Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.






KÜRDİSTAN'NIN KUZEYİNDEKİ PARTİ VE OLUŞUMLARIN ELEŞTİRİEL ANALİZİ VE ALTERNATİF İHTİYACI



BİR : TASFİYE OLMUŞ KDP-BAKÛR MEZARDAN ÇIKARILABİLİR Mİ, PLATFORMA KÛRDEN DEMOKRAT İLE LEGAL KDP KURULABİLİR Mİ, EN FAZLA TABELA PARTİSİ OLARAK YENİ KADEP OLUR MU?



Avukat Medeni Ayhan



PKK hariç, Kürdistan nın kuzeyindeki örgütlerin tamamı 1980 darbesi ile birlikte tasfiye oldu. PKK ise Apo nun kullanılması ve bu kişinin örgüt tarafından red edilmemesi üzerine, işbirlikçi bir ideolojik politik çizgiye dönüştü. PKK hariç, Kürdistan nın kuzeyinde bulanan örgütlerden hiçbiri 33 yıldır eylem üretemedi, tabanını koruyamadı ve üyelerine bir tek kişi ekleyemedi. Tasfiye olan 7 örgütten biri olan KDP-Bakûr ise aslında darbeden önce ve KUK un içerisinden çıkması üzerine, tasfiye sürecine girmişti. 1965 te özerklik talebi ile kurulan Türkiye –KDP si o günün koşullarında aşiretsel yapı üzerinde kurulmuştu,ancak,1970 li yılların sonuna gelindiğinde bir ölçüde aşiretsel yapı çözülmüştü. Daha önemlisi de dünya ve Ortadoğu bölesinde güncellenen sınıfsal ve ulusal kurtuluş hareketleri sosyalizmi benimsiyordu. Kürdistan nın kuzeyinde kurulan bütün örgütlerin sosyalizmi benimsemeleri üzerine, KDP bünyesinden çıkan KUK örgütünün silahlı mücadele yöntemi ile bağımsız birleşik Kürdistan ı ve sosyalist düzeni hedefleyerek bu tezleri işlemesi üzerine, Türkiye-KDP si daha 1980 darbesi gelmeden tasfiye sürecine girmiş oldu. T-KDP si bünyesinden çıkan ve tasfiyesine yol açan örgüt KDP-KUK adını da kullanmakla birlikte, özü itibari ile stratejisi ve kültürü ile farklı bir örgüttü. KUK örgütünün T-KDP içinden çıkması ve bu örgütü tasfiye etmesi; aslında, daha o tarihte Kürdistan nın kuzeyinde T-KDP sinin tarihsel misyonunun bittiğinin bir göstergesi ve sonucuydu. 1938 den sonra sinerji kazanan ve darbe sonrasında tepkisi daha da yoğunlaşan Kürt halkının tepkisini kanalize etmek ve bağımsız Kürdistan hedefine gitmek üzere; KUK,KAWA,RİZGARİ gibi örgütlerden her hangi birisi dahi PKK nin 1984 te kurşun sıkmasından bir gün önce kurşun sıkmış olsaydı, bugünkü PKK olmayacaktı. Kurşun sıkan örgüt sadece PKK olduğundan, bütün örgütlerin tabanlarının üzerine oturarak kendisini devam ettirirken, diğer örgütler tasfiye olmuş oldu.





KDP Bakûr, tasfiye olmuş olmasına rağmen, 1991 yılında hem reel sosyalizmin çözülmesi, hem de Kürdistan nın Güneyindeki KDP nin aynı yıl filen otonom bir statüye kavuşması üzerine,1992-1993 yıllarında bakiyede kalan bazı kadroları ile Güney Kürdistan da kongre toplantısı yaparak, silahlı mücadeleye başlama kararını aldılar, federasyonu temel hedef haline getirdiler. Ancak bu silahlı mücadele kararını tek bir eylemle dahi yerine getiremediler. Çünkü bu kararı alanlar Kürdistan ın kuzeyindeki KDP nin siyasi ve tarihi misyonunu tamamladığını göremedikleri gibi, artık bir genç olmadıklarını, konformist yapı kazandıklarını, aileye bağımlı bulunduklarını, silahlı mücadele için gereken militan mücadele adamı olma özelliğini kaybettiklerini, sinerji ve enerjilerinin bu işe yetmediğini birbirine itiraf edemediler. Belki de legal alanda dahi militan bir mücadele sürdüremeyecek duruma düştükleri için bundan da kaçmak için hiçbir dönem pratikleştirmeyecekleri silahlı mücadele kararına sarıldılar. Sonuç itibari ile siyasi ve tarihi misyonunu tamamlamış bu yapıyı mezardan çıkartıp koşturmak olanaklı olmadığından, aldıkları karalar havada kaldı. 2003 yılından sonra Kürdistan nın Güneyindeki KDP resmi olarak federasyon statüsü kazanarak iktidara oturmasından sonra KDP-Bakûr adını mezardan çıkartıp pazarlama eğilimleri devam etti. Ancak buna rağmen kendilerini KDP-Bakûr şeklinde tanımlayanlar marjinal yapıları içinde de kopmalara uğramaya devam etti.





1965 te, rahmetli Faik Bucak liderliğinde kurulan T-KDP nin kurucularından biri olması nedeni ile Şerafettin Elçi 1997 yılında bu geleneğin temsilcisi görüntüsü içinde Demokratik Kitle Partisini(DKP) kurduysa da, 1999 yılında Anayasa mahkemesi tarafından kapatıldı. Bunun üzerine 2006 yılında,yine KDP geleneğinin legal alan içindeki devamı görüntüsü içinde ikinci partisi KADEP i (Katılımcı Demokrasi partisini) 30 kişilik kurucular kurulu ile kurdu. Şerafettin Elçi nin vefatı üzerine, 02 03 2013 tarihinde 26 kişinin katıldığı bir kongre sonucunda yeni genel başkanı Lütfi Baksi seçilmiş oldu. Şerafettin Elçi nin,1965 teki T-KDP sini,2009 da kapatılan Demokratik Kitle Partisini arkasına aldığı varsayılarak, Başûr den başka türden destek alarak, 2006 yılında kurduğu KADEP i; politik açıdan faal olmayan, yaşlı arkadaşları ve akrabalarından oluşan 30 kişilik kurucular kurulu ile kurmasına rağmen,2013 yılında yapılan kongrenin 26 kişi ile yapılmış bulunması, hem tabela partilerinin traji komik durumlarını, hem de Kürdistan nın kuzeyindeki KDP nin tasfiye olduğunu, bu gelenekte kendisini tanımlayarak veya bu görüntüyü vererek hiç kimsede bir umut yaratılmadığını göstermektedir. Ancak mevcut bu hayret verici durum; aynı zamanda, Şerafettin Elçi nin ve arkadaşlarının örgütçü niteliklerinin bulunmadığını, pratik siyaset yapmak, kitleleri örgütlemek açısından bir enerji ve takatlarının olmadığını, sadece demeç vererek kendilerini var etmeyi amaçladıklarını göstermektedir. Ayrıca Şerafettin Elçi nin devleti ve sömürge sistemini cepheden karşısına alabilecek bir kişi olmadığı, siyaseti esasen birey olarak milletvekili olmak için ve medyada genel başkan sıfatı ile yer almak açısından yaptığı, aynı zamanda Kürdistan nın güneyindeki KDP ye “siyasetinizi temsil ediyoruz” yansıtması ile Güney Kürdistan daki şirketlerine ihale almanın da hedeflendiğini göstermektedir. Şerafettin Elçi yaşamdayken de 70 yaşında Melik Fırat ile başkan olma isteklerindeki çekişmelerini gerekçe yaparak, aynı stratejiyi benimsemelerine rağmen, parti ve oluşumlarını birleştirememelerinin önüne geçmelerini siyaset yapma tarzlarıyla birlikte eleştirmiştik. Alt yapı çalışması yapmadan, eylemsiz kalarak, örgütlemek için toplumun çeşitli kesimleri ile temasa geçmeden popülarize edilmiş isimlerin demeçlerinin peşinden hiç kimse koşmamasına rağmen, Şerafettin Elçi nin aksini düşünerek hareket ettiği de anlaşılmaktadır. KADEP, en fazla bugünden itibaren 12 ay daha kendisini devam ettirecek, Türkiye nin yerel ve genel seçimlerinin yapılması sürecinde bazı pazarlıklarda bulunma imkanını olup olmadığı denenecek, ayrıca yöneticilerinin tamamı değil, ancak kimileri aile ve akraba şirketleri olanlardan kimileri Kürdistan nın Güneyindeki hükümetten siyaseti ticaretlerine alet ederek ihale almaya çalışacak, ancak kesin olarak fesh edilecektir. Örgütlenerek büyümek ve güç olmak yerine, 30-40 kişilik kurucu üye kaydını dahi koruyamayan ve uzun yıllar boyunca tabela partisi olmaktan kurtulamayanların siyasette bir geleceklerinin olması ile kalıcı bir özelliklerinin bulunması ve katkı yapmaları olanaklı değildir. Bu durumdaki bu partinin 26 02 2013 tarihinde yaptığı kongrede kendisini fesih etmesi gerekirdi. KADEP te üye kaydı yapılan kişi sayısı Amed teki 3-4 kişi ile sınırlıdır, bunlarda gençlerden oluşmaktadır. Amed KADEP Temsilciliği bürosuna gidip gelen bu 3-4 genç arkadaşın üyesi bulundukları partinin mevcut durumunu görmelerine rağmen, yurtsever mücadele yürütme gibi bir amaçlarının olması halinde aynı partide kalmaya devam etmelerinin mücadeleden kaçkınlık ve oportünizm olacağını bilmeleri gerekmektedir. Bu nedenle Amed teki KADEP Temsilciliğinin bürosunu buluşma ve çay içme yeri görmeyi bırakarak tutarlı yurtsever tavır alarak bize gelmeleri gerekmektedir. KADEP gibi 7 yıldır tabela partisi olmaktan kurtulmayan, İhtiyaçlara yanıt vermeyen, alternatife dönüşmeyen, örgütlenme yaratma niteliği bulunmayan yapıları kurmak, Kürdistan ulusuna bir hizmet yapmak değildir, tersine ihtiyaçları tüketmek kendisini ve halkı aldatmak, bütün işbirlikçilik ve çarpıklıklarına rağmen Demokratik Cumhuriyetçilerin tek alternatif olduğu düşüncesini güçlendirmektir. Bu noktadaki eleştirimiz sadece KADEP için değil, HAK PAR, DDKD adıyla siyasal misyonlu dernek kurma iddiasında olanlar, MESOP-ÖSP, Tev Kurd ve legal KDP yi kurarak alternatif örgüt olabileceklerini zan eden yanılgılı kişiler için de geçerlidir. Bu eğlimçikler yanında, Şerafettin Elçi nin ve arkadaşlarının içinde yer aldıkları partilerin tamamının federasyoncu ve entegrasyoncu olduğu da açıktır.





2011 yılında Şerafettin Elçi nin; ”Yaşım ilerledi, sağlık sorunlarım var, hacca gideceğim, partim ihtiyaçlara yanıt vermiyor, partimi fesh edelim, PKK-BDP-DTK dışındaki inisiyatif ve gruplarla birleşerek, yeni bir parti kurarak, genç kuşağa teslim ederek, kendimizi siyasetten çekelim” demesi üzerine, partisinden Lütfi Baksi, Civanroj Cihan, Nadi Yektaş, Lêgerin İnisiyatifi adına Sedat Çınar, Tahsin Sever, DDKD (Devrimci Demokratlar Grubu) adına İmam Tasçıer, Halim İpek, Abdullah Okumuş, Dicle Fırat Grubu adına Muhittin Batmanlı, Kürdistani Parti Hareketi (Bizava Partîya Kûrdîstan) adına Mehmet Emin Kardaş ve İbrahim Güçlü nün katıldığı toplantıda da; bu yapılarla KADEP in kendisini fesh ederek bir partinin kurulup alternatif haline getirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığından, protokol imzalındı. Söz konusu protokol o süreçte internet üzerinden bana da bilgi olarak gönderildi. Apocu PKK-BDP-DTK, Şerafettin Elçi ile partilerine hiçbir dönem bir değer ve anlam vermemiş , üstelik karşılıklı olarak birbirlerini işbirlikçilikle suçlamışlardı. Bununla birlikte Şerafettin Elçi, siyasetten emekliliğini istemesine ve hiçbir iddia ve beklentisi kalmamasına rağmen, Amed te imzalanan söz konusu protokolün siyasi bir alternatif ortaya çıkartma ihtimalini bile boşa çıkartmak, aynı zamanda APO yu; Şerafettin Elçi ve partisi KADEP in ve Bayram Bozyel ile partisi HAK PAR ın da filli lideri haline getirmek, öte yandan işbirlikçilikten sarsılan imajını tazelemek, gayrimeşru olan demokratik cumhuriyetçilik ideolojisi ve siyasetini meşrulaştırarak açısından birlik adı altında kendilerine milletvekili aday olmaları önerildiğinde, üzerine atlamış oldular. Şerafettin Elçi ye Amed ten, Bayram Bozyel e de Van dan yer verilirken, Bozyel in Amed te diretmesi ve blöfünün tutmaması sonrasında kendisi açıkta kalırken, Elçi ise; milletvekili olma hayaline tamda bütün umutlarını yitirip emeklilik ilanı yaptığı aşamada ulaştı. Amed te birlikte protokol yaptıklarını da yüzüstü bıraktı ve üstelik işbirlikçi diye tanımlayıp hiç haz etmediği Apo ya ,”Kürt halkının hasret kalmış olduğunu, bu hasrete son vereceklerini” meydanlarda söyleyerek, geçmişte sürçü lisan yaptığını ortaya koydu. Bunun üzerine söz konusu protokol de hayata geçmedi. Bayram Bozyel in Hak-Par ının ve Şerafettin Elçi nin KADEP i nin alternatif güç ve çizgi olma konusunda bir öngörüleri, kendilerine güvenleri ve umutları olmadığı gibi, federasyon, eyalet sistemi, özerklik, kültürel özerklik olan ve hatta ondan da gerici olan demokratik cumhuriyetçilik gibi entegrasyoncu çözüm biçimlerini nihai hedef olarak savunan bütün aydın ve siyasetçileri PKK-BDP-DTK nın önereceği bir koltuğa zalto atarak gideceklerinden kuşku duymuyorum. PKK , kendisi gibi entegrasyoncu olsalar da kendileri dışında bulunan görüş, siyasi eğilim, siyasetçi ve aydınlara tahammülsüz yaklaşımı yanında bunlara herhangi bir değer vermemesi, diğer entegrasyoncuların muhalifleriymiş gibi yansımasına yol açmaktadır. Yoksa tek bir parmak işareti ile bunları çağırsalar, kimine koltuk verseler takla ve barış güvercinleri olacaklardır. Sadece bizim gibi entegrasyon çizgilerinin tamamını işbirlikçilik ve gericilik sayarak red eden Kürdistanlı aydın ve siyasetçiler; PKK-BDP-DTK nin önereceği koltukların tamamını çirkin bularak red edecektir. Kürdistan da yurtseverlik; kişisel ve ailesel olarak ne alabilirim, ne yiyebilirim sorularını kendisine sormadan, sadece ne verebilirim bilinci ile emek ve bedel süreçlerinde en fedakâr olmaya yönelmektir. Bu durumda yurtseverlik; kendimizi Ülkemiz Kürdistan a ve Kürt ulusu yanında diğer ulusal azınlıklardan oluşan Kürdistan ulusunun bağımsızlığı için feda etmektir.





2005 yılında eski KDP liler ve KUK çular olarak bilinen Mehmet Emin Kardaş, Gazi Daş, Şeyh Zeyni Özalp, Bahattin Alkan, Hamit Kılıçasalan, Mele Arif Sümerkan, Derweşê Sado, Baha Mutlu gibi arkadaşlar bir araya gelerek, Kürdistani Parti İnisiyatifi adı altında Amed in ofis semtinde bir büro kurdular. Amaçlarının alternatif bir parti kurmak olduğunu açıkladılar. Esasen amaç yine tasfiye olmuş KDP-Bakur u açık alanda kurmak ve devam ettirmek olduğu anlaşılmaktaydı. Ancak bu arkadaşların işe, aileye bağımlı olmaları, sinerji, enerji, direniş iradesi ve takatlarının büyük çoğunlukla bir direnişçi parti yaratmaya el vermemesi, alternatif olmak açısından kendisini örgütleme kararlılığı göstermek yerine de, kimilerinin HAK PAR,DDKD,KADEP ile temasa geçmesi, kendi içlerinde çekişmeleri, bir liderde de anlaşmamaları gibi çeşitli nedenlerle kiralamış oldukları büroyu ikinci yılda kapatarak, çalışmalarını fesh etmiş oldular. Alternatif olacak bir parti kurmak yerine, bir inisiyatifi dahi birlikte sürdürme dirayeti göstermediler, dağıldılar.





21 Şubat 2010 tarihinde ise, Kürt internet sitelerinde Lêgerîna Kûrdên Demoqrat (LKD) adı altında federasyonu ve serbest piyasa ekonomisini, yani liberalizmi hedefleyen ve kısaca Lêgerîn İnisiyatifi olarak bilinen oluşumu ilan ederek, partileşmenin amaçlandığını açıkladılar. Bu inisiyatifte; Sertaç Bucak, Hamit Kılıçaslan, Tahsin Sever, Dağıstan Toprak gibi arkadaşlar vardı, inisiyatifin Amed te bulunan bürosunu açmışlardı. Bu arkadaşlardan Tahsin Sever ve Sertaç Bucak Ankara daki Çarçira kitapevinde ben, Mehmet Emin Sever ve Talat İnanç gibi şahıslara projelerini anlattılar. Federasyonu çözüm olarak savunduklarını söylediler. Benim projeleri hakkında ne düşündüğümü, kendileri ile birlikte çalışıp çalışmayacağımı sordular. Kendilerine; Federasyonu çözüm olarak savunan çeşitli partiler yanında, inisiyatif ve parti girişimleri olduğunu, onlara niye katılmadıklarını, farklarının ne olduğunu sorduğumda da; Tahsin Sever arkadaş;” Onlar federasyonu samimi savunmuyor” şeklinde yanıtladı. Ben de aynı stratejilere dayanan partileri, grup ve inisiyatifleri çoğaltmanın bir zenginlik olmayacağını, entegrasyoncu siyaset ve çizgilerinin doğru olmadığını, bağımsızlıkçı çizginin ise yurtsever devrimci doğru çizgi olduğunu, ayrı bir yapıda siyaset yapılabilmesi için farklı bir stratejisinin olması gerektiğini, piyasa ekonomisini hedefleyen bir partinin sınıfsal ve ideolojik bir parti olduğunu, buna katılmadığımı, bütün sınıf ve katmanlara açık ulusal bağımsızlıkçı çizgisi olan bir parti dışında herhangi bir parti de olmayacağımı, sonuç alacaklarını da sanmadığımı, yine de başarılar dilediğimi söyledim. Ancak Lêgerîn İnisiyatifi içindeki aktivistlerden bir kısmının birbiri ile yürüme özelliği göstermemesi, kendilerini yerdeki hastayı tedavi edecek doktor olarak görmemeye başlamaları ve halktan herhangi bir ilgi ve sahiplenme görmemeleri gibi nedenlerle kısa bir süre sonra fesih kararı alarak bürolarını kapattıkları bilinmektedir.





Amed te, PDK-Bakûr veya eski KUK çu olarak kendilerini tanımlayanlar ile Gazi Daş, Bahattin Alkan, Kadri Çelik gibi arkadaşların ilgilendiği Ehmedê Xanî Derneği ni(Komalgeha Ehmedê Xanî) kurdularsa da, kısa bir süre sonra vergi ve kira gibi alacakların kendisinden istendiğini, ancak derneğin kurucuları ile yöneticilerinin resmiyette sadece kendisinin sorumlu olması karşısında alacaklarını ödemekten, sorunu çözmekten kaçındığını ileri süren bir aktivistleri söz konusu derneğin eşyalarını dahi pazarda sattı. Bu şekilde sahipsiz bırakılan dernek; taraji komik bir tarzda kapatıldı.





Aynı çevre, Demokrat adı ile bir dergi çıkarmaya başladıysa da, birkaç sayı sonra sürdüremeden kapattıkları görüldü.





Aynı çevre Cizre de rahmetli Ali Dinler in manevi desteği altında Hişyar Özalp, Diyar Özalp, Rıdvan Dalmış, Zana Dinler gibi arkadaşların kurucusu ve yöneticisi olduğu Mîr Celadêt Bedîrxan Derneğini(Komalgeha Mîr Celadêt Bedîrxan) kurdularsa da kısa bir süre sonra birbirini işletmeme ve kurumu sahipsiz bırakma yüzünden, dernek filen kapanırken, daha sonra da x harfi gerekçe gösterilerek Mahkeme kararı ile de dernek kapatıldı.





PDK(KDP)-Bakûr adını kullananlar kabul etmese de tasfiye olmuş olan örgütsel yapısı, herkesin keyfi yaklaşabilmesi, bir disiplin ve ceza hukukunun olmaması, hiyerarşinin bulunmaması, militan ahlakın kendisini göstermemesi karşısında inisiyatif dergi ve derneklerin kapatılması nedeni ile kimse hesap dahi vermemekte, söz konusu meseleler açıldığında herkes herkesi suçlamaktadır.





Yukarıdaki bütün olay ve olgulara rağmen; eski KDP-Kuzey(PDK-Bakûr) ve eski KUK çulardan oluşan 40 kişinin Kasım 2013 tarihinde Kürdistan nın Güneyindeki Hewler kentinde toplandığını, Demokratik Cumhuriyetçilerin gazetelerinde yazılarak, Nizamettin Taş ın da bu çalışmanın içinde olduğu, desteklediği, amacın legal olarak Kürdistan Demokrat Partisi adı ile parti kurmak olduğu işlendikten sonra, Nizamettin Taş ın bu yazılanlara karşı açıklama yaparak toplantıya katılmadığını, ayrıca mevcut koşullarda legal siyaset yapmaya koşullarının el vermediğini deklere etmesi üzerine öğrenmiş olduk. 05 - 08 Nisan 2013 tarihinde ise, Hewler kentinde kongre ve bir anlamda ikinci toplantılarını yaparak, Legal KDP yi kurup kurmayacaklarını karara bağlayacakları konuşulmaktadır. Amed te 16 03 2013 tarihinde yapılan anma etkinliği ile adını duyuran Platforma Kûrdên Demokrat ın legal KDP(PDK) yi Kürdistan nın kuzeyinde kurmayı amaçladığı ve bu gündem ile toplanılacağı konuşulmaktadır. Palatforma Kûrdên Demokrat ın oluşturduğu komisyonda veya platformun içinde Bahattin Alkan, Gazi Daş, Hamit Kılıçaslan, Tahsin Sever, Mele Arif Sümerkan, Sertaç Bucak, Kadri Çelik, Baran Hemze(Hemze Baran), Bayram Ayaz ın var olduğu konuşulmaktadır. 1980 öncesinden gelme olan bu arkadaşların kendi platformlarında bulanan ve pratik mücadele ile örgütleme yaratabilecek az sayıdaki genç arkadaşa inisiyatifi bırakmaları, kendilerini destekleyerek sadece kitle içinde çalışmaları gerekmektedir. Çünkü bu arkadaşların öncülük rolünü oynama özelliğinin işe, aileye bağımlı olmaları, profesyonel mücadele açısından gerekli örgütçüklerinin, yeni kadroları eğiterek oluşturma güçlerinin, sinerji, enerji, tokatlarının olmayacağı gerekçesiyle, ulusal yarara uygun görmüyorum.





PDK-Bakûr (KDP-Kuzey), 1980 darbesinden önce milyonlarca insanı tabanında tutarken, bugün diğer örgütler gibi tasfiye olduğundan, bugün toplam 20 kişiye inmişse de, her biri 4-5 kişiden oluşmak üzere dörde bölünmüş haldedir. Eski KDP-Kuzey(PDK-Bakûr) un 33 yıldır hiçbir eylem ve aktivitesi bulunmadığından, Kürdistan nın Kuzeyin deki halk nezdinde hiçbir etkisi ve itibarı da bulunmamaktadır. Rahmetli Ali Dinler ve arkadaşları ayrı dururken, Selahattin ve Şiyar bir yerde, Dara Bilek ve birkaç arkadaşı diğer yerde ve buna karşı öbürleri de başka yerdedir. Tasfiye olmuş(ölmüş) bir yapıyı hala siyasetin öznesi saymak, ısrarla mezardan çıkarma düşüncesi taşımak; siyasette muhafazakarlık, ihtiyaçlara yanıt veren yeni örgüt mekanizmasını yaratmanın irade, güç ve öngörüsünden yoksunluk, ihtiyaçlara yanıt verecek yeni geleneğin zorunlu olarak doğuracağı ağır emek ve bedel sürecinden kaçkınlık, toplananların tamamı için olmasa da, en azından bazı bireyler için bu söz konusu örgüt ismini kullanarak yakınlarının şirketlerine ihale almak veya akrabalarının şirkete olmasa da, diğer büyük şirketlerin ihale alabilmesi açısından komisyonculuktur. KDP-Kuzey(PDK-Bakûr), adının veya legal KDP adının mezardan çıkarılarak en fazla bir tabela partisi girişiminde pazarlanması mümkündür, ancak bu yapılsa dahi bir sonuç alınması olanaksızıdır. Eski KADEP in(Şerafettin Elçi nin partisinin) durumu ortadadır, kapanmak üzeredir, yenisi ve benzeri ile kendisini ve halkı aldatmaya gidilmemelidir. Bu tür pratikler ihtiyaçlara yanıt verecek modeli üretmek, ihtiyaçlara yanıt vermek değil, ulusal mücadelenin ihtiyaç duyduğu alternatif olabilecek parti ihtiyacını öldürmektir.





Bütün sınıf ve kesimlere açık, ulusal bağımsızlıkçı, sivil itaatsizliği esas alan, adında Kürdistan olan, genel merkez yöneticilerinin çoğunluğunu Amed te tutarak fili merkez yapan, herhangi bir geleneğin devamı, kendisi yada koalisyonu olmayan, günümüzün modeli olabilecek yeni bir geleneği(ekolü) bütün eski aidiyetleri, grup, inisiyatif, platform, hareket adlarını fesh ederek,1980 dönemi öncesinden gelme kadrolar yerine de; orta kuşak ve genç kuşaktan genel merkez yönetimini(lider kadrosunu) oluşturarak yol almak en doğru olanıdır. Kürdistan nın Güneyindeki KDP(PDK) nin mücadelesini kesintisiz sürdürmesi ve bulunduğu parçada iktidar gücü olması nedeni ile Kürt ulusu açısından değerli olduğu, çekim gücü olduğu kesindir. Ancak Eski KDP-Kuzey in (PDK-Bakûr un) ve dönüşeceği legal KDP nin ise; 33 yıldan fazla bir süredir pratik mücadelesi olmayan, tasfiye olan, çözülen, taban ve kadrolarını dahi yitiren bir örgüt adının ise; yeni kuşak için yenilmişlik, dağılmışlık, başarısızlık dışında hiçbir anlam ifade etmediği, örgütsüz gençlik kesimini bu isimde ve modelde örgütlemenin pisiko-sosyal anlamda imkansız olduğu, ayrıca diğer geleneklerden gelme olan kadroların da eski gelenekleri yerine, diğer bir eski gelenek olan KDP Bakûr un bünyesine gelmeyeceği, bu nedenlerle birliği sağlayabilecek mekanizma da olamayacağı da aşikardır. Eski KDP-Kuzey(PDK-Bakûr) ve eski KUK çulardan oluşan ve legal KDP(PDK)- Bakûr u kurmayı tartışarak, kendilerini Palatforma Kûrdên Demokrat olarak adlandıran arkadaşlarımızın yukarıda detaylı olarak anlattığımız gibi; Mîr Celadêt Bedîrxan Derneğini (Komalgeha Mîr Celadêt Bedîrxan), Ehmedê Xanî Derneğini (Komalgeha Ehmedê Xanî), Lêgerîna Kûrdên Demoqrat (LKD –Demokrat Kürtler İnisiyatifi(Arayışı)), Kürdistani Parti İnisiyatifi, Demokrat Dergisi (Kovara Demokrat) isimli inisiyatifleri, dernekleri ve dergiyi dahi kısa bir süre kapatarak başarısız olduklarını, aileye, işe bağımlı mücadele adamı özelliğini büyük ölçüde yitirmiş olmaları nedeni ile hiçbir kurumu sürdürebilecek, amaca ulaştırabilecek durumda olmadıklarını ispatlamışlardır. Palatforma Kurdên Demokrat adı altında bir araya gelen arkadaşlar bireysel olarak nazara alındığında da; büyük bölümünün aileye ve işe bağımlı olduğu, profesyonel çalışma yürütemeyecekleri, ayrıca örgütleme yaratmak, eylemleri sevk ve idare etmek, yeni kadroları eğiterek oluşturmak açısından yaşlı bir kuşak oldukları, politik iradeden, takatten, sinerjiden, enerjiden, öngörüden, çekim gücü ve umut yaratmak özeliklerinden yoksun bulundukları, kendi aralarında da uyum yaratma kabiliyetinden yoksun olmaları sebebiyle sürtüşmede yaşadıkları, kendi başlarına başardıkları bir husus olmadığı, birbirinden hesap sorma, hiyerarşi oluşturma ve disiplin değerleri oluşturma özeliklerinin bulunmadığı, söz konusu olgunun KDP- Bakûr un durumu yanında, kapatılan inisiyatif, dernek ve dergi süreçlerinde de gözlemlendiği, sonuç itibariyle de mezardan çıkarmaya çalıştıkları KDP – Bakûr geleneğiyle birlikte çeşitli kesimlerde bir al beni yaratamayacakları tartışmasızdır.





KDP – Bakûr ve Platforma Kûrdên Demokrat adını kullananlar arkadaşlardan; özellikle 1980 öncesinden gelme olanları, kendi içlerinde bulunan az sayıdaki genç ve orta kuşak kadroya öncülük yapma inisiyatifini terk etmelidir, 80 darbesinden önce gelen arkadaşlar sadece bu gelenek te değil, Kuzey Kürdistan daki tüm geleneklerde kendisini geri çekmeli, parti ve oluşumlarda kimileri kurucu olsa da, tamamının sadece oluşturacak partilerin yada var olan partilerin danışma meclisinde yer alarak, halk içinde çalışma görevini üstlenmeleri gerekmektedir. Kuzey Kürdistan daki parti ve oluşumlar ile kurulacak partilerin tamamında lider kadroda(yani genel merkez yönetiminde) 1980 öncesinden kalma kadrolara yer verilmemelidir. Bütün parti ve oluşumların lider kadrosunda 1980 öncesinden gelme kadroların bulunduğu, bunların tamamına yakının geçmişteki bağımsızlıkçı çizgilerini terk ederek, entegrasyoncu ( federasyon, özerklik, eyalet, demokratik cumhuriyetçilik gibi) olan işbirlikçi ve gerici çözüm biçimlerini nihai hedef olarak savundukları, Kürdistan nın Kürdünün yerini de, Türkiye nin Kürdünün aldığını, sonuç itibari ile bunların oluşum ile partilerin kilit noktalarında olmaları sayesinde ideolojik politik yozlaşmanın PKK ile sınırlı kalmaksızın her alana(bütün parti ve oluşumlara) yayılmış bulunduğu görülmektedir.1980 öncesi kuşaklar yerine, orta ve genç kuşakların parti, örgüt ve oluşmalarda lider kadroyu oluşturmaması nedeni ile Kürdistan ulusal siyasetinin dinamizmini kaybettiği de sır değildir. Ayrıca 1980 öncesinden gelme kadrolara çocuklarını, yeğenlerini, genç yaştaki kardeşlerini yapının içeresine getirme zorunluluğu konulmalıdır. KADEP, HAK PAR, BDP ve diğer örgütler nazara alındığında Kürt partilerinin başında bulunanların tamamına yakının çocuklarını, yeğenlerini ve kardeşlerini yurtsever mücadele ve çevrenin dışında tuttukları, aileyi korumacı bir tarzda oportünist yaklaştıkları, bu durumdakilerin başka birilerini de örgütlemeyecekleri, ayrıca sömürgeci devleti cepheden karşılarına almayacakları açıktır.





2012 yılının sonunda Kürdistan Parti Hareketi(Bizava Partîya Kûrdîstan) nın yürütme kurulunda bulunan Mehmet Emin Kardaş beni telefonla arayarak ve oluşturdukları program taslağını da internet üzerinden maille göndererek;” Biz, Hasan Kaçmaz, Baha Mutlu, Sabri Sosyal, Ömer Özmen, Mehmet Emin Dicle, Muhittin Batmanlı, Mehmet Emin Kardaş ve İbrahim Güçlü den oluşan 9 kişilik bir yürütme kurulu oluşturduk. Ancak İbrahim Güçlü ile ayrıştık., İbrahim Güçlü nün tarzını ve anlayışını gerekçe göstererek, birlikte çalışmam demiştin. Şimdi birlikte çalışmamıza bir mani var mı, birlikte çalışmalıyız ” dedi. Ayrıca maille hazırladıkları program taslağını bana ulaştırdılar. İbrahim Güçlü ile aynı yapıda yer almayacağımı söylediğim doğruydu. Çünkü 2-3 yıl önce Mehmet Emin Kardaş, Amed te bir toplantı organize ettiğini, katılmam için davet ettiklerini söylemişti. Ben de model ve projem çerçevesinde bir önerge vereceğimi, bu model ve projeyi içeren önergeye kendisinin de imza atması ve katılması halinde katılabileceğimi söyledim. Anlattığım model ve projenin kendisinin de düşüncesi olduğunu söylediğinden, ilgili toplantıya gitmiş bağımsızlık stratejisi ile sivil itaatsizlik yöntemini esas alan adında Kürdistan olan tümden yeni bir gelenek olarak kendisini kurumsallaştıracak partinin kuruluşu için hazırladığım önergeyi vermek için toplantıya gittiğimde İbrahim Güçlü divan kurulu başkanı olarak divan da oturmaktaydı. Bu çerçevedeki önergemi okuttuğum insanların tamamına yakını imzaladı ve 23 imzaya ulaşınca imzaları yeterli görerek divana verdim, okunmasını ve oylanmasını talep ettim. İbrahim Güçlü, ”Arkadaşlar Medeni Ayhan nın hazırladığı bu önergenin oylanmasına karşıyım, oylanırsa divan başkanlığını ve toplantıyı terk edeceğim” diyerek kendisini dayattı. Önerge ve altındaki 23 imzanın okunması halinde karar altına alınacağını, söz konusu model ve projenin hem kendi kafasındaki modele ters olduğunu, hem de söz konusu çalışmada etkisinin kalmayacağını düşündüğünden dolayı kendisini dayatmıştı. Aynı zamanda bu tür tip ve kişiliklerin önemli bir bölümünde kendisini dayatmak birer kişilik saplantısıdır, kendisini var etme, çalışmaları sonuçsuz bıraktırma tarzıdır.





İbrahim Güçlü nün geçmişi incelenirse; Rizgarî örgütünün bölünmesine öncülük ederek Ala Rizgarî örgütünün ayrışmasını sağladığı, daha sonra Ala Rizgarî örgütünü tasfiye etmeye öncülük ettiği, daha sonra KDP- Bakûr (Daha önceki adı ile PDK-Hevgırtın) içine girdiği ve oradan da istifa ettiği, akabinde Şerafettin Elçi nin DKP de yer aldığı, ancak oradan sonra HAK PAR a geçtiği, bu partiden tartışmalarla istifa ettiği ve Kürt çalışma Grubu içinde yer aldıktan sonra Tev Kurd üyesi olduğu, fakat daha sonra bu sivil oluşumdan da ayrılarak Kürdistan Parti Hareketi içinde yer aldığı ve en son Mehmet Emin Kardaş ın anlatımına göre kendisi ile artık anlaşmamaları üzerine ayrıştığını söylediği bilinmektedir. İbrahim Güçlü nün hiçbir yerde tutunmamasının ve bu kadar yer gezinmesinin nedeni de; hem tarzı hem kişiliği, hem de hep demokrasi talep eder gibi görünmekle birlikte, aslında demokrasi ahlakını taşımayan, kendisini dayatan, tartışılması gereken ve tartışılması gerekmeyen her şeyin tartışmasını yaparak yapıları işlemez kılan, ben merkezci bir tipleme olmasıdır. İbrahim Güçlü gibi tiplemelerin Apo yu çok eleştirmeleri de, onların tersine bir kişilik şekillenmesine ve tarza sahip olduğu anlamına gelmez, tersine bu tiplemeyi değerlendirdiğimde ; Abdullah Öcalan kişiliği ve tarzının güç olmayı başaramayan küçük bir kopyası ve maketi dışında bir şey olmadığı ortaya çıkmaktadır. İbo ve Apo kişilik ve tarzlarının karşıt olmasından dolayı değil, diyalektik açıdan kişilik ve tarzlarının aynı olmasından kaynaklanan aynıların itişmesini yaşadıkları kanısındayım. Bu itişmelerinin bir bölümü de; geçmişten beri birbirlerini itibarsızlaştırmak için, ajan ilan etmelerinden kaynaklanan bir öç alma duygusudur. İbrahim Güçlü ve benzeri olan kişilik şekillenmeleri örgütlü mücadeleye uygun değillerdir, o nedenle de örgüt ve partilerde bulunmaları söz konusu yapılar asından problem üretmek dışında bir sonuç vermez, sadece herhangi bir yerde düşüncelerini yazabilecek bir tip olabileceği kanısındayım. Düşüncelerine de, tarzına da doğru anlamlar yüklemiyorum. Abdullah Öcalan nın PKK kongresinde alınan kararları benimsemediği takdirde; “Ben bu karar ve kongreyi kabul etmiyorum” şeklindeki tarzı ile İbrahim Güçlü nün bir toplantının divan kurulunda olması nedeni ile bir tek kişinin önergesini dahi oylatması, veya en azından önerge okunarak oylanması gerekip gerekmediğinin oylatması zorunlu iken,” Önergeye katılmıyorum, oylanmamalıdır, oylanırsa divan başkanlığını ve toplantıyı terk ederim” demesi, aslında Apo ve İbo nun kişiliklerinin, tarz ve demokrasi ahlaklarının aynı olduğunu ispatlamaktadır. Bu şekilde sürekli kendisini dayatan kişilikleri çok zayıf ve kendisine güvensiz buluyorum, siyasetteki varlıklarını da zarar verici buluyorum. Bu nedenle 1980 darbesinden önce gelen kadroların gerekli sinerji enerji, takat, mücadele adamı özelliği taşımamaları ve aile ile işe bağımlı bulanmaları karşısında; partilerin tamamında danışma kurullarında yer almalarını, genç kuşak ve ortak kuşakla birlikte kurucu listelerinde de olmalarını ve kitle içeresinde çalışmalarını ancak artık hiçbir örgüt, parti ve oluşumda genel merkez yöntemlerinde yer almamaları gerektiğini söylerken, İbrahim Güçlü gibi kişiliklerin ise, partilere üye olmasını dahi gereksiz ve yararsız bulduğumdan, birlikte çalışmamayı esas aldım. Nitekim bir yıl önce Mehmet Emin Kardaş ve İbrahim Güçlü, isteğim olmamasına rağmen, adımı yürütme kurullarına yazdıklarını söyleyerek, toplantılara katılmam için görüşmeye geldiklerinde de, İbrahim Güçlü ile çalışmayı red ettim, tarz ve anlayışının bana aykırı olduğunu ortaya koydum. Kürdistan siyasetinde sürekli kendisini dayatan, hür gür çıkaran, popülarize edilmiş bu tür bireylere değil, uyumlu çalışacak militan duruşlu genç ,bağımsızlıkçı aktivistlere ve yeni kadrolara ihtiyaç vardır.





Mehmet Emin Kardaş ın bana maille ulaştırdığı program taslağındaki federasyonu hedefleyen ve sınıfsal açıdan da kendisini liberal olarak tanımlayan parti modelinin doğru olmadığını, bunun karşısında kiminin kendisini sosyalist, sosyal demokrat, dindar şeklinde tanımlayacağını, bunun yerine bütün sınıf ve katmanların içinde yer alacağı ve federasyon gibi entegrasyoncu bir hedef yerine, kesin kopuş stratejisine dayanan bağımsızlık çizgisini esas alan, sivil itaatsizliği ve kendi meşruluğunu esas alarak; sokak, cadde ve meydan eylemleri çerçevesinde krizle gelişen, başka bir geleneğin devamı olmayan, ayrıca gelenek ve grupların koalisyonu olmayan, adında Kürdistan olan, genel merkez yöneticilerinin çoğunluğunu Amed te tutarak bu şehrimizi filli merkeze dönüştüren bir parti modelini benimsemesi halinde Kûrdokya İnisiyatifimiz ile Kürdistani Parti Hareketinin birlikte çalışacağını, diğer inisiyatif, grup ve platformlarla bağımsızlıkçı şahıslarla da aynı partiyi kurarken; her grup, inisiyatif, platform ve hareketin kendisini fesh edeceğini söyledim. Bu çerçevede bağımsızlıkçı çizgiyi örgütleyerek alternatif partiyi kurabileceğimizi, aksi takdirde hangi çevre partiyi kendi başına kurarsa kursun, KADEP gibi tabela partisi olacağını, tabela partisi kurarak kendimizi ve halkımızı aldatmamamız gerektiğini, alt yapı çalışması yaparak, ön bir örgütleme yaratarak partileşmek gerektiğini aktardım. Mehmet Emin Kardaş de bu çerçeveyi kabul ettiğinden bir program taslağı hazırlayarak internet ortamında hedeflediğimiz modelle birlikte tartışmaya açtım. Aynı zamanda Mehmet Emin Kardaş dışında, Azadî İnisiyatifinden Av. Sıtkı Zilan ı, koordinatörleri Adem ve aktivistleri Muhittin Batmanlı yı, Weşanen Ray çevresinden Mehmet Emin Aslan ve Hacı İsmail Aslan ı, önce Yekbûna Welat İnisiyatifi adını kullanan, daha sonra Kürdistan Azadi Partisi Hareketi İnisiyatifi adını esas alan Ramazan Bulut ve Şerif Karakurt, Platforma Kûrdên Demokrat tan da Hamit Kılıçaslan, Metin Beysungur, Bahattin Alkan, Kadri Çelik, Tashsin Sever ve Baran Hemze ile görüşerek açıkladığım model ve çerçevede var olan inisiyatif, platform, grup ve hareketleri ortadan kaldırmak üzere örgütleme alt yapısı yaptıktan sonra, belirlenecek yürütme kurulunun Amed te organize edeceği kongre toplantısıyla kurulabilmesi için bir ön toplantı yapma önerimi ilettim.





Platforma Kûrdên Demokrat tan Bahattin Alkan, Kadri Çelik ve Tahsin Sever; ”Biz önerdiğin modelin tartışılacağı toplantıya katılmak, bu yönde bir inisiyatif kullanarak karar almak üzere tabandan bir yetki ve görev almış olmadığımızdan, toplantıya katılım sağlama imkanı yoktur. Legal KDP yi kurmak yönünden başlattığımız bir tartışma var, ikinci toplantıda bu sürecimizi sonuçlandıracağız, bu sürecimizi sonuçlandırmadan bir oluşum yaratmak için ortak bir toplantıya katılamayız” diyerek, toplantıya katılım sağlamadılar. Oysa bu tür bir çalışma içinde ortak bir program ve parti kuruluşunda yer almamaları halinde; ya parti kuramayacaklarını, yada kursalar dahi Güney den para alan, hazırlopçu bir tarz edinen, hepsi olmasa da, kimi yöneticileriyle ailesel şirketleri için ihale alan, yabancı şirketlere komisyon almak için aracılık eden bazı unsurlara sahip olan bir tabela partisi olacaklarını, ancak hiçbir zaman örgütlenme yaratmış direniş partisi olamayacaklarını düşünüyorum. Güney, Kuzeydeki örgütün siyasetini yönlendirme şartına bağlanmadığı sürece, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma çerçevesinde, Güney den genel siyasette kullanmak üzere maddi katkı alınmasına karşı değilim. Ancak bazı unsurların siyaseti ve ele geçirecekleri siyasi konumlarına ilişkin ettikleri ihalecilik ve komisyonculuk işlerinde kullanarak, siyaseti ticaret ve kişisel ikbal için kullanmalarına kökten karışıyım, hiçbir gencin ve yurtseverin buna alet olmamasını istiyorum. Legal KDP kurulduğunda, her üyesi ve yöneticisi tarafından olmasa da kimileri tarafından bu tür amaçlarla kullanılabileceğine dikkat çekmeye çalışıyorum.





Diğer hareket, çevre ve inisiyatiflerin tamamı ise temsilcileri ile toplantıya katıldı. 16 03 2013 tarihinde Amed te yaptığımız toplantıya Azadî İnisiyatifi Adına katılmış olan Av Sıtkı Zilan ;” Adem ve Muhittin arkadaşlarımız bir toplantımız olması ve görevli olmaları nedeniyle gelemediler, Azadî İnisiyatifi nin amacı dindar insanların partisini kendi başına kurmaktır, biz inisiyatif olarak kendi başımıza bunu yapabilecek gücü oluşturamadığımızda ise, diğer dindar çevrelerle birleşerek partileşmeyi esas alıyoruz. Diğer çevrelerle ortak bir oluşum yaratmayı ve bunun için Azadî İnisiyatifini ortadan kaldırmayı düşünmüyoruz. Ayrıca Huda Par ve Demokratik Cumhuriyetçi BDP-DTK gibi yapılar ile kendi aramıza net bir çizgi çizme, yani birlikte çalışmama gibi bir siyasetimiz olmaz. Demokratik Cumhuriyetçiliği savunan da yurtseverdir, tedrici aşamalı olarak gelişme olacağını düşünüyorum” diyerek önerdiğimiz proje ve modelde yer alamayacaklarını ortaya koydular. Buna karşın ise; Kûrdokya İnisiyatifi adına ben, Kürdistan Parti Hareketi(Bizava Partîya Kûrdîstan) adına Mehmet Emin Kardaş, Weşanen Ray çevresinden Hacı İsmail Aslan, Yekbûna Welat İnisiyatifi adını kullanan, daha sonra Kürdistan Azadî Partisi Hareketi İnisiyatifi adını esas alan arkadaşlardan Ramazan Bulut, Mustafa Çevik ve Şerif Karakut aynı model ve projede anlaşarak:, adında Kürdistan olan, bağımsızlık stratejisini ve sivil itaatsizlik yöntemini esas alan, diğer yöntemi eleştirmeyen, liberal, dindar sosyalist şeklinde bir sınıf partisi olmak yerine, bütün sınıf ve katmaların bağımsızlık çizgisinde yer alacakları ulusal bağımsızlıkçı parti olan, ayrıca bir partinin devamı yada eğilimlerin koalisyonu olmayan yeni bir gelenek ve model olarak döneme ve ihtiyaçlara göre kendisini kurumsallaştıracak, genel merkez yöneticilerinin çoğunluğunu Amed te tutarak bu şehrimizi fili merkez halline getirecek partiyi kurarakken çevre, inisiyatif ve hareket ve platformları ortadan kaldırmayı, ortak programımızı oluşturmak açısından da 18 05 2013 tarihinde Amed te ikinci toplantıda buluşmayı, ortak programda anlaşma olması halinde, aynı gün parti isminin ne olacağını tartışarak belirlemeyi ve daha sonra da 11 veya 15 kişilik bir yürütme kurulu oluşturup ilan ederek, yerleşim birimlerini gezerek, kuruluş kongresini asgari 6 ay sonra ve azami olarak da 12 ayı geçirmeksizin yapmayı karar altına aldık. Ortak bir programda anlaşma olması halinde; kurulacak partinin ismini de saptayacağımızdan, diğer çevre ve bağımsızlıkçı bireylerin de yürütme kurulunda veya aktivist olarak yer almaları çalışmasını geliştireceğiz. Eski KDP-Kuzey(PDK- Bakûr), eski KUK çu veya kendilerini Platforma Kûrdên Demokrat olarak tanımlayan arkadaşlarla, bağımsızlıkçı olan diğer çevre ve bireylerin bu model ve projede yer alarak gerçek bir alternatifin ulusal yarar açısından ortaya çıkarılmasına omuz vermeleri gerekmektedir. Bu yöntem ile çalışmayı red etmeleri halinde, Platforma Kûrdên Demokrat ın veya diğer inisiyatif, hareket ve çevrelerin kendi başlarına bir parti kuramayacakları veya akraba ve arkadaşlarından 30 kişinin imzasını toplayarak parti kursalar dahi; KADEP, MESOP-ÖSP, HAK PAR gibi tabela partisi olacağı, ihtiyaçlara yanıt vermeyeceği, alternatife dönüşmeyeceği açıktır. KDP-Kuzey(PDK- Bakûr) ve Platforma Kûrdên Demokrat ın içinde bulunup da 1980 öncesinden gelme aktivistlerin liderliği genç ve orta kuşağa bırakamamaları halinde, bu kuşaklar söz konusu zemini terk etmeli, bize gelmelidirler.





PSK-HAK PAP, MESOP-ÖSP, DDKD, PKK-BDP-DTK, Tev kurd, Hûda Par, Azadî İnisiyatifi gibi oluşumları da eleştirisel olarak değerlendirmek gerekmektedir.





SÜRECEK














Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2013-04-09 (922 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution