Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.








Devrimci-Demokrat Avukatlar Grubunun
Ankara Barosunun 2012 Yılı Kongresi Listesi-18.07.2012


Yönetim Kurulu adayları

MESLEK SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİNE İLİŞKİN EN KAPSAMLI PROGRAMA VE PRATİKTE DE ÇÖZÜMLERİNİ SAĞLAMA İRADESİNE SAHİP TEK GRUBUZ
Kanunlar; devletin resmi ideolojisinin yaptırıma (müeyyideye) kavuşturulmuş bir diğer biçiminden başkaca bir şey değildir. Sadece Kemalist devletin mevcut köhne kanun mevzuatı içinde çözüm aramaya koşullanmış birey; kendisini nasıl tanımlarsa tanımlasın gericidir, hiçbir toplumsal soruna çözüm üretmez, hukukçu sıfatını da kazanamaz.
Geçen yüzyılın başından kalma Avukatlık Kanunu köhnedir, günün ihtiyaçlarına yanıt vermekten uzaktır. Bu nedenle Barolar Birliği ve Baro Başkanları ile, tercih edilecek bazı akademisyenlerden oluşturulacak bir kurulun hazırlayabileceği bir taslak, bütün meslektaşlarımızın eleştirisine açıldıktan sonra, son şekli verilerek tasarı haline getirilmeli, yasalaştırılmalıdır.

CMK’nın 188. maddesi gereğince, yasada zorunlu olarak düzenlenen hallerde avukat duruşmada bulunmaksızın hüküm kurulamamaktadır. Bu düzenleme yetersiz de olsa yargılama içinde savunmanın etkinliğine bir ölçüde imkan veren, savunma olmadan yargı olmaz ilkesini yansıtan, yargı erkinin iddia, savunma, hüküm saç ayağından oluştuğunu ortaya koyan, adil yargılama hakkının zorunlu sonucu olmaktadır. AKP hükümeti ise, meclise sevk ettiği tasarı ile çocukların yargılandığı davalar dışındaki bütün dosyalarda, avukatın bulunması zorunluluğunu ortadan kaldırmaya yönelmiş bulunmakta olup, söz konusu tasarının yasallaşması halinde savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı ciddi oranda sınırlandırılmış olacaktır. Bu durumda biz avukatlar için başka meslek sorunlarının doğuşuna yol açmış olacaklardır. İstanbul Barosu nun Balyoz davasında kararın çıkmasını engellemek ve davayı uzatmak için mahkemeye avukat göndermemesi karşısında, tepki olarak bu türden bir tasarıyı yasallaştırmak yerine, ilgili Baro nun yöneticileri hakkında şuç duyurusunda bulunulmalı, haklarında görevi kötüye kullanmaktan dolayı dava açıldığında da tedbiren görevden alınmaları yolu işletilmelidir.

Avukatlar tacir değildir. Ekonomik ve mesleki sorunlar ile Baromuz sınırlanamaz. Avukatlık toplum adına bir kamu hizmetidir. Savunman; halkın hak arama özgürlüğü ile toplumsal – siyasal özgürlük alanını genişletmeye katkıda bulunmak için mücadele eden bir neferdir. Avukat; kanuni güvenceye kavuşmuş özgürlüklerin korunması ve var olan özgürlük alanının da genişletebilmesi için vardır.

Her adliye binasında olduğu gibi, her cezaevi, jandarma ve polis karakolunda avukat görüşme odaları oluşturulmalıdır. Baroların bu odaları düzenlenme ve periyodik aralıklarla kontrol etme yetkisi olmalıdır. İnfaz kurumlarına girişte, avukatlar x-ray cihazından geçirilmelerine rağmen, kemer ve ayakkabılarının çıkartılması onur kırıcıdır. Baroların, bu ve benzeri uygulamalara karşı hiçbir mücadelede bulunmaması ise utanç vericidir.

CMK kapsamında yapılan hizmetler için makbuz düzenlenmiş olmasına rağmen, ücretlerin uzun süre ödenmemesi, savcıların avukatın ita amiri haline getirilmeleri ve CMK dosyalarının ücretlerinin asgari ücret altında tutulması ile dava dosyalarının fotokopi ve ulaşım masraflarının avukatların sırtında bırakılması kabul edilemez. CMK görevlendirmelerinde vasıta olarak avukatların otobüslere mahkum edilmesi kabul edilemez. CMK hizmetinden doğan dava ve işlere diğer avukatlık hizmetleri ile davalara uygulanan ücretler eşit olarak uygulanmalıdır. CMK hizmetinden doğan ücretlerin düşüklüğü; adil yargılama hakkının ve hak arama hürriyetinin tam olarak gerçekleşmesine engeldir. Avukatın ayını işe, aynı ücreti almaması halinde; CMK hizmetlerinden kaynaklanan dosyalara gereken önemi vermemesi gibi bir durum ortaya çıkarabileceğinden, adaletin tam olarak gerçekleşmesine engel oluşturabileceği kanısındayız. Avukatların CMK ile Adli Yardım çerçevesinde yaptığı hukuki yardımlar kamu hizmeti niteliğinde olduğundan ve bu hizmetler açısından belirlenen ücretler de düşük olduğundan, bu yardımlar nedeniyle ödenen ücretler bütün vergilerden muaf tutulmalıdır. Bir kamu hizmeti olan avukatların hukuki yardımı üzerinden, KDV alınmamalıdır. KDV ile diğer vergilerin, CMK ve Adli Yardım hizmetleri üzerinden alınması; halkın adalete ulaşımını ve hak arama hürriyetini de sınırlandırmaktadır. Hak arama özgürlüğü; sadece parası olanların bir ayrıcalığı olmamalıdır. CMK ve Adli Yardım görevlendirme sistemi eşit ve adil hale getirilmelidir.

Adli Yardım hizmeti açısından öngörülen ücretlerden %10 oranında yapılan TBB keseneği alınmamalıdır. Adli yardım kurulunun nöbet sisteminin merkezi kurulda yer alan belirli avukatlarla sınırlı tutulmaması ve bu kurul bünyesinde iş tevzi edilen tüm avukatları bir sıra dahilinde kapsaması gereklidir. Mevcut uygulama ise, avukatlar arasında eşitlik ilkesine aykırı, adaletsiz bir durum yaratmaktadır. Adli yardım çerçevesinde doğan dosyaların düzenlenmiş bir bilgisayar programı üzerinden, sıra esasına dayalı olarak ve otomatik şekilde kurul bünyesinde çalışan tüm avukatlara tevzi edilebilmesi ise en doğru uygulama olacaktır.

Adalet; hızlı, etkin ve en az masraf ile gerçekleştirilmelidir. Uzun süreye yaydırılan davalar, mağdurun daha da mağdur olmasına yol açmaktadır. Unutulmamalıdır ki; geciken adalet, adalet değildir, çok masraflı adalet de, adalet sayılamaz. Bir tedbir olarak uygulanması gereken tutukluluğun infaz aracına dönüştürülmesine karşı mücadele edilmelidir. Baro işkence ve diğer insan hakları ihlallerine karşı etkin mücadele etmelidir.

Hâkim ve savcıların kürsüde yan yana bulunması, buna karşın avukatın kürsünün altında oturtulması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de kararlarında belirttiği gibi; yargı erki unsurlarının eşit derecede etkinliği, savunma hakkı, adil yargılanma hakkı ile silahların eşitliği ilkelerinin ihlalini oluşturur. Bu durumda Avukatlara, hâkimlerin sol tarafında ve savcının karşısında olmak üzere, aynı hizada yer oluşturulmalıdır. Bu yapılmadığı durumda, savcılar da, hâkimlerin bulunduğu mahkeme kürsüsünün altına ve avukatlarla aynı hizaya indirilmelidir. CMK’nın 231/4 maddesi gereğince, avukatların sadece hüküm fıkrası okunurken ayağa kalkacağı düzenlendiğinden, sadece bu aşamada ve savcıların da ayağa kalkması şartı ile, avukatların ayağa kalkması uygulamasının Baro tarafından başlatılması zorunludur. Yani avukat, sadece hükmün okunduğu anda ayağa kalkabilmeli ve savcının da ayağa kalkmasını sağlamalıdır.

Bütün Baroların kongrelerinde ve Türkiye Barolar Birliği kongrelerinde katılımcı, demokratik ve temsilde adaleti sağlayacak bir çerçevede temsiliyetinin gerçekleştirilebilmesi açısından, Avukatlık Kanunun da gerekli değişiklik yapılmalıdır.

Bağlı avukat olarak çalışan meslektaşlarımız işçi konumundadır. Bu durumdaki meslektaşlarımız açısından Avukatlık Kanunu’nda 12/C maddesi dışında uygulanacak bir madde bulunmadığından, bağlı avukatın ücret ve çalışma koşullarına iş kanunu uygulanmaktadır. Bağlı avukatlar açısından, söz konusu yasal boşluk, avukatlık kanunu içerisinde yapılacak düzenlemeler ile giderilmelidir. Şirketleşen büyük hukuk büroları, avukatlık “piyasasının” ekonomik egemeni olmaya başladığından, mesleğe yeni başlayan avukatlar bürolarını kapatarak veya büro açamayarak ilgili şirketlerin ücretli işçisi olmaya zorlanmaktadır. Yaygınlaşmaya başlayan bu durum, mesleğe yeni başlayan avukat arkadaşlarımızın düşük ücret ile diğer bir meslektaşının hiyerarşisi altında çalışmasına neden olmaktadır. Bu durum avukatlar arasında eşitsizlik yaratırken, avukatın bağımsızlığı ilkesini zedeleyerek, “patrona bağlı” işçi haline getirmektedir. Avukatlık mesleğinde hukuk bürolarının şirketleşmesi, avukatın bağımsızlığı ilkesini tahrip ettiğinden, tümden ortadan kaldırılmalı, ya da en azından ölçüde sınırlandırılmalıdır. Başka bir avukat yanında ücretli olarak çalışan meslektaşlarımız için, Avukatlık Kanunu’nda yapılacak bir düzenleme ile mesleğimizin niteliğine uygun adil bir asgari oran dönemlere göre artış oranları ile belirlenmeli, bu miktarın altında avukat çalıştıran avukatlara uygulanacak hukuki ve mesleki tedbirler de caydırıcı şekilde düzenlenmelidir. Avukatın meslek sırrı, işi reddetme hakkı, Baro aidatı, telif hakkı, iş akdinin fesih koşulları, çalışma süre ve koşulları, ihbar ve önelin, avukatın bağımsızlığını koruyan avukatlık tip sözleşmesinin avukatlık kanunu içinde düzenlenmesi gerekmektedir.

Hakim ve savcıların aylık maaşları ortalama olarak 5. 500 TL olmakla birlikte, günümüz koşullarında yetersiz olduğundan artırılmalıdır. Kamu avukatlarının maaşları ise 2.500 TL gibi çok düşük miktarda olduğundan, hakim ve savcıların ücretlerine eşit bir aylık ücret durumuna çıkartılmalıdır. Kamu avukatlarının maaşlarının düşük olması ve tüm haklarının maaşa yansıtılmaması emekli aylıklarının da çok düşük olmasına yol açmaktadır. İdari kurumların avukat olmayan kişiler ile temsil edilebilmeleri düzenlemesinin getirilmiş olması ve üstelik bu durumdaki kişilere mahkemelerce vekalet ücreti verilmesine dair yasal düzenlemenin de yapılmış olması, aynı zamanda adli ve idari görevin bir kişide birleşmesi sonucunu da doğurduğundan hukuksuzdur, iptal edilmelidir. Kamu avukatlarının çalışma hayatını kolaylaştıracak; kurumsal UYAP, elektronik imza, online yargılama masrafı yapma, hukuki sorumluluk sigortasına sahip olma, yardımcı personele sahip olma gibi düzenlemelerin ivedi olarak yapılması zorunludur. Kamu Avukatlarının mesleki denetimleri ile ilgili 659 sayılı KHK de hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Kamu avukatlarının mesleki denetimlerinin, meslekten kişilerce yapılması zorunluluğu düzenlenmelidir. Kamu İktisadi Teşebbüslerinde ve Kamu Kurumlarında sürekli-kadrolu memur olarak çalışan bütün avukatların, Baro levhasına yazılması zorunlu olmalı ve tabi oldukları kamu kurumunun kanun ve yönetmelikleri de avukatlık kanununa aykırı olmadığı sürece uygulanabilmelidir. Kamu avukatlarının özlük hakları da denk oldukları hakimlerin özlük haklarına eşit hale getirilmeli, özlük hakları yanında mali ve sosyal hakları ile çalışma yardımları da kanun ile düzenlenmelidir. Teftiş sistemi değiştirilmelidir. Kamu Avukatlarınca ödenecek Baro aidatının ve mesleklerini ifade ederken yaptıkları bütün masrafların kurumlarınca ödenmesi gerekmektedir. Kamu avukatlarının mesleki bağımsızlığı sağlanmalı, idarenin vesayeti ile memur avukat statüsü ortadan kaldırılmalıdır.

Kamu İktisadi Teşebbüslerinde ve Kamu Kurumlarında sürekli-kadrolu memur olarak çalışan bütün avukatların, Baro levhasına yazılması zorunlu olmalı ve tabi oldukları kamu kurumunun kanun ve yönetmelikleri de avukatlık kanununa aykırı olmadığı sürece uygulanabilmelidir. Kamu avukatlarının özlük hakları da denk oldukları hakimlerin özlük haklarına eşit hale getirilmeli, özlük hakları yanında mali ve sosyal hakları ile çalışma yardımları da kanunla düzenlenmelidir. Teftiş sistemi değiştirilmelidir.

Avukatlık mesleğinde 5 yılını doldurana kadar, her avukata aylık olarak belirli bir miktar yardım sağlanması için Avukatlık kanununda düzenleme yapılmalıdır. Avukatlıkta 5 yılını doldurmamış bütün meslektaşlarımız Baro aidatı ve vergi ödemekten muaf tutulmalı, ayrıca bu durumdaki meslektaşlarımıza Barolar Birliği ve Baro bünyesinde kurulacak bir fondan da 5 yıl süre ile ekonomik yardım verilmelidir.

Baro kurullarına seçilebilmek için, avukatlara yıl bazında kıdem şartı getiren ve kesinleşen bir mahkumiyet kararı olmasa dahi, 2 yıldan fazla hapisle yargılanma durumunda; kurullara dahi seçilememe düzenlemesini içeren avukatlık kanunun 5., 71., 90., 113 ve 114. maddeleri; seçme seçilme hürriyeti ile masumluk karinesi gibi temel haklara aykırıdır, kaldırılmalıdır. Avukatlık Kanunu, Barolarda yönetim kurulu adayı seçilme şartını 5 yıl avukatlık yapmış olmaya ve Baro Başkanı adaylığı ile TBB delegasyon adaylığı açısından da 10 yıl avukatlık yapmış olmaya bağlamış olduğundan, bu düzenleme eşitlik ilkesine, katılımcı ve demokratik Baro anlayışına aykırıdır. Bu düzenlemeler hukuka aykırı olduğundan, ”kıdem yaşı” tutmayan birkaç meslektaşımızı da aday göstereceğiz. Listemizde bu durumdaki arkadaşlarımızın seçilmesi mazbatanın verilmesi halinde ise, atıf yaptığım temel hukuki ilkelere dayanarak iptal davası açacağımız açıktır. Aynı şekilde henüz hakkında kesinleşen bir hüküm olmaksızın, Disipline sevk edilmiş her avukatın, Baroların ve Barolar Birliği kurullarına seçilemeyeceğine ilişkin düzenlemelerde seçme ve seçme hürriyeti yanında, masumluk karinesine aykırı olduğundan, söz konusu düzenlemeleri de kabul etmiyoruz. Stajyer edinmek açısından, avukatın en az 5 yıl avukatlık yapmış olması şartını getiren düzenleme, stajyerin tercih hakkını daralttığından, kaldırılmalıdır.

Staj kredisi yönetmeliği değiştirilmeli, il baroları staj kredisinin dağıtımında inisiyatif sahibi haline getirilmelidir. Staj kredileri, avukatların vekâletnamelere yapıştırmak zorunda oldukları pul ücretlerinden sağlanan bir fondan sağlanmaktadır. Avukatlık kanunun 27. maddesi, staj kredisini “Barolarca Yapılacak Yardım” olarak tanımladığına göre, bu kredi meslektaşlar ile dayanışma ve yardımlaşma niteliğindedir. Genç avukatların ağır ekonomik sorunları nazara alınarak; yardımlaşma ve dayanışma niteliğinde olan staj kredisi geri alınmamalıdır. Stajyerlik süresince, stajyerin ücret alamayacağına ilişkin düzenleme emek sömürüsüdür, temel bir hak olan çalışma hakkı ile emek karşılığında ücret hakkına da aykırıdır, kaldırılmalıdır. Stajyerliğin başlamasıyla birlikte; sosyal güvenlik hakkı başlamalı ve stajyerlikte geçen süre de emeklilik için öngörülen süreden sayılmalıdır. Stajyerler açısından tümden uygulamaya dayanan meslek içi eğitim esas alınmalıdır. Mesleğe yeni başlayacak meslektaşlarımızın, ruhsatlar açısından ödemek zorunda olduğu Baro ödeneği ile TBB harcını ödenmemesi açısından düzenleme yapılmalıdır. Mesleğe yeni başlayacak avukatlara devlet bankalarınca düşük faizli kredi verilmesi için de düzenleme yapılmalıdır. Ekonomik olanaksızlıklar nedeniyle bürosunu kuramamış avukata; kendi müvekkili ile görüşebileceği, çalışmalarını yapabileceği, kütüphaneli-bilgisayarlı görüşme odaları oluşturulmalıdır. Baromuz meslektaşlarımızın düşük faizli kredi alabilmesi için bankalar üzerindeki ağırlığını kullanarak anlaşmalar yapacaktır. Avukatların iş alanlarının genişletilmesi ve savunma olmadan yargı olmaz ilkesinin ihlal edilmemesi açısından, özel hukuk davaları dahil, her davada zorunlu müdafilik bulundurulması için düzenleme yapılmalıdır. Bu yolla usul kurallarını, prosedürü ve delil değerlendirme olgusunu bilmeyen vatandaşların hak kaybına uğramasının önüne geçilmelidir. Devletçe hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkının kısıtlanmaması ve sadece ekonomik olanağı olanların bu hürriyetleri kullanabilir olmaması açısından; yargı harçları mevzuatı ile uygulaması da ortadan kaldırılmalıdır. Davalar harçsız açılmalıdır.

Avrupa’da en büyük sektör, hizmet sektörü iken, bu sektör içerisinde en büyük hizmet kolu ise avukatlara aittir. Türkiye’de de hak ettiği payı ve saygınlığı alması için çalışılacaktır.

Özel ve paralı vakıf üniversitelerinde, hukuk fakültelerinin açılmasına son verilmelidir. Daha doğrusu paralı vakıf üniversitesi kurma imkanı getiren düzenleme ortadan kaldırılmalıdır. Çünkü paralı vakıf üniversiteleri yüksek lisans programına girmeye hak kazanma imkanı bulunmayan üst sınıflara mensup ailelerin çocuklarına daha düşük puanla ve eşitlik ilkesine aykırı olarak üniversiteye girme imkanı getiren ticari kuruluşlar niteliğindedir.

Adalet Bakanlığı’nın; Barolar ve Barolar Birliği üzerindeki kanuni vesayet denetimi ise baroların bağımsızlığı ilkesine aykırıdır, kaldırılmalıdır.

Her il Barosunun, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonunun hukuka uygun, adil ve etkin kullanılabilmesi açısından, Fonun yönetiminde inisiyatif kazanması gereklidir. Bunun için yasal değişiklik yapılmalıdır.

Ölüm, kaza, saldırı, yargılanma ve gözaltı hallerinde meslektaş ile yardımlaşmak ve dayanışmak için; acil müdahalelerde bulunabilecek Acil Durumlar Dayanışma Kurulu oluşturulmalıdır. Avukat saldırıya uğradığında ya da hakkında bir dava açıldığında, mesleki yardımlaşmanın bir gereği olarak, yönetim kurulu meslektaşın yanında yer almalı, diğer meslektaşları da aynı dayanışmayı göstermeye çağırmalıdır.

Ankara Barosu, ihtiyaç sahibi avukatların barınacağı bir huzur evi veya bakımevi oluşturmalı ve maddi desteğe ihtiyacı olan avukatlara maddi destek sağlamalıdır.

Ankara Barosu’nun sosyal tesislerinde ve Adliye deki yemekhane ve kafeteryalardaki yiyecek ve içecek fiyatlarının meslektaşlar açısından yüksekliğine de müdahale edilmelidir.

Ankara Barosuna avukatlık kaydı yapmak ve nakil gelmek açısından istenen parasal miktarlar çok yüksek olduğundan, sembolik bir miktara indirilmelidir. Avukatlık kimliklerinin yenilenmesi sırasında her avukattan alınan 50 TL kart yenileme ücretinin, kart basım masrafı düşürüldükten sonra kalan kısmı avukatlara geri iade edilmelidir.

Ankara Barosu odalarından faks çekme ücreti postahanedeki ücretten yüksektir. Şehir içinde bir sayfa fotokopi 25 kuruşa, yada en fazla 50 kuruşa çekerek kar eden işyerleri bulunurken; Ankara Barosunun Adliyede bulunan fotokopi odalarında ise, Baro kart varsa sayfasının 100 kuruş ve olmaması halinde ise sayfası 150 kuruş üstünden fotokopi çekilmesi, Baronun meslek örgütünden çok ticari işletme mantığı ile yönetilmesine yol açmaktadır. Faks çekme ve fotokopi çekme ücretleri düşürülmelidir.

Kayıtlı e-posta sistemi Ankara Barosu’nda kurulmalıdır.

Ankara Barosu Yönetim Kurulunun, Ankara Barosu Yardımlaşma Sandığı Yönetimi ve işleyişi üzerindeki yetkileri ile vesayeti kaldırılmalıdır. ABAYS’ın kararlarının tersine, Ankara Barosu Yönetim Kurulu’nun karar alabilme yetkisi kaldırılmalıdır. Sandığa üyelik; düşük aidatla cazip hale getirilmeli, katkı sunmak isteyen bütün avukatların yönetim ve denetimdeki geniş bir kadro aracılığı ile katılımcı bir çerçevede yönetimi sağlanmalıdır. Bu katılımcı yönetimin sağlanabilmesi için, gerekli yasal değişikler yapılmalıdır.

Avukatlara yapılan sağlık yardımının limitleri artırılmalı ve aynı orandaki sağlık yardımının eş ve çocuklara da sağlanabilmesi açısından yönetmelikte değişiklik yapılmalıdır. Yönetmelikte tarif edilmiş olmakla birlikte, henüz uygulanmayan bir yardım türü olan munzam emeklilik yardımının ivedilikle işler hale gelmesi için girişimlerde bulunmalı, vefat halinde avukatın yakınlarına ödenecek yardım tutarının da makul bir seviyeye çıkarılması açısından çalışma yürütmelidir.

Çocukların bulunduğu infaz kurumlarında, mevcut uygulamaların izlenmesi amacı ile, bağımsız denetim kurulları (Cezaevi İzleme Kurulları) oluşturulmalıdır. Çocuk hakları açısından özel çalışma yapabilecek bir kurul oluşturmaktan yanayız. Siyasi suç isnat edilen çocuklar, özel, olağanüstü yargılama yapan Özel Ağır Ceza Mahkemelerinde değil; çocuk mahkemelerinde yargılanmalıdır. Çocuklar, siyasi mahiyetini dahi idrak edemedikleri bir yürüyüşe katılım sağladıklarında, ya da sırf taş atmış olduklarından; örgüte yardım yataklık ve örgüt üyesi olmak suçlaması ile Ağır Ceza Mahkemelerinin karşısına çıkarılarak, hukuk ve toplumun adalet duygusu tahrip edilmemelidir. Devletin politik ihtiyaçlarına göre politize edilmiş yargının bağımsız, tarafsız ve adil olabilmesi olanaklı değildir. Bağımsız ve tarafsız yargı erkinin var olmasının ön koşulu, hakim ve savcıların görevlerini yürütürken; ideolojik düşüncelerinden, duygularından, medyanın ve toplumun yaratığı basınçtan, devlet adamı ve kurumlarının yönlendirmelerinden kendilerini soyutlayarak, sadece inceleme konusu olan dosyadaki deliller ve hukukun prensipleri ile bağlı olmalarıdır. Grubumuz bu nitelikte bir yargının gerçeğe dönüşmesi için baskı mekanizması olacaktır.

Hukuken tedbir müessesi olan tutukluluğun infaz aracı olarak kullanılması genel bir uygulama halini aldığından, bu hukuksuzluğa karşı da mücadele edeceğiz. Yargıtay’ın onama kararı ile suçluluğu kabul edilmemiş olan herkes masumluk karinesi çerçevesinde masum sayılmaktadır. Ancak uygulamada ve medyada masumluk karinesi ihlal edilmekte olup, bu duruma karşı da mücadele edeceğiz.

Özel hayatın gizliliği, haberleşme özgürlüğü ve konut dokunulmazlığı devlet tarafından rutin tarzda ihlal edilmektedir. Telefon dinleme ve e-posta izleme gibi uygulamalar; mahkeme kararı dahi olmadan gerçekleştirilebilen genel bir ihlal halini almış durumdadır. Grubumuz, bu temel hakların ihlal edilmemesi açısından, yasalarda getirilmiş cezaların ağırlaştırılması ile ihlallere son verilmesi için etkin şekilde çalışacaktır.

DGM’lerin kaldırılmasından sonra siyasi ve örgütsel davalara ilişkin yargılamaların Özel Ağır Ceza Mahkemelerine bırakılmış olması, esasen özel, olağanüstü ve hukuk dışı politik yargılamaların devam ettiği anlamına gelmektedir. Özel Ağır Ceza Mahkemelerinin, özel yetkilere dayalı olarak özel yargılama yapabilmesi; yargılamanın birliğine ve tabii hakim ilkesine de aykırıdır. Özel Ağır Ceza Mahkemeleri; politik yargılama yapan taraflı mahkemeler olduklarından, siyasi nedenler ile açılan davaların, bütün Ağır Ceza Mahkemelerine herhangi bir ayrım olmaksızın tevzi edilmesi için düzenleme yapılmalıdır.

Özel Ağır Ceza Mahkemelerinde görülen davalarda vekillik yapan meslektaşlarımızın yargılanmakta olan sanığa isnat edilen suç, ya da sanık ile özdeşleştirilmesi ise avukat ile savunma hakkının doğrudan baskı altına alınması demektir, kabul edilemez.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu‘nun 28/1 maddesinde; “Danıştay ve idare mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre, idarece geciktirilmeden işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur” kuralını barındırırken; Anayasa‘nın 138/4 maddesi ise; “yasama ve yürütme organları ile idare; mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini de geciktiremez” düzenlemesini taşımaktadır. Buna rağmen yürütme ve idarenin yargı kararlarını yer yer yerine getirmediği görülmektedir. Grubumuz yönetime geldiğinde, mahkeme kararlarının yerine getirilmemesine karşı aktif baskı gücü olacaktır.

659 sayılı KHK ile idareyi temsil eden hukuk müşaviri durundaki temsilciye duruşmasız dosyalar açısından 600 TL , duruşmalı dosyalar yönünden 1.200 TL buna karşın Danıştay’daki duruşmasız dosyalar açısından 1.200 TL ve duruşmalı dosyalar yönünden de 2.400 TL vekalet ücretine hüküm etmeye yol açacak düzenleme yapılmış olası da, Ceza davalarında temyiz masrafının zorunluluğu da, adli mahkemelerde bilirkişi keşif, tanık, harç masraflarını peşin ve avans şekilde yatırma mecburiyeti de hak arama hürriyetini engelleyen, vatandaşa; “paran yoksa dava açamazsın, yargı parası olan içindir” diyen düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler bir kanun ile iptal edilmelidir. Öte yandan avukatlık ruhsatı dahi bulunmayan idare temsilcilerine mahkemelerce vekalet ücreti verilmesi avukatlık mesleğinin alanını daraltan, avukatı bay pas eden bir uygulamadır. Bütün kamu kurumlarına davalarında avukat tayin etme ve avukat ile kendisini temsil etme zorunluluğu getirilmelidir. Vatandaşın hak arama hürriyetini kısıtlayabileceğinden, idari davalarda avukatlık ücretine karar verilmemelidir, bunun içinde var olan yasal düzenleme iptal edilmelidir. Ancak İdari davalarda vekalet ücretine karar verilmesine rağmen, bu ücretlerin belli bir miktarı aşması halinde bir kısmının kesinti yapılarak avukata ödenmemesi ya da taksitlendirilmesi de hukuksuz olduğundan, tamamı ve taksitlendirme olmaksızın kamu avukatlarına ödenmelidir.

İdari yargıda artan posta giderlerinin iadesinde sorunlar yaşanmakta olup, mahkeme kasalarında biriken söz konusu paraların miktarı büyük yekun oluşturmaktadır. Gerekli idari düzenlemeler yapılarak, kararın kesinleşmesinden sonra artan kısmın doğrudan avukatlara iadesi sağlanmalıdır.

Grubumuz, duruşmalarda avukatların sözlü savunma yapma hakkının kısıtlanmasına ve savunma makamına saygı gösterilmemesine karşı mücadele edecektir.

Grubumuz, bilirkişilerin davanın tarafları olan asli kişiler tarafından yoğun oranda etki altına alındığı bu sistemde; çoğunluk ile bilirkişi raporlarının doğrudan karara dönüştürülmesine karşıdır. Adaletin gerçekleşmesi için bu sorunla da mücadele edeceğiz.

Hazırlık aşamasında keyfi kısıtlılık kararları verilerek, dosyaların avukatlardan gizlenip kaçırılmasına karşı mücadele edeceğiz.

Adliye binası fiziksel açıdan engelli meslektaşlarımızın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmeli, avukat odalarından en az bir tanesi fiziksel ve teknik açıdan bu meslektaşlarımıza uygun şekilde düzeltilmelidir.

Yasal faiz oranı yıllık %9 iken, Baro aidatı vergi ve sigorta primleri açısından ise, yıllık %60 oranına varan faiz oranlarının uygulanması hakkaniyet ölçüsüne aykırı olduğundan, söz konusu faizlerin, yasal faiz oranına indirilmesi açısından çalışma yürütülmelidir.

Grubumuz vatandaşa parasız eğitim hakkı, parasız sağlık güvencesi ve herkese sağlanacak konut hakkından yana olduğu gibi, her bireyin insanca bir ücretle çalışma hakkından da yanadır.

Grubumuz Baro yönetimine geldiğinde; TOKİ ile anlaşarak, toplu konutlandırma yolu ile bütün avukatlara ucuz konut edinme imkanı sağlayacaktır.

Sağlık hizmetlerinin parasız ve kolay ulaşılabilir hale getirilebilmesi ve daha kaliteli sağlık hizmeti sunulabilmesi açısından, TBB hastanesi kurulmalıdır. Bu aşamada baromuz ile anlaşmalı olan sağlık kuruluşu yelpazesini genişleterek işe başlayacağız.

TBB sosyal yardım ve dayanışma fonunun etkin kullanımını sağlamalıdır. Mesleki sorumluluk sigortasının kurulması için çalışma yürütülmelidir.

Meslektaşlarımızın çeşitli alanlardaki bilgilerini arttırmaya dönük sertifikalı eğitim programlarını ücretsiz olarak gerçekleştireceğiz.

TBMM’deki milletvekillerinin büyük bölümü avukat olduğundan, meslek sorunlarının çözümü için duyarlı hale getirileceklerdir. Meslek sorunlarının çözümüne ilişkin yasa tasarılarını desteklemeleri sağlanmalıdır.

Adliyelerin yönetimi, Başsavcıların yönetimine terk edilmemelidir. Savcıların yanında, Baro yönetiminden görevlendirilecek avukatlardan oluşacak bir kurul tarafından, adliyeler yönetilerek düzenlenmelidir. Adalet Komisyonlarında ve avukatı ilgilendiren her işte, avukat temsilci bulundurulmalıdır.

Ankara Barosu ABEM’den değil, Adliyenin içinden yönetilmelidir. Baro ve Baro yönetimi avukatlardan kaçırılmamalıdır. Başkan odaklı Baro yönetimi yerine, ekip odaklı baro yönetimi benimsenmelidir.
Ankara Barosu’nun kuruluşundan günümüze, bütün etkinlik ve kararları dijital ortama aktarılarak, düzenli bir arşiv oluşturmalıdır. Avukatlık Akademisi yeniden yapılandırılmalıdır.

Grubumuzun yönetimindeki Baro, avukatların saatlerce duruşma kapılarında bekletilmemesi için girişimlerde bulunacaktır. Savcılık kalemlerinde uzun sıralar dahilinde sorgulanabilen savcılık hazırlık dosyalarının daha rahat sorgulanabilmesi için adliye binasında kurulacak kiosklara Baro kart takılarak sorgulama imkanı sağlanacaktır.

Yayınevlerinin bütünü hukuk kitaplarını kitapevlerine % 50 indirim üzerinden verdiklerinden, baro marketimizin yayınevlerinden direkt olarak kitapları alarak, piyasadaki fiyatın % 50’ine meslektaşlarımıza satması sağlanacaktır.

Grubumuz, İcra Dairelerinde ve diğer kurumlarda menfaat sağlayarak iş yaptıran avukatların eylemlerini meslek ahlak kurallarına aykırı bulduğundan, herkese eşit, etkin şekilde olmak üzere Disiplin Kurulunu işleterek, ilgili kurumlara uyarı yazıları göndererek, avukatın imajını sağlama çabası içerisinde olacaktır. Avukatın toplumdaki algılanışını doğru temelde değiştirmek ve yükseltmek ise, en önemli çalışma konularımızdan olacaktır.

Grubumuz, yönetime geldiğinde, Adalet Komisyonu nezdinde gerekli girişimlerde bulunarak; hacizler için tahsis edilen araçlarda taksimetre bulundurulmadan, takribi kriterlerle yüksek oranda ulaşım ücretlerinin dosyalara yazdırılması uygulamalarına son verecektir. Haciz uygulamaları için vakıf araçlarının kullanılması zorunluluğunun ortadan kaldırılması için girişimde bulunacağız.

Grubumuz, Ankara Barosu yönetimine geldiğinde, mali ve idari şeffaflığı esas alacak, bütün gider ve gelirlerini iki haftada bir periyodik aralıklarla web sayfasında üyelerinin denetimine sunacaktır.

İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin kalem işlerinde, Devlet Güvenlik Mahkemelerini dahi aratabilecek zorluklar çıkarılmaktadır. Grubumuz, Baro yönetimine gelir gelmez bu ve benzeri sorunlara müdahale edecektir.

Danıştay ve Yargıtay binalarına girişte; avukatların x-ray cihazından geçerken, üzerlerindeki bütün eşyalar çıkartıldıktan sonra girişlerine izin verilmesi, buna karşın hakim ve savcıların ise aynı uygulamadan geçirilmemesi ayrımcılık olduğu kadar, meslek onurunun ayaklar altına alınmasıdır. Barolar Birliği ve Ankara Barosu’nun bu ve benzeri uygulamalara karşı hiçbir girişimde bulunmaması, meslek onurunu korumak açısından etkin ve müdahaleci olmadıklarını göstermektedir. Grubumuz yönetime gelir gelmez, avukatlık onuru ile bağdaşmayan bu ve benzeri uygulamalara müdahale edecektir.

Danıştay ve Yargıtay’daki avukat odaları işlevsiz durumdadır, avukatlık mesleğinin ihtiyaçları ile bağdaşmadığından, her türlü teknik donanıma kavuşturularak, meslek onuruna yaraşır düzeye getirilmeleri zorunludur.

Grubumuzun yönetimindeki Baro, Avukatların vize sıkıntısı yaşamaması açısından, yeşil pasaport sahibi olması için düzenleme yapılması konusunda çalışmalar yürütecektir.

Grubumuzun yönetimindeki Baro, KPSS, Açık öğretim ve diğer kurslarda; hukuk ile ilgili derslerde kurs hocalarının avukat olması şartının getirilebilmesi için çalışma yapacaktır.

Grubumuz, Baro otoparkının bitişiğinde bulunan ve özel şahıslar tarafından işletilen otoparkı satın alarak veya uzun süreli kiralayarak, var olan park alanını genişletip yeniden düzenleyerek, avukatların park çilesine son verecektir.

Devrimci-Demokrat Avukatlar Grubunun yönetimindeki Ankara Barosu, ücretsiz yabancı dil eğitimi organize edecektir.

Grubumuz, Baromuzun adını Türkiye içinde ve dışındaki uluslararası turnuvalarda başarıları ile duyuran Ankara Barosunun iki futbol takımının turnuvalara katılırken, Ankara Barosu Yönetim Kurulunun yol, vize ve otel masraflarını karşılamaktan dahi kaçınmasını, masrafların 10/9 oranındaki tutarını takımlardaki meslektaşlarımızın sırtında bırakmasını, iki futbol takımına eşit yaklaşmamasını talihsiz bulduğundan, kendi yönetimimizde bu tür aktivitelere de bir bütçe ayırmayı esas alarak, masraflarının tamamını da karşılayacağımız aşikardır. Ayrıca Grubumuz, avukatlar arasında dayanışma ve kaynaşmayı yoğunlaştırmak için, sosyal projelere destek olmayı, her yıl çeşitli branşlarda Ankara Barosu Spor oyunlarını tertiplemeyi, kültür ve sanat alanlarındaki aktiviteleri desteklemeyi, her yıl hukukun değişik alanlarına ilişkin temel toplumsal sorunların hukuki çözümüne dair makale yarışmaları düzenlemeyi önemli çalışma hedefleri arasında saymaktadır.

Verdikleri hizmet karşısında baro emekçisi olan personelin maaşlarını düşük bulduğumuzdan, ücretleri arttırılmalıdır.

Grubumuz, Ankara Barosu yönetimine geldiğinde; yılda bir; “Temel Toplumsal Sorunların Çözümü İçin Hukuk Kurultayları “nı bütün aidiyetlerin sorunlarını kapsayacak şekilde gerçekleştirerek, ilgili konuşma ve metinleri yayımlayacaktır. Temel toplumsal sorunları tartışmaktan korkan, statükonun bekçisi, sorumsuz Baro yerine, hukuksal düzenlemeler üzerinden çözüm öneren demokratik Baro’yu gerçekleştireceğiz.

Grubumuzun yönetiminde bulunduğu Ankara Barosu; işkence, orman yakmak gibi Anayasal suçlar yanında, özelde kadın hakları, çocuk hakları, emek sömürüsü, emekçilerin hakları ve genel anlamdaki diğer insan haklarının ihlaline karşı etkin şekilde mücadele edecektir.

Grubumuz, Baro Kart’ın Ankara Barosuna, ya da bir grup oluşturan bazı avukatların şirketlerine verilmesine karşıdır. Biz, diğer Gruplardan farklı olarak, Baro Kart’ın hem mülkiyet hakkının, hem de marka hakkının üst kuruluş durumunda olan Barolar Birliğine ait olmasından yanayız.

Adliyedeki kamu emekçileri Avukatlık mesleğinin yürütülmesinde en büyük yardımcılarımızdır. Hem bu neden ile hem de düşünsel açıdan bütün emekçilerin haklarının korunması ve geliştirilmesine karşı duyduğumuz sorumluluk karşısında; adliyede çalışan kamu emekçilerine enflasyon üzerinde ücret ödenmeli, grevli toplu sözleşmeli sendika hakları kanuni güvenceye bağlanmalı, ek ödemeler emekli aylığına yansıtılmalı, personel eksikliği nedeni ile nöbet tutma, tatil günlerinde ve mesai saatleri dışında zamlı mesai ücreti ödenmeksizin çalıştırma uygulamasından vazgeçmeli, her mahkeme ve icra dairesine yeterli personel alınmalı, 4/b ve 4/c statüsünde olan yargı emekçileri diğer yargı emekçilerine eşit ücret almalı, Adalet Bakanlığınca son dönemde işe alınan personelin kadrosuz ve güvencesiz çalıştırılması hukuksuz olduğundan kadro ve iş güvenceleri verilmeli, yüksek okul mezunu olan mübaşirlere üst kademelere yükselme ve ek gösterge alma hakkı verilmeli, UYAP’ın alt yapısı ve teknik yapısı düzenlenerek buradan kaynaklanan aksamalar sonucunda avukat ve vatandaşlar ile karşı karşıya gelmelerine neden olunmamalı, darcık odalarda çalıştırma ve iş yoğunluğu nedeni ile doğan bel, boyun fıtıkları, kalp damar hastalıkları ve psikolojik rahatsızlıklarına rağmen tıbbi rapor alabilme imkanları zorlaştırılmamalı, engelli çalışanlara gerekli duyarlılık gösterilmeli, sürgün ve sindirme politikalarından vazgeçilmeli, sağlığa zararlı olduğu ispatlanmış baz istasyonu kaldırılmalı, daire tabipliği poliklinik hizmeti verecek şekilde düzenlenmeli, performansa dayalı uygularlardan vazgeçilmeli, servis sayısı, güzergahları artırılmalı, isteyene serbest kart verilmeli, görevin gereğine göre otobüs kartları verilerek sayısı artırılmalı, yemekhanenin fiziki yapısı ve yemek kalitesi düzeltilerek günlük fiş uygulamasına geçilmeli, sivil savunma nöbeti kaldırılmalı ve nöbet tutana da karşılığı ödenmeli, kreş adli tatil sürecinde de açık tutulmalı, birleştirilen Ticaret Mahkemelerinde iki mahkemenin kalem işlerini tek kalemde yürütmesi uygulamasına son verilmeli, personel sayısı artırılmalı, icra hakimliklerinde ikiye düşürülen zabıt katibi sayısı da yeniden üçe çağırılmalıdır.

Baro, bağımsız, katılımcı ve demokratik bir anlayış ile bütün üyelerinin aktif katılımına ve her açıdan denetleyebilmesine açık olmalıdır. Yönetim anlayışımız; saydamlık, katılımcılık, etkinlik, denetlenebilirlik, hesap verebilirlik, yerindelik, bağımsızlık, tarafsızlık ölçütlerine dayalıdır. Savunma kurumu olan Baro, grubumuzun yönetiminde; savunma makamına her aşamada sahip çıkacaktır. Bağımsız, özgürlükçü, demokratik, etkin, etkili, üretken, Baro için varız. Statükoya eklemlenen Baro değil, özgürlükçü ve yenilikçi Baro için varız. Yasakçı ve uysal ve biat eden, toplumsal sorunları devletin retçi çizgisi temelinde görmezden gelen Baro değil; bağımsız, özgürlükçü, etkin ve her toplumsal soruna duyarlı bir Baro için varız. Düşünce özgürlüğünün değerini bilmeyen ve düşünceden korkan Baro yerine, bütün toplumsal sorunları tartışan, çözüm sunan ve bunun için tasarılar gerçekleştiren Baro için varız.

Grubumuz, yönetime geldiğinde, programımızda sıraladığımız temel siyasi-toplumsal özgürlüklerin hukuksal güvencelerle sağlanması ve meslek sorunlarının çözümü için; Baromuza üye meslektaşlar ile cüppeli yürüyüşler, mitingler, protest eylemler, sempozyumlar, konferanslar, paneller basın açıklamaları yaparken, yayıncılık faaliyetini yoğunlaştıracak ve çeşitli konularda iptal davaları yanında, kanun tasarıları hazırlayıp önererek, hükümetler üzerinde etkinlik kurmaya çalışacaktır.

Ankara Barosu Genel kurullarında on yıllardır liste oluşturan bütün gruplar (yani Baroda Birlik Grubu, Demokratik Sol Avukatlar Grubu, Çağdaş Avukatlar Grubu) üzerinde durduğumuz temel toplumsal sorunlara sırtını dönerek; program ve bildirilerine dahi konu etmeyerek, tartışma dışı tutarak; statükonun bir parçasına dönüştüklerinden, öte yandan mevcut egemenlik sisteminin içerisindeki iki çizgi olan İttihatçı-Kemalist çizgi ve Yeni Osmanlıcı liberal muhafazakar çizginin yüz yıldan fazla bir süredir devam eden düzen içi iktidar mücadelesinin bir parçası ve işbirlikçisine dönüşerek, gerici gündemlerini ve çatışmalarını birer teferruat yada mütemmim cüzleri olarak genel kurullarımıza taşıdıklarından, birkaç meslek sorununa atıfta bulunmalarına rağmen, bugüne kadar hiçbir çözüm getirmediklerinden, verili olan bu üç gruba ve gündemlerine eklemlenerek gericiliklere kan taşıyan, edilgen, kullanılan, seçeneksiz, programsız, gabin halindeki avukat olmak yerine; eklemlenmeyen, seçenek yaratan, programını ortaya koyan, kendi gündemini Genel Kurullara taşıyarak zihniyetleri değiştiren, ırkçılığı ve gericiliği kıran, devrimci demokrat düşünceye alan yaratan, bütün meslek sorunlarının çözümü yanında, her aidiyetin hak ve özgürlüklerini gündemleştiren, etkin, özne avukat olarak var olmayı esas alıyoruz. Ağır sorunları bulunan aidiyetlere mensup olmakla birlikte, eleştirdiğimiz diğer gruplardan birine eklemlenen, kullanılan, edilgen, sorumsuz, kaçkın, bahane üretici, korkularını aşamayan, seçeneksiz, programsız, zamandan, emekten, masraftan, yüzde bir dahi olmayan risklerden kaçan; ancak kişiliklerini ele vermemek için de bu hakikatler yerine başka hususları geçirtemeye çalışan avukatların zihinlerine yerleşmiş korku, karakol ve putları yıkmak istiyoruz. Bu durumdaki avukatların beyin ve ruhlarındaki Kemalist anlayışa, kullanılmaya açık eklemlenme kültürlerine entelektüel şiddet uygulayarak, kendilerine bir seçenek sağlıyoruz. Ya ortaya koyduğumuz bu seçeneğe geleceklerdir, ya da mevcut gerici gruplardan ayrılarak, ayrı bir grup kuracaklardır. Aksi takdirde entelektüel şiddet mahiyetindeki eleştirilerimizden kurtulabilme imkânları olmayacaktır.

Bu bildirgemizde sıraladığımız ilke ve çalışma konularına katılan her meslektaşımızı; siyasi görüşü, etnik kökeni ve dinsel inancı ne olursa olsun, meslek grubumuzun doğal üyesi saydığımızdan, hep birlikte örgütlenmeye, mücadele etmeye, yönetimde ortaklaşmaya, istisnasız her aidiyetin özgürlüğünü hep birlikte yaratmaya katkıda bulunarak, gerçek kardeşlik ve özgürlük hukukunu oluşturmaya, meslek sorunlarını en kapsamlı programımız temelinde çözmeye çağırıyoruz. Bu çerçevede kendisini tekrar eden bir Baro yerine, değişimin temsilcileri olarak Baromuzun üyelerinden de destek istiyoruz.

Ergenekon davasında yargılananlara destek mesajları veren, aynı örgütsel yapı içresinde olmasalar da Kemalistlik anlamında ideolojik ortaklıkları olan ve Baroyu mevzi olarak düşünen, aynı zamanda muhalefet partilerinin izdüşümü olan İttihatçı-Kemalistlerin yönetimde bulunmasının Baromuzu bulunduğu noktadan daha da geriye düşüreceğini düşünüyoruz. Hürriyet ve İtilaf Partisinin çizgisini liberal muhafazakâr ve Yeni Osmanlıcılık şeklinde modernize eden ve bugünkü iktidarın izdüşümü olan Baroda Birlik Grubunun Ankara Barosunun yönetimine gelmesinin de Baromuzu bulunduğu noktadan dahi daha geriye düşüreceğini ve hiçbir soruna katkı sağlamayacağını düşünüyoruz. Aynı şekilde yönetime gelme ihtimalleri yüzde bir dahi olmamakla birlikte, şunu da söyleyelim; Kemalist Statükocuların kendi ideolojik ihtiyaçları için kullanmış bulundukları ve on iki yıldır gerici muhafazakâr bir gruba dönüştürülmesi nedeni ile temel düşünsel değerleri dahi yozlaşmaya uğrayan Çağdaş Avukatlar Gurubunun da yönetime gelmesi halinde, temel aidiyetlerin hak ve özgürlüklerinin sağlanmasına hiçbir katkı yapılmayacağından, mesleki sorunlar çözülmeyeceğinden, aynı kısır döngü devam edeceğinden Baro düşürülmüş olacaktır. Bu nedenlerle Devrimci Demokrat Avukatlar Grubuna güç vermek, büyütmek ve Baro yönetimine getirmek tek devrimci seçenektir. Devrimci Demokratlar buradadır, gericilik her yerdedir. Devrimci Demokrat değerler bizdedir, gerici değerleri ise diğer gruplardadır.15 05 2012

Gönderen Avukat Medeni Ayhan

ayhanmedeni@hotmail.com


Gönderen Avukat Medeni Ayhan

ayhanmedeni@hotmail.com










Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2012-07-18 (818 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution