaktadır.Kürdistan tarihinin ikonları olan Zerdüşt,Ehmedê Xanî,Melayê Cizirî yada siyasal tarihimizin en anlamlı ve en devrimci konjonktürünü ulusal ayaklanmaların(Xoybun(bağımsızılık),Kürdistan İstiklal Komitesi(Azadi),Mahabat Cumhuriyeti,Şeyh Mahmut Hükümeti,Şeyh Ubeydullah Hükümeti,Bedirhanilerin Hükümeti) süreçleri ve hedefleri oluşturmaktadır.Apo ve PKK sinin ideolojisi ile talepleri nazara alındığında bu ayaklanmaların hedeflerini ve çizgisini modernize ederek savunmayı da red etmektedir.Bu durmda Kürdistan nın ve ulusumuzun tarihsel sosyal ve ekonomik ihtiyaçları üzerinden siyaset yapmayı red etmektedirler.Kürdistan yurtseverliği üzerinden siyaset yapmayı red etmektedirler.Sorunun bir ulus sorunu,toprak sorunu ve siyasal ikitar sorunu değil de,var olma sorunu,yani kürdüm deme sorunu olduğunu savlamaktadırlar.En devrimci ideolojik politik hat,bir ulusun tarihinin kalp vurumuna ve ihtiyaçlarına göre oluşturulan ideolojik politik çizgidir. Apo ve PKK sinin çizgisi ulusumuzun ve ülkemizin tarihi ve ihtiyaçları üzerine otarmamaktadır. Apo ve PKK si ezilen ulusun milliyetçiliği olan yurtseverlik kendi eşitliğini ve bağımsızlığın hedeflediğinden dolayı devrimci olmasına rağmen, eşitliliği ve baskı ile zulmün devamını esas alan ezen ulus milliyetçiliğinin gerici milliyetçiliği ile eleştirip red etmektedir. Her sömürgede ezilen ulusun yurtseverlik üzerinden mücadele etiği bilinmesine rağmen,bu değer ve zemin de ulusumuzun elinden alınmak istenmektedir. Sömürgeci devletler sorunun toprağa(ülkeye),kolektif ulusal haklara ve siyasal iktidar olan bağımsızlık üzerine oturtulmamasını statükolarının devamı açısından zorunlu görmektedirler. Bu hem statükolarının hem de resmi ideolojilerinin zorunlu bir sonucu ve gereksinimidir. İşte Apo nun Deemkoratik Cumhuriyet,Demokratik Özerklik,Demokratik Komala Sestemi,Demokratik Ekolojik Sistem,Demokratik Konfederalizim türü kavramalar ile ortaya koydukları sömürgeci devletlerin resmi ideolojilerinin Kürdistanlılara uyarlanmış bir hali dışında başkaca bir şey değildir. Bu kavramların altında ifade edilmiş düşüncelerin ortak özelilği sömürgeci devletleri siyasal ikitarları ve devlet yapıları ile yerinede bırakarak,Kürtlere sadece sivil yapılarda örgütlenmeyi savlamaktadır Topraksız(ülkesiz) ve siyasal iktidarsız ve kolektif ulusal haklardan yoksun sahte ve uydurma söylemleri ile Kürdistan ulusal mücadelesinin ihtiyaçlarını ve referanslarını öldürmeye çalışmaktadır. Bu taraji komik durumuna rağmen,söylemlerinin” Dünya Miletleri için bir sistem” olduğu söylenerek,Marksı ve Lenin i aştığı söylenebilmektedir.Yeni bir sistem geliştirdiği savlanmaktadır..Bu insan kişiliğinde sonra,insanımızın beyinin ve siyasi ahlakının tüketilmesidir Toplumsal ve tarihsel bilincimizin kirletilmek istenmesidir Ulus sorunun işbirlikçi ve ajan pratikle saptırılmasıdır.Apo nun 19.yüzyılın totaliter anlayışının ürünü olan Mustafa Kemal faşizmini dahi aşamadığı ve Kemalizm’in ideolojik çöplüğünden çıkamadığı aşikardır.Gerek Türkiye solculuğunun ve gerekse Apo nun öncelikle Kemalist ideolojik-politik çöplükten çıkma gücü gösterebilmeleri gerekmektedir..

ayhanmedeni@hotmail.com

(60) Bölüm (21) Av. Medeni Ayhan:APO NUN AVUKATLIĞINI İLK ÜSTLENENDİM,İŞBİRLİKÇİLİĞİ ORTAYA ÇIKINCA DA İLK ÇEKİLENDİM

SON (21)




Demokratik Cumhuriyetçilik ve Demokratik Özerklik Türk devletinin Avrupa Birliğine girişine paralel kişisel dil kütür haklarını ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Yasası çerçevesinde bazı merkezi devlet yetkilerinin Valilerin vasiyet denetimine tabi belediyeler ile doğrudan vali ve kaymakamlara bağlı il özel idarelerine verilmesidir.Bu gerçekte kısmı bir siyasal statü tanıyan siyasal dahi değildir.Kaldı ki bunun gerçekleşmesi için PKK nin ve değer örgütlerinin olmasına dahi gerek yok.Çünkü bu 1963 te Türk devletin imzaladığı Ankara antlaşmasında bir yükümlülük ve devlet projesi olarak kabul edilmiştir.Bunun gerçekleşmesi Türkiye nin AB ye girmek istenmesine, buna karşın Fransa ve Almanya nında Türkiye nin üyeliğini kabul etmesine bağlıdır.PKK burada kısmi de olsa bir faktör değildir.Ayrıca mesele bu olsaydı,PKK olmaksızın devlet daha erken AB ye girer, ve bunlarda daha erken gerçekleşmiş olurdu.Apo ,PKK sini devletin kabul referans ve istem ile ihtiyaçlarının üzerine oturtmaktadır.PKK aracılığı ile de bütün Kürtleri bu çizgi ile sistemine dahil etmeye, yada susturmaya çalışmaktadır.Bu nedenle de devletin iki kanadı da,Kürdistan da Apo ya kabul ettirilmiş bu düşünce dışında herhangi bir düşünce bulunmadığının yansıtılmasını istemektedir.Diğer düşünceler devletin kırmızı çizgilerine aykırı düştüğünden, tehlikeli bir bilinç yaymaktadır.


Avrupa Konseyinin Yerel Özerklik Şartındaki özerklik 1914 te Şeyh İdris i Bitlisi nin bir işbirlikçi olarak,ulus olgusunun olmadığı koşullarda, 11 Kürt beyini Yavuz Sultan Selim e götürüp etek öptürerek,biat ettirdiği özerlik antlaşmasından dahi geridir,çünkü kısmi bir siyasal statü dahi içermemektedir.Kürt Beyleri ile Yavuz Sultan Selim in antlaşması ise,siyasal bir statü içermekteydi.Kürdistan daki beylerin izini olmadan Sultan dahil hiçbir Osmanlı yöneticisi Kürdistan sınırlarına girme yetkisine sahip değildi.Her emilirlik idari ve siyasal ile ekonomik düzenini görece kendi içersinde bağımsız olarak düzenlemekteydi.Sadece biat eden Kürt beylerinin emirliğinin tanımamsı karşılığında,Kürt beylerinin vergi vermesi ve savaş döneminde de asker vermesini içermekteydi.Bir Kürt olmak ile birlikte önce Akkoyunların sarayında ve daha sonra da Osmanlı sarayında Türk egemenlik sistemine hizmet eden Şeyh İdris i Bitlisi nin çalışmaları neticesinde tekil durumda görülebilen işbirlikçilik genel ve kurumsal bir nitelik kazanmaya başladı.Kürdistan filen ikiye bölünmüş oldu.Osmanlı Sultanına bağlanan Kürt beyleri bir tarafta ve buna karşın da Şah İsmail (Hatayi) in İran Sefavi devletine bağlanan diğer Kürt beyleri ise diğer tarafta işbirlikçiliğe başlayarak, iki emperyalist devletin yaptığı her savaşta birer piyon olarak öncü birlik olarak birbirlerini katil ettiler.Kim kazanırsa kazansın; tahrip edilen,bölüşülen,tempon bölgeye dönüştürülen Kürdistan oldu.Kürdistan artık ürünü bölüşme ve savaş zemini oldu.Buna karşın inançlarında insan kutsal olduğundan savaşa gitmeyi red eden ve Zerdeştiliğin devamı olan Alevilik)Kızılbaşlık),Ezidilik,Kakailik(Yarisani-Ehli hak),Dürzilik inançlarının mensubu olan Kürtlerin ise,gerek Yavuz Sultan Selim ve gerekse Osmanlı Sultanlarının ordularınca soykırım süreçlerinden geçmelerine de seyirci kaldılar.Kürdistan nın hem coğrafik hem de halkı ile birlikte sosyal ve siyasi anlamda bölünmesi, Kürtlerin kendi adlarına değil başkaları adına savaşması bu yolla da bir özne değil,başkasının nesnesine dönüşmesi genel anlamda bu süreçle kurumsallaştı.Apo ve PKK si de gelinen noktada İdris i Bitlisinin dahi gerisinde bir işbirlikçiliğe başladıklarını bildiklerinden,Özgür gündem Gazetesine;Büyük İşbirliği “ manşetini attırabiliyorlardı.Hata 1978 den beri var olan manifestolarında İdris i Bitlisi yi işbirlikçi olarak aşağılayıp nitelendirmişken,yeni yaptıkları programda ise bunu çıkardılar. Birde kendi yayın organlarında Naci Kutlay ın kaleminden İdris i Bitlisi yi öven yazılar yazdırıp yayımladılar.Çünkü Apo çağımızın düşük profilli İdris i Bitlisi si olmayı kabul etmişti.Yüklenilen bu yeni rölüne rağmen İdiris i Bitlisi nin işbirlikçi diye damgalanmaya devam edilmesi halinde,”Apo, İdiris i Bitlisi den de işbirlikçi” diye yansıyacaktı.


Sömürgeci devlet de topraksız,siyasal iktidarsız,kolektif ulusal haklardan yoksun sahte bir çözüm ve ideoloji- politik çizgiyi Apo ile müritlerine sayıklatarak,hizmetlerini ispatlamalarını istiyordu.Çünkü Apo uçakta gözünü açar açmaz;”Hizmete hazırım” demişti Apo ve müritleri 21 yüzyılda dahi en düşük profilli İdris i Bitlisi ye dönüşerek,5O3 yıl önceki İdris i Bitlisi ye rahmet okutacak bir tablo oluşturmaktadırlar.İdris i Bitlisi henüz ulus olgusunun ortaya çıkmadığı bir süreçte Akkoyunlu Sarayından sonra, Osmanlı Sarayının bir hizmetkarı olarak çalışarak,eylemlerinin neticesinde büyük tahribatlara yol açmıştı.İdris i Bitilisi nin bu çizgisi ile Moğolların saldırılarına karşı divanındaki şiir dizelerini protest bir ok olarak kullanan Melayê Cizîrî nin, filozof-sanatçı peygamber Zerdeşt in, Zend Avesta ve Gatha larında yaklaşık 27OO yüzyıl önce,Turanilerin(Türklerin) üretim dışı ve yağmacı pratiklerine karşın ortaya koyduğu bağımsız merkezi devlet kuruluşu ve bağımsız devlet anlayışını çağının da çok ilerisine taşıyarak,Mem û Zîn adlı mesnevisinde modernize eden Ehmedê Xanî nin çizgileri tarihimizde her zaman var olmuştur.Bu iki çizgide her süreçte çatışmıştır.İdris i Bitlisi nin işbirilikçi olup olmadığının anlaşılması için ne yaptığına ve pratiğin sonuucuda Kürdistan ve Kürdistan halkının bütün kesimleri ile nasıl bir duruma süreklendiğine bakılması yeterlidir.Bugün Kürdistan da bağımsızlık çizgisini esas almayan ve sömürge devletinin merkezi yapısan bağlı bir çizgiyi çözüm sayan her aydın,siyasetçi,ve eğilim Şeyh İdrisi Bitlisi ye değer yüklemek zorundadır.Bağımsızlıkçı bir çözüm çerçevesinde kesin kopuş stratejisini ve Kürdistani olan her kes ise,İdrisi Bitlisi leri hem tarihsel hemde güncel olarak işbirilikçi görmek zorundadır.Bu durum tarihin,tarihsel olgular ile tarihsel kişiliklerin ne olabildiğinin çok göreceli olmasından kaynaklanmamaktadır.Kimlerin, neye ve nerden baktığından doğan bir durumdur.Zerdeştlik; Med İmparatorluğunun hem resmi dini hem de bir anlamda ideolojisi olmuştur.Aslında Med İmparatorluğu kuruluşu Zerdeştin felsefesinin ürünü olmuştur.Şimdi Kürtlerin bu iki çizgiden hangisinin devrimci ve hangisinin uşak olduğunu,hangi çizgiye ihtiyaçlarının bulunduğunu yeniden kararlaştırmaları gerekmektedir.Zerdeşt in,Melayê Cizîrî nin, Ehmedê Xanî nin,hükümetlerini kuran Şeyh Ubeydullah ve Beridhanilerin,Şeyh Mahmut un,Kürdistan İstiklal Komitesinin( Şeyh Said in Azadi Örgütünün),Xoybun örgütünün,Qadı Muhamedin(Mahabad ın),197O li yıllarda genel geçer olan siyasi eğilimlerin bağımsızlıkçı çizgilerini üst düzeyde modernize ederek,aynı doğrultuyu savunmak ve pratiğe geçirtmek,Kürdistanlı yurtsever devrimcilerin tek çizgisidir.


Buna karşın kişiliklerini,beyinlerini(düşüncelerini),ruhlarını,yaşamdan beklentilerini ve tarzlarını dört sömürgeci devletin merkezi yapısından koparamadıkları için,ülkelerini istemeyi bilmeyen,sömürgeci devletler arasında bölünmüş olarak bırakan sahte çözümleri nihai çözüm olarak formüle ederek; federasyon,idari federalizm,eyalet sistemi,özerklik,demokratik cumhuriyet gibi sömürge metropollerine bağımlı çizgiler sonucunda Kürdistan Ulusal Hareketini sömürgeci devletlerin ideolojik politik çöplüğüne dönüştüren, tarihsel olarak Şeyh İdris i Bitlisi ve Şeyh Ubeydullah ın oğlu Abdulkadir Bey de,güncel olarak ta Apo ve Kemal Burkay gibi kullanılan kişiliklerin şahsında somutlaşan bütün yaklaşımlar işbirlikçi ve gerici bir yan taşımaktadır.Bu çözüm biçimlerinden birini savunan aydın,siyasetçi sanatçı akademisyen veya siyasi eğilimlerin hiç biri Kürdistani(Kürdistanlı) değildir;Türkiyeli,Iraklı,Suriyeli olmaktan mutlu olan işbirlikçilerdir.Ülkemiz Kürdistan nın koşullarında federasyon ve konfederasyon çerçevesindeki çözümler dahi,kuşkusuz bağımsızlığa gidişte bir ön basamak ve sıçrama tahtası olarak görüldüğü sürece anlam ve değer ifade eder.Bu çözümler dahi nihai bir çözüm ve hedef olarak konulduğunda savunucularının işbirlikçilik ve gericiliklerinden kuşku duyulmamalıdır.Apo ve ardıllarını sömürgeci devletlerin İttihatçı-Kemalistleri,Basçıları,Fundamentalist Mollaları kullanırken,Kemal Burkay ve ardılları ile benzerlerini de Hürriyet İtilaf Partisinin devamı olan liberal muhafazakar ve yeni Osmanlıcı AKP diğer ülkelerdeki liberal muhafazakarlar kullanmaktadır.Türk egemenlik sisteminin bir kandını oluşturan Kemalistler APO yu kullanırken,Türk egemenlik sisteminin diğer kanadı liberal muhafazakar AKP ise,Kemal Burkay ı kullanıma almış bulunmaktadır.Gerek Burkay ve gerekse Apo Türkiyeli çözümlerin temsilcisidir.İkisi de Türk egemenlik sisteminin birer kanadından medet umup ilişkilenerek, kullanılmaktadır.Kürdistan nın dört parçasında bu durumdaki kişiler ile eğilimleri esas alındığı sürece,Kütlerin iki yakasının bir araya gelmesi mümkün olmayacaktır.Kesin kopuş stratejisine dayanan Kürdistan ulusal konsepti ve paradigmasını oluşturup geliştirmek zorunludur.Sömürgeci devletleri bütün kanat ve çizgilerini red ederek,sadece aralarındaki çatışmalardan yararlanmalıdır.


Sıraladığım bu olgular ile analizlerimin ışığında şunu söyleyebiliyorum.Kurulan komplo;Apo ya değil,Kürdistan ulusuna kurulmuştur.Apo,ülkemiz Kürdistan’a ve ulusumuza kurulan komplonun ya baştan beri parçasıdır,yahut asgari olarak Avrupa ya çıktıktan sonra söz konusu komplonun bir parçasına dönüştürülmüştür.Apo nun İmralı Cezaevindeki söylemlerinin devletin resmi ideolojisi ile kırmızı çizgilerine paralel olduğu,sömürgeci devletin İttihatçı-Kemalist-Orducu kanadı tarafından kullanılarak komplonun bir parçasına dönüştürüldüğü ve cezaevindeki söylemlerini talimat sayan PKK ninde komplonun diğer bir parçasına dönüştürüldüğü tartışmasızıdır.Apo nun sistemini,ideolojik politik çizgisini esas alan PKK ve her birey de ulusumuza kurulan komplonun bir parçasına dönüşecektir.Bu nedenlerle PKK de Apo nun söylem ve talimatlarını bir kenara atmalıdır,uymamalıdır.Apo ya verilen irade devlete bağlanmış iradedir.Bu tür bir irade ve anlayışta çizgi bağımsızlığı hareket özgürlüğü ve değer yargı sistemi olmayacağı aşikardır Kürtlerin görev ve ihtiyaçları,sömürgeci devletlerin iktidar ve muhalefete düşen çizgileri arasında saflaşmak,bölünmek, kaybolmak,kendisine yabancılaşmak değildir.Kürdistan nın herhangi bir parçasında sömürgeci devletlerden birinin içeresindeki her hangi bir kanad ile ilişkilenip payandaya dönüştüğü ölçüde,diğer parçalarda da öteki sömürgeci devletlerin ya iktidardaki kanadına veya muhalefetine payanda olacaktır.Her payanda, son şahnede kurbandır.Her payanda; kitleleri de payanda ve kurban olmaya çağırmaktadır.Önemli olan ise, sömürgeci devletlerin bütün çizgi ve kantlarına reddiye çekerek,sadece çelişki ve çatışmalarından yararlanabilmektir.Her devrimci çizgi;kesin kopuş ve red çizgisidir.Kurban ve payandanın ne olabildiğine ise;Türk solculuğu-Kemalizim,Aleviler- Kemalizim,Apo,-PKK si- Kemalizim ilişkileri temelinde bir göz atılıp değerlendirilmesi yeterlidir.





Apo ve PKK sinin idelojik politik çizgisini işbirlikçi olarak nitelendirmem nedeni ile bana kırgın ve tepkililer.Sahte ve gerçek müritleri değerlerine hakaret ettiğimi zırvalamaktadırlar.Siyasi değerlendirme ve eleştirlerde “gerici” ve “işbirilikçi” gibi kavramlar ise hakaret ve küfür değil, eleştirinin araçları ve tanımlarıdır. Bağımsızlıkçı olan örgütlerin tümüne fiziken saldırmış, tümünü de”hain,ajan provaktür,işbirlikçi,ilkel miliyetçi” gibi kavramlar ile tanılamış,ayrıca kendi kadrolarının önemli bir bölümüne de “hain,ajan,işbirlikçi,provaktör,sapık,hırsız “ diyererk tasfiye bir yapının efratlarının bu kadar nazlı olması bir açıdan tohaf gözükmektedir.Bunların değer dedikleri;ülke ,ulus,bağımsızlık hedefi ve Kürdistan tarihinin temel ikonları değildir,sadece bir birey olarak Apo dur.Apo nun çizgi ve duruşunun işbirlikçi olduğunu ortaya koymamı ise, bu “değerlerine hakaret ve küfür” olarak savlamaktadırlar.Bu yolla alternatif düşüncenin ve eleştirinin varlığını engellemeyi esas almaktadılar.Kürdistan da kendi düşünceleri dışında bir düşüncenin varlığına taahamülleri yoktur.Alteratif düşünceden ve eleştiriden ödleri kopmaktadır.Yurtsever devrimici bir aydın olarak;müritliğe anlam yüklemem,inançları bulunduğu yer ile örtüşmeyen iki dinli, iki ruhlu, iki kişilikli birey olmam,veya korku,kişisel kaygı ile hesaplarından dolayı suskun kalmam,yahut özel görüşmelerde eleştiren ama kitle önünde eleştirmekten kaçınan öportünistelere benzemem,eleştirdiğim işbirilikçi çizginin devam etmesine rağmen tutum ve yaklaşımımı değiştirmem olanklı değildir.Tutum ve yaklaşımımın değişmesi için,öncelikle PKK nin işbirlikçi çizgiyi terk etmesi ve bu çizgiyi esas aldığı süreçler yönünden de özeleştiri yapması gerekir.Apo ve Müritleri, işbirlikçi idelojik politik çizgilerini eleştirmem karşısında; ister yalan ve iftiraya dayanan dedikodular üreterek manevi yönden saldırsınlar,isterse fiziken saldırsınlar, sömürgeci Kemalist devlete hiçbir taviz vermediğim gibi,Kemalist devletin işbirlikçisi durumuna düşmüş demokratik cumhuriyetçilere de taviz vermem mümkün değildir.Yurtsever Devrimciler açısından söz konusu olan Ülkemiz Kürdistan ve Kürdistan halkının geleceği ise,her yerde ve herkese rağmen,geriye kalan ne varsa bir detaydır.

Apo ve PKK sinin işbirlikçi çizgisinin her açıdan niteliğini ve tahribatlarını 01 09 2006 tarihli;


”DemokratikCumhuriyetçiliğinAskeri,İdeolojik,Politik,Diplomatik,Sosyolojik,Ekonomik,Kültürel,Piskolojik,Kurumsal,Örgütsel,Hukuksal Tarihsel,ve Kişilik Üzerindeki Sonuçları” başlıklı olup,62 sayfadan oluşan analizimde ortaya koymuştum.Kimi Kürt internet siteleri bu başlığın altında ve kimileri de,” “Demokratik Cumhuriyetçiliğin Her Alan ve Anlamdaki Sonuçları” başlığı altında yayımlamışlardı.Bu yeni analizimin, söz konusu analizin bir devamı olarak birlikte okunmasını öneriyorum www.googl.com arama motoruna bu başlık yazıldığında söz konusu analizime ulaşma imkanı olacaktır.www.xoybun.com sitesinden takip etmek mümkündür.


Saygıdeğer okuyucularımın uzun yazdığım konusundaki eleştirileri yerindedir.Ancak bu iki analizimin makale değil de, kitap sayılarak okunmasını diliyorum.Parça bütün ilişkisi içinde bütünün bilgisine ulaşmak için her açıdan analizi esas alarak değerlendirme yapmayı esas aldığımdan,genelde bütün yurtseverlerin ve özelde de bütün siyasetçilerimizin,aydınlarımızın,akademisyenlerimizin bilinçlerine seslenmek istediğimden ve bireysel ortamlarda eleştirmelerine rağmen,kamuoyuna açık yollar ile eleştirmekten kaçınanlara cesaret vermek istediğimizden,diğer açıdan da pek çok yönden tahribat bulunduğundan uzun yazıyorum.Okuyucu bir oturuşta 75 sayfayı bitirmek zorunda değildir,vakit buldukça bölüm bölüm de okuyabilecektir. İlada tek oturuşta okumayı tarz edinen okuyucu arkadaşlar var ise,sigara içmeyenleri bir çaydanlık çay ile,buna karşın sigara içenleri de bir paket sigara eşliğinde bitirebilecektir.


SON (21)

yeni yazım 75 sayfa ve 7 bölüm(başlık) altında dosya olarak ektedir avukat medeni ayhan (2)
http://skydrive.live.com/redir.aspx?cid=aa52c7575ebd1ad1&page=browse&resid=AA52C7575EBD1AD1!248&type=6&Bpub=SDX.Docs&Bsrc=Docmail&authkey=pKLE7WmLOak%24










Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2011-12-26 (1030 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution