Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   Selahattin Demirtaş’a Açık Mektup   İLGİLİ HABERLER ve SINIRÖTESİ KÜRT DÜŞMANLIĞI   Faiz Cebiroḡlu:Hasip Kaplan demeci üzerine bir not..   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mustafa Elveren:HDP’yi İtibarsızlaştırmak İsteyenler Boşa Çıkarılmalı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Bülent Tekin:Selahattin Demirtaş'ın yeniden aday olmaması   Abschiebung nach Pakistan verhindern   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

242) Kutbettin Ozer:Darbe sadece Misir'da mi?-09.07.2013






Kutbettin Özer:Darbe sadece Mısır’da mı?-09.07.2013

Mübarek Hüsnü’ün devrilmesinden sonra Mısır halkı-halkları karmaşa içinde seçim sürecini başlattı. Seçimle başa geçen adam Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ne kadar demokrat olup olmadığı söz konusu

Ülke için mi yoksa çıkarı için mi, ne kadar hizmet ettiğini bilmeyen halk, uluslar arası arenada da nasıl bir hizmet vereceği meçhul. Acaba Muhammed Mursi ABD çıkarlarına ters mi düştü? Yoksa Arap medeniyetinde sevilmeyen biri miydi? Ja da İsrail ile Hüsnü Mübarek gibi çift telli oynayamadı.

T.C Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan, M. Mursi’yi ilk cephede bağrına bastı ve sıcak diplomatik temasa geçti. Daha önceden de Erdoğan’ın Esad Başer ile omuz omuza ilişkileri mükemmel yürüyordu. İki devlet arasında siyasi, ekonomik ve sosyal yardımlaşma antlaşması yapılınca ilk protokolü biliyorsunuz ‘’Sınırların kaldırması oldu’’.

Erdoğan ve Başer’in sıcak temastaki ilişkileri ilk cephede Kürtleri nasıl silip süpüreceklerini ve olmazsa olsa ki nasıl kullanacaklarının üzerinde gizli antlaşmaları oldu. Bu proje Avustralya, Büyük Britanya ve ABD programına ters düştü. Çünkü bu üç darbesiz yaşayan kıta ve ülke, Arap Birleşik ülkeleri hakkında ‘’Yeniden Boz ve Yeniden Tanzim et’’ projesi ilk cephede idi. Mursi başa geçtikten sonra Erdoğan Kahire Meclisin binasında çok büyük lokmalardan söz etti. Araplara açıkçası ders verircesine İsrail’e karşı korkmayınız, cesur olun dedi. ABD için tehlike yaratan Erdoğan’ı gizliden Amerika’ya çağırttı ve Kulağını çekerek bu büyük sözü ancak biz konuşabiliriz, haddini aşma dedi.

Kaddafi’nin devrilmesinden sonra Suriye’de de iç ayaklama oldu. Esad Başer Lübnan’dan beş bin kadar kiralıklı silahlı Hizbullah’ı Kürtlerin bölgelerine yerleştirdi. Hatta Esad Başer taraftar olan halkını bile silahlandırdı. Suriye halkların ayaklanmasına karşı Şam Hükümeti bütün silahlı gücünü kullandı ve binlerce insanlar öldürüldü. Hala bu iç isyan ve baş kaldırmalarla kan gövdeyi götürüyor.

Filistin’e giden Erdoğan’ın Mavi Gemisi İsrail polisleri tarafından yakalandı ve kanlı olay oldu. ABD bu mavi denizin olayından dolayı çok rahatsız oldu. Erdoğan Arap ülkelerinde lider konumuna geldi. Emperyalist ülkeler, Türk devletin tutumunu sevmedi ve Erdoğan’ın ilişiğe girdiği ülkelerde iç isyan tohumunu serpti. ABD, Suriye’de öyle bir halk isyanı çıkarttı ki kim kimi vurduğunu bilemez hale geldi. Sonradan Başer ile Erdoğan hazmedemeyecek derecede düşman kesildiler.

Erdoğan her yerde kendi hacminden büyük konuştu ve yarının ne olacağını hesaplamayarak kendi hazırladığı tuzağına kendi düştüğünün farkında olmadı. Yani Erdoğan nereye el uzattıysa o ülkede ‘’DARBE‘’ oldu. İran Devrim Muhafızları’n Besic milis güçlerinin komutanı Tuğgeneral Muhammed Rıza Nagdi, Mısır’dan sonra Türkiye’de de iktidarın devrileceğini dair dünya kamuoyuna mesaj verdi. Taksim-Gezi parkı olayı da Mısır olayının bir ilk başlangıcıdır dedi ve ABD ilk önce iktidarı kendi yerli halkın gözünden düşürmek ve halkını kendine çekerek devrim ile sonuçlandırmakla projeler hazırlıyor.

Eski Sovyet lideri Mihail Gurbaçov’a destek veren ve Sovyetler Birliğini bozan yine ABD planı ile gerçekleşen darbe sonucunun örneğidir.

Arap ülkelerinde ve Ortadoğu’da demokrasi işlemediği gibi Gerçekleşmesi de hâlihazırda demokrasinin geleceği de mümkün değildir. Oligarşi çarpık demokrasi güdümünde siyasi partiler kurulduğunda kendi siyasi çıkarlarına göre de partinin program ve tüzükleri hazırlanıyor. Devletin Anayasasının hazırlanması ve şekillenmesi halkların taleplerine göre değil azınlıkta (MİNİ) olan Meclisin hazır mevcut olan vekillerin keyfine göre çıkartılıyor. Yani Türk devletin Anayasası demokrasi şekillenmesine göre değil bilakis ideolojik Anayasa ile belirtilir. Bu Anayasada insan hakları lafta, hukuk lafta, azınlık milliyetlerin hakları ve güvence altına alma lafta, Adalet işlenmesi ve uygulanması lafta, Sendika kurulması sadece bir vitrin parçası ki, işçi sınıfını korumalar lafta, grev-lokavt ve her türlü eylem hakları lafta, sosyal güvenlik lafta, Eğitim ve öğretim eşitliği lafta, askeri hizmetler sadece kullanım enerjisi olarak kendilerini ve iktidarını korumak, gerici zühniyeti taşıyarak klasik üniter rejimden vaaz geçmeyerek keyfi sistemlere başvurmalar, Adalet binası dedikleri çatı altındaki mahkemelerde keyfi kararlar vermeler, Savcı isterse istediği insan hakkında sahte rapor çıkartılması ve tutuklama emri vermesi. v.s.

Osmanlı devrinden, Mustafa Kemal döneminden ve günümüzün idare sistemine dek demokrasinin gelmediğini kanıtlarım. Bu oligarşi demokraside, demokrasinin sapının bir ucundan tutan beğenmediğim AKP, iktidarı en iyisidir. Türk devleti için birçok yapılanma projesini gerçekleştirdi ve çalışan bir siyasi iktidar oldu. Çalıştığı ve üretkenliği kadar da cebini dolduran sömürgeci bir siyasi partiden öteye gitmedi.

Azınlık Etnikler için birçok Açılımlar açıp kapattı ama hiç birini gerçekleştirmeden tekrar toprağa gömdü. Erdoğan Kürt sorununda bazı adımlar attı ise de başarılı olamadı ve sektere uğradı. Muhalefet siyasi partiler MHP ve CHP’ye karşı Erdoğan güçlü iktidar olduğu halde hep yenilmeyi göz önüne aldı ve Kürt sorununda ileri bir adım atamadı. BDP, sözde Kürt siyasi partisi olurken bir Türk sol partisi olup ‘’Türklere demokrasi, Kürtlere Özgürlük’’ getireceğinin vaadinde mücadele veriyor. Kürt sorununu da Armut heybesine atarak Türk devletinde demokrasi, Kürtlere özgürlük mücadelesinde İmralı, Kandil ve Amed üçgeninde terleyip yerinde sayıklıyor. Erdoğan’ın verdiği boşluk ve fırsatları değerlendirmeden Kürtlerin Taleplerini sadece PKK genel Başkanın şahsına kurban etmeye çalışıyor.

BDP’nin Mısır’da ve her çeşit darbelere karşı olması iyi güzel ama sanki, T.C devletin Kürtlerin üzerinde ‘’Darbe’’ yokmuş gibi davranması Kürt sorunu için düşündürücüdür. Gelişmeyen ülkelerde ekonomik, siyasi, yaşam-sosyal birliği ve kültür sıkıntıları haddinden fazladır. Bunun yanında etnik ve din-mezhep farklılıkların güvence altında olmadığının kanıtıdır. Başta İslam ülkeleri gelişmemeyi yeğlediği için geri adım atma tek adam olma üslubu olmuştur. Arap İslami medeniyetinde ve Ortadoğu ülkelerinde ve de Türkiye’de de ‘’Tek Adam’’ olma idareciliği modaların modeli olmuştur. Emperyalist ülkeler de zaten geri kalmış ülkelerde demokrasi bayrağının kaldırmasına karşıdır. Ki, emperyalistler her zaman için adaletsizliği, hukuksuzluğu ve insan yaşama hukukunu kendi dışında istemediği savaş-barış ve dövüştür bilânçosudur. Bir taraftan ekonomik sıkıntılara yer verilirken, diğer taraftan ekonomik çıkarlar ön planda geliyor.

Mısır ve Suriye’ye benzetme ve gerçekleştirme projesi;

Erdoğan’ın planladığı Mit Müsteşarı Hakan Fidan önce Oslo görüşmesini PKK-KCK ile görüştü, yarıda kalan görüşme ise Tutuklu ve irade özgürü olmayan A. Öcalan ile Hakan Fidan görüşmesi devam etti ve yaygınlaştı. BDP’li milletvekilleri İmralı, Kandil ve AKP üçgeninde siyasi spekülasyon başladı. Gerillaların sınır dışına çıma sinyali Güney Kürdistan’da taşınması ve güçlenmesi halinde, G. Kürdistan’daki kazanımları PKK-KCK ile vuruşturmak ve yok etme planı perde arkasında art niyet beslendi. Bu maya tutmayınca Federal Bölge Başkanı Kek Mesud Barzani’nin 2 yıl süreci uzatıp uzatmama tartışması çıktı. Ve arkasında Kürtlere sadece özgürlüğü isteyen PKK-KCK bu sefer de Kürdistan Ulusal Konferansın gerçekleştirme çabasındalar. Burada bir art niyet beslenmesi var, emini var ve bu tehlikelidir, kesinlikle PKK-KCK’larla konferans yapılmamalı. Açıkçası, PKK-KCK; Kürtleri nasıl bir şekilde Ulus-Devlet taleplerinden caydırabilinir.

Bu 80 yıldır Kürtlerin başına taş yağıyor ve 80 yıldır Türk devletin darbesi Kürtleri yok etmeye çalışıyor. Öncelikle Kürtlerin istedikleri, geri alabilecekleri tek şey topraktır ve kendi coğrafyası üzerinde öz halkı ile idari sistemini kurmaktır. Bu talepte Kürtlerin temel hakkıdır.

Mısır devleti, Mısırlı halk ve halklar günümüze kadar Kürtlerin çıkarlarına karşı gelmiş ve sömürgeci ve asimile eden devletlerle işbirliği yapmıştır. Bendeniz de darbeye yana değil, insani yönden Mısır halkına başka bir gözle bakıyorum.

Sevgi ve Saygılarımla

Kutbettin Özer / KutbettinO@t-online.de

Uluslar arası Gazeteci ve Yazar



















Copyright © KURDISTANA BAKUR-BIJI KURDISTAN Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2013-07-11 (499 Okuma)

[ Geri Dön ]



Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution