Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Nizamettin Taş:Belirleyici olan PKK değil, Öcalan ve Ankara'dır   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Êfendiyê Pîranî û Hevreyên Wî/ ENFAL   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr. İsmail Beşikçi: Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   M. Hüseyin Taysun:Kürdler Açısından 24 Haziran Seçim Sonuçları   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

241) Kutbettin Ozer: Murat Karayilan ne diyor?






Kutbettin Özer: Murat Karayılan ne diyor?
-10.06.2013

Devletin anlamsız çözüm sürecine inanmıyorum, bu barış ve diyalog süreci sadece iç hesaplamalarla zamanı doldurmak ve tarafların ilerisi için siyasi menkul mevzileri kazanmaktır.

Bu yazımda Sayın Karayılan’ın Ulus-Devlet’e karşı geldiğine bir kez daha görüşümü vurgulamak isterim. Güney Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı olduğunu dile getiriyor ve Ortadoğu’da gericilik, din yobazlığı, tüm idare sistemlerin tamamen anti demokratik olduğunu gören Sn. M. Karayılan böylesi bir karmaşıklıkta ve demokrasiden çok uzak olan cehennem coğrafyada nasıl olur da demokratik konfedaralizm ve federasyonu savunabilsin. Üstelik bütün dünya ülkeleri Ulus-Devlet statüsünü kazanmışken, Kürtler Ulus-Devlet kazanmasını isterken felaket veya diktatör olur diyor. Ulus-Devletle yönetilen sömürgeci ve işgalci devletler statüsünü daha da güçlendirirken Sn. Karayılan Kürtlerin Ulus-Devlet olmasına karşı geldiğine dair bir türlü anlam veremiyorum. Bu sebeplerden dolayı PKK-M. Karayılan, Ulus-Devlet olan işgalci devletlerin sancağını ve ülke Bayrağını kabul ettiğini vurgularken Kürdistan Bayrağına karşı gelmesi halinde ki, Karayılan sömürgeci ülkelerin Ulus-Devlet statüsüne imza attığını unutuyor. Karayılan’ı vuran, öldüren ve ülkesini talan eden Türk ırkçı kanlı Bayrağa ‘’Benim Ortak Bayrağım-dır diyor’’. Yoksa ben yanlış mı okudum veya Karayılan’ın ağzından başka mı anladım. Burada hatam varsa özür diliyorum.

Başka bir anlamda PKK’nın 30 yıllık Bilânçosuna baktığımda;

50 bine yakın bunca insanlarımız yaralı ve sakat kalanın dışında öldürülmüş, toprak bombalarla yakılmış ve işletmez hale gelmiş, ormanlar tamamen yakılmış ve Köyler boşaltılarak insanlarımız toprağından yurdundan edinmiş, canlı insan kalkanların fedakârları bedel vermiş, Kürdistan’da her gün acı ve her gün bir sosyal işkenceden geçilerek mağdur bırakılan bu günahsız insanların ülkesi neden bir kez daha her milletin aldığı statülerden uzak bırakılsın, devleti ülkesi olmasın, Burası Kürdistan ve benim de başka halklar gibi ülkem Kürdistan diyemesin?

Kürt halkının alacağı kazanım, alacağı madalya bu kadar mı olmalı?

Sayın Dr. Sosyolog değerli Hocamın cümlesi; Kürtlerin kurtuluşu ‘’Bağımsız Kürdistan’dır’’ altına imzamı atıyorum.

Ben PKK’li ve yönetici kadrolarından Murat Karayılan yerinde olmuş olsaydım, Kandil’den Gerillaları indirmeden evvel İran, Irak, Suriye ve Türk devletine söyleyeceklerim şartını kabul ettirirdim.

Sizler, Ulus-Devlet statüsünden çıkın ve laik demokrasiyi ülkenize getirin, bütün etnik kökenlere ve milletinize (Türk’e) laik görmüş olduğunuz haklar kadar da Kürtler de aynı demokratik statü hakkına sahip olduğuna dair garanti verip kabul ederseniz, PKK-Gerilla dağdan güle güle iner ve evine çekilir. Sonra sınır dışına çekilme meselesi de aldatmaca ve kandırmaca politikası da ortadan silinmiş olur.

BÜTÜN DÜNYA ÜLKELERİNE .ULUS-DEVLET- KÜRTLERE GELİNCE HAYIR!!! ALLAH KÜRTLERE AKILVERSİN.


DEVLETE HAYIR / MURAT KARAYILAN ŞEHİTLERİN KANLARI ÜZERİNE NE DİYOR. BEN ŞAŞMADIM SİZ DE ŞAŞMAYINIZ. OLACAĞI BUYDU ZATEN


(Abdullah Öcalan’ın) tutukluluk şartlarının iyileştirilmesi halinde, daha aktif bir rol oynayabilir ve bizim hareketimizle daha iyi bağlantı imkanı bulabilir. Barış sürecinin 3’üncü aşaması tamamlandığında herkes özgür olacak, Abdullah Öcalan da. Kürtler için barış, demokrasi ve zafer olacak ama ulusal devlet olmayacak. Böyle bir şey bizim gündemimiz de yok. Her Kürt, bağımsızlık, özgürlük ve ulusal devlet düşünür. Ama biz şunu söylüyoruz, özgürlüğe evet, ulusal devlete hayır.


Devlet, şiddetin kaynağıdır ve insanların problemlerini çözmez. Biz ülkeyi değiştirmek istiyoruz. ‘Demokratik bir konfederalizm’ istiyoruz. Her milletten ve dinden insanlar, buna dahil olabilir ve kardeş gibi yaşar.” Murat Karayilan

Demokratik Anayasa düzelmesine göre Kürtler de Federal bir statü kazanarak idare bölge yönetimini eline alır. Burada barış ve diyalogun demokratik sonucu itibarıyla bütün halklar rahata kavuşmuş olur.


Sevgi ve Saygılarımla

Sevgi ve Saygılarımla

KutbettinO@t-online.de

Uluslar arasi Gazeteci ve Yazar
















Kutbettin Özer:Mısır’da ikinci bahar,-09.07.2013

Mübarek Hüsnü’ün devrilmesinden sonra Mısır halkı-halkları karmaşa içinde seçim sürecini başlattı. Seçimle başa geçen adam Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin demokrat olup olmadığı

ve ülke için ne kadar hizmet ettiğini bilmeyen halk, uluslar arası arenada ne kadar başarılı olup olmadığını düşünemeyen muhalefet reformcular her zamanki gibi sonuçta avucunu yalamıştır.

T.C Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan, Mursi’yi ilk cephede bağrına bastı ve sıcak diplomatik temasa geçti. Daha önceden de Erdoğan’ın Esad Başer ile omuz omuza ilişkileri mükemmel yürüyordu. İki devlet arasında siyasi, ekonomik ve sosyal yardımlaşma antlaşması yapılınca ilk protokolü ‘’Sınırların kaldırması oldu’’.

Erdoğan ve Başerin sevişme ilişkileri il defa Kürtleri nasıl kullanacaklarının ve nasıl yerle bir edecekleri hakkında ikili zirve antlaşması oldu. Bu proje Avustralya, Büyük Britanya ve ABD programına ters geldi. Çünkü bu üç darbesiz yaşayan kıta ve ülke, Arap Birleşik ülkeleri hakkında ‘’Yeniden Boz ve Yeniden Tanzim et’’ projesi ilk cephede idi. Mursi başa geçtikten sonra Erdoğan Kahire Meclisin binasında çok büyük lokmalardan söz etti. Araplara açıkçası ders verircesine İsrail’e karşı cesur olun dedi. ABD için tehlike yaratan Erdoğan’ı gizliden Amerika’ya çağırttı ve Kulağını çekerek bu büyük sözü ancak biz konuşabiliriz haddini aşma dedi.

Kaddafi’nin devrilmesinden sonra Suriye’de de halkların ayaklaması oldu, hala bu iç isyan ve baş kaldırmalar kan gövdeyi götürerek devam ediyor. Filistin’e giden Erdoğan’ın Mavi Gemisi İsrail polisleri tarafından yakalandı ve kanlı olay oldu. ABD bu mavi denizin olayından dolayı çok rahatsız oldu. Erdoğan Arap ülkelerinde lider konumuna geldi. Emperyalist ülkeler Türk devletin tutumunu sevmedi ve Erdoğan’ın ilişiğe girdiği ülkelerde iç isyan tohumunu serpti. Erdoğan’ı yakından ve uzaktan izleyen ABD Suriye’de öyle bir halk isyanı çıkarttı ki kim kimi vurduğunu bilemez hale getirdi. Sonradan Başer ile kucak kucağa oturan Erdoğan’ın en büyük baş düşmanı kesildi. Erdoğan her yerde kendi hacminden büyük misyonu gösterdiği için yarının ne olacağını hesaplamayarak kendi tuzağına kendisinin düştüğünün farkında değil. Yani Erdoğan nereye el uzattıysa o ülkede ‘’DARBE‘’ oldu. İran Devrim Muhafızları’n Besic milis güçlerinin komutanı Tuğgeneral Muhammed Rıza Nagdi, Mısır’dan sonra Türkiye’de de iktidarın devrileceğni ikna etti. Taksim-Gezi parkı olayı da Mısır olayının bir ilk başlangıcıdır dedi ve ABD ilk önce iktidarı kendi halkın gözünden düşürmek ve halkını kendine çekerek devrim ile sonuçlandırmaktır. Eski Sovyet lideri Mihail Gurbaçov’a destek veren ve Sovyetler Birliğini bozan yine ABD planı ile gerçekleşen darbe sonucudur.

Kendine demokrasi cumhuriyeti diyen hiçbir devlet-iktidar gerçek demokrasi işletmedi. Oligarşi çarpık demokrasi güdümünde siyasi partiler kuruluyor ve programlar etrafında inisiyatiflerine göre hazırlanıyor, Devletin Anayasası da bu oligarşi çarpık siyasi partilerin kanaatine göre planlamalar-hazırlıklar yapılıyor ve devletin idaresi ve mekanizması olan iktidar şekli de bu düzenlemelere göre ayarlanıyor. Osmanlı devrinden, Mustafa Kemal döneminden ve günümüzün idare sistemine dek demokrasinin gelmediğini kanıtlarım. Bu oligarşi demokraside, demokrasinin sapının bir ucundan tutan AKP iktidarı diyebilirim ki en iyisidir. Türk devleti için birçok yapılanma projesini gerçekleştirdi ve çalışan bir siyasi iktidardır. Çalıştığı ve üretkenliği kadar da cebini dolduran sömürgeci bir siyasi partidir.

Azınlık Etnikler için birçok Açılımlar açıp kapattı ama hiç birini gerçekleştirmeden tekrar toprağa gömdü. Erdoğan Kürt sorununda bazı adımlar attı ise de başarılı olmadı ve sekteye uğradı. Muhalefet siyasi partiler MHP ve CHP’ye karşı Erdoğan güçlü iktidar olduğu halde hep yenilmeyi göz önüne aldı ve Kürt sorununda ileri bir adım atamadı. BDP, sözde Kürt siyasi partisi bir Türk sol partisi olup Türklere demokrasi getireceğinin vaadinde mücadele veriyor. Kürt sorununu da Armut heybesine atarak Türk devletinde demokrasi, Kürtlere özgürlük mücadelesinde İmralı, Kandil ve Amed üçgeninde terleyip yerinde sayıklıyor. Erdoğan’ın verdiği boşluk ve fırsatları değerlendirmeden Kürtlerin Taleplerini mezara gömmekten başka çalışma yapmadı. BDP’nin Mısır’da ve her çeşit darbelere karşı olması iyi güzel ama sanki T.C devletin Kürtlerin üzerinde ‘’Darbe’’ yokmuş gibi davranması Kürt sorunu için düşündürücü bir sorundur. Gelişmeyen ülkelerde ekonomik, siyasi, yaşam-sosyal birliği ve kültür sıkıntıları haddinden fazladır. Bunun yanında etnik ve din-mezhep farklılıkların güvence altında olmadığının kanıtıdır. Başta İslam ülkeleri gelişmemeyi yeğlediği için geri adım atma tek adam olma üslubu olmuştur. Arap İslami medeniyetinde ve Ortadoğu ülkelerinde ve de Türkiye’de de ‘’Tek Adam’’ olma idareciliği modaların modeli olmuştur. Emperyalist ülkeler de zaten geri kalmış ülkelerde demokrasi bayrağının kaldırmasına karşıdır. Ki, emperyalistler her zaman için adaletsizliği, hukuksuzluğu ve insan yaşama hukukunu kendi dışında istemediği savaş-barış ve dövüştür bilânçosudur. Bir taraftan ekonomik sıkıntılara yer verilirken, diğer taraftan ekonomik çıkarlar ön planda geliyor.

Mısır ve Suriye’ye benzetme ve gerçekleştirme projesi; Erdoğan’ın planladığı Mit Müsteşarı Hakan Fidan önce Oslo görüşmesini PKK-KCK ile görüştü, yarıda kalan görüşme ise Tutuklu ve irade özgürü olmayan A. Öcalan ile Hakan Fidan görüşmesi devam etti ve yaygınlaştı. BDP’li milletvekilleri İmralı, Kandil ve AKP üçgeninde siyasi spekülasyon başladı. Gerillaların sınır dışına çıma sinyali Güney Kürdistan’da taşınması ve güçlenmesi halinde G. Kürdistan’daki kazanımları PKK-KCK ile vuruşturmak ve yok etme planı perde arkasında art niyet beslendi. Bu maya tutmayınca Federal Bölge Başkanı’nın 2 yıl süreci uzatıp uzatmama tartışması çıktı. Ve arkasında Kürtlere sadece özgürlüğü isteyen PKK-KCK bu sefer de Kürdistan Ulusal Konferansın gerçekleştirme çabasındalar. Burada bir art niyet beslenmesi var, var ki bu tehlikelidir, kesinlikle PKK-KCK’larla konferans yapılmamalı. Açıkçası Kürtleri nasıl bir şekilde Ulus-Devlet taleplerinden caydırabilinir.

Bu 80 yıldır Kürtlerin başına taş yağıyor ve 80 yıldır Türk devletin darbesi Kürtleri yok etmeye çalışıyor. Türk devlet darbesinden kurtulmak için öncelikle Kürtlerin istedikleri yok, geri alabilecekleri tek topraktır ve toprağı üzerinde idaresini kendi öz halkı ile kendini idaresini kurmaktır.

Mısır devleti, Mısırlı halk ve halklar günümüze kadar Kürtlerin çıkarlarına karşı gelmiş ve sömürgeci ve asimile eden devletlerle işbirliği yapmıştır. Bendeniz de darbeye yana değil, insani yönden Mısır halkına başka bir gözle bakıyorum.

Sevgi ve Saygılarımla

Sevgi ve Saygılarımla
KutbettinO@t-online.de
Uluslar arasi Gazeteci ve Yazar









Copyright © KURDISTANA BAKUR-BIJI KURDISTAN Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2013-07-01 (628 Okuma)

[ Geri Dön ]



Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution