Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Röportaj/İranlı Büyükelçi:Kürdistan çok önemli bir jeopolitik merkez   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (09) HER BÎJI KURDİSTAN   Ibrahim Güclü:PDKê, Divê Ji Derveyî YNKê û Goran Hikûmetê Ava Bike   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (09) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   İsmail Beşikçi:Duhok-Hewlêr Gezisi   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (07) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

234 ) Kutbettin Ozer:SASKIN KURTLER -30.04.2013






Kutbettin Özer:ŞAŞKIN KÜRTLER -30.04.2013

Kürdistan’ın bugünkü nüfuzu 40. milyon üzerinde hesaplanıyor. Ülkenin büyük parçası Türkiye’nin işgali, yani ilhak ettiği güneydoğu ve doğu-Anadolu


bölgesi dedikleri yer, nüfuzun en yoğun olan Kürdistan’ın bir parçasıdır.



Nüfuzu 25.milyon üzerinde ve bu coğrafyada T.C derin devletin diktatörlüğü ve egemenliğin altında yaşamına devam etmektedir. Kürtlerin isteği ve rızası dışında parçalanmış ülkenin adı da Kürdistan’dır.

Aynı zamanda 7. yüzyılda milattan önce bir kaç tarihçilerin tespitine dair, Kürtler Medlerden gelmedir. Kürdistan bir ülkedir, başka tarifi yoktur. Kürtçe lisanı, Farsça lisanına ve lehçesine akraba olduğu, Hindu-German Avrupa lisanına akraba olduğu biliniyor. Yıllarca Kürtler, Farslar ve Osmanlılarla sürekli şekilde çatışma ve sürtüşmeleri 2.000 yıldan fazla devam etmekte. Hala bu şerler aralıksız kanla bastırılarak devam ediyor.

Kürdistan dört sömürgeci devletler tarafından işgal edilmiş. İran, Irak, Suriye ve Türkiye devletlerin Misak-i Milli sahte sınırların içinde hâkim ve değişik devletler ideolojisinin pençesi altında zorlan tutulmaktadır. Bu her dört ilhakçı devletler, aynı karaktere sahip ve Kürtleri sömürmelerinde aynı rolleri oynamaktadırlar.

T.C Başbakanı R.T.Erdoğan’ın başlattığı ‘’Barış diyalog süreci’’ egemen karaktere sahip ilkelerden arındırmadan PKK ile Oslo buluşma dramından sonra, İmralı ile görüşmeleri başlatılarak Türkiye genelinde müzakere tartışması yoğun bir şekilde başlatıldı. AKP ve devlet ulus-devlet ilkelerini korurken, İmralı sakini ulus-devlet yapılanmasına karşı gelirken Türk ırkçı ve anti demokratik ulusal yapısının temelini yeniden canlandırıyor.

Biz demokratlar devletin oluşturduğu Köy korucularını hain Kürtler olarak ilan ettik ve onlara karşı güç birliğini oluşturduk. Onların yolu ayrıldı ve Kürtlere karşı devletin maaşlı sivil askerleri oldular. Bu korucular PKK-Gerillalarına ve Kürt yurtseverlerine karşı katliamlar yaptı ve hala devam ediyor.

Yorgun argın PKK’lılar direktiflerini BDP’lilere yöneltti, BDP’ler de T.C meclisin göbeğinde Kürt ve Kürdistan ve Sayın A. Öcalan konuşabildiler. Gelişmelerin bir kısmı Kürt halkına ışık, saadet, umut getirdi ve hepimiz güzel gelişmelerin arkasında olduk ve kamuoyuna destek verici olumlu tarafları yazarken anti-Kürt savunmalara karşı da geldik.

PKK-Kandil kanadı ve iradesiz legal BDP örgütünün iradesi esir alınmış ve kullanmaya çok elverişli PKK lideri Abdullah Öcalan her zamanki gibi işbirliğini İmralı’da devam ettirdi. İşgalci ve tefeci bezirgân devlet güçleri Apo liderliğinde PKK’ yi bir piyon-manşet olarak kullandı ve kullanıyorlar. A. Öcalan işbirliği yapmadan hiçbir zaman ayakta kalamayacağını biliyor. Bu işbirliği Türk devletine ve diğer işgalci devletlerin işine yarıyor. İran, Irak, Suriye ve Türk devleti aralarında anlaşarak PKK’ yi kullanma sürecini yerelküre siyasi ortamına göre saati, günü, ayı ve mevsimini bir çalar saat gibi ayarlamışlar. Şimdiki Barış sürecin kullanma piyonluğu MİT, derin devlet, Kandil, İmralı ve BDP üçgeninde Kürt ve Kürdistan taleplerini al-aşağı yapmak isteniyor.

Türk yazarı Cevdet Akçalı, uluslar arası bir konferansta bulunarak, yani 2000 yılında Moldavya’nın başkenti Kişinev’de bu azınlıklar Konferansı gerçekleştirilmiş. Sayın C. Akçalı azınlıklar, etnik ve çoğunlukta olan milliyetlerin üzerinde olan tartışmalarda bayağı rahatsız olmuş. Türkiye’deki Kürtler aklına gelince başı ağırmış. O tarihten bugüne kadar rahatsızlığı devam ediyor.

Elbette rahatsız olacaklar. C. Akçalı Türkiye’nin bölünmesinden korktuğu gibi AKP, MHP ve CHP ve diğer ırkçı aktörler de korkuyor. Ama ne yazık ki, asil temel sorunlara yaklaşmaması, demokratça tartışmaması, Kürt sorununda yabancı kalıyor. Çünkü çoğunlukta olan bu halkın özlemini bilmiyor. 84 yıl önce eskimiş Kemalist düşünceleri tazeletmek isteniyorsa da gelişen ortam müsaade etmiyor. Bugünkü uygarlık çağ yenilenme ve gelişmelerle haykırırken ısrar etmeye gerek kalmıyor. Osmanlı ve Kemalist dönemindeki ideolojisine sarılma, savunma Ortodoks’ça düşünüp Ortodoks gibi yerinde sayıklamaya benziyor.

Türkiye’de, Türklerin dışında; Kürt, Çerkez, Pomak, Gürcü, Yürük, Moğal, Laz, Asurî, Ermeni, Türkmen ve Azeriler halk olarak bu Misak-i Milli sahte sınırları dâhilinde haksızlıklara karşı ezilmeye mahkûmdurlar. T.C derin devleti bu halkların kültüründen ve enerji gücünü bütün kurumlarında kullanıyor. Bu sebeplerden dolayı, Misak-i Milli sınırları dâhilinde, Kemalist diktatör rejim üniter sistemini AKP de aynı şekilde uygulamaya çalışıyor. Kürt Barış Sürecin başlaması Erdoğan başlatmadı. ABD ve müttefik ortakların dayatmasıyla Oslo ve İmralı sürecine kapı açtırdı. Hatta A. Öcalan da Türk istihbaratı tarafından ikna edildi.

Ayrıca Kürt devletinin kurulmaması için, Alman, Fransız, İngiliz yönetimlerin ABD ile sık sık temasta ve ikna etme yolları aranıyor. Fransız mandası daha Suriye’deyken, Fransızlar Suriye’yi elinde tutmak için, Türkiye ile sıkı ilişkilere girer ve M. Kemal de bundan güç alarak bir Kürt devletinin olmasına karşı gelir.

İngilizlerin, Kürtlere bir Otonom tanıma hakkına karşı gelen Türk yönetimi, bunun yürürlüğe girmemesi için tüm gücünü ortaya koyar ve Kürt ulusal sorununun gerçekleşmemesi için İngilizlerin bütün şartlarını kabul eder ve Kürtleri bir anda satar. Tabi ki Kürtler bu diyalogda iç çekimsizliklerin ve Kürt Birliğinin olmama yüzünden büyük hata işler. Bugünde Kürtler aynı dramı tekerrür ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra devletin ‘’Doğu ve Güney Doğu Anadolu’’da Ağa-Beg, Aşiretçilik ve Şexlere devlet destekli imtiyazlar tanıyarak işbirliğini sağlamıştır. Köylüleri köleleştirmek, ezmek ve yerli halkın burjuvalaşmasını engellemiştir. Bülent Ecevit’in toprak reformun gerçekleşmemesi de bu nedenlerden kaynaklanmaktadır.

1921 yıl döneminde Kürtlerin çok dağınık olmasına rağmen, Kürdistan ulusal sorun üzerinde sıkı bir biçimde tartışmalar devam ediyordu. Koçgiri ve Milli mesele üzerinde aşiretlere yaklaşma ve kafaya takılan sorular; Van, Mardin, Bitlis, Diyarbakır (Amed) yöresindeki halk arasında yoğun bir biçimde tartışmalar vardı.

Bu bölgedeki Kürtler tartışmalardan sonra ortak bir Bildiri ile TBMM’ne sunmuş oldukları talepler;

1- Kemalist hükümet tarafından Kürtlerin yaşadığı bölgede otonom bir Kürt devletinin tanınması

2-
Sınırların Kürtler tarafından çizilmesi

3-
Türk Jandarmasının ve devlet görevlerinin geri çağrılması

4-
Otonom Kürdistan Örgütlenme işlerinden Türk devletin elini çekmesi

5-
Ankara hükümeti tarafından toplanan tüm askeri vergilerin ve askeri bağışların Kürtlere tahsis edilmesi

6-
Türkiye toprakları içerisinde kalan Kürtlerin koruması ve orduda bulunan Kürtlerin bırakılması( 25 Kasım 1921) (91)

Kürtlerin hazırlamış olduğu teklifleri üzerinde, karma Komisyonu Türk ve Kürt mebusları, Bitlis ve Van’a giderek temaslarda bulunurlar. Mecliste bulunan Kürt Mebusları bu Kürt sorunu önemli gördükleri için, kendi dışındaki güçlerle temasa girmek istedilerse de diğer gruplar bazı nedenlerle ilişki kuramadılar. ( Bu parça metni, Sayın Yazar Hasan Yıldız’ın yazmış olduğu Fransız Belgeleriyle, Sevr-Lozan—Musul üçgeninde Kürdistan adlı kitabından örnek olarak alınmıştır). Bu nedenlerle Kürt halkı gerçek anlamda öndersiz kalıyor ve Türk hükümeti de bundan fırsat görüyor ve Kürtleri lidersiz gördüklerinde, bu boşluk Kemalistlere yaranıyor.

Abdullah Öcalan bir örgüt lideridir, Kürt, Kürdistan Ulusal Lider değil.

PKK silahlı bir siyasal örgüttür. PKK’nın almış olduğu karar sadece PKK’ ye bağlıdır. Aynı zamanda PKK ulusal bir hareket değil, mamafih sömürgecilerin kullanmaya elverişli Kürtleri parçalamaya ve Kürtlerin kazanımlarını yok etmek için kurulu bir örgüttür. 1984’te başlanan silahlı süreçle hayalli bir ordu gücünü kazanmıştır. Etrafında toplanan ve güç sağlayanlar Kürdistan sınırını çizmek için, Kürdistan Ülkesine sahip çıkmak için ve Kürdistan’ın bağımsızlığını kazanmak için silahı kahramanca eline almıştır. Ne yazık ki dağda-kırda ve şehirsel alanlarda gerçekler anlatılmıyor, anlatılmadığı için gizli kalıyor. Bu sebeplerden dolayı Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi hayal kırıklığına uğratılıyor. Türklerin Atası Kemal Atatürk layıkıyla görevini yerine getirdi. Ama Kürt kökenli PKK lideri Abdullah Öcalan ise doğuşundan beri Kemal Atatürk’ün gölgesinde saklanarak Kürtlerin taleplerinden vaaz geçip İkinci Türk Atası olan A. Öcalan-Türk liderliğine soyunmasında hiç şaşmadım.

Sevgi ve Saygılarımla

Kutbettin Özer

Gazeteci ve Yazar

KutbettinO@t-online.de


DEVAM EDECEK

Sayın Mim Yavuz Binbay,

*** Balıkesir liseni okudum, İstanbul Çapa yüksek üniversitesini bitirdikten sonra 13 yıllık Türk öğretmenliğini yaptım. 13 yıl içinde beni Diyarbakir ve Antakya’ya tayin ettiler o bölgeye bilerek gitmedim. Genç komünist Kürt kökenli bir Türk eğitimcisiydim. İlhak ve asimile kavramışını çok iyi kavramıştım. Arap kökenli ve hiç Türk kökenli olmayan 3.cu etnisite olan Arapların hakkında Antakyaların-Hatay, İskenderun (Bölgenin) Arap olduklarını ve bu kardeşlerin ilk tarihini 30 yıl önce yazan benim ve ilk onların bulunduğu bölgelerinin tanıtılmasında hapis edilmiş adamlardan biriyim. Bu yörenin insanları da yüreğimde bir denizdir, ırmaktır.

Sonra Lazların (Karadeniz) bölgesi hakkında bir tarih belge olarak ilk yazanlardan birisi ve Türk olmadıklarını, LAZ olduklarının hakkında da yazmıştım ve sahiplendim ve İstanbul'da hapis yedim. Sevgili Mim Yavuz Binbay, bendeniz bunları savunmadan Kürtlerin varlığını savunamam. Türkiye’deki etnisite ve azınlık milliyetlerin hakkında defalarca yazı yazmışım. Bu vesilelerle Osmanlı döneminden günümüze dek bütün azınlık milliyetler beyin ezgisinin çilelerini egemen devletler tarafından sömürülmektedirler. Yapılacak hataların en doğrusunu korkmadan, çekilmeden ve hiç bir menfaati beklemeden bir tabiatın rengi kadar dürüst olmamız lazım, başka alternatif yok. Sayın Dr. Sosyolog İsmail Beşikçi'yi örnek almak gerekir.

Bendeniz gereken görevimi hatalarımlar birlikte yerine getirmeye çalışıyorum, her eleştirilere karşı da ders alıyorum. Teşekkür ederim.

Beni uyardığınızdan dolayı minnettarım.

Sıcak selamlarımla

Kutbettin Özer


*** Degerli Ozer,
Hem yapıcı eleştirinizi hem de yazınızı zevkle okudum. Teşekkür ederim. Mailimde de benim tepkim kızgınlıktan öte bir sitemdi, ama haklisiniz bu konuda daha özenle olmak gerekiyor. Özellikle belirtmek isterim ki siteniz her zaman etkinliklerimizin sesi olmuş ve katkı sunmuştur.

Sayın Özer, yazınızı zevkle okudum. Çok aydınlatıcı ama "Türkiye’de, Türklerin dışında; Kürt, Çerkez, Pomak, Gürcü, Yürük, Moğal, Laz, Asurî, Ermeni, Türkmen ve Azeriler halk olarak bu Misak-i Milli sahte sınırları dâhilinde haksızlıklara karşı ezilmeye mahkûmdurlar." paragrafında dikkatinizi çekmek istediğim bir eksiklik var. Türkiye de yasayan 3.cu etnisite olan Arabları saymamışsınız, yok saymışsınız demiyorum ne yazık ki bu birçok yazıda veya söylemlerde ayni şey yapılıyor. Bu bir ayrıntı gibi gözükebilir ama Arab halkını yaralıyor.

En içten dostluk selam ve saygılarımla.

Mim Yavuz Binbay

araskem@gmail.com


Tel. + 49 721 - 69 58 10

Fax.:+ 49 322 - 224 451 56

Mobil: +49 173 - 65 110 65












Copyright © KURDISTANA BAKUR-BIJI KURDISTAN Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2013-06-10 (644 Okuma)

[ Geri Dön ]



Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution