Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Nizamettin Taş:Belirleyici olan PKK değil, Öcalan ve Ankara'dır   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Êfendiyê Pîranî û Hevreyên Wî/ ENFAL   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr. İsmail Beşikçi: Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   M. Hüseyin Taysun:Kürdler Açısından 24 Haziran Seçim Sonuçları   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

232) Kutbettin Ozerden yanit:Sayin Raffi Aras. Hermonn-29.03.2013






Kutbettin Özer’den yanıt:Sayın Raffi Aras. Hermonn-29.03.2013

Sayın dost ben de kim olduğunuzu tahmin ediyorum. İsminizi ve cisminizi yazmama gerek görmüyorum. Siz hayata atıldıktan sonra mesleğinizin karakteri ve dört elle sarıldığınız çalışmalarınız sizi bir yerlere getirdi.

Türk vatanınız için sadece görevinizi yerine getirdiniz ve istediğiniz yere çekildiniz. Bedeniz de sizin mesleki görevinizden daha ağır şartlarda baskınızın ve baskılarınızın altında Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesini veriyorum. Endişeniz, merakınız olmasın, Mücadelemde Haklıyım ve sonuna kadar götüreceğim.

Bir insan bir şeyler biliyor veya içini dökmek istiyorsa o mutlaka her hangi bir şey yazmalı ve yazmakta mahsur görmemelidir. Benim kim olduğumu ve ne yaptığımı bilen biri olarak cesaret ederek bir iki kelimeyi karalamakla aklınızda geçtiği için sizinle iftihar duyuyorum. Sizin gibi Türk akademiklerden birçok eleştiri yazı alıyorum. Benim için her bir eleştiri veya görüş belirtmelerinde eksiklerimi tamamladıkları için minnettarım.

Ayşe Nur Zarakolu’yu yakından tanıyanlardan biriyim. Ben de diyorum ki, barışı ve demokrasiyi ters eliyle iten her kes tarafları kirletir ve yani ‘’KİRLİ SAVAŞ’’ı dayatanlardır.

Nazikâne yazınızın içeriği buharlaştırıcı niteliğini taşıyan tek taraflı perspektifle kaleme alınmış, örtü-perde arkasında Türkçülük ve yüzeysel bir demokrasi anlamında buhar damlası var, var ki damladığı her yeri ıslatır. 46 yıllık politika hayatımın 12 yılını da Avrupa ve Ortadoğu’da diplomatik arenada koştum. Bu dört yıldır Alman gazetecisi olarak Ortadoğu’da savaş alanlarında cirit atıyorum. Birçok girdi, çıktıları gördüm ve yaşadım. Her gördüğüm savaş alanlarında ezilmiş halkların ve Kürt halkı üzerindeki baskı, şiddet ve insanlık dışı muameleler aklıma geldi. Bunu ben ve Kürt halkım yaşıyor, siz değil!..

Bendeniz bir egemen ulusun bireyin ırkından olmuş olsaydım, önce Alt-Kimlik-li ve ezilen ulusun yanında yer alırdım, onlarla onların en haklı taleplerini onlardan daha fazla savunurdum. Allah’a şükür Türk egemen ırkından tarafımız olarak birkaç kişi var ve onlar da bizim gibi Türk devletinden baskı altındalar. Baksanıza sayısız gazeteciler ve avukatlar hapishanelerde çürüyorlar. Benim için insanlar hangi ırktan olursa olsun önemli değil, ezilen sınıf ve ezilen milletlerin savunucularından biriyim.

Siz halk Diplomatlığı yaptığınız çalışmalarınızda Türk, ulus-devlet-ine ve ırkına leke getirmemek kaydıyla Şinasi Görevde bulunmanız sizi gururlandırdı. Türk olmayan ve ‘’Ben Türk’’ değilim diyenlerin başına da tayfun rüzgârını, yağmur, kar ve dolu yağdırdınız ve bununla mutlu oldunuz, mesleği ve vicdani başarınız olsa gerek. Ki, ipekten olan Üst-kimliğinizin varlığını konuşlandırdınız. Belki ötekiler gibi ‘’Ne Mutlu Türküm diyene’’ içinizde bir oh!!! Çektiniz.

Dikkat ediniz sevgili ‘’Dost’’, Her insan din, mezhep, dil, kültürünü değiştirir ama velâkin, asla ırk değişmez bir doktrindir. Bir ırkın milleti diğer bir ırkın varlığını tanımasa ve onun varlığını imha yoluyla inkâr eder taleplerini ört-bas ederse, o ‘’ZAT’’ ırkçı, milliyetçi ve nasyonalistin ta kendisidir. Türk devletin kültüründe tekçilik filizlendirilmiştir. Mustafa Kemal 1919’dan 123’e kadar bütün vaat ettiği her nutkunda Kürtlerin haklarına riayet edileceği konusunda vaat etmişti ve hatta 1921’de Anayasasında Özerk hakkı hakkında hüküm vardı, gerçekleşmedi. 1923’te daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce İzmir’de yaptığı konuşmasında Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde ve bulunduğu coğrafyada Özerklik hakkı alacaklar dedi ama vaadini yerine getirmedi.

Mustafa Kemal Kürtleri bir güç olarak kullandıktan sonra 180 % süreci değiştirdi. Sonradan işini rayına oturtup ve 1924 Anayasasını gerçekleştirdikten sonra Kürtleri yok etmeye çalıştıysa da bitiremedi. Mustafa kemal diktatörlüğünü kurdu, tek parti dönemini uzun zaman ayakta durdurttu, demokrasi çarkını bertaraf etti, insan haklarını lağvetti, Kürdistan dağlarında ‘’Ne Mutlu Türküm diyen’’ yazdı, Türk ulusunu ve ırkını andıran istiklal marşını okullarda ve işkence hanelerde Kürtleri diz çöktürerek zorla ezberletip okutturdu, Kürt denilen bir etniğin olmadığını inkâr etti ve 28 kez Kürtlerin başkaldırılarıyla devletin başı belaya girdi hala bu belanın altından çıkamıyor. İşin garip tarafı Kürt dilin hart-kurt-larla icat ettiğini medyalarınız dizi dizi yazmaya başladılar. Sözüm ona Türk akademisyenler, uzman profesörleriniz, Türk inkârcı tarihçiler ve bilim aktörleriniz ekrana çıkarak bol bol Kürtler hakkında palavralı vaatler okuyorlar.

Türk devleti ülke içinde Kürtlere saldırdıkları gibi, ülke dışında da Kürt akademik diasporalara yani yazarçizerlerine ve zoraki sürgün Kürtlere karşı ‘’Kırmızı Bülten’’le arayarak rahatsız etkenler yaratmaya başladılar. Üstelik birçok Avrupa kentlerinde saldırılar düzenlediler. Bazı Türk akademisyenleri ve sosyologların dışında, ekranı işgal-eden Türk ırkçı ve aşırı milliyetçi sosyologlar milyonların yüzüne bakarak Dünya tarihini, Türk tarihini ve Kürt tarihini gerçekle ilgisi olmayan sahte belgelerle sergilemeye çalıştılar. Hem de utanmadan, kızarmadan ve insani vicdanına danışmadan halkını kandırmaya çalıştılar ve çalışıyorlar. Siz bunlara bilim insanları ve araştırmacı diyorsunuz. 1915 tarihinde Ermeni katliamı, Dersim katliamı ve buna benzer Osmanların Türkiye’de, Balkanlarda, ta Avusturya’ya kadar uzanan katliamlara ne dersiniz?

Dünyaya geldiğimde 7 yaşına kadar kimliksizdim. Türk okuluna başladığımda Nüfustan elime bir kimlik verdiler, ‘’SEN, TÜRKSÜN’’dediler ve bundan sonra Türkçe öğrenip konuşacaksın. Af-alandım, yerimde çakılı kaldım. Şimdi bir Türk ile Türk dilini konuşuyor ve Türkçe yazıyorum. Kürtlerle Kürtçe, Almanlarla Almanca yazıyorum. Benim için her bildiğim dil birer kültür ile beni zengin ediyor. Almanlar Kürtlerden çok uzak olduğu halde, temasta olan Kürtlerin dili olan Kurmanci-Kurmanc dilini öğreniyor. Demek ki Almanlar her ne kadar ırkçılık üzerinde sabit kalıyorlarsa da başka halkın dilini-kültürünü tanıyor ve onların dilini de seve seve öğreniyorlar.

Trük komşu dostlarıma gelince; ulus-devlet ve Türk ülkesi adına amaç ettikleri çıkarları ve menfaatlerini koruyor ve temel haklara sahiptir. Kürt halkı da Türklerin sahiplediği haklar kadar temel statü haklara sahip olmalıdır diye düşünüyorum. Bendeniz Başkaları gibi yalvarmıyorum, bir Kürt neferi olarak Kürtlerin kendi toprakları olan Kürdistan’da bir ulus-devlet statüsünü almalı ve kurumlarını donatmalıdır. Bu talep bugün olmasa, yarın haklı taleplerine sahip çıkacağına da inanıyorum. Türk Ana-kentlerdeki Kürtlerin sayısı hiç önemli değil, sonra Kürdistan’da zoraki göçe tabi tutanlar ve sürgün edilen Kürtlerin konumu ele alacağımızın aritmetiğini çizmiş ve programımızda yazılıdır. Mesel Kürtler PKK ile eş değerde olmasını hesaplamıyoruz. PKK bugün var yarın yok. Açıkçası Kürdistan toprağında tek bir Kürt kalsa bile son durağın nihai amacı; Toprak talebidir ve nitelde ‘Bağımsız Kürdistan’dır. Bu suçu ve yargıyı Kürtlerden aranmamalı, hastalığı Türk devletin inatçı ve ırkçı unsurlarını suçlayarak, yargılayarak ve demokrasinin ters eliyle itildiğine dair işlevsiz olduğunu görmeliyiz.

Biz sadece kimliğimizi inşa etmiyoruz. Kendi kendimizi idare koşullarını programlaştırıyoruz. İnsanlarımız var, kurumlarımız var, etkili insanlarımız her yerde yani ülke içinde ve dünyanın her dört bucağında hazır duruyorlar. İdari kurumlarımıza bakıldığında, genç akademiklerimiz, orta yaşlı birikimli kadrolar ve Avrupa üniversitelerinde Asistan, Doçent ve eğitimci profesörlerimiz var. Bunların her biri üç dört dil bilenlerdir. Kürtler uluslaşma statüsünü almış ve bir ulustur. Ki, 40 ila 50 milyon arasında nüfusu kabarmış ve konuşlandırıyorsa, Kimlik almak neden tehlikeye girsin? 7 yaşından sonra Türk kimliğim oldu, bugünde Alman kimliğim var, belki yarından sonra da başka ülkenin kimliğini almış olurum. Kimlik beni, sizi, onu, onları değiştirmez ki. Vatandaşlık ve yurttaşlık da bu sıfatın içeriğindedir.

Egemen devlette demokrasi işlenmiyorsa tıpkı virüs hastalığını andırır. Çünkü kafada beyine işleyen ırkçı, milliyetçi kültürü betonlaşmış, bir türlü yenilemeyi, değişmeyi ve demokrasiye el uzatmayı istemiyor. Kürtler, tarihinde hiçbir zaman ırkçı olamadılar. Kendi ulusunun talebinde kurban oldular. Talepler isteminde baskı, şiddet, vur, kır, öldür, bitirmekle karşı karşıya geldiler. Kürtler, hiçbir komşu ülkelerin haklarını gasp etmediler ve hiçbir kimsenin üzerinde işgali zorba, barbar durumları da olmadı ve olmayacak.

Bir Kürt olarak Türkiye’ye işgalci komşu ülke diyorum. Türkiye’de ikamet eden Kürtler veya mal, mülk sahibi olanlar ele alınmaz. Söze gelince; Türk ırkı ve ulusundan olanlar dünyanın bütün ülkelerinde çeşitli meslek dalında çalışıyorlar ve mal mülk sahibidirler. Avrupa veya başka ülkelerde yaşamını sürdürenlerin dernekleri, vakıfları, ibadet yerleri var. Bütün istemleri de eksiksiz yerine getirmekteler. Kürtler ise sürgüne ve hüsrana uğrayan akademik diasporalar beyni çalışan ve çalıştıranlardır. Bunların ayrı özelliği var değer olarak biçilmez.

Kürtlerin ülkesi kurulmayana kadar Kürtler kendi topraklarında bile mültecidir ve toprakları dışında sürgün diasporalardır. Çok istiyorsanız, DİASPORA nedir ve ne değil konusu, anlamı hakkında sayfalarca izah edip açıklamaya hazırım.

Kürdistan egemen işgalcilerin el pençesinde ve halet-i ruh-iyesi bozuk, bozuk ki işgalci sömürgeciler başkaların halet-i ruh-iyesini anlamak istemezler.

Benim isteklerim ve nihai amacım sadece Kültür, dil ve eğitim değil, nihai amacım Kürtlerin kendi ulusal kader tayin hakkını almaktır. Kürtler ilerde uluslararası arenada kazanan olacaktır. Türk devleti politik ve sosyal olarak köşeye sıkışacaktır. Kürt hekimin etken üstatları bilimselliğiyle kuşatıcı sahibi olarak, yoğun stratejik çalışma arenasında. Merak etmeyiniz, Kürtler, Ortadoğu’da demokrasi temelini atacak ve Türklerle iyi komşu olmaya çalışacak.

Kutbettin Özer

KutbettinO@t-online.de

Gazeteci ve Yazar

.

BİR OKUYUCUDAN

Sayın Kutbettin Özer;

Sizin kim olduğunuz, neyi temsil ettiğinizi bilmeme rağmen, bir okuyucu olarak telakki ediyor ve yazdıklarınıza bir cevap niteliğinde bir şeyler yazmakta mahsur görmüyorum...

Ülkemizin çok değerli sosyologlarından, aydın insan, yayıncı Ayşe Nur Zarakolu, bu hayata veda etmeye hazırlanırken 'Savaş, içinde olduğu bütün tarafları kirletir' diyordu...

Bu, bütün savaşlar için geçerlidir...

Ermenistan - Türkiye halkları ve ülkeleri arasında, diplomasi çatısı altında, sivil toplum hareketi yani Halk Diplomatlığı yaptığımda da buna benzer tablolarla karşılaştım...

Uzun süre, haklı nedenlerle de olsa, belirli bir zümrenin karşıtlığını amaç edinerek kendi kimliklerini inşa etme durumuna düştükleri zaman bu çok tehlikeli bir durum arz ediyor...

Sağlıksızlık durumu çünkü...

Araç, amaca dönüşünce, yolun başında sadece bir ayrıntı olan, bir unsur olan, karşı tarafın karşıtlığı, artık eğer sırf kendi varlığınızın bir nedeni olabiliyorsa, bu hastalık gibidir...

Şu veya bu nedenlerle, karşı tarafın size 'karşı olma' nedenleri ortadan kalktığında, sizin de ayakta aklamaz durumuna düşüyorsunuz, zira artık sizi ayakta tutan yegane ayaklar - temeller, sizin kendinizden gelen özellikler değil, sadece karşı tarafa karşı, sizin olduğunuz 'karşıtlıktır'....

Neyse, sizin halet-i ruhiyeyi de bu anlamda anlıyor; ama herhalde ki size hak vermemi bekleyemezsiniz...

'Ülke içindeki diyaspora' terimini, aman size salık vereyim, sakın bir daha kullanmayın zira hiç bir mesnedi, temeli, bilimselliği olmayan bir şey olmuş...

21 Mart 2013 tarihini, 90 yıllık Cumhuriyet'imizin çok ama çok önemli bir köşe başı olarak kabul ediyor; müthiş bir sinerji yaratacağına inanıyor ve bunu daha önce belirttiğim gibi, daha üzerinden üç gün bile geçmeden İsrail'den gelen özür gibi bir çok emareler gözükmeye başladı bile...

Bu coğofyadaki tüm kültürlere hayırlara vesile olacağına inanıyor ve bu uğurda kendi payıma gereğini yapmaya hazır olacağımı belirtmiş olduğumu, bir kez daha hatırlatırım efendim...


Sevgi ve saygılarımla

Raffi Aras. Hermonn / 25.03.2013

raffihermonn@hotmail.com












Copyright © KURDISTANA BAKUR-BIJI KURDISTAN Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2013-04-23 (629 Okuma)

[ Geri Dön ]



Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution