Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın     KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Hüseyin Şahin:Körle yatan şaşı kalkarmış   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (19) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN   Ezidi anne:Oğlum beni IŞİD’linin Facebook’undan buldu   Selahedîn Çelik:Dengdayîna gelî, PKK û Başûr   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Efendî Serokekî Kurdistanê û bawermend e…   KURDISTANA-BAKUR, NÛÇA NÛ (10) BÎJI KURDISTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.






Yapılan İşin Çerçevesi ve Niteliği İyi Tayin Edilmeli.

Kürtlerin Kolektif Haklarına, Demokrasiye ve Hukuka Zarar verilmemeli…




“Çözüm Süreci” ile ilgili gelişmeler ve tartışmalar devam ediyor. Bu tartışmalara bütün kesimlerden insanlar katılıyorlar. Siyasetçiler, aydınlar, gazeteciler, yazarlar, sanatkârlar, sorunun niteliği, çerçeve anlayışı için görüşler dile getiriyorlar. Ama ne yazık ki, sorunun hem çerçevesi ve niteliği; hem Kürtlerin kolektif haklarıyla, “çözüm süreci” arasındaki ilişkiler”; hem de demokrasi ve hukuk alanında yapılan tartışmalarda sorunlu bir durum var. Bu sorunlu durum karmaşıklıklara yol açmakta, birçok temel sorunun üzerini örtmektedir.

Bir kesime göre, PKK ile Kürt millet meselesi aynılaştırılıyor. PKK’nın silahsızlanması ile birlikte Kürtlerin kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi, kolektif haklarının teslimi, Kürtlerin hükümranlık, egemenlik, iktidar haklarının yok sayılması gibi eski paradigmayı yeni koşullarda devam ettirilmesi söz konusu.

Kemalist Türk Devleti, yeni enstrümanlarla yapılandırılarak, daha güçlü bir kitle tabanına kavuşturularak, eski halin yeni bir renkle devam etmesi istenmektedir.

Geçen Cumartesi günü (6 Nisan 2013) “Genç Sivillerin” Diyarbakır’da “Kürt Sorununu Demokrasi İle Çözmek” konferansında bu sorunlu durum bir kez daha çok açık bir biçimde açığa çıktı.

Sorun: PKK’nın silahsızlanması sorunu…
Aylardır, Öcalan’la hükümet arasında görüşmeler yapılmaktadır. Bu görüşmeler bir dönem gizli devam etmesine rağmen, bir dönem sonra açıklandı, kamuoyunun gözü önünde devam eden görüşmeler oldu.

Bu görüşmeler belli bir noktadan sonra sonuç vermeye başladı.

Bu görüşmelerin, “PKK’nın silahsızlanması” üzerine olduğunu hükümet açıkladı. Bu konuda Öcalan’la PKK adına bir pazarlığın olmadığı açıkça ifade edildi. Ayrıca Öcalan’la bu görüşmelere başlanmadan önce, Öcalan’dan ilkesel olarak bir takım garantiler, kesin sözler alınmadan görüşmeye başlanmadığı çok açıkça ifade edildi.

Öcalan’dan ilkesel olarak alınan en büyük garanti: PKK’nın, “Bağımsız Kürdistan”, “Federal Devlet”, “Otonomi”, “Demokratik Özerklik” talepleri ileri sürmemesi; aynı zamanda PKK’nın silahsızlanması karşılığında PKK’ya da bir karşılık verilmeyeceğiydi.

Ya da bunun karşılığının, PKK’nın sivil ve demokratik siyasete katılımını sağlamaktır.

PKK ve PKK’yı destekleyenler ise, bu pazarlığın karşılığında PKK’nın bazı ödünler almasının kaçınılmaz ve gerekli olduğuydu.

BDP Birinci Heyeti’nin Öcalan’la görüşmesinden sonra Ahmet Türk’ün “Öcalan, hükümeti ve devleti rahatsız edecek taleplerde bulunmayacak” diye açıklama yaparak hükümetin görüşlerini yüzde yüz olmazsa bile doğrular nitelikteydi.

Ama yine de Kandil/BDP’den yapılan açıklamalar durumun bu kadar kolay olmadığı, hükümetin istediği gibi olmayacağını yansıtıyordu. BDP 2. Heyetinin Öcalan’la görüşmesi ve görüşme zabıtlarının önce Kanal A sitesinde ve daha sonra Milliyet Gazetesinde yayınlanmasından sonra, Hükümetle Öcalan’ın farklı şeyler söyledikleri, farklı şeyler yapmak istedikleri kanaati güçlendi.

Bu durum hükümeti oldukça rahatsız etti.

Ama Öcalan’ın Newroz’daki açıklamaları, Hükümetin açıklamalarıyla örtüşmedi, aynılaştı. Sorunun “PKK’nın silahsızlanması” olduğu, bu silahsızlanmanın da karşılıksız olduğu ortaya çıktı.

Hükümet ile Öcalan arasındaki görüşmeler bir müzakere değildir…
Öcalan’ın tutukluluk statüsü gereği, hükümetle Öcalan arasındaki görüşmenin uluslar arası hukuk, normal insan ilişkilerindeki kurallar ve hukuk açısından da bir müzakere ve sulh yapma ilişkisi olmadığı açıktı.

Bu görüşme, Oslo’daki gibi iki tarafın ve hatta üçüncü yabancı tarafın olduğu bir görüşme ve müzakere değildi. Oslo görüşmesinin başarısız olması, iki tarafın olması, iki tarafın kendi taleplerinde ısrar etmeleri, hükümetin konum ve statüsüyle, PKK’nın konumu, talepleri ve statüsü arasında çok radikal ve kökü farklılıkların olmasından dolayı görüşmeler başarısızlıkla sonuçlandı.

Hükümet bunu bildiği için, Öcalan’la işi kotarmayı ve PKK’nın Kandil faktörünü görüşmenin dışında tutarak işleri yürüttü. Dolayısıyla yabancı “3. tarafın” olmasına da gerek görmedi.

Bu nedenle bu görüşmeye “Türk Usulü Müzakere” deniliyor. Bundan başarılı olduğu şimdilik görülüyor.

Silah bırakmanın İki yolu: Pazarlık sonucu bırakma ve İlkesel olarak bırakma…
PKK açısından silahları terk etmesinin ya da bırakmasının iki yolu vardır.

Bu yollardan biri, PKK’nın yapacağı pazarlık sonucu kazanımlar elde etmesidir: Varlığı silahla tanımlanan PKK’nın; egemenlik alanı peşinde koşan PKK’nın; bölge devletleriyle Türkiye ile savaşma üzerine anlaşan PKK’nın; Kürdistan’da silahla korku imparatorluğu yaratan PKK’nın; Kürdistan’da siyaset üzerinde monopol/tekel kuran, demokratikleşmeyi engelleyen PKK’nın; altı (6) ay önce Devrimci Halk Savaşı’nın başlattığını ve Kurtarılmış Bölgeler Stratejisini benimseyen PKK’nın; kaçakçılık ve büyük bir para sitemi üzerine egemenlik kuran PKK’nın, pazarlıkla bile silah bırakması değil; silah bırakmaması en büyük alternatiftir.

PKK için halen de o alternatif devam etmektedir. Öcalan’ın talepleri karşısında Kandil’in ipe un sermesi, bunun bir yansıması ve ifadesidir.

İkinci yol PKK’nın ilkesel olarak silah bırakmasıdır: Öcalan’a Newroz’da dikte ettirilen/yaptığı açıklamalar incelendiği zaman, ilkesel olarak silahlı mücadeleye son verdiği görülmektedir.

Bu durumda PKK’nın bir pazarlık sonucu silahı bırakmasından değil, yeniden yapılanma sorunu olarak silahı bırakması söz konusudur. Bundan dolayı da bir beklentisi olmamalı. Kendisini yeniden yapılandırması, silahları tümden bırakması gerekir. Bu nedenle, “PKK’nın silahlarını bırakıp sınırlarını ötesine geçmesi gerekir” açıklamasına da gerek olmadan, PKK silahlarını bırakmalıdır

PKK tarafından silah ilkesel olarak bırakılsa da Başbakan tahrik edici olmamalı…
Öcalan’ın ilkesel olarak silahları bıraksa da, PKK’nın yapısının buna elverişli olmadığı, Kandil’in silah bırakmak istemediği verili durumu ve PKK’nın yapısı/ilişkileri incelendiği zaman açıkça görülmektedir.

Bu durum bilindiği halde, Başbakanın, Öcalan’a kişisel olarak verilenleri küçümseyerek, zafer kazanma edasıyla dile getirmesi, PKK’nın silah bırakmamasına gerekçe gösterecek, tahrik edeci bir unsurdur.

Hükümet ve Başbakanın bu tutum ve görüşlerden uzak durması gerekir.

Kemalist Türk Devleti, PKK’yı silahlandırarak Kürtlerin bağımsızlık amacından uzaklaştırdı. Bunu yaparken, sürekli çatışmayı, Kürdistan’ın insansızlaştırılmasını gündemde tuttu. Kemalist Devletin bu projesi, AK Parti hükümetinin Osmanlılık projesine temel oluşturur aşamaya geldi.

Bu durumun sonuna kadar Kürtler için devam edeceği düşünülmemeli. Asıl “Kürt Baharı”,; Kürtler, PKK silahlarından, otoriter ve totaliter yapısından kurtuldukları zaman başlayacaktır.

Bu nedenle, PKK’nın silahları bırakmasında en çok Kürtlerin yararı vardır.

Öcalan’a dikte ettirilen konsept Kürt ve Türk milletini, herkesi kapsaması olanaklı olmayan bir İslam düzenini inşanın aracı haline getirilmemeli…
PKK’nın silah bırakması, Öcalan’a Newroz açıklamasında dikte ettirilen konsept; demokrasi bir tarafa bırakılarak, “yeni bir İslam Düzeni” için bir enstrüman ve bir temel olarak kullanılmaktadır.

Bu oldukça tehlikeli bir durumdur.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Halifeliğin hükmettiği koşullarda bile “İslam Birliği”, İslam’ı benimseyen milletlerin çatışmasını, ayrışmasını, bağımsızlaşmasını engelleyememiştir. Arap milletinin konumu, bağımsız devlet olmaları bunun en somut örneğidir. Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Kürtlerle de ilişkiler sorunsuz ve çatışmasız olmamıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Kürtlerin bağımsızlıklarım için ayaklanmaları da bunun en somut örneklerini oluşturmaktadır.

Ayrıca Kürtlerin tümü de İslam değillerdir.

PKK’nın silah bırakmasıyla devlet ve PKK demokrat olmaz; hukuk bir tarafa bırakılmamalı.
PKK’nın silah bırakması, AK Parti’nin de bu işi becermiş olması, devletin ve PKK’nın demokrat olacağı anlamına gelmez.

Kemalist Türk Devleti, üniter, sömürgeci, otoriter, ırkçı, faşizmi içselleştiren bir devlettir. Bu devletin demokratikleşmesi için, adem-i merkeziyetçi bir devlete dönüşmesi, bunun da federal bir sistemle olacağı bilinmelidir.

PKK da Kemalist/Stalinist/Baasist yapılanmanın doğrudan bir yansımasıdır. Tek ideoloji, tek lider, tek parti diktatörlüğünü savunmaktadır. Otoriter ve totaliter bir partidir.

PKK silahsızlanırken, Kemalist Türk Devleti ve PKK’nın bu gerçeği görmezlikten gelinmemelidir.

Silahsızlanma işlemiyle birlikte, devletin ve PKK’nın nasıl demokratikleşeceği konuları, büyük bir sorun olarak gündemdeki yerini koruyacaktır.

Bütün bunlar yapılırken, hukuk da bir tarafa bırakılmamalı. Devletin ve PKK’nın yaptıklarının hukuksal karşılığı da görülmeli ve atlanmamalıdır.

PKK’nın silahsızlanmasıyla Kürtlerin kolektif haklarının birbirinden ayrılması gerekir…
PKK’nın silahsızlanmasının tartışıldığı dönemde en olumsuz sorun, PKK ile Kürt milletinin aynılaştırılması; PKK’nın silahsızlanmasının, Kürtlerin hükümranlık, egemenlik, iktidar, kendi kendisini yönetme, diğer ulusal kolektif haklarıyla karıştırılmasıdır.

PKK gerekçe gösterilerek sömürgeci sistemin devam ettirilmesi istenmekte, Kürtlerin kolektif hakları ötelenmek, hasıraltı yapılmak istenmektedir.

Birkaç ay sonra hazırlanması gereken Anayasa’nın önerdiği sistem ve devlet yapısı incelendiği zaman bu tehlike daha da büyümektedir.

Kürtlerin bu tuzağa düşmemesi gerekir. Eğer bu tuzağa düşünülürse, uzak olmayan bir gelecekte yeni çatışma şartları hazırlanmış olacaktır.

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)


Amed, 9 Nisan 2013










Copyright © http://www.kurdistana-bakur.com Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2013-04-15 (770 Okuma)

[ Geri Dön ]






>Powered by Nuke-Evolution