Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr.İsmail Beşikci:Dağ Kavmi-II-10..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   İBRAHİM GÜÇLÜ- 09.06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   HDP ÜZERİNE!   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mim Yavuz Binbay:SLOGAN, HAMASET VE KARŞITLIK SİYASETMİDİR?-05..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

193) Kutbettin Ozer:Fasizme Tirmanis -15-01.2012




Kutbettin Özer:Faşizme Tırmanış -15-01.2012





Türk devletinin geni bozuk ve doktorlar heyetine gidip tedavi görme zorunluluğu vardır. Devlet, Hükümet ve muhalefetler demokrasiyi getireceklerine lafebeliği yaparak demokrasi sürecini uzatıyorlar. Türk devletin Ulus-devlet ilanından sonra, Kürtleri imha etme politikalarıyla her gün doktor kapılarında (uluslar arası) Kürtler hakkında sahte rapor vermeye çalışıp başardılar.



Devlet ayakta durması için, ordusunu, bekçisini ve medyasını harekete geçirterek ütopik hayallerle sahte bir İslami bir rejimin peşinde olup laik denilen şeyin üzerinden teğet geçerek İranlaşmaya çalışıyorlar. Fetullah Gülen şeytan üçgenin fetvasıyla barış, özgürlük rüzgârı, irade düşünceyi özgürce kullanma, laik ve demokrasi demagojilerle (Lafazanlık-lafebeliği) sinir sistemine girerek kafa yorup karıştırıyor.

T.C devleti narkoz iğnesiyle yaşarken vücudu tamamen narkozlaşmış bir ülkenin çaresi mutlaka ev doktoruna gitme gerektiğini zorluyor. Tembel ve çalışmak istemeyen bir işçi nasıl ki doktordan çalışmama rapor alıyorsa, T.C devleti de aynı sahtekârlıkla meşguliyetini halklarla dalga geçerek vakit geçirmeye çalışmaktadır. Başta en önemli çözüm Kürtlerin ulusal varlığını kabul etmemek için Kürtleri tutuklamamalarla korku vermek istiyor. Savaş içinde yaşayan bir yaşındaki çocuk, şimdi 30 yaşını doldurmuş bir Kürt Agit’in korkusu olur mu? KCK’ların tutuklamaları gereksiz olduğunu Şayet sorunlar istedikleri şekilde hallediliyorsa o zaman hepimizi KCK’lı olarak teslim olmalılar. Türkiye’de Kürtlerin nüfuzu 25 milyon kadar konuşlandırılıyor. Bu kadar insanlara karşı askeri darbelerle başarılı olamadılar. Bundan sonra da hiç başarılı olamayacaklar. Ağrı isyanı, Dersim isyanı, 1925 Şeyh Sayid isyanı, Maraş katliamı ve Seyid Rıza isyanı ve isyanlarını hatırladığımızda Türk devleti kendi tutumunda kan vererek hüsrana uğramıştır. Yani Kürtlerin talepleri basıldıkça Kürtler daha da güçleniyor. Devletin korktuğu ve sancılandığı taraf bu işte.

Dünyanın kuruluşu alevli-ateşin soğumasından sonra şekillenen tabiat kendine has bir yasa ve hukuk çizdi. Kâinatta bütün canlı ve cansız varlıklara birer bir isim bağışladı. Bu varlıkların arasında beniademler (İnsanlar) varlıkların en şanslısı çıktı ve konuşarak, koklaşarak, düşünerek ve düşündüklerini karşı tarafa anlatarak, anlaştırarak, ikna yolarını arayarak bir arada yaşamalarına müsaade etti. Tabiat kanunu insanlara bu güzel yaşamı verdi bir arada yaşamın tadını problemsiz rizikosuz yaşamasını diledi. Maalesef insanlarımız ego ve şahsi çıkarlarını tersine yaşam birliklerini tercih ettiler. Dünyada bütün ırklı milliyetler haklarını alırken ve kendi idaresini kendisi yürütürken 45 milyonluk nüfusu olan Kürt Ulusu hala kendi isminin müzakeresini yapıyor, hala acaba Kürtler bir halk mıdır isim vermeden uzak bırakılmış. Bu hakkı vermeyen sömürgeci devletler, tabiat kanunun vermiş olduğu hakka karşı her ne kadar suç işliyorsa, dünya devletleri de bir daha mislisi suç ortağıdır ve suç işliyorlardır.

Önce savaş, vur-kır ve dağıt-dağıttır sonra ülkeni kur ve kurdur geleneği yerel kürede bir sembol haline gelmiştir. Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ılımlı siyasi yollardan istendi, isteyince her çeşit şiddete karşı karşıya gelindi. Kürtler kendi taleplerine karşı verilen madalya işkenceden geç, prangaların zincirine takıl, görülmemiş işkence sahnelerinde geç geçirterek susturulmak istenmiştir. Kürtlerin kafası mücadele sürecin içinde devletler tarafından Kürtlerin beyinlerini kendilerine göre homojenleştirerek kendileri gibi Arap, Fars ve Türk yaratmak istediler, nitekim bu benzetmeyi başardılar. Sürgünde yaşayan ve büyüyen çocuklar dil-lehçe olduğu gibi Türk ırkından olan Kürt kökenliler sıradan kaybolup mahkûm olmuştur ve erimeye yüz tutmuştur. Türk ırkının kültürüne, adet ve gelenek-göreneklerine ustalaştırılmıştır. Bu insanları bu ırktan kopartarak ve onları tekrar Kürt ulusal safına kazandırmak için pek zor şartlar doğmuştur.

Egemen devletler ustalığın birikimi ile ırkına yakınlaştırdığı Kürt kökenlerini çalıştırarak, önemli görevler verip sağ kolum Kürt, sol kolum Türk sloganlarla uluslar arası siyasi arenalarda Kürt sorunun olmadığını anlatı verdiriyorlar. Kürtler bilerek veya bilmeyerek köle esir muamelesi haline getirilmiş hunharca kullanmaktalar.

Teslim olmanın gereğinden kurtulmanın çaresi düşünülse;

En başta Kuzeyli Kürtler bu saatten sonra örgütün büyüklüğüne bakmadan kısa bir süre içinde Kuzey Kürdistan Ulusal Birliklerini ortak Platformda Birliklerini pekleştirmeliler. Bu gidişle Ahmet Tan’ın savunduğu ‘’Sonuna Kadar Demokratik Mücadele’’ ye katılmıyorum. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Milletvekili Leyla Zana, ’’Silah Sigortamızdır’’ doğru demiştir. Bakın bir kere dünyanın kuruluşuna, hangi bir ülke silahsız halledilmiş, hangi ülkenin askeri-ordusu yok. Barışla, Demokrasi ile ve özgür irade sigortalarla Kürt sorunu çözülemiyorsa, kimliği kabul edilmeyen Alt-Kimlikli ulus kendini savunmak zorundadır. Erdoğan’ın devlet diktatörlüğü, ordusu, asayiş bekçilerine bağlı oldukları kurumlar ve sivil toplum kuruluşların bir çokları ve İslam, din-mezhep alemine aşık olanlar dahil, anti demokratik olan Atatürk
ideolojisinden kaynaklanan kirli sigorta-lardır. Devlet ilk önce demokrasi sigortasına el atsın ve yalan-dolan ile sahte Anayasanın değişimi ile Kürtler ve Demokratik Türk kesimler kandırmasın ve kimseleri kandıramaz diye düşünüyorum.

Devlet Bakanı Bülent Arınç, koca bir yalan kamuoyuna hitabetti. ‘’Kürtlerin bütün hakları verilecek’’ Düşündüm taşındım olsa olsa bu cümlenin arkasında mutlaka bir isyan veya bir baskı operasyon olacak diye düşündüm ve o gece yatamadım. Ya da Türk demokrasisinde bir gelişme olacak diye sevindim. T.C devletin korkusu ömür boyu Kürdistan topraklarında bütün araç ve gereçleriyle deneyimleriyle hâkim olamadığı için korkunun iç dünyasını yaşıyor ve basıyor. İnsanlık denilen vicdan azabı
olmayan bir sistem hiçbir yerde bu kadar uzun ömürlü bir devlet dayanamadı. Ayakta durmaları ikinci devlet denilen ''küstah derin devlet’’ Kürtlere karşı tam görevini yerine getirmediğinden dolayı örtülü suçlamalarla general olan Askerlerini yakalatıp duruyor. Bu tutuklama sadece bir taktik ve devlet çıkarı için bir stratejiktir. İstanbul / Silivri tutuklamaların yerini gittim gördüm. Atatürk düşüncesi-nde örgütlenen bütün dernekler ve Türk milliyetçilerin çadır kurdukları bir yardım ve moral kampanyası-nı oluşturmuşlar. Burada yemekler veriliyor, Bildiriler dağıtılıyor, gazeteler parasız dağıtılıyor. İçerdeki General Faşistlerin keyfi, yazlık evlerin on misli fazlası lüks ve cennet kapısını açtırmış Bay Erdağan. Bu katiller, faşist Generaller sefahatlerin keyfini yaşarken, Kürdistan’da bir taraftan Van deprem felaketi, bir taraftan da Kürtleri insansızlaştırarak Diyarbakır (Amed) işkencesinde daha bambaşka bir sistemle Kürtlerin gözleri korkutuluyor. Bu metot nereye kadar?

Ben bazı Kürt Barışseverler gibi düşünmüyorum;

Gerillaların, Kürt sivil toplum siyasi kuruluşları ve taban-halk, Türk devletine, hükümetine, rejim sistemine ve bütün anti demokratik kuruluşlarına karşı yeniden örgütlenmeleri koşulsuz bilimsel titiz ve inatçı olmalılar. Erdoğan bu seçimin bu son döneminde Kürtlere karşı kılıcını daha da perçinleştirdi. Bu sigortaya karşı susmak veya Gerillaların dağdan inmesini beklemek pek de akılcı bir fikir olmadığını düşünüyorum. Bir kesimli Kürtler teslimiyet bayrağını çekmişe benziyorlar. AKP’cili taraftarı olarak perde arkasında sinsice emeklemekteler. Kürt olup vicdanı kabul etmeyen bir üslup olarak kınıyorum, aksine gerçekleri görüp bu kirli savaşa karşı dik duruşu göstermeliler.

Kürdistan’da keyfi yerinde evler basılıp talan ediliyor, insanların onuru ile oynayıp tutuklamaların sayısı gün gittikçe artıyor, trajedi olaylar her gün yaşanıyor, Dağdan tutun ta şehirsel alanlara kadar ölümlerle karşı karşıya geliniyor, ölülerimizi bile almaya cesaretimiz yok, Uludere gibi birçok katliamlarla karşı karşıyayız, Kürt Milletvekilimiz Leyla Zana’nın bile kapısı kırılıp evi taranıyor, Türk Meclisinde Kürt vekilleri hoş karşılanmadığı gibi selamlanmıyor, Mecliste bile özgür konuşamayan bir Milletvekilini bulunduğu yerde demokrasiden söz edilemediği gibi hala AK Partiyi direk veya endirekt desteklemenin ne kadar karanlık düşünceye sahip olduğunu düşünün bir kere.

Kürtler hala Türk devletinden demokrasi beklemesi ve umutla bakması geri adım atmışa benziyor. PKK-Gerillaların dağdan inip teslim çağrılarına aklım pek yakın olmadığını bildiriyor ve kesinlikle vicdanım kabul etmiyor. PKK, BDP’lerin istediği talep, ulus-devlet olmaya karşı, Federal sisteme karşı ve en son Demokratik Özerklikle takılıp kalmışlar. Bu talepler Kürdistan Ulusal taleplerinin çok aşağısındadır ve benim şahsımın görüşüne ters geldiği halde diyorum, ilk hamle buna da razı olayım.

Türk devleti bu kıl payını bile çok gördüğü için saldırıyor ve saldırmaya devam ediyor. Bu fırtınaya karşı Kürtlerimiz hala eski Kürtlerimiz. 40 bin şehit bedel verdi, bu bedel madalyasina karşı Kürtler ne zaman adam olacak?

Kutbettin özer

Gazeteci ve Yazar

KutbettinO@t-online.de



Okuyucudan:

bexwedi


Senin yazdıklarının hepsine katılıyorum..Bir de kendilerine özgür bilmem ne adını takanlar ve dağlar da emirlerin de binlerce Kürd genci şehit olmuş bazı Kendini bilmez kaçkın kişiliklerin...Güya Kürt halkını kurtarmak için kurdukları içi boş particilik oyunları Kimse kendini kandırmasın ve bizi de Kandırmasın sadece Hak edenler saygı Görür ne kaçkınlar nede bile şoreşger sosyalistler bilmem daha yazılacak çok şey var......













Copyright © KURDISTANA BAKUR-BIJI KURDISTAN Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2012-01-18 (767 Okuma)

[ Geri Dön ]



Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution