Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.









NİÇİN GAZİANTEP
YA PKK, YA DERİN DEVLET-25.08.2012

En başta bir ülkeyi ilhak etmek ve o coğrafya insanlarının beyinlerini çalmak da insanlık suçudur. Asimile, demokraside ve İslam şartlarına göre de bir insanlık suçudur.


Bir halk işgale uğramış ise, adı ne olursa olsun egemen devlet hala o ülke benim ve o insanlar benim öz vatandaşım diyorsa, bu dünyada ve ahirette bir insanlık suçudur affedilmez, tarihe geçen kayıtlar zamanı gelince affetmez bilakis cezalandırır.

İngiliz ve Fransız emperyalizmin egemenliğinde kalan bütün adalar ve ülkeleri uzun zaman ellerinde tuttu ve sömürdü Sömürülen yerli halkın sivil toplumsal muhalefetleri, bireyleri dâhil olmak üzere, işgalcilere karşı baş kaldırdı ve bu yüzsüzleri ülkelerinden kovdu. Sömürgeci işgalciler yerli halkın baş kaldıranlara ‘’Terörist’’ damgasını vurdu. Zaman aşamasından sonra bu sömürgeci ülkeler zamanla zayıflayarak geri çekilmek zorunda kaldılar.

Maalesef dünya ülkelerinde uluslaşmaya tırmananlar, ulus-devlet hakkını almak isteyenler insan kanı ve kanların mürekkebi ile savaşarak, kendini savunarak, bedel vererek ülkelerini kurdular. Mandela, Yasin Arafat, Vietnam, Kambocha, Afrika ülkeleri v.s. gibi ülkeler bedel vererek ülkelerini kurdular. Kürdistan ülkesi de Fransız, İngiliz ve destekleyen sömürgeciler tarafından dört parçaya bölüp İran, Irak, Suriye ve Türkiye’ye insanlarıyla birlikte teslim ettiler.

İnsafsız ve vicdansız egemenler bu toprakların yeraltı ve yer-üstü kaynaklardan istifa ederken acımasızca baş kaldıranları katliama uğrattılar, onlara terörist dediler, katil dediler, cani ve eşkıya deyip insafsız dediler. Hâlbuki insanı yaklaşımını gösteren sömürgeci devletler uzlaşıcı demokratik elini uzatsaydılar ne kan ve ne de suçlar işlenecekti. Suçu işleyen egemen devlet, suçu başkasına yükleyen yine egemen devlet… Burada din kardeşi demek yine insanlık suçuna girer, kan-kardeşiz derken hakkı vermemek yine insanlık suçu sayılır. İşte Türk devleti tarihi boyunca suç işliyor. Türk devleti temelden beri şiddet kullanıyor ve her türlü siyasal ve askeri darbelerle insan kıyımına geçmiş olduğunu kendisi de biliyor. Bu vesile ile T.C. devlet olarak terörist sistemi vardır ve Kürtlere karşı kuvvet kullanıyor. Asil terör, işgalci ve sömürgeci devletin yapısında terör vardır, terörist otomatikman Türk devletin kendi öz sistemidir. Türk kamuoyu, Kürt sorununu ile ilgili yeteri kadar bilgiye sahip olmadıkları için, tek ideolojik bilgilerle beyinler programlaştırılmış ve ona göre devlet sistemi ve yöntemi biçiminde medyaları dâhil, eğitim dallarıyla birlikte şartlandırılmıştır.

İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar, yıllardır devam edip sonuçlanmıyor. Kürdistan’ın sanayi ili olan Gaziantep’te bomba yüklü araçla düzenlenen 9 kişinin ölümü ve haber kaynağınca 69 kişinin de yaralandığı medyalarda yansıdı. Alışık olmayan Gaziantep halkı günden güne tepki göstererek Kürt mahallelerine ve BDP parti bürosuna saldırmaya ve yakmaya başladılar. Devlet, BDP’ye ait bütün yağmalarına göz yumuyor ve devlet asayişini suiistimal ederken, devlet yapısını radikalce militanlaştırıyor. Emniyet Müdürlükleri, Kaymakamlık ve Valiler bu radikalizminde militarizmleştiriliyor.

Devlet, devlet olsa şiddet nereden gelirse gelsin asayiş bekçilerini o tarafa yönetmeli ve koruma altına almalıdır. Her insan kendi işini halletmeye çalışırsa ortam kâbusa döner. Zaten ülkede demokrasi olmuş olsaydı bu tür olaylar da cereyan etmez ve halk da çile çekmezdi. Demek ki devletin klasik yapısı, idari sistemi, devlet anlayışı ve akıl-mantık yapısı ancak bu kadar idrak edebiliyor. Türkiye’de yaşayan akademik uzmanların mantığı da devletin sosyal, ekonomik ve kültür yapısına göre şekillendirilmiş, şekillendirilmiş ki bunlardan umut beklemek pek mümkün değildir.

Gaziantep dâhil, insanlığa karşı işlenen suçlar; Kuzey Kürdistan’da niçin yapılıyor?

Devlet oturup uzun düşünmelidir. Niçin Kürdistan bölgesinde orman yanmaları, ekinlerin harap edilmeleri, hayvanların telef edilmesi, insanlara bok (fışkı) yedirmeleri faciaların en zulmü bu bölgede olması niçin?

Niçin Türk metropollerinde olmuyor bu olaylar?


Asıl yargı nedir, Kürt sorunu mudur?

Devlet size hitap ediyorum konuşun ve cevabımı veriniz. Devlet ve mekanizması-çarkı olan iktidar Hükümeti AKP ve diğer Türk siyasi partileri Kürt sorununa cesaretle yaklaşınız, yaklaşınız ki ortam serinleşsin, inatça yaklaşmadığınız müddetçe, Kürtleri muhatap almadıkça, Kürtlere, terörist ve yandaşları söyledikçe, Kürtleri lekeleyip üzdükçe, ne PKK ve ne de Türk derin devletin içindeki terörist darbeciler rahat durur. Kısacası Kürtler Türkiye’yi Libya, Mısır ve Suriye olmasını istemiyor, barış elini uzatıyor, bir arada birlikte yaşamak istiyor.

Gayeniz Kürtleri kaybetmekse buyurun hodri meydan…

Burada en büyük vicdani azabı çekenler Kürtlerdir ve Kürdistan coğrafyasıdır. Bodrum’da orman yandığında bütün Türk milleti ayağa kalkıyor, Kürdistan’da Türk savaş uçakları her gün savaş uçaklarla havada bombalar atarak bütün tabiatın güzelliklerini ve zenginliklerini canlı varlığıyla tahrip edip tabiatı olduğu gibi canice yakıyor ve öldürüyor.

Tabiatı tahrip eden bir zalim iktidar,

Tabiat kaynaklarını yakıp kavurduğu gibi insanları da öylesine kıyıyor. Bu vuruş toplumsal barışı bozuyor ve kör bir savaşı birliğinden getiriyor. Sanayi bölgesi olan Gaziantep bombalama olayı ‘’PKK biz yapmadık’’ dediğine göre derin devletin işi olsa gerek, derin devlet Ergenekoncular ve vicdansız şiddet eylemini düzenleyenler barış ve diyalog yerine Kürt sorununu çıkmaza sokanlar, Kürt-Türk savaşını başlatmak isteyenler, Gaziantep’te araç yüklü bombayı düzenlemişlerdir. Gaziantep bomba olayında, CHP, MHP, AKP ve Türk medyaların aynı dilde konuşlandırılması ırkçı ve milliyetçi bir tavır olarak aynada göründü. Bu görüntü, Kürtleri hedef gösterdiler.

BDP, bu bombayı düzenleyenlere karşı kınama mesajını verdi ve suçladı. BDP’li Kışanak’da böyle bir olayın kabul etmediğini beyanında bulunarak devletin operasyonlara son vermesini talep ederek PKK’nın de yerine çekilmesini istedi, şayet PKK bu olayı yaptıysa Kürtlerin özgürlük davası zarar gördüğüne dair sözünü tekrarladı.

Kışanak ve Aysel Tuğluk’ların silahlı Gerilla ile olan resim görüntülerini; siyasi partiler ve özellikle Bülent Arınç büyük bir hırçınlıkla koz kullanıp laf yetiştirip, bunların parlamentoda kürsü almalarını bile hak etmediklerini kamuoyuna duyurdu. Kürt siyasi politikacıların Antep olayından sonra zor duruma düştüğü görülüyor ve tedavi etme olanağını sağlamak için ancak iki taraflı ‘’Ateş-Kes’’in ilanı ile halkın öfkesini sakinleştirdiğine inanıyorum.

Kürdistan ulusal mücadelesi çok zor bir süreçten geçiyor,

Kazanımını elde tutan Güney Kürdistan’ı kaybetme olanakları doğar, Suriye Kürtlerin kazanımları yakınken umutlar aniden yok olabilir, BDP Vekillerin vekillikten düşme ihtimali çok yüksek, zaten bazı vekiller hakkında dava işlemleri Savcılıkta yürüyor ve yakında cezalar belli olacak.

Kürdistan’ın bütün bölgelerinde ne patlarsa patlasın yerli halkın aleyhine ve maddi ve manevi zararına işlenen cinayetlerdir.

Kürt ve Türkler barışı sağlamak için inat etmeden bir araya gelmek zorundalar. Muhatap olan bütün Kürtlerin kurumları, şahsiyetler ve emeği geçenlerdir. Bu dostluk ve diyalog anlayışı gerçekleşirse kan akıtma ve savaş da durur.

Benden söylemesi, rantçıların (Getirim-gelir) doku organlarına dokunarak mutlaka savaş durdurulmalı ve ‘’Barış Elini’’ uzatmalı.

Sevgi ve Selamlarımla

Kutbettin Özer

KutbettinO@t-online.de

Gazeteci ve Yazar










Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2012-09-14 (1008 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution