Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Mustafa Elveren:“Bol Keseden Ahkâm Kesmek” Ve Hazıra Konmak   Sinan Çiftyürek:Kudüs Kimin ya da Kimin Olduğuna Karar Verici Kimler?   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Mim Yavuz Binbay:ABD YÖNETİMİNİN KUDÜS KARARI BARIŞA DEĞİL KAOSA HİZMET ETMEKTED   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Îbrahîm Güçlü:Navê Kurdistanê Guhertin Destpêka Jiholêrakirina Dewleta Federal E   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Siyaset


Mim Yavuz Binbay:SURİYE SORUNU (KATLİAMI) ÇÖZLÜYOR MU ?-29.11.2017
Son dönemde Suriye’de 6 yıldır devletlerin vekâlet savaşının Suriye halklarına dayattığı katliamlara varan savaşta Astana, Soçi ve Cenevre toplantılarıyla siyasi çözüm sürecine girildiği ile ilgili haberler yoğunluk kazandı.

Bu savaşı kimler ne amaçla kurguladı ve hangi güçlerle uyguladı? Kimler sona erdiriyor?

Bu savaşa Suriye halkları Araplar, Süryaniler, Kürtler, Türkmenler karar verip başlatmadı!

Bu savaşı başlatan Arap baharı adı altındaki Arap coğrafyasında Arap katliamını başlatan küresel güçler önce özel kuvvetleriyle kurguladı ve başlattı. Daha sonra uluslararası terörist katliam örgütü olan DEASH, El Kaide ve küresel güçlerin vekâleti altındaki örgütler marifetiyle iç savaşa dönüştürüldü.

Savaşın devam ettiği 6 yıl boyunca hiçbir evrede Suriye halklarının dinamiklerinin hiçbir inisiyatifi olmadığı gibi dikkate alınmak bir yana kââle dahi alınmadı. Bir soykırıma ve halklar arasında yüzyıllık düşmanlık tohumlarının ekilmesine sebep olan savaşın her evresinde küresel güçler ve bölge devletlerinin insiyatifi egemen oldu.

Bugün çözüm olarak sunulan bu süreçte de Bir tarafta bölge ülkeleri küresel bir güç olan Rusya’nın inisiyatifindeIran-Türkiye- Lübnan ve Irak’ı diğer bir küresel güç ve bu coğrafyadaki kaosun asıl müsebbibi ve kurgulayıcısı küresel güç olan ABD inisiyatifinde koalisyon adı altında (neyin koalisyonuysa?) AB-Suud ailesi ve İsrail’i görmekteyiz. Asıl muhatap olması gereken Suriye halklarının esamesi bile kaale alınmamaktadır.

Ateşkes veya bölgenin yeniden şekillendirilmesi konusunda yapılan tüm toplantılarda özellikle başta bu kaotik senaryonun kurucuları ABD ve Rusya olmak üzere her boydan ve soydan güçler konuşuyor ancak başta Araplarve diğer bölge halklarını temsilen konuşmalar ya ciddiye alınmayacak kadar zayıf veya hiç yok!

Süreç süper güç ABD'nin Ortadoğu politikası ile bölgesel güçlerin rekabeti arasında şekilleniyor. Bir karadeliğe dönüşen bu kutuplaşma bölgeyi gittikçe derinden etkiliyor.

Önce özel kuvvetlerince konuşlandırılıp yönetilen katliamcı DEASH çetelerine işgal ettirilerek, daha sonra bombardımanlarla taş üzerine taş kalmayan Musul, Halep, Ayn-el Arab/Kobané vb. bir harabeye dönen şehirlerikurtardıklarınıhayâsızca iddiasını yutturan güçler keriz bölge halklarıuyanıp neyi “kurtardıkları” sorusunu soramayacak haldeyken gene kendilerinin kurguladıkları bölge halklarının dinamiklerini saf dışı bırakarak “siyasi çözüm” senaryosunu kendi aralarında devreye soktular.

Bu “siyasi çözüm” senaryosunun aktörleri kim? Rusya-İran-Türkiye ve ABD! Peki, bu kirli vekâletler savaşında yaşam alanları olan şehirleri harabeye dönen bölgenin asıl sahipleri Araplar-Süryaniler-Kürtler-Türkmenler-Ermeniler bu çözüm senaryosunun neresinde?

Suriye coğrafyasının büyük bölümünde ABD ve Rusya bayrakları dalgalanıyor ve bu bayraklarındalgalandığı alanlar dokunulmaz konumdayken bölge halklarının güçlerinin konumlandığı bölgeler katliama varan savaş suçlarınınolağanlaştığı ve ABD-Rusya gibi küresel güçlerin lütuflarıyla ateşkes uygulanan alanlar durumunda.

Günümüze kadar uygulanan senaryolarda bu coğrafyanın asal halkları olan Araplar-Kürtler-Ermeniler-Süryaniler-Êzidiler-Türkmenler bir argüman olarak kullanılmış ancak asla kaâle alınmamıştır. Senaryolarda en iyimser yaklaşımla işbirlikçi tahsildar veya figüran olarak kullanılmışlar.

Bu senaryoların sonucunda bu coğrafyanın tüm halklarına işletilen insanlık suçlarına varan katliamlar, etnik temizlik ve soykırımlar sonucunda birbirine düşman edilmiştir. Halklar (Kürtler-Araplar-Süryaniler-Ermeniler vd.) parçalanarak işbirlikçi tahsildar ve jandarmalık görevi ile görevlendirilen rejimlerin insafına terkedilmiştir. Bu rejimler tarafından “kontrol” altında tutmak amacıyla uygulanan red-inkâr ve asimilasyoncu baskıcı politikalar sonucunda düşmanlıklar diri tutulmuş ve bu yüzyılın başında ekilen tohumlar bu politikalar sonucunda bugün uygulanacak senaryolar için olgunlaştırılmıştır.

Bugün uygulanan senaryo olgunlaştırılan bu tohumların ve aynı anlayışla gelecek yüzyılda jandarma ve tahsildar seçimi için ekilecek tohumların senaryosudur. Uygulanan senaryo 20. Yüzyılda uygulanan senaryonun 21. Yüzyıl versiyonudur. Hafızamızı biraz zorlayıp o dönemdeki demografik yapı üzerinde oynan oyunları ve oyuncuları hatırlarsak aslında senaryo ve başrol oyuncuları aynı sadece yardımcı oyuncular ve figüranları değişik. Sahi uzun yıllardır, emperyalist ülkelerin coğrafyamızda yaşanan trajediye maruz kalanlara birbirlerini daha fazla katletsin diye silah yardımı dışında yardım gönderdiğini duyan oldu mu?

Oyun kurucular bu coğrafyaya eğittikleri paralı askerlerini konumlandırarak bu coğrafyayı bir kaos bölgesine çevirdiler. Bunu yaparken daha önceki senaryolarında kullandıkları demokrasi, halkların özgürlüğü gibi çeşitli argümanlar kullandılar. Kaosa sürükledikleri halklardan işbirlikçiler devşirerek yeni işbirlikçi tahsildarlar oluşturmak karşılığında destek vaadiyle hamiliğe soyundular. Oysa düşündüğümüzde bu kaosun müsebbibi hamiliğe soyunan bu emperyalist güçler değil mi?

Amerika ve Rusya iki katliam savaşında devşirdikleri palazlanan işbirlikçilerinin yerine bu devlet-altı aktörlere sadece vaatlerde bulunarak önümüzdeki yüzyıl için yeni işbirlikçi devşirmeler yaratmaya veya palazlanan eski işbirlikçilerine ve başarıya ulaşması durumunda ciddi bir güç haline gelen AB’ne ayar vermeye çalışmaktalar. Bu kirli oyunda AB ve bölge ülkeleri gözden çıkarılmış ve vekâlet savaşları, terör saldırıları ve göç dalgalarıyla bu kirli oyunun hedefi haline gelmiş durumdalar.

İki emperyalist güç ahlaksızca paylaşım senaryolarını açıkça ifade ediyor ama en onursuz davranış bazı bölgesel güçlerin bu hayâsız paylaşım oyununda figüran olmak, bir yüzyıl devşirmeleri olabilmek için yarışmalarıdır. Bu onursuz politikalarını halklarına marifetmiş gibi sunmalarıdır.

Önce bu katliam “Arap Baharı” senaryosu adıyla, demokratikleştirme kisvesi altında tüm Arap ülkeleri istikrarsızlaştırıldı. Daha sonra “Bijî Obama” tezahüratlarıyla bombardıman şovlarına başlandı ki, bu şovlar sonucunda Ayn’elArab/Kobané yerle bir oldu, binlerce Arap ve Kürt genci tavşana kaç tazıya tut yöntemiyle DEASH katillerine katlettirildi. “Rusya’dan barış için önemli atak”, “DEASH yenilgiye uğratıldı” şeklinde sergilenen senaryolar, halkların aklıyla dalga geçercesine anavatanlarımızla ilgili sanki bu soykırım senaryolarının azmettiricileri ve sorumluları onlar değilmiş gibi, babalarının malıymışçasına paylaşım veya nafile sonuçsuz toplantılarını, hangi grubu destekleyip silah vereceklerini barışa umut ve tek çözüm olarak sunmaktadırlar.

Bu savaş ve insanlık suçlarının sorumluları kim?

Sizler, bu toplantıları düzenleyenler; ajanlarınız aracılığıyla yıllarca anavatanımız Beyt-nahreyn/Mezopotamya’yı istikrarsızlaştırma hazırlıkları yapmadınız mı? DEASH denen uluslararası katliam ordusunu sizler organize edip besleyip, palazlandırıp, bölgeye yerleştirip, ajanlarınız aracılığıyla konumlandırıp katliam senaryolarınızı uygulatmadınız mı? Bu katliamların ve şehirlerimizin harabeye dönmesine sebep olan bombardımanları yapan sizler değil misiniz?

Bölge ülkeleri ve bölge halklarının dinamikleri konumunda olan güçler bu soruların cevaplarını küçük hesaplar peşinde koşmadan kendi dinamiklerini esas alan yöntemlerle arayarak çözümler üretmelidirler.

Öyle gözüküyor ki, bizler senaryonun kurucularının bölge halklarıyla alay edercesine attıkları nutukları tartışıp, provokasyonlarıyla birbirimizi kırmaya devam edeceğiz. Oysa onlar, her yüzyılda olduğu gibi halkların kanı üzerine kurdukları hayâsız senaryolarının sonucunu netleştirmiş durumdalar.

Çözüm, filan emperyalist güçle ilişkim var onursuzluğuyla emperyalist güçlere halklarını bir yüzyıl daha esaret altına alacak devşirme politikalarında değil, tarihten ders çıkararak, kendi dinamiklerine dayanan politikalarla mümkündür.Kasapla kuzunun ortaklığı olamaz!

Not:Irkçı devşirmelerin köşe yazılarında beni hedef göstermesi konusunda duyarlılık gösterip gazetelerinde yer veren, mail yollayıp telefon açıp destek veren dostlarıma teşekkür ediyorum.

Mim Yavuz Binbay
İletişim adresi : araskem@gmail.com


Mim Yavuz Binbay:DEVŞİRMELER – MANKURTLAR VE IRKÇILIK-29.11.2017
Son dönemde her geçen gün şahsıma ve mensubu olduğum Arap-Arami etnisitesine yönelik hedef gösteren ve tehdit içerikli insanlık, nefret ve hukuksal suçlar kapsamında değerlendirilen ırkçı saldırılar yoğunluk kazanmıştır.

Niyetim bu ırkçı Devşirmeleri ve Mankurt’ları yazımda yer vererek meşhur etmek değil, aidiyetlerini ve insanlık suçları arasında kabul edilen köhne ırkçı zihniyetlerini teşhir etmektir. Onları bu tabirle adlandırıyorum çünkü avukatlarımızın bu kişiler hakkında yaptıkları araştırmada histerik bir ırkçıanlayışla savundukları etnisiteye ait olmadıkları bahsiyle bu tabire uygun kişilerdir.

Benim etnik aidiyetim dönemin en makbul ilim ve bilim adamlarından Tilmizi ve dönemin dört âliminin mühürleriyle tasdik edilmiş 1’600 yıllıkaile şeceremde babam tarafından dönemin Mekke prenslerinden, Hz. Muhammed SAV. Allah’ın kılıcı olarak adlandırdığı, döneminin Şam ve Beyt-nahreyn/Mezopotamya valisiHalidibnVelid, Diyarbakır’da metfun oğlu Hz.Süleyman veSiirt/Tillo medreselerinin kurucusu Şeyh Abdulkadir Gaylanîtarafından Kutup ûlAktap olarak adlandırılmış Şeyh Hamza ûlKabîr’in torunu Siirt vilayetinde ilk medresenin kurucusu Şeyh Süleyman soyundan geldiğim tescil edilmektedir. Yani aile şecereme göre ben ve ailem 1’400 yıldır bu coğrafyada ikamet etmekteyiz.

1’400 yıldır, her dönemde bu tür anlayışların saldırılarına maruz kalmamıza rağmen emanet olarak adlandırdığımızTasavvufun edebiyle Hallacı Mansur, Ibn-îl Arabî vb. gibi ilim ve bilim ışığını bulunduğumuz coğrafyada birlikte yaşadıklarımızla ırk, din, cinsiyet ayırımı gözetmeksizin paylaştık, paylaşıyoruz ve her dönemde olduğu gibi eserlerimizle paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu hedef gösteren ırkçı Devşirmelere ve Mankurt’lara hodri meydan diyerek kendi aidiyetlerini ve bu coğrafyadaki mevcudiyetlerinin süresini açıklamaları çağrısında bulunuyorum! Aslını inkâr eden HARAMZADEDİR – DEVŞİRMEDİR – MANKURT’tur.

Bu provokatör ırkçı anlayışa sahip provokatörler bu tür hedef göstermeleriyle her dönemde birçok değerli şahsiyetin katledilmesine sebebiyet vermişlerdir. Tüm demokrasi güçlerine ve yetkililere, bu anlayışın sahibi provokatörleri teşhir ederek hukuk önünde hesap vermeleri için çaba göstermeleri çağrısında bulunuyorum. Bu konuda tüm hukuksal girişimleri en kısa zamanda başlatacağımı belirtmek istiyorum.

Tarih bilgisinden yoksun, Tarihi sloganlarla şekillendireceğine inanan, Sümerleri bile Türk sayan Güneş dil teorisi olarak adlandırılmış izandan yoksun bir anlayışa sahip, karanlık odaklara mensup olan bu kişiler Türkiye’de yaşayan 26 etnisiteyi 100 yıldır yok sayan paradigmanın yansıması olan Halklarımızı (Sami halk toplulukları Arap-Arami-Süryani vd.) hedef alan yazılarını muhatap almaktan çok temsil ettikleri anlayışa cevap hakkımızı kullanma gereği elzem olmuştur.

Suriyeli savaş mağduru soydaşlarımızın ırkçı-basiretsiz-siyasi ahlaktan yoksun bir şekilde iç siyaset malzemesi yapmaya devam eden bu anlayışa ve sözcüleri olan Yazarlara, siyasetçilere ve onların etkisindeki Devşirme ve Mankurt’lardan oluşan güruhlara açıklamalarımızdan birkaç satır cımbızlayarak kendi ırkçı provokasyonlarına alet edeceklerine açıklamalarımızın tamamını okumalarını tavsiye ediyoruz.

Tüm ırkçıprovokasyonlarını savaş mağduru soydaşlarımız üzerine kuran bu anlayışacımbızlayarak birkaç satırını aldıkları mesajımızdaki bu paragrafla bu anlayış sahiplerinin ya art niyetini veya cahilliğini net olarak ortaya koymak istiyorum. “Halklarımızı sadece emperyalist küresel güçlerin kirli planları kapsamında tüm Arap coğrafyasında devam eden savaşın barbarca katliamlarından kaçan soydaşlarımızla sınırlayan akıldan izan tarih bilgisi cahili ve özürlü odaklara biraz tarih okumalarını tavsiye ediyoruz. Halklarımız Sami halk toplulukları olarak binlerce yıldır bu coğrafyanın asal unsurları olarak yaşamaktadırlar. Halklarımız tarihçiler tarafından tarihin ilk imparatorluğu kabul edilen AramiAKAD imparatorluğunun kuruluşundan beri, dünya medeniyetlerine ışık tutan Mezopotamya medeniyetinin kurucuları olduğu gibi, Osmanlı imparatorluğunun kültürel yapısının ana omurgasını oluşturmuş, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşunun ve kültürel yapısının önemli etkenlerinden birini teşkil etmiştir. Açıklamalarımızda bahsettiğimiz 10 milyon civarındaki Arap-Arami kökenli nüfus yüzyıllardır bu coğrafyada yaşayan Türkiye Cumhuriyetinin asli vatandaşıdır. Bu odaklara bu coğrafyanın bin yıl hatta kapasiteleri yetiyorsa iki bin yıl öncesinden günümüze kadar ki demografik yapısı hakkında bilgi edinmeleri tavsiyesinde bulunuyoruz. Bu odakların hukuk sistemimizde suç teşkil eden nefret suçu içeren ırkçı-faşist söylemlerine ve tehditlerine rağmen yasalarımızın tüm vatandaşlarına tanıdığı meşru zeminde Halklarımızın haklarını her platformda savunmaya devam edeceğiz. Biz bu ülkenin asal unsuruyuz ve olmaya devam edeceğiz.”

Beni tanıyanlar haklı olduğumda bedeli ne olursa olsun hiçbir tehdide papuç bırakmayacak bir kişiliğe sahip olduğumu da bilirler.

Ama bu sefer yakın geçmişte sevgili HrantDink’e ve daha önceleri birçok şahsiyete yönelik yaptığınız gibi kirli provokasyonunuz tutmayacak ve hukuk önünde hesap vereceksiniz!

Mim Yavuz Binbay
İletişim adresi : araskem@gmail.com

Ek.Tarihi Wed Nov 29, 2017 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Siyaset:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 6


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution