Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.








Av. Medeni Ayhan: OLASI BİR PARTİ PROGRAMI TASLAĞINI OKUYUCUNUN TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRMESİNE AÇIYORUM. -01.02.2013

KÜRDİSTAN ULUSU VE ÜLKESİ İKTİDAR PARTİSİ PROGRAMI(BERNAMA PARTÎYA ÎKTÎDARA WELAT Û NETEWÊ KÛRDÎSTAN)


Hükümetlerin kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi yeni bir düzenleme ile ortadan kaldırılmalıdır. Hukuk devletinde asıl olan hukuka uygun kanunlar ile düzenlemeler yapılmasıdır. KHK’ler ile yürütmeye hukuka aykırı düzenlemelerini meclisin denetimi olmaksızın ve yargıyı da bay pas ederek yapma imkanı sağladığından, ölçüsüzlüğe ve hukuksuzluğa yol açmaktadır.

Hakimlere yer ve görev güvencesi verilmeli, yargıçlık ve savcılık meslekleri arasındaki geçişlere son verilmeli, özlük hakları, atanma ve disiplin kurulu kararlarına karşı yargı yolu yasa ile düzenlenmelidir. Hakim ve savcılar yanında, diğer bütün memurlara toplu sözleşmeli, grevli sendika hakkı sağlanmalıdır. Hakimlik ve savcılık yapacaklara, asgari 3 yıl avukatlık yapma şartı getirilmeli ve üç yıl avukatlık yapmış her avukat da; istem ve sıraya bağlı olarak hakim veya savcı olabilmelidir.

Adil yargılanma hakkını sağlamak ve halkın hak arama hürriyetinin sınırlarını genişletmek için mücadele etmeyi esas alıyoruz. Türk Devleti içinde çatışan siyasi güç ve akımlardan birine eklemlenerek, gündemlerinin bir parçası olmak yerine, halkın ve toplumsal özgürlüğün gerçekleşmesinden yanayız. Kemalist devletin kuruluşundan bugüne yargı politize edildiğinden, kurum ve partilerin müdahalelerine de maruz kaldığından bağımsız ve tarafsız yargının var olduğundan bahsedilemez. “Devletin ali menfaatlerini”, toplum ve birey karşısında koruma algılayışı ile konumlanmış/konumlandırılmış yargısal zihniyet hukuk dışıdır, politik ve taraflıdır. Yargı bağımsızlığı keyfilik de değildir, hukukun üstünlüğünü, evrensel hukuk kaidelerini, bilimsel eserleri, karar standardizasyonunu esas almak, kişiye ya da aynı türden olan davaya göre değişmeyen kararlarını bir etki altında kalmadan verebilmek demektir. Devletin kuruluşundan itibaren Kemalist partilerin yargının her alanına kendi yandaşlarını atamaları ve yargının bağımsızlığını ortadan kaldırmak için her şeyi yapmaları bir kural olarak işlerken, son on yılda ise liberal-muhafazakar iktidarın yargıyı belirleme ve etkileme çalışması yürüttüğü, her yere yandaşlarını yerleştirdiği açıktır. Yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkının sağlanabilmesi için hakim ve savcıların her türlü güç odağının etkisinden kurtarılması zorunludur. Bağımsız ve adil bir yargının var olabilmesi için partilerin, devletin diğer kurumları ile yürütmenin yargıyı etkileme ve baskı yapma eylemlerinden uzak durması, hakimin dış etkiyi kabul etmemesi, devletin resmi ideolojisinden, duygu ve ideolojik politik çizgisinden, medyanın yarattığı hava ve basınçtan, menfaat algılayışından uzak olması, davaların da makul sürede sonuçlandırılması zorunludur. Geciken adalet, adalet değildir. Davaların makul sürede sonuçlandırılması için yeterli sayıda hakimin atamasının yapılması ve bir hakimin iki üç hakimin bakabileceği dosya sayısına bakmak zorunda bırakılmaması gereklidir.

Yargı, yasama ve yürütme erklerinin birbirine güç geçirterek üstünlük sağlama çabası vermeleri yerine, üç erkin kendi görev ve yetki alanını aşmaksızın işbirliği içeresinde hukukun üstünlüğünü esas alarak gerçekleştirmesi zorunludur. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin yasa koyucu gibi hareket ederek yasama güç ve yetkisini elinde barındıran meclisin yerine geçmesi, Danıştay’ın da zaman zaman politik hareket ederek, kendisini yürütme organın yerine geçirmesi, buna karşın yürütmenin de meclisi ve yargı erkeni bay pas etme heveslerini dayatması hukukun üstünlüğünün gerçekleşebilmesine engeldir.

Yargı reformu zorunludur. Ancak var olan totaliter-otoriter, anti demokratik yargı kurumsallaşması ve işleyişi ortadan kaldırılmaksızın, yargı reformunun yapılabilmesi olanaklı değildir. Savunma kurumsal açıdan yargılama içerisinde en etkin unsur haline getirilmeden, hukukun üstünlüğüne uygun, demokratik ve hukuksal bir yargılama olanaklı değildir. Hak arama hürriyetinin, adil yargılama hakkının, yargılama içerisinde silahların eşitliği ile kararların standardizasyonun sağlanmalıdır. Savunma; yargı erkinin en önemli ayağıdır ve kutsaldır. Savunma hakkının totaliter bir anlayış ile kısıtlanmasına ve yargının da sadece hakim ile savcının devlet adına etkinliğiymiş gibi gösterilmesi yargının ortadan kaldırılmasıdır. Ceza yargılamasında müdahil ve sanık ,buna karşın hukuk yargılamasında ise davalı ve davacı yargının en önemli özneleridir, onların temsilcileri olan savunma makamı da asılında yargının en önemli ayağı olarak rolünü oynamadıkça yargılama faaliyetinden bahsedilemez. Yürütme ve yasama karşısında; yargının bağımsızlığı ve yargı içerisinde de savunma erkinin bağımsızlığı ve etkinliği esastır.

Anne ve babanın rızalarının bulunması halinde kürtaj yapılabilmelidir, hukuki bir hak olarak yasal düzenlemeye bağlanmalıdır. Anne ve babanın doğurmak istemediğini ise, hükümetler ve devlet zorla doğurtmamalıdır.

Türkiye nin demokratikleşmesi ve Kürdistan ulusal sorunun bir proje çerçevesinde uluslararası kurumların kontrolü, gözetimi, denetimi ile bütün Kürt eğilimlerin muhatap alınması ve sömürgeciliğin tasfiyesi süreci çerçevesinde gelişebilmesi için yukarıda sıraladığımız değişim ve dönüşümlerin gerçekleştirilmesine imkan verecek şekilde yeni bir anayasa ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır. İttihatçı-Kemalist çizgi; bütün sorunların kaynağıdır, devletin resmi ideolojisi olmaktan çıkarılmalıdır. Baasçılık İttihatçı Kemalist çizginin bir kopyasıdır. İran fundamentalizmi ise İttihatçılık ve Kemalizm’in dinsel figürlü kopyasıdır. İttihatçı-Kemalizm, Baasçılık ve İran Molla fundamentalizminin ortak yanları ırkçı, totaliter, otoriter, sömürgeci, bürokratik, kendi yasaları karşısında dahi ölçüsüz, redde, inkara imhaya dayanan gerici statükocu ideolojik politik birer beton olmalarıdır. Yapılacak anayasa da, Kemalizm dışında da her hangi bir resmi ideoloji olmamalıdır, herhangi bir etnik, dinsel ve mezhepsel ideoloji egemen kılınmamalıdır. Gerek Osmanlı döneminde, gerekse Türkiye’nin kuruluşundan itibaren yapılmış bütün anayasalar, askerlerin ve sivil devlet bürokrasinin eserleri olarak ortaya çıkmış bulunduğundan, özgürlükçü nitelikleri olmamıştır. Söz konusu anayasalar toplum ve bireyin hak ve özgürlükleri yerine, devletin kutsallığını, güvenliğini, kırmızı çizgilerini ve korunmasını esas alan metinlerdir.12 Eylül Faşist darbesinin ürünü olan ve farklı tarihlerde yapılmış değişiklikler sonucunda sistematiği bozulan, sözde olarak düzenlediği her haktan sonra “ama veya ancak” diyerek ortadan kaldıran, sarsılmış faşizmi güçlendiren 12 Eylül 1980 darbesinin anayasası, getirmiş olduğu bütün kurumlar ile birlikte ortadan kaldırılmalı, programımızda ortaya koyduğumuz şekilde bütün aidiyetlerin varlık ile özgürlüklerini güvence altına alacak, yeni bir Anayasa yapılmalıdır. Anayasanın veya Anayasanın ilk üç maddesinin değişmezliği söylemi, statüko ve gericiliğin değişmezliğini yansıtmaktadır. Tarih ve toplumların ihtiyaçlarına göre her şey değişir , değiştirilir. Bütün aidiyetlerin varlıkları ile hak ve özgürlüklerinin üzerine, ideolojik politik gerici kanun mevzuatı ve Anayasalar ile beton döküldüğünden, her şey özgürlük ve haklardan yana olarak değiştirilmelidir. İki ülke, iki ulus, self determinasyon hakkı için referandum, çok sayıda ulusal azınlık, farklı dini inançlar ve ibadethaneleri Anayasal güvence altına alınmalı, ancak düşünce özgürlüğüne karşı tehdit olacağından herhangi bir resmi ideolojiye de yer verilmemelidir. Yapılacak yeni Anayasa bir tek partinin çoğunluğu üzerinden dayattığı bir metin olmamalı, uzlaşmaya dayanan bir toplum sözleşmesi niteliğinde olmalı, kutsanan devletin güvenliği ile varlığını esas alan “devlet” odaklı anayasa yerine, toplumun ve bireyin özgürlüğünü esas alan “toplum ve insan odaklı” anayasa yapılmalıdır. Yeni Anayasa kısa, yoruma meydan vermeyen ve bir özgürlük alanını düzenlerken, “ama”lar ile kısıtlayıp biçimsizleştiren bir düzenleme olmamalıdır. Programımızda özetlediğimiz hak ve özgürlüklerin bir kısmının Anayasa da, diğer kısmının ise yasama tekniği açısından anayasada yer alamayacak durumda olması nedeni ile Anayasanın yansıması olabilecek yasalar ile düzenlenmelidir. Aksi takdirde özünde yeni bir Anayasa yapılmamış olacak, yapılacak anayasa eskisinin diğer bir yansıması olarak sadece Türk sermayesinin uluslararası sermaye ile birleşme ve içerde de istediği gibi hareket edebilme olanağını sağlayan diğer bir gerici, statükocu ve sömürgeci metin olacaktır.

Partimiz Kürdistan ulusal paradigması ve konsepti olan bu programımız çerçevesinde yeni ve eski kadroları buluşturarak, kadro eğitip örgütleme yaparak eylem ile gelişmeyi esas alarak atıfta bulunduğumuz hedefleri gerçekleştirmeyi temel almaktadır. Atıfta bulunduğumuz hiçbir aidiyet ve grubun özgürlükleri diğer biri ile çelişmemekte, karşı karşıya gelmemektedir. İstisnasız her aidiyetin varlık ve özgürlüğü; devletin resmi ideolojisi olan İttihatçı-Kemalizm in statükoculuğu ve bu statükoyu esnek yöntemler temelinde sürdürme amacındaki liberal muhafazakâr-yeni Osmanlıcı çizgi ile çatışmaktadır. Bu nedenle devlettin gerici-retçi-inkârcı-ırkçı-statükoculuğuna karşı; istisnasız her aidiyetin özgürlüğünü hep birlikte savunmak, hep birlikte mücadele yürüyüşünde kardeşleşerek faşist sömürgeci statükoyu patimizin şiar edindiği; her aidiyetin özgürlük ve taleplerini hep birlikte mücadele ederek gerçekleştirmek, Türk egemenlik sisteminin altındaki kitle dayanaklarını çekerek her aidiyetin taleplerini sağlamak esastır.

Birlik kurtuluşun ön şartıdır. Bağımsızlaşmanın arifesidir. Yurtsever devrimci bağımsızlıkçı Kürdistanlıların dağınık ve örgütsüz olması karşısında; hepimizin her sömürge ülke de olduğu gibi birbirimize omuz vererek güç yaratmasını ve sonuç almasını gerektirmektedir. Bu temelde sınıfsal anlamda ideolojik içerikleri öne çıkarmadan, ulusal paydada (yani ulusal konsepti ve vazgeçilmezleri olan ülke, ulus ve bağımsız siyasal iktidar üçlüsünde) birleşerek, rejimin ne olabileceği sorununu bağımsızlığın sağlanacağı sürece erteleyerek, ortak paydada ilerlemeyi esas almaktayız. Partimiz ulusal birlik örgütü olmayı esas almaktadır. Sınıfsal açıdan ideolojik detayları öne çıkarmak, mevcut süreçte birlik mekanizmasının oluşumunu sakatlar, zayıflatır. Kürdistan Ulusal Birliği, bütün sınıf ve katmanların katılımını ve seferberliğini gerektirir. Bu temelde komünist, sosyalist, anarşist, demokrat, liberal, çeşitli inançlardan dindar, milliyetçisiyle herkesin katılımına açıktır. Diğer bir deyişle çıkarını ve tercihini Kürdistan Ulusal Kurtuluş’unda ve bağımsızlığında gören işçiler, genel anlamda diğer emekçiler, burjuvalar, köylüler, esnaflar, aydınlar, öğrenci gençlik, çeşitli inançlara mensup dindarlar ve diğer kesimler birlik mekanizmasının doğal tabanıdır. Sömürgeci egemenlik sistemini dayanaklarıyla birlikte zayıflatmak ve bu sisteme karşı daha büyük bir güçle çıkabilmek için, bütün mücadele dinamiklerini buluşturmak zorundayız. Ulusal mücadele; pratik, ideolojik, politik, diplomatik, ekonomik, akademik, kültürel sanatsal, edebi, felsefi ve çeşitli medya araçları ile propaganda faaliyetlerinin toplamından oluşmaktadır. Kürdistanlı yurtsever devrimcilerin, yapabileceği her türden katkı ve çabayı, diğer bir değişle verilecek görevlerin tamamını adanmışlık anlayışı çerçevesinde militan bir ruh, kırılmaz inanç, büyük bir fedakârlık, dürüstlük, samimiyet, tutarlılık, bilinç, uyanıklık ve inat içerisinde ertelemeden, vazgeçmeden ortaya koyması temel ilkedir. Bu çerçevede bir duruşu ve kişiliği gerçekleştirmeden sonuç alma ve gelişme imkanı yoktur.

Ulusal birliğin kurulmasını engelleyecek temel tahripkar pratikler işbirlikçilik ve Kürdistan içindeki birakuji patrikleri olacağından, her koşulda bu tür pratikleri ret ediyoruz. Kürdistan daki eğilimler arasındaki mücadele ideolojik-siyasi ve teorik eleştiri ile sınırlı kalmak zorundadır. Kürdistan ulusuna eleştiri kültürü taşınmadan ideolojik teorik mücadele mümkün olmayacağı gibi, Kürdistan nın aydınlanması ve rönesansı da gerçekleşemez.

Partimiz Kürdistan nın kuzeyinde, doğusunda, batısında ve güneyinde yer alan bağımsızlıkçı eğilimler ile sürekli olarak dayanışmayı esas almaktadır. Partimiz, ezen ulusların anti sömürgeci, anti faşist, ve Kürdistan ulusunun bağımsız devletini kurma hakkından yana siyasi güçlerini, aydınlarını, kadın hareketlerini, çevreci hareketleri, sömürgeci devletlerin egemenliği altındaki diğer ulusların ulusal hareketlerini, hakları gasp edilmiş ulusal azınlıkları ve kurumlarını, bağımsızlık hedefimizden yana tutum alan uluslararası kurum ve devletleri Kürdistan ulusal mücadelesinin dostları olarak değerlendirerek ilişki geliştirmeyi esas almaktadır.

Partimiz,1800 li yılların başından itibaren Kürdistan da ortaya çıkan bağımsızlıkçı ayaklanma ve eğilimlerin tamamını sahiplenerek değer atıf etmekle birlikte, hiçbir eğilim yada örgütün birer devamı yada geçmiş örgütlerin birer koalisyonu değildir, olamaz. Bu temelde geçmişin geleneklerinden dahi gelebilecek bireylerin geçmişleri kişisel tarihlerinin bir dönemi dışında bir şey değildir, ve bunlardan hiç kimse geçmiş eğilim ve gelenekleri ile tarzlarını yeni ve farklı bir model, çizgi ve tarz olan yeni kadrolar yaratarak öne geçirmeyi esas alan ve günümüzün ekolü olarak kendisini kurumsallaştırmayı ilke edinen partimiz içeresinde konuşturamaz, örgütleyemez.

Kürdistan Ulusal Sorununu doğru tanımlama öngörüsünden ve iradesinden yoksun olan bir çizginin ile hareketin kendi meşruluğunu esas alması ve devrimci siyasal değerler yaratması olanaklı değildir. Partimiz, kanunlardan yararlanabileceği yerde, yararlanacaktır. Kanunların engel teşkil ettiği yerde ise, kendi meşruluğunu esas alacaktır. Bu temelde Partimiz, demokratik devrimci mücadeleyi ve sivil itaatsizlik eylemlerini şehir-kır alanlarına taşıyarak, sokak ve meydanlara çıkarak, eylemle gelişmeyi ve kriz yaratarak sonuca gitmeyi esas almaktadır. Partimiz, legal, açık alan partisidir.

Mwedeni Ayhan

ayhanmedeni@hotmail.com










Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2013-02-01 (834 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution