Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   Faiz Cebiroḡlu:Hasip Kaplan demeci üzerine bir not..   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mustafa Elveren:HDP’yi İtibarsızlaştırmak İsteyenler Boşa Çıkarılmalı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Bülent Tekin:Selahattin Demirtaş'ın yeniden aday olmaması   Abschiebung nach Pakistan verhindern   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   HDP Yönetimi Demirtaş’ı Tekrar Seçmemeye, Kongreyi Bile Beklemeden, Karar Vermiş   İbrahim Güçlü:DIVÊ LI BAŞÛRÊ KURDİSTANÊ BI LEZ HILBIJARTINA GIŞTÎ ÇÊ BIBE
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 

67) Medeni Ayhan:ANKARA 12.A?IR CEZA MAHKEMES? BA?KANLI?INA-0107.2012





Medeni Ayhan:ANKARA 12.AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA-0107.2012

KONU: Müvekkillerin suçtan zarar görmesi,mağdur edilmiş olmaları nazara alınarak davaya müdahil olmalarına karar verilmesi ile diğer taleplerimiz ve davaya ilişkin beyanlarımızdır.


DOSYA NO: 2012/3 Esas

MÜDAHİL:

1-Ramazan Çelik

2-Şükrü Akbal

3-Hasan Çelik

4-İbrahim Batun


5-Şükrü Aslan

6-Hikmettullah Özmen

SANIKLAR: 1-Kenan Evren 2- Ali Tahsin Şahinkaya

KONU Müvekkillerin suçtan zarar görmesi,mağdur edilmiş olmaları nazara alınarak davaya müdahil olmalarına karar verilmesi ile diğer taleplerimiz ve davaya ilişkin beyanlarımızdır.

AÇIKLAMA

1- Müvekkil Ramazan Çelik, doğduğu köy olan Nusaybin nin Akçatarla (Dala) Köyünde ilk okul öğretmeniydi.12 Eylül 1980 faşist darbesi yapıldıktan hemen sonra,01 06 1981 tarihinde açığa alındı.02 04 1982 tarihinde de Kürdistan Ulusal Kurtuluş Örgütünün(KUK) üyesi olmak,silahlı olarak eylemlere katılmak,ruhsatsız silah taşımak ve izinsiz yurtdışına çıkmak gibi suçları işlediği gerekçe gösterilerek Mardin nin Nusaybin ilçesinde gözaltına alınarak Nusaybin Tabur Komutanlığına götürüldü.Daha sonra Mardin Tugay Komutanlığına ve oradan da Diyarbakır Tugay Komutanlığının götürüldü.11 05 1982 tarihinde Diyarbakır Seyrantepe de Salı verildi.Bu tarihler arasında sürekli işkence gördü.Öğretmenlik mesleğinden açığa alındı.Ancak yargılandığı davada hakkında beraat kararı verildi.

Müvekkil Şükrü Akbal, 12 Eylül 1980 faşist darbesi nedeni ile Mart 1982 yılında tutuklandı.Nusaybin İlçe Emniyet Müdürlüğünde,Mardin Alay Komutanlığında 45 gün ve Diyarbakır Tugay komutanlığında da 45 gün olmak üzere toplam 3 ay işkenceli sorguda kaldı.Daha sonra tutuklanmasına karar verildiğinden,Diyarbakır E Tipi Cezaevine gönderildi.30 ay Diyarbakır E Tipi Cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra,24 09 1984 tarihinde tahliye oldu.Cezaevinde de sistematik işkencelere maruz kaldı.Diyarbakır 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde 1987/156 esas ve 1988/31 karar sayılı davasında yargılandı.Kürdistan Ulusal Kurtuluş Örgütünün(KUK) üyesi olmak, silahlı olarak eylemlere katılmak ile suçlandı.Ancak hakkında beraat kararı verildi.

Müvekkil,Hasan Çelik, Uludere nin Şenoba İlk okulunda sınıf öğretmeni iken,geçici görevle Uludere Yeşilyuva İlköğretim Okulunda görevlendirilmişti.01 04 1982 tarihinde Uludere de yakalanarak önce Uludere Jandarma Karakoluna getirildi.Burada 4 gün işkencede kaldıktan sonra,Nusaybin İlçe Emniyet Müdürlüğüne getirildi.Burada da 14 gün işkencede kaldıktan sonra,Mardin Tugay Komutanlığına götürüldü.Burada da 70 gün işkencede kaldıktan sonra Diyarbakır Tugay Komutanlığına götürüldü.Burada ise 7 gün işkenceli sorguda kaldıktan sonra, Diyarbakır 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesine çıkarıldı ve tutuklandı.Diyarbakır E Tipi Cezaevinde 29 ay yattı.Cezaevinde de sistematik işkence yapılmaktaydı.1983 yılının Ağustos ayında tahliye oldu.Eylül 1986 yılında yeniden göreve atanma imkanı elde ettiğinden,Uludere Şenoba köyü İlk okulunda yeniden öğretmenliğe başladı. Diyarbakır 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde 1987/156 esas ve 1988/31 karar sayılı davasında yargılandı.Kürdistan Ulusal Kurtuluş Örgütünün(KUK) üyesi olmak,silahlı olarak eylemlere katılmak ile suçlandı.Suçlamaları red etti.Beratına karar verildi.

Müvekkil İbrahim Batun, Mardin nin Midyat ilçesine bağlı Harmanlı Köyünde ilk okul öğretmeniydi.12 Eylül 1980 faşist darbesi yapıldıktan hemen sonra,12 Mayıs 1981 de gözaltına alındı.Midyat Polis Karakolundan sonra Mardin Emniyet Müdürlüğüne ve bir hafta sonra Nusaybin Yatlı Bölge Komando Bölüğünde,daha sonra ise Mardin Tugay Komutanlığında ve en sonda Diyarbakır Tugay Komutanlığında olmak üzere toplam 4 ay işkenceli sorgularda kaldı.Kürdistan Ulusal Kurtuluş Örgütünün(KUK) üyesi olmak,silahlı olarak eylemlere katılmak ile suçlandı.Suçlamaları red etti.Diyarbakır Sıkıyönetimi Askeri Mahkemesinde yargılandı,ancak beraat etti.Üç yıl açıkta kaldığından öğretmenlik yapamadı.

Müvekkil Şükrü Aslan, Haziran 1980 de yakalandı,Diyarbakır Emniyet Amirliği Merkez Polis Karakolundan Kurtoğlu Jandarma Karakoluna götürüldü.45 gün işkenceli sorguda kaldıktan sonra, Diyarbakır 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesine çıkarıldı ve tutuklanarak Diyarbakır E Tipi Cezaevine konuldu.Cezaevinde de sistematik olan işkencelere maruz kaldı. Kürdistan Ulusal Kurtuluş Örgütünün(KUK) üyesi olmak,silahlı olarak eylemlere katılmak ile suçlandı.Suçlamaları red etti.Adı geçen mahkemede 1981 esas ve 1985/93 sayılı karar ile 14 03 1985 tarihinde beraat ettirildi.Gözaltındaki 45 gün haricinde ise 18 ay cezaevinde tutuklu kaldı.Bu davadan berat etmesine rağmen üç ay fazladan ve hiçbir gerekçeye dayanmadan cezaevinde tutamaya devam ettiler.Müvekkil hakkında Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığının 1982/435 esas ve 1982/87 sayılı soruşturma dosyası yönünden de işkence gördü,ancak bu dosyadan da hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi.

Müvekkil Hikmetullah Özmen,1981 yılında gözaltına alındı,Mardin Tugay Komutanlığında ve Diyarbakır Tugay Komutanlığında 4 ay gözaltında tutularak işkencelere maruz bırakıldı.Kürdistan Ulusal Kurtuluş Örgütünün(KUK) üyesi olmak,silahlı olarak eylemlere katılmak ile suçlandı.Suçlamaları red etti. Müvekkil hakkında Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığının soruşturma dosyası yönünden ağır işkencelere maruz bırakılmasına rağmen,suçlamaları red ettiğinden,hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi.

2-Gözaltında ve daha sonra da cezaevinde işkence,kötü muamele,küfür ile tehdit sistematik olarak uygulandığından; falakaya yatırmak,askıda kalmak,kaba dayak,tasdikli su sıkmak,haya sıkmak,araba tekerleğine sokarak dolaştırmak,tek parmak ayak üstü durmak,soğuk suda tutmak,buz üstünde yatırmak,lağım çukuruna kafaya kadar batırmak,tabut denilen yerde yayık gibi astırmak,elektrik vermek,ayaktan asmak ve bu dilekçede yazmaktan imtina ettiğimiz en ahlaksız diğer işkencelere polisler ile komutanlarının emrini yerine getiren askerler tarafından uğramış oldular.Uzun süre işsiz kaldılar.Ceza Mahkemesi Yasasının 237.maddesinde; mağdur olanların ve suçtan zarar görenlerin, sanıklara karşı açılacak davaya müdahil olarak katılacağı düzenlemiştir.Müvekkillerimin tamamının hem mağdur oldukları, hem de doğrudan ve somut olarak suçtan zarar gördükleri açık olduğundan, davaya müdahil olarak kabullerine karar verilmesi hukuki zorunluluktur.Müvekkillerimizin davaya müdahil olarak katılmalarına karar verilmesini talep ediyoruz.Ancak söz konusu olan askeri faşist darbe ile kurulmuş zülüm ve baskı düzenidir.Bu darbe ulusal aidiyet olarak Kürtlere,ulusal azınlık olarak diğer bütün aidiyetlere,dinsel inanç olarak Kızılbaş Alevilere,Tahtacılara,Ezîdîlere ve sınıfsal açıdan da emekçilere karşı darbe suçunun işlenerek zülüm ve sindirme, katıl etme uygulamalarının bu aidiyetlerin tamamına uygulandığı kesindir.Bu durumda bu davaya müdahil olma ölçüsünün; gözaltına alınmış olma,tutuklanma veya işten atılmış olma gibi somut ve belgelendirilmiş bir zarara indirgenmemesi gerekmektedir.Bu aidiyetlerden olup da, davaya müdahil olmak isteyen herkes, herhangi bir araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın davaya müdahil edilmelidir.Askeri darbeler topluma,söz konusu aidiyetlere ve özelde de inansa ve insan kalmak isteyene karşı yapılmıştır,yapılmaktadır.

3-İddia makamı olan savcının mahkemeye sunduğu iddianamesinde;” 12 Eylül darbesi sonucunda,Anayasa ile teşekkül etmiş devleti ortadan kaldırma,Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tamamını veya bir kısmını ortadan kaldırma,devlet düzenini değiştirme” suçunun işlenmiş olduğu ileri sürülmektedir.Savcı ve Mahkemeyi yanlıştan kurtarmak açısından ya var olan iddianameye işkence ve kötü muamele,yargısız infa,insanlığa karşı suç ve 1948 tarihli Birleşmiş Miletlerin Soykırım Sucunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin 2 ve 3. maddeleri gereğince de soykırım suçu eklenmeli, yada ek bir iddianame hazırlanmasına karar verilerek mevcut iddianame ile birleştirilmesine karar verilmelidir.Devletin kuruluşunda,kurumlaşmasında ve yapısında cisimleşmiş sürekli Kemalist faşizmin sarsılması karşısında,var olan faşizmi korumak üzere örtülü olarak uygulanan sürekli faşizmi açık faşizm biçiminde uygulamak,faşist bir çizgi olan Kemalizmi ideolojik politik anlamda yeniden üretmek ve düzenlemek için yapılmış olan darbenin devletin düzenine karşı yapıldığını varsaymak yanlıştır.Darbe var olan Kemalist devleti ve rejimini sürdürmek, güçlendirmek amacı ile yapıldı. Her darbe süresinde götürülmüş gibi gözüken ve her darbe sonrasında da yeniden getirilen hükümetler başı Süleyman Demirel in bütün darbeleri yapan Türk derin yapılaması ile örgütsel bir ilişkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.12 Eylül Faşist darbesi sonucunda polis ve askeri karakollar,Tugaylar ve cezaevleri işkence evi haline getirdiği gibi,sivil alanlardaki aidiyetlerde ağır zülüm, baskı, sindirme,asimilasyon sürecine alındı.1925 te nasıl ki Türkçe dışındaki diller yasaklandıysa,bu darbe sonrasında da Kürtçe ve diğer dillerin sokakta dahi konuşulması yasaklandı.Kürt köylerinde erkeklerin cinsel organlarına ip bağlanarak kadınların elerine verilen ipler ile köy çevresinde dolaştırılması,köylü erkeklerin yüz üstü yatırılarak karın üstü düzlükten tepelere kadar sürünmesi(Örneğin Nusaybin nin Dala (Akçatarla) Köyünde) gibi işkence ve kötü muamele uygulamaları karakollar ve cezaevleri dışında da rutin olarak gerçekleştirildi.İşkence ile yargısız infaz uygulamaları da gözaltı ve cezaevleri dışında da gerçekleştirildi.Ötekileştirilen aidiyetler üzerinde korku ve sindirme politikaları uygulandı.Bu davada 12 Eylül işkencelerinin,zulümlerin sadece gözaltı karakolları ve cezaevleri ile sınırlıymış gibi bir anlatım tutturulmuş olmasında müdahale ederek düzeltiyoruz.

4-Yine bu davada 12 Eylül darbesinin yapılmasının asıl, başat ve temel nedenin Türk solculuğu ile Türk sağcılığı arasındaki sınıfsal çelişki ve çatışma olduğuna ilişkin anlatımlar da yanlıştır,kendi açımızdan müdahale ederek düzeltmek zorundayız.12 Eylül Darbesi öncesinde kendilerini anti Kemalist,anti faşist ve anti sömürgeci olarak konumlandırmış olup,Kürdistanlı 7-8 örgütsel eğilim bulunmaktaydı.Türk egemenlik sisteminin en hasas noktası da Kürdistan daki sömürgeciliği sarsılmaz şekilde sürdürmektir.Türk egemenlik sisteminin nasıl ve neyin üzerinden kendisini var etmiş olduğuna bakıldığında da; ilk hassasiyetlerinin ne olabileceğini grmek kolaydır.Feodal dönemin emperyalist(yayılmacı ve artık ürüne el koymacı) imparatorluğu Osmanlı İmparatorluğunu devam ettirme dışında bir amaçları olmayan İttihadı Terakki nin başlangıçta İttihadı Osmaniye(Osmanlıların Birliği-Osmanlılık) çizgisini savunurken,Balkanlarında ellerinden çıkmasından sonra bu çizgiyi de terk ederek,İttihadı İslami’ye(İslam Birliği-İslamlık) çizgisini savunmaya başladıkları ve Araplarında kopmasından sonra ise Türkçülük başat olmak üzere Türk-İslamcı çizgisini esas almaya başladıkları bilinmektedir.Kemalizm,İttihatçılığın hem kendisi, hem de devamı olarak ortaya çıkarken bu Türk İslamcı çizgiyi devletin kuruluşunda yapısında ve kurumsallaşmasında kurumsallaştırarak,dinsel anlamda ne varsa İslam içerisine,etnik anmamda da ne varsa Türklük içerisine attıklarından diğer bütün aidiyetlerin reddine, inkarına,imhasına,ötekileştirilmesine,aşağılanmasına ve asimilasyonuna dayanan devlet statükosu kuruldu.Bu anlayış çerçevesinde Türk Dil kurumunun kongrelerinde Mustafa Kemal in talimat ve yönlendirmeleri ile resmi ideoloji olan faşist Kemalist ideoloji; Güneş Dil Teorisi ve Türk tarih tezi çerçevesinde biçimlendirildi.Bu faşist çizgi temelinde uygarlık tarihine en geç giren Türkler,tarih ev uygarlığın başlatıcısı,bütün dil ve kültürlerin kökeni olarak uyduruldu.Tek dil,tek din tek kültür tek millet çizgisi devletin resmi ideolojisinde, yapısında, kuruluşunda ve kurumsallaşmasında cisimleştirildi.Bu nedenle de ulus olarak Kürtler,ayarı inanç kategorisi olarak da Kızılbaş Aleviler diğer aidiyetlere nazaran daha fazla bir nüfusu oluşturduklarından içerdeki en tehlikeli düşmanlar olarak tanımlandı.Türk-İslamcı olan Türk egemenlik sistemi kendisini anti Kürt ve anti Kızılbaş olarak konumlandırdığından,birinci düşman hassasiyeti Kürtlere karşıdır,ikinci düşman hassasiyeti de Kızılbaşlara karşıdır.1970 li yılların ortalarından itibaren kendilerini anti Kemalist, anti faşist ve anti sömürgeci olarak tanımlayan 7-8 Kürdistanlı siyasi örgütün pratik alanda bulunması ve Kemalist Türk egemenlik sisteminin de önceliğinin Kürdistan daki sömürgeciliği ve faşist Kemalist rejimini sürdürmek olması nedeni ile özelde 12 Eylül darbesi ve genelde de bütün askeri darbelerin yapılmasındaki başat neden Kürdistan’daki statükoyu sürdürmektir.Bundan sonraki ikinci neden Alevilik, Ezidilik, Tahtacılık gibi batini inançlar ile mensuplarının varlığı kültürü ve inançları üzerine dökülmüş faşist Kemalist betonu sürdürme ihtiyacıdır.Çünkü Kemalist devlet ile ordusunun temel çizgisi ve hassasiyetleri tek tipleştirme,tüketme,bitirme ve asimle etmektir.Kemalist devlet ve ordusunun ilk tehdit algılamaları ulusal anmada Kürtler,Kürdistan ve ayrı dini inancın mensupları olarak da Kızılbaş Alevilerdir.Kemalist Türk solculuğu ise tehdit algılamasında üçüncü ve son tehdittir.Malatya,Maraş,Çorum Kızılbaş katlamalarının 12 Eylül darbesinden önce ve sonraki tarihlerde yapılması,daha sonrada aynı katliamların Gazi de ve Sivas-Madımak ta tekrarlanmış olması da bu tespitlerimizi doğrulamaktadır.Bu durumda Türk solculuğu ve Türk sağcılığı arasındaki sınıfsal çelişki ve çatışma;12 Eylül darbesinin yapılmasının başat ve birinci sebebi değil, üçüncü nedenidir.Mustafa Suphi,Şefik Hüsnü,Mihri Belli,Doğu Perinçek,Hikmet Kıvılcımlı,Deniz Gezmiş,Mahir Çayan gibi gelenek kuran ve kendilerini sosyalist olarak nitelendiren liderlerin ve bunları ikon sayarak ekollerini devam ettiren akımların İttihatçı-Kemalist-orducu-darbeci çizgiden kesin kopuş sağlamak yerine,Kemalist ideolojiye,askeri darbeye büyük değer yükledikleri bilinmektedir.İdeolojik politik anlamda sosyalist devrimci olmak;düzenin kültüründen, ideolojisinden ve gerici kuramlarından kesin kopuş stratejisine sahip olmayı zorunlu kılmaktadır.Bu anlamda bir red ve kesin kopuş varsa sosyalist devrimcilik vardır.Red ve kesin kopuş stratejisi ise Türk solculuğu içiresinde sadece İbrahim Kaypakkaya da vardı.İbrahim Kaypakkaya;”Kürdistan işgal edilmiş bir ülkedir,Kemalizm faşizmdir,1915 olayları katliamdır” tespitlerini yaparken, Kemalizm den ve ezen ulus milliyetçiliği ile orduculuktan kesin kopuş stratejisi temelinde ayrılan sosyalist devrimci bir liderdi.Bu özelikleri ile de Kemalist olan diğerlerinden farklıdır.Bu istisna durum, Türkiye de kendilerini sosyalist olarak tanımlayan eğilmelerin genel olarak; sosyalist ideoloji yerine Kemalizmi,devrimin yerine darbeyi,halkın yerine orduyu,sosyalist ekonomi yerine yerel pazarcı kapitalizmi,enternasyonalizm yerinede büyük devlet şovenizmini ve ezen ulus milliyetçiliğini koyarken, darbe öncesi ordu devletlerine payanda ve darbe sonrasında da kurban olmasını engellememiştir.Türk solculuğunun bu genel durumu nedeni ile Kemalizmi yeniden üretme,sağlamlaştırma ve sürdürme amaçlı olan darbelerin yapılmasının en temel ve başat nedenin “Türk sol hareketleri” olduğunu söyleyebilmek olanaklı değildir.

5-Bu dava Türk egemenlik sisteminin içerisinde yüzyıldan fazla bir süredir devam eden iktidar mücadelesinin de bir yansımasıdır.Jön Türklerin devamı ve kendisi olan İttihadı Terakki, ve İttihadı Terakkinin kendisi ve devamı olan Kemalizm pratik varlığını CHP,DSP ve MHP gibi partiler, ordu ve bürokrasi yanında diğer kurumlar ile ortaya koyarken,kendilerini “sosyalist” olarak nitelendiren Kemalistleri de yedeğine almaya devam etmektedir.Buna karşın İttihadı Terakki den bazı kadroların ayrılmazsından sonra Prens Sabahattin liderliğinde kurdukları Hürriyet İtilaf partisi ise yüz yıllık iktidar mücadelesinde liberal muhafazakar,ademi merkeziyetçi ve yeni Osmanlıcı çizginin başlatıcısıdır,Terakki Perver Partisi,Serbest Fıkra,Adnan Menderes in Demokrat Partisi ve Turgut Özal ın Anavatan Partisi ile Tayip Erdoğan nın AKP si de bu alternatif çizginin temsilcileri olmuşlardır.Alternatif olarak ortaya çıkan bu çizginin temsilcileri AKP ye kadar sürekli tasfiye edilirken,son on yılda ise İttihatçı-Kemalist ve orducu çizginin temsilcilerinin tasfiyeyi yaşamaya başladığı görülmektedir.Liberal muhafazakar ve yeni Osmanlıcı olan bu çizginin payandasına dönüşerek, sosyalizmi liberalize ederek mevcut egemenlik sisteminin payandası olanlarda vardır.Var olan iki kanad ile mevcut egemenlik sistemi red edilmeksizin devrimci olmak olanaklı değildir.Bu dava yanında, Ergenekon ve Balyoz davaları ile; Türk siyasal siteminin tek partisi ve hükümeti olan Ordunun süreklileşmiş yönetimine son verildiği,aynı zamanda askeri darbe yaparak veya tehdit ederek şeklen hükümette bulunan parti veya partilerin üzerine çıkma imkanlarının kalmadığı ilan edilmektedir.Ordunun sürekli olarak tek parti şeklinde hükümet olmasından yana olanlar; bu davaya aktif müdahil olmaktan kaçınmak zorundadır,kaçınmışlardır.Buna karşın bu davayı iktidar mücadelesinde rövanş almanın sembolü gösterip, sembolik bir yargılama ile göz boyamak isteyenler ise liberal muhafazakar ve yeni Osmanlıcılardır.Biz ise bu davadan somut sonuçlar çıkması için zorlamaktan yanayız.Bu nedenle de Kenan Evren nin yaşının 80 üstünde olduğu söylemi dinlenmeksizin,Şili deki diktatör Pinoşe nin 91 yaşında olmasına rağmen tutuklanmış olması da nazara alınarak,isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti,topluda oluşmuş ve dinmemiş infial göz önünde bulundurularak, Adli Tıp Kurumundan rapor geldikten sonra ivedilikle sanık Kenan Evren ve Ali Tahsin Şahinkaya nın tutuklanmasını,Cumhurbaşkanı,eski genel kurmay başkanı,general olmaktan kaynaklanan maaşlarına,özülük haklarına ve mal varlıklarına tedbir kararı konulmasını,sanıkların mahkemeye getirtilerek sanık sandalyesinde sorgulanmasını,Türkiye deki kontrgerilla ile örgütsel bağlarının olup olmadığının da sorgulanarak araştırılmasını talep ediyoruz.Bu davada Kenan Evren nin tutuklanması yerine,apoletlerinin sökülmesi gibi ektisiz talepler ile sınırlı kalınmasını insaniyet namına talep edenler, esasen bu davayı sembolik tutmak isteyen,etkisiz ve anlamsız bir dava durumunda bırakmak isteyenlerdir.Bu durumdaki avukatların Kenan Evren nin avukatları yanında saf tutması daha dürüsttür.Bu tür söylemleri olan avukatlara, herhangi bir karar olmaksızın da nezaketleri nedeni ile Kenan Evren nin uzun yıllardır kullanmadığı askeri elbisesindeki apoletleri hediye olarak gönderebileceği kanısındayız.

6-Sembolik ve göstermelik bir dava kalmaması açısından darbe sürecinde Mardin Tugay komutanlığı,Diyarbakır Tugay Komutanlığı ve polis ile askeri karakollar yanında Diyarbakır E tipi Cezaevi ve diğer cezaevlerinde görevli olan polisler ve amirlerinden,asker ve komutanlarından, gardiyanlardan suca bulaşmış olanları hakkında kovuşturma yapılmalıdır.Ya bu dava içresinde, yada bu davayı bitirmenin olanaksız hale gelmemesi açısından lokal yerel davalar şeklinde davalar açılarak suça bulaşan ne kadar gardiyan,komutan,asker,istihbaratçı,polis ve emniyet amiri varsa tespit edilerek cezalandırılmaları sağlanmalıdır.Bu durumda ortaya çıkacak deliller ile en üstten en alta bir işkence ve katıl etme sisteminin kurulmuş olduğu itiraflar eşliğinde de ortaya çıkacaktır.Yargılama ve cezalandırma Kenan Evren ve Ali Tahsin Şahinkaya ile sınırlı tutulmamalıdır.Bu çerçevede tahkikatın genişletilmesini,Kenan evren den birinci elden talimat alanlardan, en alta kadar suça bulaşanlarının tamamının yargı önüne çakılmasını talep ediyoruz.

7-Sanık Kenan Evren nin vekilleri,müvekkillerinin kurucu iktidar olma eylemini gerçekleştirdiklerini,kurucu iktidar eyleminde bulunanların eylem ve işlemlerinin de suça ve kovuşturmaya konu olmayacağını ileri sürmektedirler.Oysa 12 Eylül askeri darbesi ile ne bir yeni sosyo ekonomik formasyon getirilmiştir,nede yeni bir devlet kurulmuştur.Ayrıca yeni bir rejim kurulduğundan dahi bahsedilemez.Sanıklar darbeci arkadaşları ile birlikte birer Kemalist olarak sarsılan Kemalizmi yeniden üretmek,sürdürmek ve ordunun hükümetler üzerindeki belirleyiciliğini daha sağlam güvencelere bağlamak üzere askeri darbe yapmışlardır.Kemalist devlet,Kemalist devlet olarak kaldığından bir rejim değişikliği dahi yoktur.Ayrıca 12 Eylül Anayasası ile darbecilerin kendi eylem ve işlemlerini yargılama dışında tutacak bir madde ile birlikte halk oylamasına götürmüş bulunmaları da onları cezalandırmaktan kurtarmaz.Daha önce var olan baskıcı anayasadan bile daha baskıcı bir anayasa olan 12 Eylül Anayasasının korku, baskı, sindirilmişlik hallerine bağlı olarak aidiyetlerin iradesi ve basireti bağlanmaksızın onaylattırılamayacağı açıktır.

8- Sanık Kenan Evren nin vekillerinin zamanaşımı savunması da hukuksuzudur.12 Eylül askeri darbesi ile birlikte,gerçekleştirilen sistematik işkenceler,yargısız infazlar,işkenceli katıl etmeler,baskı ve zülüm düzenlerinin insanlık suçu olduğu açıktır.Öte yandan Mardin Tugay Komutanlığı,Diyarbakır Tugay Komutanlığı,diğer polis ve asker karakolları ve Diyarbakır E tipi Cezaevi ile Kürdistan halkına sivil alanlarda yapılan uygulamaların etnik kökenleri nedeni ile siyasi amaçlar ile yapılmış olması nazara alındığında.Birleşmiş Miletlerin Uluslararası Soykırımı Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin 2 ve 3. maddesi çerçevesinde soykırım suçunu planlama ve fizikken imha ederek yada kötü yaşam koşullarına sokarak soykırım uygulama niteliğinde olduğundan dolayı, soykırım suçunun zamanaşımına uygulanmazlığı kuralı da esas alınmalıdır.Alevilere yönelik olarak Malatya,Maraş,Çorum,Gazi ve Madımakta yapılan soykırımlar 12 Eylül uygulamalarıdır,Alevilerin İslam dan farklı bir inanç ve kültürün temsilcisi olmaktan dolayı yapılmış pratiklerdir.Genel olarak Kürtlere yapılan işkence ve katletmeler yanında, Diyarbakır E Tipi Cezaevinde diğer cezaevlerinden dahi çok daha katmerli uygulamaların yapılmış bulunması da,farklı etnik kökenlerinden dolayı yapılmıştır.Darbe ile birlikte ve hatta darbe öncesinde Kürtlere ve Alevilere soykırım yapıldığından,ayrıca insanlığa karşı suç niteliğindeki diğer eylemlerde yapıldığından dolayı zamanaşımından bahs edilemez.Öte yandan 12 Eylül Anayasasındaki ek madde ile işkence ve yargısız infaz türü eylemler dahi yargılama ve soruşturma dışında bırakıldığından,maddi ve hukuki imkansızlık nedeni ile mağdurların suçlular hakkında işlem başlatması mümkün olamamaktaydı.Bu nedenle de zamanaşımı süresi 2011 yılındaki anayasa değişiklikleri ile birlikte başlamıştır ve bu değişikliklerin yapılmasına kadar da zamanaşımının kesildiği,işlemediği kabul edilmek zorundadır.Öte yandan 12 Eylül darbesinin kurumları,uygulamaları ve zararları devam etmektedir.Bu nedenle de zamanaşımının gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceğinden,zamanaşımı savunmasının nazara alınmamsını talep ediyoruz.

TALEP VE SONUÇ

1-Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliğine müzakere yazılarak; Diyarbakır 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinin 1981/377 esas ve 1985/93 sayılı ve 14 03 1985 tarihli gerekçeli kararının tasdikli birer örneği istenerek, Ramazan Çelik in müdahillik talebinin kabulüne karar verilmesini,


2- Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliğine müzakere yazılarak; Diyarbakır 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinin1987/156 esas ve 1988/31 sayılı gerekçeli kararının tasdikli birer örneği istenerek, Şükrü Akbal ın müdahillik talebinin kabulüne karar verilmesini,


3- Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliğine müzakere yazılarak; Diyarbakır 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde 1987/156 esas ve 1988/31 karar sayılı gerekçeli kararının tasdikli birer örneği istenerek, Hasan Çelik in müdahillik talebinin kabulüne karar verilmesini,


4- Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliğine müzakere yazılarak; Diyarbakır 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinin 1987/156 esas ve 1988/31 karar sayılı gerekçeli kararının tasdikli birer örneği istenerek, İbrahim Batun un müdahillik talebinin kabulüne karar verilmesini,


5- Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliğine müzakere yazılarak;Diyarbakır 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde 1981 esas ve 1985/93 karar sayılı ve 14 03 1985 tarihli ilamın tasdikli bir örneğinin ve Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığının 1982/435 esas ve 1982/87 sayılı soruşturma kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının istenerek, Şükrü Aslan nın müdahillik talebinin kabulüne karar verilmesini,


6- Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliğine müzakere yazılarak,müzakerede vatandaşlık numarası ve diğer kimlik bilgileri belirtilerek Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığının esas ve sayılı soruşturma kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının istenerek, Hikmetullah Özmen nin müdahillik talebinin kabulüne karar verilmesini,


7- Yukarıda ad ve adresleri ile vatandaşlık numaraları yazılı müvekkillerimizin adreslerinin Nusaybin de olması nedeni ile Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesinde talimat ile ifadelerinin alınmasını,aynı zamanda gözaltı ve cezaevlerindeki işkenceler açısından her bir müvekkilin diğerleri açısından tanık olarak da dinlenmesini,her birine hem kendisine, hem de diğer müvekkillerimize ne tür işkenceler yapıldığının sorulmasını,


8- Aynı zamanda aşağıda ad ve adresleri yazılı tanıklarımıza da; müvekkillerimize ne tür işkenceler yapıldığının sorulmasını,talimat ile ifadelerinin alınmasını,


9- Sanık vekillerinin 12 Eylül darbesinin kurucu iktidar olduğu ve ayrıca zamanaşımının gerçekleştiği konusundaki savunmalarının yukarıdaki gerekçeler ile nazara alınmamasını,


10- Yukarıdaki sebepler ile sanıklar Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya nın Adli Tıp Kumrundan rapor geldikten sonra Mahkemeye getirtilerek sorgulanmalarını,haklarında tutuklanma kararı verilmesini,hüküm ile birlikte işkence ile katliamlar yapmak,insanlığa karşı suç işlemek ve soykırım yapmaktan dolayı cezalandırılmalarını,mal varlıklarına ve özlük haklarına el konulmasını ve bu aşmada ise mal varlıklarına ve özlük haklarına tedbir uygulanmasını,


11- Tahkikatın genişletilerek darbe uygulamaları sürecinde her karakol ve cezaevinde,yada sivil alanlarda suça karışmış bütün istihbarat,gardiyan,polis ve askeri personelin en alttan en üste kadar soruşturularak yargı önüne çıkarılmasını ve cezalandırılmasını,


12- Bu davanın içresinde Türkiye deki kontrgerillanın araştırılmasını,kontrgerillanın sivil ve askeri daireleri ile gerek sanıkların ve gerekse diğer yöneticilerin ilişkilerinin araştırılarak yargıya konu edilmesini arz ve talep ederiz.29 08 2012

Müdahillik Talebinde Bulanan Ramazan Çelik,Hikmettullah Özmen,
Şükrü Akbal,Şükrü Aslan,Hasan Çelik,İbrahim Batun Vekilleri Avukat Medeni Ayhan


TANIK LİSTEMİZ VE ARDESLERİ

1-Dr.Cemal Kahraman-

2-Süleyman Bakır-

3-M.Serif Temelli-

4-Fikreddin Dilek-

5-Hasan Aydın-

6-Hasan Çelik-

7-Avukat Hasan Aş-

8-İsmail Ay-

9-Şükrü Yıldırım-

10-Hacı Nezir Çetin-













Copyright © KURDISTANA BAKUR-BIJI KURDISTAN Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2012-07-01 (656 Okuma)

[ Geri Dön ]



Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution