Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Nizamettin Taş:Belirleyici olan PKK değil, Öcalan ve Ankara'dır   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Êfendiyê Pîranî û Hevreyên Wî/ ENFAL   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr. İsmail Beşikçi: Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   M. Hüseyin Taysun:Kürdler Açısından 24 Haziran Seçim Sonuçları   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

231) Kutbettin Ozer: 2. LOZAN BOZGUNU 2013 -25.03.2013






Kutbettin Özer:2.LOZAN BOZGUNU 2013 -25.03.2013

21 Mart 2013’de Amed’de İmralı’dan gelen mesaj iki dil ile 2 milyon üzerinde Kürt halkının huzurunda okundu. Mesajı dinleyen ve anlayan kaç kişinin olduğunu merak ediyorum. Yani dinleyenler mesajın içeriğini ne kadar anladıkları önemli.

Bu deklârasyonun mesajı Kürt aydınlarını doyurdu mu yoksa çıldırttı mı onu bilemiyorum, ama benim için İmralı’dan okunan mesajın içi boştu.

Bu okunan Bildirgeyi dinlediğimde bütün Kürdistan’ın dört parçasındaki Kürt yurt severlerini, sanatçıları, akademisyenleri, şahsiyetleri, siyasetçileri ve bütün yazar kalemşorlarını, politik aktörlerin umudunu inciterek Kürt hareketinin perspektiflerini karartarak T.C devletin oyununa gelmiş oldu ve gelecek gibi görünüyor.

Dün emekli bir Türk savcının ağzından dinlediğim sözlere istinaden pek şaşırtıcı yankı değildi bilakis söylenen gerçek sözler kulağıma geldi. İmralı’da ikamet eden A. Öcalan’dan gelen mesajın olmadığını, İmralı heyet-teşkilatının almış olduğu bir deklârasyonun olduğunu vurgulayarak söyledi. Ya da AKP tarafından yazılıp hazırlanarak bu metin hazırlandı gibi gözüküyor. A. Öcalan kendini kurtarmak için AKP iktidarına her şeyi ile ‘’EVET’’ demiştir.

Silahlı mücadelenin miladı bitti ve silahlar sussun, silahlılar sınır dışına itilsin ‘’BARIŞ’’ gelsin gibi ilkesiz ve şartsız sözcükler pek Kürt halkını inandırmıyor. Demokratik ve siyasi eş değerde yürüyen mücadelenin değer biçtiği homojeni bulamıyoruz. AKP’nin başını çektiği iktidar ve başını çeken aktör Başbakan R.T. Erdoğan ilkelerinde hiç taviz vermeyen duruşuna sahiptirler. Kemalizm tekçilik ilkelerini her zaman Erdoğan dile getirdiği tek toprak, tek ulus, tek bayrak, tek vatan ve tek millet diyor ve bunlar Türk vatandaşları-yurttaşlarıdır diyor.

Demokratik modernizenin anlamı ve önemi;

Kürtlerin kendi kaderlerin özgürce belirlemelerin önü açık bırakılmalı ve Bağımsız Kürdistan olma olasılığı dâhil. Bu taleplere karşı; İmralı, Kandil ve BDP bunca 30 yılın savaşında 50 bin insanın ölümünü unutarak nasıl olur da annelerin gözyaşlarını unutturabilirler, mümkün mü? İrlanda yıllarca Büyük Britanya devletine karşı savaştı, akan kanlara ihanet etmeden Londra Hükümetine karşı taktiksel değil, stratejik hamlelerle programlarını ve şartlarını sundular. Filistinliler programlarında hiçbir taviz vermeyerek bağımsız Filistin vatanı dediler, Başımızın ucunda aynı ırktan ve aynı ulusun evlatları olan Güney Kürt hareketi kader tayin hakkından vaaz geçmeyerek Bağdat’a 149’cu maddeyi sundu ve Güney Kürdistan haritasını çizerek bölgemize giren Irak’taki coğrafyamız budur dediler. Bu şartlar kabul görünürse Bağdat ile otururuz ve hatta Irak’ın daha evvelki Arap Irak devletin kanlı bayrağı değişmeyene kadar da Bağdat’la anlaşmamız olmayacak şartını koştular. Nitekim Güney Kürt Ulusal Cephesi şartlarını yerine getirdikten sonra Bağdat’ta Arap Irak halkı ile birlikte oturup çalışmalarına başladılar. Müzakere sonucunda ortak mutabakatlarıyla Irak Demokratik Federal Cumhuriyeti Anayasasına işleyerek ilan edildi.

Kandil ve BDP’deki kadro okur ve yazarların sayısı binleri aşıyor. Bunlar hiç ve hiç mi çoğunluğun fikir özgürlüğü, her zaman bireylerin fikirlerinden üstündür diye düşündüler mi? Nasıl olur da bir tek fert milyonlarca insanların kaderini tek sözle karar verip deklârasyonu ilan etsin? Elbette barışı kim istemez ki, barışın da ilkeleri şartı şurtu vardır, nasıl olurda koca 40 milyon nüfuslu insanların kaderine bir tek insan karar verebilsin.

İmralı mesajını alkışlayanlar Kürdistan halkının ulusal taleplerini istemeyenlerdir. Kürtlerin kendi kendini idare etmesini istemeyenlerdir. Çıkarlarını ulusal demokratik taleplerinden daha üstün tutanlardır. Batsın böylesi, kahrederce taktiksel çıkarlara, kahrolsun böylesi tek taraflı çıkarcıların kirliliğine… Kürtler akılsız, idraksiz, iradesiz, Abdal, beyinsiz kim diyebilir? Kusuruma bakmayınız kabul edenler bu sürünün içinde, bendeniz ise bu sürünün dışındayım.

Tek kelime ile tek başıma kalsam Kürdistan aşkından, Kürdistan sevdasından, Kürdistan kayıtsız şartsız bağımsız sevdadan vaaz geçmeyeceğim. Şartların dayattığı yerde Türk devleti ile eşit demokratik şartlarda aynı eşit hak ve hukukla Üniter sistemle değil ‘’Demokratik Federasyon’’ bir sistemle Türk masasında oturabilirim.

Mustafa Kemal’in dayattığı İttihat ve Terakki başka bir dille yutturmaya çalışılıyor. Oysaki Kürt halkının haklı taleplerini imha, inkâr, asimile ve şiddet dayatmaları Osmanlıdan mirası devam ettirerek Jön Türklerden ve Kemalizm cumhuriyetine kadar 21. asrın sonunda bile inatça Türk ırkçılığını tek ilke ile dayatıyorlar. Bu uygar, çağdaş Yerel-Kürel (Global) zamanına denk getirip hala Kürt sorunun gerçeklerini kendi ipoteklerinde saklamakla utanmıyorlar mı?

Ortadoğu’nun direği olan 40 milyon Kürt halkını önemini, varlığını, ulusunu ve vatanı olan Kürdistan adını ve toprağını nasıl olur da bir saniyede tek insanın iradesine teslim edilsin, vicdan ahlakına dayanarak mantıklı mı, bu Allah’a reva mı? Kürdistan’ın yaratılması ve canlandırması ta daha M.Ö ve M.S’ sına dayanır. Bir kere Selçuk imparatoru döneminde Kürdistan ülkesini resmen tanımıştı, Kürtlerin mücadelesi eski tarihlere dayatılan ve sürekli nicel ve nitel patlamalarla imha ve engellerle karşı karşıya gelerek hüsrana uğratılmıştır. Bu son çağın imha ve en-gel-i ve sorumlusu olan PKK ve PKK’nın devamı olan legalite örgütü BDP’dir. İnanıyorum ki bu yapılan ihanete karşı, gelecek kuşak bunları yargılayacaktır. Ki, Erdoğan (AKP) Hükümeti Askerlerini yargıladığı gibi…

Evet, PKK 1984’te başlattığı silahlı eylem günümüze kadar devam etti. Bağımsız Kürdistan şiarıyla yola çıktı ve sonra ilhakçı ve sömürge ülkelerle temasa geçerek onların çıkarlarına çakışan anlaşmalara vardı. Zaten A. Öcalan da kendi ağzından çıkan söze göre, ‘’Biz onları, onlar da bizi kullandı’’ ve ayakta durduğumuzun sebebi budur dedi.

PKK Kürdistan’ın hangi parçasında örgütlendi ise ilk hedefi; o yerli bölgenin Kürt örgütlerine karşı savaşmak ve bitirmekle oldu. Adeta Kürt düşmanlığını günümüze dek sürdürttü. Bu kini de İmralı’da Türk teşkilatı-heyeti ile alınan karar bilhassa Kürtleri parçalamak ve Kürtlerin taleplerine karşı haklarını ipotek edip saldırmakla kaldı.

21 Mart 2013 NEWROZ’u coşkunlukla her yıldan daha fazla kalabalık ve heyecanlı geçti. 21 Mart 2013 barış mesajı okuyanlar, okuyamadılar. Kürt olmayan, mesajı Türk’ün okuması ve iyi Kürtçe telaffuz edemeyen Kürt bayana metnin okumasında Kürtçe telef-uzu oldukça berbat ve anlaşılmaz yakışıksız bir dille okundu. Dile yakışmayan Kürtçe şivesi rezil ve kepazeydi. Bu metin Kürtçe diline doğru dürüst çevrilmemiş ve Kürtçesi olmayan birisine okutması böylelikle çok kötü bir iz bırakmış oldu.

Son olarak, PKK, KANDİL, İMRALI. Cephesinin kabiliyeti, gücü, örgüt talebi bu kadardı diyelim. Pekiyi bunların dışındaki Kürtlerin Cephesi ne âlemde, nedir ne yapıyorlar? Birlikleri ne derecede, ne kadar yaklaşımları vardır, İmralı mesajına karşı tepkileri varsa, nasıl bir ortak platformları olacak ve nasıl varlığını T.C devletine ve iktidarına tanıtabilme cesaretini bulacak? Ülke içinde ve ülke dışındaki diasporalar, ‘’BİZ’’ de varız, bizim taleplerimiz de vardır, diyebilecek kadar cesaretleri var mıdır? Yoksa sadece kalem gevezeliğini yapmakla mı kalacak?

Bende bu merak içime salmış ve kemiklerimi sızlatıyor, ya sizlerin?

Sevgi ve Saygılarımla

Kutbettin Özer

KutbettinO@t-online.de

Gazeteci ve Yazar



.

BİR OKUYUCUDAN

Sayın Kutbettin Özer;

Sizin kim olduğunuz, neyi temsil ettiğinizi bilmeme rağmen, bir okuyucu olarak telakki ediyor ve yazdıklarınıza bir cevap niteliğinde bir şeyler yazmakta mahsur görmüyorum...

Ülkemizin çok değerli sosyologlarından, aydın insan, yayıncı Ayşe Nur Zarakolu, bu hayata veda etmeye hazırlanırken 'Savaş, içinde olduğu bütün tarafları kirletir' diyordu...

Bu, bütün savaşlar için geçerlidir...

Ermenistan - Türkiye halkları ve ülkeleri arasında, diplomasi çatısı altında, sivil toplum hareketi yani Halk Diplomatlığı yaptığımda da buna benzer tablolarla karşılaştım...

Uzun süre, haklı nedenlerle de olsa, belirli bir zümrenin karşıtlığını amaç edinerek kendi kimliklerini inşa etme durumuna düştükleri zaman bu çok tehlikeli bir durum arz ediyor...

Sağlıksızlık durumu çünkü...

Araç, amaca dönüşünce, yolun başında sadece bir ayrıntı olan, bir unsur olan, karşı tarafın karşıtlığı, artık eğer sırf kendi varlığınızın bir nedeni olabiliyorsa, bu hastalık gibidir...

Şu veya bu nedenlerle, karşı tarafın size 'karşı olma' nedenleri ortadan kalktığında, sizin de ayakta aklamaz durumuna düşüyorsunuz, zira artık sizi ayakta tutan yegane ayaklar - temeller, sizin kendinizden gelen özellikler değil, sadece karşı tarafa karşı, sizin olduğunuz 'karşıtlıktır'....

Neyse, sizin halet-i ruhiyeyi de bu anlamda anlıyor; ama herhalde ki size hak vermemi bekleyemezsiniz...
'Ülke içindeki diyaspora' terimini, aman size salık vereyim, sakın bir daha kullanmayın zira hiç bir mesnedi, temeli, bilimselliği olmayan bir şey olmuş...

21 Mart 2013 tarihini, 90 yıllık Cumhuriyet'imizin çok ama çok önemli bir köşe başı olarak kabul ediyor; müthiş bir sinerji yaratacağına inanıyor ve bunu daha önce belirttiğim gibi, daha üzerinden üç gün bile geçmeden İsrail'den gelen özür gibi bir çok emareler gözükmeye başladı bile...

Bu coğofyadaki tüm kültürlere hayırlara vesile olacağına inanıyor ve bu uğurda kendi payıma gereğini yapmaya hazır olacağımı belirtmiş olduğumu, bir kez daha hatırlatırım efendim...

Sevgi ve saygılarımla

Raffi Aras. Hermonn / 25.03.2013

raffihermonn@hotmail.com










Copyright © KURDISTANA BAKUR-BIJI KURDISTAN Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2013-04-23 (655 Okuma)

[ Geri Dön ]



Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution